"İklim hadii geç kalıcaz!" Abimin son bağırışıyla spor çantamı alıp hızlıca evden çıktım. Seri bir şekilde ayakkabılarımı giyerken başımı kaldırıp abime baktım. Motoruna oturmuş söylenerek dik dik bana bakıyordu.
"Abi yaaa."
"Ne abi yaaası kızım yarım saattir dışarıda seni bekliyorum."
"Ama şimdi neden diye bir sor bana"
"Hayır."
Tam açıklamak için dudaklarımı aralamıştım ki beynimde hayır kelimesi yankılandı. Bana hayır mı demişti ya o. Burda neden demesi gerekmiyor muydu? O anın siniriyle kaşlarım çatıldı ve bu sefer ben ona dik dik bakıyordum. O ise yüzüme pis pis sırıtıyordu. Ah ah abi değilmi yaş maş fark etmiyor.
Sinirle cevap vermeden kaskımı taktım ve kendi motoruma bindim. O da bir şey demden motoruna bindi ve yola çıktık. Bugün il genelinde yarışma vardı. Abim ise maçı izlemek için zar zor izin almıştı. O yüzden ona trip atmak istemiyordum. Normalde de trip atan biri değilim ( şüpeli) ama reglim yaklaştığı için iyicene duygusal oluyordum.
15 dakika sonra...
Yarışmaların olcağı yere gelmiştik. Kaskımı çıkarıp abime doğru ilerledim.
"Abi..." Birden gözlerim doldu. Hay lanet gözyaşı neden birden bire ortaya çıktın ki.
Abim anında beni göğsüne çekip sarıldı ve saçlarımın üstünü öptü.
" İklim... Abicim özür dilerim. Ben şaka diye öyle yapmıştım."
" Biliyorumm."
" E o zaman? Sen bu ara iyice duygusallaştın regl filan mı oldun." Burnumu çekip yanıtladım. Regl zamanları abim beni alttan alır, sürekli çikolata filan getirirdi. Bazı insanlar abime söylememe kızıyor, ayıplıyordu. Ama insanlar şunu anlamıyor regl ayıp bir şey değil.
" Hayır ama yaklaştı ondan."
Abim gülüp saçlarımı okşadı. Ardından içeriye doğru adımlamaya başladık. İçerisi dop doluydu her yer tezahürat yapan insanlarla doluydu.
O sırada yanımıza abimin arkaşı Çelik geldi.
" Ooo Rüzgar nasılsın lan." Birbirleriyle tokalaşıyorlardı.
"İyiyim Çelik sen ne yaptın." Tokalaşmaları bitince Çelik bana sarıldı.
" Kız İklim anasını ağlat onların tamam mı?"
"Tamam abi sen istedin ya neden olmasın." Çelik abi tamamen keko kelimesinin vücut bulmuş haliydi ama yinede iyi bir insandı. Abim son kez bana sarıldıktan sonra kulağıma fısıldadı.
"Sana güveniyorum İklim. "
Ardından Çelik abiyle beraber seyirciler için ayrılan bölüme doğru ilerlemeye başladılar. Onlar gittikten sonra bende soyunma odasına gittim ve maçta giyceğim kıyafetleri giydim. Ardından kırmızı bandajımla eldivenlerimi aldım. Herkes hocasıyla beraber ısınmaya başlamıştı. Etrafta kendi hocamı aramak için etrafta göz gezdirirken. Bana el sallyan hocamı gördüm.
"İklim."
" Michael." Michael benim 8 yıldır antrenörümdü. Michael'ın babası türk, annesi İngilizdi. Babası ne kadar türkçe bir isim istesede karısı istemediği için ismini mecbur Michael koymuşlardı. Gerçi Michael'da ismini seviyordu ama neyse. Michael' la artık aramızdaki bağ öğrenci hoca değil de, abi kardeş gibiydi.
"Nasılsın İklim."
"İyiyim sen nasılsın."
" Bende iyiyim de, hadi ısınmaya başlayalım yoksa maça çıkamıyacaksın."
"Tamam, hadi hadi."
Yaklaşık 10-12 dakika boyunca ısındıktan sonra Michael sesiyle ısınmayı bitirdim.
O sırada üzerimde hissettiğim bakışla başımı çevirdim. Ve bana bakan bir çift kahverengi gözle karşılaştım. Gözleri nedense çok hoş gelmişti oturup sabaha kadar izleyesim geliyordu lakin klasik kahverengi gözdü neden böyle hissediyordum bilmiyorum. Daha fazla dayanamayıp gözlerimi kaçırdım.
O sırada Michael seslendi. " Hayırlı olsun İklim."
"Ne!" dedikleriyle şoka uğramış şekilde Michael'a baktım.
"O çocuk sen ısınmaya başladığından beri dönüp dönüp sana bakıyordu."
"Ne?" Şok üstüne şok yaşıyordum.
"Bu arada yakışıyorsunuz kız ne dersin?"
"MİCHAELL!"
"Tamammm, sustumm."
Yaklaşık iki üç dakika sonra yarışmacılar ringe çıkmaya başladı. İki ayrı ring vardı. Birinde kızlar yarışıyor, birinde erkekler yarışıyordu. Rakiplerim yarıştıkça stresim artıyordu.
"Korkma. Sen yenersin bunları." Gelen sesle arkama döndüm. Ve yine o kahverengi gözlerle karşılaştım. Sesi çok güzeldi. Sesi neden bu kadar güzeldi acaba ya?
" Bana mı dedin?" Onaylarcasına başını salladı.
" Korktuğumu nereden çıkardın acaba?"
"Ellerinden."
"Ellerimden?"
"Ellerin titriyor ya o yüzden dedim."
Hemen bakışlarımı ellerime çevirdim. Ellerim cidden zangır zangır titriyordu. Ellerimi anında yumruk yapıp arkama aldım.
Bu davranışıma kısa bir şekilde güldü.
" Tamam görmedim ben." Şaka yaptığını bilsemde sinirlenmiştim.
" Ya sen sapık mısın benimi takip ediyorsun uza git kardeşim ya!" Kaşlarını çattı ve hacimli dudaklarını araladı.
"Seni rahatsız mı ettim?"
"EVET. Amacın ne senin SAPIKMISIN SEN?" Etraftaki insanlar bağırdığım için bize bakıyordu ve çoğu son dediklerimi duymuştu.
Hassiktir... Bunu dememem gerekiyordu. Hele ki bağırarak. Aferin böyle yap İklim ufak İlgi gör sonra git ağzına sıç.
Bu dediğim aptalca şeyden sonra yüzü düştü ve bir adım geriye gitti.
" Ben... Ben öyle demek istemedim özür dil-"
Lafımın bitmesine izin vermeden lafa atladı.
" Özür dilemene gerek yok asıl ben rahatsız ettiysem özür dilerim bir daha da yanına yaklaşmam." Dedi ve arkadaşlarının yanına gitti.
Ardından benim ve rakibimin ismi okundu.
İklim Aksoy, Parla Gök. Eldivenlerimi ve kaskımı takıp ringe çıktım. Rakibimle tokalaşıp ve komutla beraber dövüşmeye başladık.
Daha deminki konuşmalar sebebiyle aklım oradaki konuşmalardaydı. Bir türlü toparlanamıyordum. Arkadan bir sürü tezerühat sesi kulaklarımı dolduruyordu. O sırada yediğim sert yumrukla kendime geldim. Ve hakemin komutuyla birinci raundu bitirdi. Ringin köşesine geçtim. Hocamın uzattığı suyu içtim.
" İKLİM, İKLİM, İKLİM ODAKLAN!"
"Deniyorum MİCHAEL. " 1 dakika sonra hakemin uyarısıyla rakibimle beraber hazır ola geçtik ve ikinci raunda başladık.
Maç sonu...
Maçı zar zor da olsa kazanmıştım. Kafamda hala o çocukla konuşmamız vardı. Maçlar sonunda bitmişti. Kızlardan kazanan bendim lakin sevinemiyordum. Erkeklerden ise kazananı bilmiyordum birazdan ödül alırken öğrenicektim. Kafamı kaldırdığımda abimin çatık kaşları ile karşılaştım. O da fark etmişti bende bir sorun olduğunu . Daha fazla dayanamayıp gözlerimi kaçırdım.
Bir beş on dakika sonra adım seslenildi, ödülümü aldım. Ardından sıra erkeklerin birincisine geldi. "Poyraz Akgün"
"Ne?"
Sesim fısıltı gibi çıkmıştı ben bile kendi sesimi zar zor duymuştum. Bu o çocuktu. Demekki adı Poyrazmış güzel isim aslında. İklim kendine gel kızım sanane isminden, gözünden.
O sırada oda yanıma çıkmış madalyası takılmıştı. Sonra kulağıma fısıldadı.
"Kusura bakma mecbur gelmem gerekiyordu." Yutkundum. Onu gerçekten çok kırmıştım. O an farkettim ki o da mutlu değildi.
" Ben öyle demek isteme- "
" Açıklamana gerek yok. Ama şunu bil ki ben senin yanına rahatsız etmek için değil tanışmak için gelmiştim."
O sırada aramızdaki konuşmatı müdürün sesi bozdu.
" Çocuklar buraya bakın!!" Elinde kamerasıyla fotoğraflarımızı çekiyordu.
Fotoğraf çekme faslı bittikten sonra soyunma odasına gittim hızlıca maçta giydiğim kıyafetleri ve ayakkabıyı çıkarıp çantamdaki yedek kıyafetleri giydim. Ve çantamı alıp çıktım.
Dışarı çıkınca abimin ve Çelik'in motorlarına yaslandıklarını gördüm, hemen yanlarına gittim.
" Abi."
Abim hemen bana sarıldı ve saçlarımın üstüne bir öpücük bıraktı. Hala ona sarılırken dudaklarını araladı.
" İklim. "
" Hımm. "
" Neyin var senin? Maçta aklın başka bir yerdeydi. Bir şey mi oldu? "
"Abi... "
"Söyle abim. "
" Ben birinin kalbini kırdım ve hala içim rahat değil. Maçtada aklım ordaydı siz Çelik abi ile eve gitsenizde ben o kişiyi bulup konuşsam. "
" Emin misin? İstersen bende gelebilirim seninle. "
" Eminim abi tek gitmek istiyorum. "
" İyi sen bilirsin, dikaktli ol tamamam mı ? "
"Tamam dikkat ederim. "
saçlarımın tepesinden tekrar öpüp kaskını taktın ve motoruna bindi. Ardından eve doğru yol aldı. Çelikse hemen onun peşinden gitti.
Şimdi ya vicdanımın sesini dinleyip Poyraz'ın yanına gidecek ya da bir daha onunla konuşmıycaktım.