İçeriğe geç

TWINKLE (TAEKOOK)

Bölüm 5 · 5 dk okuma

TWINKLE (TAEKOOK)

Bölüm 5

5- AYRI AYRI

Stres dolu olarak evimin önünde bekliyorduk. Ailemin tersleyeceğini asla düşünmüyordum ama doğal olarak ilk kez ruh eşimi açıklayacağım için stresim tavandı. Ellerim terliyordu. Ellerimi kot pantolonuma sildim.

"Girmeyecek miyiz?"

"Sen söylediğin için rahatsın tabii." ona dönüp konuşmuştum.

"Senin gerginliğini almak ve ailene güven vermek için geldim buraya. Senin zile basacağın yok, ben basayım mı?" kafamla onayladım. Parmaklarımı uzun saçlarımın arasından geçirdim. Bu sırada Taehyung zile bastı. Birkaç dakika sonra evimizin hizmetlisi Chaeyeon hanım kapıyı açmıştı. Orta yaşlardaydı ve bende emeği çok büyüktü.

"Hoşgeldiniz Jungkook Bey." gülümsedim. Taehyung'u kolundan tutum ve içeriye girdik.

"Hoşbulduk Chaeyeon hanım." Babam ve annem benim sesimi duydukları için kapıya dönmüşlerdi. Bana bakarken gülümseyen yüzleri Taehyung'u görünce şaşkınlığa bürünmüştü.

"Hoşgeldin oğlum arkadaşın kim?" annem yerinden kalkıp bize yaklaştığı zaman bir anda durdu. Kafasını yana eğip minik bir çığlık attı. "Jungkook boynundaki ne?"

Babam da anlamak için annemin hizasına gelmişti. Boynumdaki ize dikkatlice baktıklarında gerilmiştim. Alt dudağımı ısırdım. Taehyung ruh eşi olduğumuzu belirtmek için elini kaldırdı.

"Kim Taehyung?" babam kaşlarını kaldırıp konuştu. Çalışanlarıyla ilgili bir patrondu ama adını bu kadar net bilmesi Taehyung'un çok başarılı olduğunu göstermişti bana. Bundan memnun olmuştum ister istemez. Taehyung babamın önünde eğilmişti.

"Merhaba efendim."

"Baba ve anne istersen oturalım ve konuşalım."

"Tabii ki konuşacağız. Tahmin ettiğim şey ise çok ciddi bir konu." annem inanamıyordu. Salondaki koltukları gösterdi. "Buyurun oturun."

"Teşekkür ederim efendim." Taehyung ile birlikte üçlü koltuğa oturduk. yan yanaydık ve bu kalbimi hızlandırıyordu.

"Anlatıyorum hemen." biraz durdum ve cümlelerimi toparlamaya çalıştım. Boğazımı temizledim." Biliyorsunuz Jimin'in partisine gitmiştim."

"Ben de partinin olduğu bardaydım tahmin ettiğiniz gibi." Taehyung elleriyle oynuyordu. Çok utangaçtı.

"Ondan sonra barın bir yerinde göz göze geldik." kalbim hızlıca atıyordu. "Sonra birbirimizi çekti vücudumuz ve birbirimize dokunduk. Bu izler o anın eseri."

Fark etmişlerdi ama benim de göstermem gerekiyor gibi düşündüm. İzimi gösterdim ve Taehyung'un elini tutup aileme gösterdim. İlk defa dikkatlice incelemiştim ve birbirini tamamlayan iki çiçek izi vardı. Bu gülümsememi sağlamıştı.

"Taehyung bugün kızgınlık izni aldı ve senin de kızgınlıkta olduğunu biliyorum Jungkook. Bu hikaye sadece bu kadar değil gibi gelmedi bana." babamın dikkatinin bu kadar iyi olması o an lanet okumama sebep olmuştu.

Babamın ima ettiği şeyle donup kalmış ve yüzümün kızardığına emin olmuştum. Taehyung'a döndüğümde onun da yere baktığını gördüm. Sadece yere bakmıyor ayaklarını da titretiyordu. İkimiz de çok stres yapmıştık. Yani insan ailesinin önünde sex yaptım derken ne kadar rahat olabilirdi ki? Saçımı karıştırdım.

"Utandırma çocukları." annemin otoriter sesini duymak biraz rahatlatmıştı beni.

"Dün kaldığın arkadaşın Namjoon değildi. O yüzden lafı değiştirip duruyordun." babam hala mükemmel dikkatini konuşturuyordu. Bu nefesimin kesilmesine sebep olmuştu. Yalandan nefret ediyordum. Annem, babama uyarıcı bakışlar atıyordu.

"Bu sadece benim suçumdu efendim." Taehyung'u durdurdum elimle.

"Hayır baba ben cidden Namjoon hyungun yanındaydım ama sonra onlar merakla ruh eşi izime dokununca Taehyung fenalaşmış. Bilmiyordum böyle bir şey olduğunu. Sonra Taehyung'un babası beni aradı. O yüzden gittim. Tüm suç benim." Babam ve annem şoke olmuş bir şekilde bize bakıyordu.

"Birkaç günde neler olmuş öyle?" annem şaşırmıştı.

"Ve bizim haberimiz yoktu." babamın kırgınlığını gözünde görmüştüm.

"Baba sadece yüz yüz söylemek istedim. Telefonda söylesem çok endişe ederdiniz. Haklıyım değil mi? O yüzden Taehyung ile birlikte gelmek istedim. Daha güven vermek istedim." bunları söylerken ikisinin de gözlerinin içine bakıyordum sırayla. Derin bir nefes aldım.

"Haklısın ama böyle de endişe etmedik diyemeyiz. Zaten telefonlarımızdaki konuşmaları kısa kestiğin için endişeliydik. Bunu anlatmaman endişemizi daha da arttırdı." annemin konuşmasıyla kendimi suçlamaya başladım. İstemsizce Taehyung'a baktım. Halının desenlerini inceliyordu. Rahat olduğunu söylemem beni biraz utandırmıştı ve böylece ikimiz de utançtan patlıyor gibi duruyorduk.

"Biz sadece endişeyi engellemek istemiştik ama çok daha fazla endişe yarattığımızı düşünememiştik, üzgünüz efendim. Hem kendi aileme hem de size tarifsiz ve kötü duygular yaşatmak istememiştik asla. Jungkook'un bahsettiği ize dokunma olayı ailemin yanında olmuştu. Bu sebeple ayrım gibi bir durum yok asla. Gönül isterdi ki kimseyi bu duruma sokmayalım."

Taehyung, yaşananları kibar kibar anlatırken ben de ona büyülenmiş şekilde bakıyordum. Asla kimseyi kırmamaya çalışıyordu. Benim düşünmediğim açıklama sırası konusuna bile değinmişti. Bu halleri beni çok mutlu etmişti. Kurdum bu mutlulukla beni farklı hayallerle baş başa bırakmıştı. Örnek vermem gerekirse çok erken olan çocuk hayalleri kurduruyordu. Tam kurduma kızıyorken karnıma ağrı girmişti. Acıyla inledim. Önceden fark etmediğim şekilde Alfanın kurduna kurdum kur yapıyordu.

"Jungkook dur lütfen." ikimizin kızgınlıkta olması etkilemişti. "Gitsem iyi olacak."

Alfa yerinden kalkıp sendeleyerek yanıma oturdu. Yüzüne baktım kurdumun emriyle. Yutkunuyordu alfa ve ben kırmızı dolgun dudaklarından bakışlarımı çekip adem elmasına yönelttim. Annem ve babam yanımıza geldi.

"Kızgınlığın tetikleniyor, lanet olsun!" babam birkaç küfür savurup beni kucağına alıp odaya götürmek için merdivene yöneldi.

"Alfamı istiyorum bırak beni baba!" babama hayatımda ilk defa bağırıyordum. Hafif uzamış tırnaklarımı babamın koluna bastırdım. Debeleniyordum. Kollarımı ve bacaklarımı sallayarak çığlık atıyordum.

Aşağıda annem Taehyung'u Chaeyeon hanımın alfa eşiyle kaldırıp odaya götürmeye çalışıyordu. Çok deja vu olunacak günler yaşıyorduk. Çıldıracaktım. Babam hızlıca beni odama soktu ve yatağa yatırdı.

"Taehyung'tan tişörtünü istedim, sen de oğlumuzun tişörtünü ver de götüreyim ona." ne zaman geldiğini bilmediğim annem üstümden tişörtümü çıkartmış ve elime bir tişört sıkıştırmıştı. Burnumu havaya kaldırıp tişörtü kokladım. Biraz rahatlamıştım. Annem ve benim tişörtle sakinleştiğimi gören babam kapımı kilitleyip odadan çıkmıştı. Göğsüm acıyordu. Alfamın bu evde hatta belki de birkaç oda farkla yanımda olduğunu düşünmem çıldırtıyordu beni. Penisim şişmişti. Deliğim çok ıslanmıştı.

Alfam ne yapıyordu, o da beni benim onu arzuladığım kadar arzuluyor muydu? kurdum bu sorulara evet diyordu. Kurtlarımız tahminimden daha fazla alışmışlardı birbirlerine. İletişim kuruyorlardı. Alfanın tişörtünü yastığıma geçirdim ve hızlıca pantolonlarımı çıkarttım. Hazırladığım yastığa oturup sürtünmeye başladım. Deliğimden ve penisimden akan sıvılar tişörtü kirletiyordu.

"Tae-ah!" başımı geriye attım.

Göğüslerimi sanki alfamın elleriymiş gibi hayal ederek okşuyordum. Bir süre sonra sol elimle pensimi çekiştirmeye başladım. Bunlar yeterli olmayınca sağ elimle, göğsümdeki elimle, deliğime parmaklarımı sokmaya başladım. Oynatıyordum fakat sorun şuydu ki alfamın penisinden sonra asla bu yetmiyordu. Diğer kızgınlıklarımda işle yarayan parmaklarım artık beni tatmin edemiyordu.

Dışarıdan gelen kırılma sesiyle alfamın feremonlarını daha net hissetmeye başlamıştım. Burnumu havaya kaldırıp kapının önüne geldim. Ne olduğu gram umrumda değildi. Tek hedefim alfamın feremonunu daha net hissetmekti.

"Omegamın yanına gideceğim!" alfamın hırlamasıyla kapıyı çizip vurmaya başladım.

"Taehyung, sakin olacaksın." babamın sakin sesiyle Taehyung'un hırlamaları ve bağırışları susmuştu. Büyük ihtimalle ruh eşinin babası olduğu için daha otoriter hissetmiş ve sakinleşmeye çalışmıştı. Sakinleşmesini anlamamın sebebi faremonundaki sakinleşmeyi hissetmemdi. Feremonlarına çok ihtiyacım olduğu için fark edememiştim. Ne zaman kavuşacaktık?

Çığlıklarımın arasında kapıya yumruklar atmaya başladım. Kurdum içimde işkence ediyordu. Artık yüksek sesli ağlamalarım da vardı. Kurtlarımız iletişim kurarak Taehyung'u çıldırtıyordu kapıyı kırması için. Durabilmesinin tek sebebi kurtlardaki aile hiyerarşisiydi. Ailem niye bizi tutuyordu bilmiyordum fakat alfamın feremonları uzaklaşmıştı.

Kafamı kapıya vurarak ağlarken içeriye girmek için annemin "Çekil." dediğini duydum. Dediğine itaat ederek kapının önünden çekildim.

"Jungkook, canım oğlum. Sen ve Taehyung'u sakinleştirmek için ormana götüreceğiz."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.