İçeriğe geç

two ghosts | devam ediyor

Bölüm 3 · 5 dk okuma

two ghosts | devam ediyor

Bölüm 3

pt 3

joonholic: namjoon ben, kardeşinin numarasını gönderebilir misin?

“jungkook, yanıma yat ve izle.”

youraswrld: @jjkswrld

youraswrld: iyi geceler joona

joonholic: iyi geceler yourashi~

“oo, benden önce sen davranmışsın.”

“davranacağım kişi namjoon olmazdı, abimle yaşıt ve abi gibi kollayan biri. jimin’le tanıştıktan sonra anlayacaksın.”

“jimin'e mi davranıyorsun yani?”

“çok güzel biri, içi dışından daha güzel. gelirken arkada mışıl mışıl uyudu. anlaşabileceğinizi düşünüyorum, şimdi uyu ve sabahı bekle.” üzerime bacağını atıp başını yastığa gömdüğünde telefonu yanıma koydum ve gözlerimi kapattım. sabah abim beni kaldırmıştı, jungkook uyanmasın diye üstün bir çaba veriyordu. eğilip hafifçe fısıldadı. “önemli görev çağrısı, toplantımız var. kalk da gidelim.” hafifçe kalktım ve üzerimdeki sweat ve eşofmanı değiştirmeden sadece yüzümü yıkadım. abim de aynı şekilde giyinmişti, saçlarımı hızlıca taradım ve odadan çıktık. “çok yönlü bir operasyon olacakmış, jungkook bile görev alacak ama onunki küçük, o yüzden o gelmeyecek. umarım namjoon veya bizden biriyle aynı yere düşersin.” başımla onayladım ve koluna girdim. “umarım hızlıca biter, ev alıp buradan çıkalım.” kolunu omzumdan geçirdi ve saçımı öptü. “şu da bitsin de, sonrasına yine bakarız.” toplantı odasına geldiğimizde odaya ciddiyetle girdik. içeride namjoon, jimin, hyunjin ve yeji vardı, abimle yan yana oturduk ve başladılar. “operasyonumuz bizimle ilgili değil, istihbarat için yapacağız. buradan yeji ve hyunjin mavi grup, namjoon ve seokjin beyaz grup, jimin ve youra da siyah grup halinde olacak. siyah grup verilen adrese misafir olarak gidecekler, mavi grup onlardan bilgi alıp beyaz gruba iletmekle ve siyahı korumakla görevli. beyaz grup siyahtan sonra girecek, bu şekilde. detaya girmeden önce herhangi bir itiraz veya önerisi olan?” adamın gözleri hepimizin üzerinde gezindi, sonra arkaya yaslandı.

“mavi grup, mekana ayrı girseniz de görevleri birlikte yapacaksınız. dışarıdaki ana kapı ve iki arka kapının güvenliğinden sorumlusunuz. siyah girdikten sonra içeriye girebilecek tehlike unsurlarını gözetmeniz ve siyah çıktıktan sonra onları korumanız gerekiyor.” hyunjin ve yeji onayladığında jimin’le göz göze geldim, gözümü kırpıştırdığımda gözlerini üzerimden çekti. “siyah grup, içerideki refahtan da siz sorumlusunuz. oraya dün akşamki gibi özel bir misafir olarak gideceksiniz, size yaklaşmaya çalışan oldukça fazla olacak, çünkü blues corp’un sahibisiniz. sizin lansman tanıtımınız olacak ve dikkatli davranmanız gerekecek. tanıtımınızdan sonra size birer hafıza kartı ve bellek verecekler, bu belleklere iyi bakmanız gerekiyor.” başımla onayladım, jimin mırıltıyla onayladığında adam abime ve namjoon’a baktı. “ve beyaz, siz de blues’un ceo’larısınız. lansmanla siz özel olarak ilgileneceksiniz, bu yüzden metin ezberlemeniz gerek. size verilen dizüstüleri yönetim odasındakilerle değiştirdiklerinde, verileri aktardığınız bellekleri siyah aldığı zaman işiniz bitmiş olacak.” abim gülümseyerek onayladığında pencereden içeriye güneş ışığı girmeye başladı, esnediğimde adam oturuşunu değiştirdi. “ancak, içerideki halihazırda bulunan korumalar ve tehlike unsurlarını maviler dışında hiç kimse yaralayıcı alet kullanarak etkisiz hale getiremez. bundan dolayı yanınızda birden fazla uyuşturucu iğne olması gerekebilir, veya envanterdeki kullanmak istediğiniz aletler. en zor iş beyazın gibi görünse siyahın çünkü dizüstüleri değiştirecek olan siyah. operasyonun ilk adımı bu şekilde, akşama kadar vaktiniz var. kişisel dosyaları mesaj olarak attım, başarılar.” odadan çıktığında derin bir of çektim, hyunjin masaya oturdu ve telefonunu açtı. “bizim adlarımız değişmiyor, dış kapı koruması olacakmışız. en eğlenceli iş bizim, desene?” yeji göz devirdi. “hem de nasıl, tek iyi yönü silah kullanabiliyoruz.” hyunjin bana baktı. “youra noona, jimin hyung’la üç yıldır birliktesiniz. bu şirketin ilk ortakları ebevyenlerinizmiş, onlar öldükten sonra size kalıyor. blues corp bir elektronik markasıymış, ses sistemleri ve bellek üretimi yapıyorsunuz. isimleriniz sizin de değişmiyor, jimin hyung’un birkaç kere dışarıda yapılan doğaçlama röportajı olduğu yazıyor, ayrıca sizin adınıza özel sosyal medya hesapları varmış, şifreleri size gönderilmiş.” başımla onayladığımda jimin saçlarını tutturduğu bandanayı geriye çekti, bana baktığında dudaklarını hareket ettirdi. en iyi uyuduğum geceydi ama gerginim. gözlerimi üzerinde gezdirdim, çenesini kasıyordu, dili içeride hareket ederken ayağa kalktım. “kahvaltı yapalım hadi, çok açım.” abim ayağa kalktığında namjoon’a baktı. “namjoon’la birlikte yapmak istiyorum, siz takılın.” hafifçe sırıttığımda jimin de kalktı, sonra kolumu tuttu. “benimle gelebilir misin?” namjoon ve abim odadan çıktığında ona döndüm ve başımla onayladım, kolumu bıraktığında arkasından yürüdüm.

odadan çıkıp asansöre bindiğimizde duvara yaslandı, sonra da en üst kata bastı. “iyi hissetmiyorum, ama görevi reddedemem.” mırıldandım ve saçlarımı geriye attım. “namjoon’la konuşmayı denedin mi?” başını olumsuz anlamda salladı. “o bu konuda bir şey söyleyemiyor, beni geride bırakmazdı zaten.” derin nefes verdim, okuduğum üniversiteler arasında psikoloji de vardı. “nasıl hissediyorsun, tam olarak?” kapı açıldığında yeniden beni tuttu, asansörden çıktık ve masalardan birine oturduk. “yerden çok yüksek bir çubuğun üzerinde dengede kalmaya çalışıyor gibi hissediyorum. midem bulanıyor, düşmek istemiyorum ama dengemi sağlayamıyorum. durmak istiyorum ama hiçbir şey yapamıyorum.” yüzünde rahatsız bir ifade vardı, onu anlayabiliyordum. “aşağıda, o kadar yüksekte olsan bile bekleyebilecek birisi olduğunu hiç düşündün mü?” başını kaldırdığında anlamaya çalışır gibiydi, geriye yaslandım ve devam ettim. “insanlar yüksek yerlerden intihar etmeye çalıştıklarında atlasa bile ölmemesi için esnek bir bez getirirler ya, trambolin veya. sen öleceğini biliyor olsan bile birisi sen ölme diye seni aşağıda, esnek bir bezle bekliyorsa?” omuz silkti ve bandanayı çıkardı, cebine koyduğunda ellerini masada tuttu. “kim bekleyebilir ki, namjoon hyung elinden geleni yapıyor ama ondan böyle bir şey yapmasını bekleyemem.”

“peki bunu yapabilecek tek kişinin namjoon olduğunu mu düşünüyorsun?” duraksadı ve bana baktı, sonra da gözlerini gözlerime çevirdi. “sen mi bekleye-” ayağa kalktı ve önümde durdu. “yapar mısın gerçekten?” ona burukça gülümsedim, kardeşlerim olmasaydı ben de onun gibi olurdum sanırım. “ölmeni isteyeceğimi sanmıyorum.” gözleri doldu, ama onları hızlıca savuşturdu. “sarılabilir miyim?” ayağa kalktığımda boynuma sarıldı, kollarımı beline sardım ve gözlerimi kapattım. hafifçe titrediğini hissettiğimde başımı geriye çektim. “jimin-ah, bunu yapmak istememiştim-” başını hafifçe kaldırdı, ama yüzüne bakmadım. “önemli değil- ve teşekkür ederim.” benden ayrıldığında ellerini yüzüne kapattı, masadan bir peçete alıp ona uzattım. “gitmemi istersen gidebilirim.” başını sağa sola salladı ve bana yaklaştı. “hayır, gitme, hazırlanalım.” başımla onayladım ve elini yüzünden çektim. yüzü kızarmıştı, ikinci kez. “kostüm odasına gidelim, ama ilk önce yüzünü yıka.” başıyla onayladı ve elimi tuttu, ardından gülümsedi. “gidelim, sevgilim.” göz devirdim. “artık blues corp sahibiyiz, vay canına.” yürümeye başladığımızda onu lavaboya bıraktım ve kostüm odasına gittim. uyumlu giyinmemiz gerekiyordu, ama abim vardı ve gözü üzerimde olacağı için dikkat çekmemesi lazımdı. geldiğinde gardrobu açtım. “ne giyelim?”

“bence, ben beyaz bir takım elbise giyeyim, sen de siyah bir elbise giy.”

gülümsedim, aklıma iyi bir fikir gelmişti. dolaptan beyaz takım elbise ve yakası pileli bir gömlek çıkarıp ona verdiğimde bana baktı. “dene, ben de bir şeyler bulayım.” kabine gittiğinde siyah deri elbise bulmuştum, bir blazer ceket aldığımda sanırım hazırdı. çıktığında yanıma geldi, ona beyazın çok yakıştığını o an farkettim. “kutsanmış gibi görünüyorsun.” güldüğünde elimdekileri ona gösterdim. “denemene gerek olduğunu sanmıyorum, ama yine de bak.” kabine gidip giydim, aynaya özellikle bakmadan yanına çıktığımda yavaşça bana döndü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.