İçeriğe geç

ÜÇ HAYAT,BİR GÜNAH

Bölüm 3 · 4 dk okuma

ÜÇ HAYAT,BİR GÜNAH

Bölüm 3

BEN HERYERDEYİM

Noa'nın nefesi düzensizleşmişti.Gözbebekleri odanın içinde sağa sola savruluyordu.Sanki herkesin göremediği bir şeyi görüyordu.Bir anda monitörü işaret ederek çığlık attı.

"EKRANI KAPATIN! KAPATIN ŞU EKRANI!! HER YERDELER! HER YERDE!!"

Hemşirelerden biri panikle monitörün fişini çekmeye çalıştı.

"Doktoru çağırın!"

"Çabuk!"

Alarm sesi koridorun sessizliğini paramparça ediyordu.Noa kulaklarını kapattı.

"Hayır... hayır... susun..."

Sanki odanın her köşesinden aynı anda yüzlerce fısıltı yükseliyordu.

"...Hatırla..."

"...Bir borç için..."

"...Söz verdin..."

"Borcumuzu ödeyecektik..."

"Hamile bir kadını öldürdün sen..."

Noa başını iki yana salladı.

"Kesin..."

"Ne olur... kesin..."

Tam o sırada Sae kalabalığın arasından herkesi ittirerek geçti

Hiç kimseyi dinlemedi.Ne annesini...

"DOKTOR SAE NE YAPIYOR-"

Ne hemşireleri...

Doğruca Noa'nın yanına gitti.Yatağın kenarına diz çöktü.Hiç tereddüt etmeden titreyen elini Noa'nın elinin üzerine koydu.Noa'nın buz gibi parmakları istemsizce onun elini sıktı.Sae yumuşak ama kararlı bir sesle konuştu.

"Buradayım."

Noa'nın nefesi hâlâ düzensizdi.Sae, gözlerini kardeşinin gözlerinden ayırmadı.

"Burada olan ne, Noa?"

"Söyle bana..."

Noa'nın dudakları aralandı.Bir şey söylemeye çalıştı.Ama sesi çıkmadı.Boğazına düğümlenen korku, kelimelerin dışarı çıkmasına izin vermiyordu.Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.Yavaşça başını kaldırdı.Karşısında sadece Sae vardı.Yıllardır ilk kez...Kendisini gerçekten dinleyecek birinin gözlerine bakıyordu.

Dudakları titredi.

"Abi..."

Sesi fısıltıdan bile zayıftı.

"Ben..."

Cümlesi yarım kaldı.Bakışları yeniden odanın boş bir köşesine kaydı.Yüzündeki bütün renk çekildi.Sanki orada biri duruyordu.Noa, korkuyla tekrar Sae'ye baktı.Konuşamıyordu.Sadece titreyen gözleriyle abisine bakıyor, yardım ister gibi onun elini daha da sıkıyordu.Sae, Noa'nın baktığı köşeye döndü.Orada hiçbir şey yoktu.En azından... diğer herkes için.

Noa'nın dudakları titriyordu.Gözleri hâlâ odanın aynı köşesine kilitlenmişti.Sae, elini biraz daha sıkıca tuttu.

"Noa..."

Noa'nın sesi, boğazına düğümlenen nefeslerin arasından güçlükle çıktı.

"Abi..."

"...Ben..."

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

"...Ben her yerdeyim..."

Sae'nin kaşları çatıldı.

"Ne demek istiyorsun?"

Noa başını iki yana salladı.

"Ben...hatırlıyorum"

"Neyi?"

Noa gözlerini sımsıkı kapattı.

"Bir kadın,hamile..."

"Kim olduğunu bilmiyorum..."

"Sonra..."

"Elimde bir silah..."

"Yağmur yağıyor..."

"Kan var..."

Nefesi hızlandı.

"Sonra kadının yanındaki adamla bakışıyorum..."

"Kadın ölü..."

"Bebek öldü..."

Noa bir anda irkilerek gözlerini açtı.

"Hayır..."

"Hayır..."

"Bu ben değilim..."

Ellerini başına götürdü.

"Ama hissediyorum."

"Onların acısını hissediyorum."

"Acılarını hissediyorum."

"Ölümlerini...

"Ama kadının ölümünü değil..."

Sae sessizce onu dinliyordu.

Noa'nın anlattıkları bir kâbus gibi görünüyordu, ama yüzündeki korku rol yapılamayacak kadar gerçekti.

"Abi..."

"Birinin ağladığını duyuyorum."

"Birinin nefes alamadığını..."

"Bir başkası ise..."

Noa'nın sesi neredeyse duyulmayacak kadar inceldi.

"...Gülümsüyor."

Sae derin bir nefes aldı.

"Peki sen neredesin?"

Noa boşluğa baktı.

Uzun süre cevap vermedi.

Sonunda fısıldadı.

"...Bilmiyorum."

"Hangisi gerçek ben..."

"...Onu da bilmiyorum."

Odanın içini ağır bir sessizlik kapladı.

Sae, kardeşinin alnına düşen saçları usulca geriye itti.

"Dinle beni."

"Sana ne olmuş olursa olsun..."

"Ne görürsen gör..."

"Bunu tek başına yaşamayacaksın."

Noa, gözyaşları içindeki bakışlarını yavaşça abisine çevirdi.İlk kez yüzündeki panik, yerini küçücük bir güven kırıntısına bıraktı.Tam o anda...Noa'nın bakışları yeniden kapıya kaydı.Bu kez gözleri dehşetle büyüdü.Titreyen parmağıyla kapıyı işaret etti.

"...Abi..."

"...O da bizi görüyor."

"Çok tanıdık,demiri hissedebiliyorum"

"Elime dokundurduğum,bu bir demir,silah,kadın ama kadın hamile,yanındaki adam korkmuş"

Noa'nın gözleri irileşti.

Noa'nın çığlığı bütün katı inletti.

"...Abi! Neden bana silah tutuyor?! Abi, bir şey yap! Öldürecek beni!"

Panik içinde kolunu savurdu.İğne yerinden fırladı.Serum hortumu koparken kolundan ince bir kan çizgisi süzüldü.Hemşireler koşarak üzerine atıldı.

"Noa, dur!"

"Yapma!"

Ama Noa artık onları duymuyordu.Gözleri, yalnızca kendi gördüğü sahneye kilitlenmişti.

"Hayır..."

"Yaklaşıyor..."

Yataktan doğrulmaya çalıştı.Fakat sanki görünmez zincirler bütün bedenini yatağa bağlamıştı.

"Abi!"

"Neden kalkamıyorum?!"

"Buraya doğru geliyor!"

Sae iki eliyle Noa'nın omuzlarını tuttu.

"Noa!"

"Bana bak!"

"Sakinleşmelisin!"

Noa'nın nefesi kesik kesikti.

"Silahı bana doğrulttu..."

"Tetiğe dokunuyor..."

"Abi..."

"Ben ölmek istemiyorum..."

Sae, kardeşini kendine doğru çekti.

"Kimse sana dokunmayacak."

"Ben buradayım."

Noa'nın gözleri bir anlığına Sae'nin gözleriyle buluştu.Ardından yavaşça kapanmaya başladı.Doktorun verdiği sakinleştirici etkisini göstermişti.Çığlıklar yerini hıçkırıklara bıraktı.Son duyduğu şey Sae'nin sesi oldu.

"Uyu..."

"Ben yanındayım."

2 HAFTA SONRA

Noa, gözlerini yavaşça açtı.Bu kez karşısında hastanenin beyaz tavanı yoktu.Kendi odasındaydı.

Pencereden içeri süzülen sabah güneşi, odanın ahşap zeminine sıcak bir ışık bırakıyordu.Masasının üzerinde okul kitapları, yarım bırakılmış eskiz defteri ve kurumuş bir saksı çiçeği duruyordu.Her şey tanıdıktı.Kapı hafifçe tıklandı.

"Uyanık mısın?"

Sae elinde bir bardak suyla içeri girdi.Yüzündeki yorgunluk tamamen geçmemişti ama gözlerinde ilk kez biraz olsun huzur vardı.

"Günaydın."

Noa doğrulurken başı hafifçe döndü.

"...Ne kadar uyudum?"

"İki hafta."

Noa şaşkınlıkla ona baktı.

"İki hafta mı?"

Sae başını salladı.

"Doktorlar yoğun ilaç tedavisi uyguladı. Vücudunun ve zihninin dinlenmeye ihtiyacı vardı."

Noa sessizce odasına baktı.Garip bir şekilde...Fısıltılar yoktu.O dayanılmaz soğukluk da.İlk kez uzun zamandır zihni sessizdi.Sae, yatağın ucuna bıraktığı okul üniformasını işaret etti.

"Bugün okula dönüyorsun."

Noa üniformaya uzun süre baktı.İçinde tarif edemediği bir tedirginlik vardı.

"Ya tekrar olursa?"

Sae, kız kardeşinin omzuna hafifçe dokundu.

"O zaman bu kez tek başına olmayacaksın."

Noa derin bir nefes aldı.Sessizce başını salladı.Belki de normale dönebilirdi.Belki de bütün bunlar gerçekten geride kalmıştı.Üzerini giyinip okul çantasını omzuna aldı.Evden çıkmadan önce aynanın karşısında kısa bir an durdu.Yansımasına baktı.Tam arkasını dönecekken...Aynadaki yansıması bir anlığına gülümsemeye devam etti.Oysa Noa gülümsememişti.Gözlerini kırptığında her şey normale dönmüştü.

"..."

Noa hiçbir şey söylemedi.Çantasının askısını biraz daha sıkıca tuttu.Ve okulun ilk gününe doğru yürümeye başladı.

Onu nelerin beklediğinden habersiz bir şekilde...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

4. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

2 yorum