İçeriğe geç

Two graves

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Two graves

Bölüm 5

☆4

Merhabaa!! Bu bölümü Chase Atlanic 'Friends' şarkısıyla dinlemenizi öneririm.

İyi okumalar! ♡∞:

🪷

Neredeyse ders çalışalı 4 saat olmuştu ve hava kararmaya hafif hafif başlamıştı. Aklıma gelen fikirle Jisung'a döndüm.

"Hannie?"

Masum gözlerini bana çevirdi.

"Hm?"

Hafifçe gülümsedim.

"Şey... Kumsala gidip gün batımını izlemeye ne dersin?"(yazar; kendime gönderme yaptım ĞAOSOKAÜ)

Jisung'un heyecanlandığını hissetim.

"Tabi! Birkaç yiyecek birşey de alır mıyız? Çok acıktım da... "

Güldüm ve başımı salladım.

"Alırız tabi sinacbım. "

Marketten Jisung'un istediği atıştırmalıkları almıştık ve arabamla kumsala gidiyorduk.

💐

Sahil kenarına arabayı park ettim. İki tane havlu ve atıştırmalık poşetlerini alıp yan yana kumlara doğru yürüdük.

Kumlara ikimiz içinde havluları serdim ve yavaşça oturduk. Gün batımı çok güzeldi ama benim bebeğim daha güzeldi.

Sanki son zamanlarda daha da mı güzelleşmişti ne? Hayır, Minho, sadece son zamanlarda sen aşık oldun.

O poşetten çikolatalı sütünü çıkartırken ben de bir sigara yaktım. Jisung sigara yaktığımı gördü ama birşey demedi. Bende dumanı ondan uzak tarafa üfledim.

Bir süre sessizce gün batımını izledik, ardından sessizliği onun yumuşak sesi böldü.

"...Minho?"

Yumuşak bir gülümsemeyle ona döndüm.

"Hm?"

Usulca mırıldandı.

"Şey... Sana birşey soracağım ama biraz kişisel... Sorun olur mu?"

Ah, bilmiyordu ki benim kişiselim oydu.

"Tabiki, Hannie'm."

Yanakları biraz kızarmaya başlamıştı.

"Şey... Iıı... Hoş... Hoşlandığın biri var mı?"

Kalbim hızla attı. Hafifçe gülümsedim ve mırıldandım.

"Yani... Evet, etkilendiğim biri var."

Gözleri heyecanla parladı.

"Öyle mi? Şey... Söyler misin?"

İç çektim.

"O zaman sende kendi hoşlandığın kişiyi söyle."

Yanakları biraz daha kızardı ve başını salladı.

"Tamam... Önce sen."

"Önce sen."

Aynı anda söylediğimiz şeyle güldüm.

"Hadi ama Hannie, önce sen."

Somurtarak başını iki yana salladı.

"Hayır... Aynı anda söyleyelim mi?"

Başımı salladım.

"İyi fikir. O zaman 3... 2...1..."

Kalbim hızla atarken ağzıma gelen ilk ismi söyledim.

"Han Jisung!

"Lee Minho!"

Jisung'un ağzından

O an benim için zaman durmuştu. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki... Gözlerim şaşkınca Minho'ya bakarken nefesim kesildi. Zorla yutkundum.

O ise bana aynı ifadeyle bakıyordu. Çocuğa kal mı gelmişti acaba? Endişelenerek Minho'nun omuzlarını nazikçe sarstım.

"Minho? İyi mis... "

Cümlemi tamamlayamadan bir anda dudaklarımda yumuşak bir baskı hissettim. Kalbim durdu, zaman durdu, etraftaki dalga sesleri bile sustu. Sadece o ve ben, bir de yumuşak öpüşme sesimiz vardı.

Kolları belime dolandı ve beni iyice kendine çekti. Bende titreyen ellerimi boynundan saçlarına çıkararak hafifçe okşadım.

Hayatımdaki en güzel andı, bitmesini hiç istemezdim.

Minho alt dudağımı nazikçe emerken bende onun üst dudağını öptüm.

Nefessiz kalana kadar öpüştük, belki daha da ilerisi... Hiç bir fikrim yok. Ama sanki sarhoş olmuş gibiydim.

Kumlara yatıp her yerimiz kum olana kadar tekrar tekrar öpüştük. O kadar güzeldi ki... Havanın ne kadar karardığını bile fark etmedik.

Bölüm çok kısa oldu, özür dilerim!! Telafisi diğer bölümde gelecekk💕

Bölüm sonu

2 yorum