İçeriğe geç

TWINKLE (TAEKOOK)

Bölüm 2 · 8 dk okuma

TWINKLE (TAEKOOK)

Bölüm 2

2- JEONS FA(M)

Saatin kaç olduğunu bilmiyordum ama hala güneş doğmamıştı. Boynumdaki ize dokundum. Ruh eşim olduğunu saatler önce öğrendiğim ve sex yaptığım alfanın göğsüne kafamı yaslamış uyuyordum.Bir insanın hayatı tek gecede ne kadar değişebilirdi bilmiyordum ama benim tepetaklak olmuştu. Kızgınlığım tekrar kendini belli ederken farkında olmadan feromon salgıladım. Alfa, adına henüz alışamamıştım, yerinde kıpırdandı. Sıcak basıyordu ama üstümde sadece pike vardı. Taehyung sadece alt tarafını kapatmıştı, benim ise omzumun altına kadar pike vardı.

"Kızgınlıktan nefret ediyorum." biraz sesli bir isyan olmuş olacak ki Taehyung gözünü açmaya başladı. Eliyle gözünü ovaladıktan sonra göz göze geldik.

"Durmak ne demek bilmeyen bir omegasın." anlamayarak ona baktığımda konuşmasına devam etti. "Tekrar feromon salgılıyorsun ve bu beni uyandıracak kadar güçlü. Bu ne demek biliyor musun?"

Gerilmiştim çünkü kurdum hakimiyeti ele almamıştı bu da arsızlığım bitmesi ve utanmam demekti. Evet çok arsız bir kurdum vardı. Şu an parmaklarını içimde hayal etmesi bunun bir örneğiydi.

"Düşünmek istemiyorum onun yerine başka bir şey yapmak istiyorum." bu cümlenin seksüel imasını anladığımda hemen onu toparlamaya çalıştım. "Hayır yani öyle değil demek istediğim konuşalım. Ruh eşi olmamız hakkında falan."

Kare bir gülüş sergiledi. Beni komik bulmakta haklıydı. Toparlamaya çalışmam çok komikti ama yapacak bir şey yoktu. Konuşmuştum işte. Kendimi pikenin içine sokmak istiyordum ama daha çok güleceğine emindim.

"Anlıyorum seni Jungkook merak etme. Kızgınlıkta olur bunlar ki ben de birazdan tekrar tepki göstereceğim." demesiyle aklımda olan o soruyu sordum.

"Bizim kızgınlıklarımızın denk gelmesi çok garip değil mi? Ayrıca benimkine daha 1 hafta vardı bu bana ilginç geldi."

"Galiba aynı ortamda olmamız birbirimizi tetikledi çünkü benim de birkaç gün önce bitti." mantıklıydı ve ben de onaylarcasına başımı salladım.

Başka bir yere baktım. Bunu demesi bile utandırmıştı beni. Aklımda onlarca düşünce geçmişti cinsel anlamda. Kurdum kızgınlığı tekrar alevlendirmek istediği için bana pek çok senaryo sunuyordu. "Sor tabii ki."

"Kaç yaşındasın?" bu soruya neden utanacağımı anlamamıştım.

"20 fakat bunda utanılacak ne var ki?" düşüncemi dile getirdim.

"Ya sadece reşit misin merak ettim ve ilkin olduğu için belki de reşit değilsindir sandım." bu alfa neden bu kadar açık sözlüydü?

"Reşit olur olmaz sex mi yapmalıyım?" sinirlenmiştim.

"Hayır bu değil sadece duyduğuma ve şahit olduğuma göre erkek omegaların kızgınlığı çok zor geçiyormuş. Benim de dayanamadığım anlar vardı çok kez." başkasıyla bu kadar yakın olması ve de açık açık bunu demesi beni sinirlendirmişti.

"Zor olsa da dayandım ve omegalara ilişkiye girme konusunda çok baskı yapılıyor. Girsen mühürlenme ihtimalin var. Girmesen böyle sorgulanıyorsun."

"Hadsizlik ettiysem çok üzgünüm." samimi ses tonuyla konuşması beni sakinleştirmişti. "Ayrıca ben senin ruh eşinim bana başka bir alfayla mühürlenme ihtimalini ima bile etme lütfen." düşününce haklı gibiydi ama o daha beterini söylemişti.

"Sen de başka erkek omegaları tanıdığını ve kızgınlıkta dayanamadığını söyledin." ona sinirlenince ruh eşi kısmını unutup pot kırdım. "Belki ben ilkimi ruh eşime saklamak ya da daha genel olarak sevgiyle olan sexi seviyor olamaz mıyım?"

"Yani kendini bana sakladın." şerefsiz ve mutlu bir bakışla belime kollarını sarıp beni kendine çekti. "Bak bu hoşuma gitti."

Beni kendine yaklaştırdığında istemeden dudaklarına baktım. Gözlerim yukarıya çıkıp gözlerine baktığında onun da dudaklarıma baktığını gördüm. Beni ani bir hareketle yatakta sırt üstü hale getirip üstüme çıktı. Kalbim hızlandı. Sanki yerinden çıkacak gibiydi.

"Sen de bir sıcaklık hissediyor musun?" şaşkınlığımı üstümden atıp dediğine odaklandığımda beni de bir sıcaklık kaplamıştı.

"Bu ne demek biliyorsun değil mi?" kasıklarıma penisini sürterken konuşmaya devam etti. "Bence anladın ama açık açık duymak istiyorsan söyleyebilirim."

"Anlamadım ki alfa daha açık olmalısın." cilveyle konuştum çünkü omegam onu etkilemem gerektiğini söylüyordu. Kollarımı boynuna sardım ve aşağıya inip kollarını sıktım. "Alfa kolların çok kaslı."

Gururunu okşadığım yüz ifadesinden belli oluyordu. Bu beni çok memnun etmişti. Gülümsedim. Sıcaklık tekrar kendini göstermişti.

"Alfa olmanın yararı ve spor diyelim." Belimi okşamaya başladı. "Jungkook farkında mısın bilmiyorum fakat ikimiz de çıplağız. Artık zorlanıyorum."

Yutkundum ve gözümün rengi anlık değişti. Bunu onaylama olarak anlayınca, ki belki de omegamın amacı buydu, dudağıma yaklaştı ve alt dudağımı ısırdı. Bunu beklemediğim için zevkle inledim. İnlemem hoşuna gittiği için belki de bunu tekrar tekrar yaptı. Tek elini belimden çektiği için mızmızlansam da çektiği elini sağ göğüs ucuma gitti. Etrafında parmağımı gezdirdi ve sonunda sıktı. Ben bunları yaşarken kasığıma bastırdığı penisinin büyüdüğünü de hissediyordum. İki zevk ki hatta dudağımdaki ısırıkları da katarsak üç zevki aynı anda yaşıyordum.

Çene hattımı takip edip boynuma geldi. Mühür yerime öpücük kondurdu. Bunu yapmayacağını biliyordum ama mühür istemeden de duramıyordum hem de bu öpücüğü beni iyice bu istekle doldurdu.

Boynumun farklı yerlerine öpücükler kondurdu. Diliyle düz çizgi halinde göğsümün arasından geçti. Deminden beri sıktığı sağ göğsüme geldi ve ucunu ağzına aldı. Ağzından çıkartıp göğsümün etrafında dilini gezdirdi. İnlemekten ağzımı kapatamıyordum. Bundan utandığım için bileğimi ısırarak sesimi azaltmaya çalıştım.

"Hayır sesini duymak istiyorum." Bileğimi ağzımdan çekti. İki bileğimi başımın üzerinde birleştirip sabitledi.

"Ben de sesini duymak istiyorum." kurdum beni gaza getirdi ve bunu söylerken duydum kendimi. Yukarıda sabitlediği ellerimi kurtardım. Elimi omzuna atıp ittirdim ve yatağa uzandı. Kucağına oturdum. Bu sefer penislerimiz birbirine değiyordu. Kucağında sürtünürken eğilip dudağını öpmeye başladım. Kısa bir öpücüktü. Geri kalkıp tırnaklarımı boynundan başlayarak karnının altına kadar çizdim

.

"A-ahm! Omegam!" inlemesi beni daha da cesaretlendirdi ve belimi kırıp kaygan deliğimi penisine sürtmeye başladım. Bu sefer ben de inlemeye başladım.

"Alfa bu zevk çok fazla şu an!"

"Daha fazlasını yaşatacağım sana." arzuyla gülerken alt dudağımı ısırdım gözlerinin içine baka baka. Göğüslerimi sıktım bu sefer de. Ellerini göğsümü sıkmak için yukarıya kaldırdığında onu durdurdum.

"Tch alfa dokunmak yok kontrol bende bu sefer." Bu sefer beni duymamış gibi kalçalarımı sıktı.

"Göğsünü kastettin diye düşünmüştüm. Ben kalçanı sıktım. Yumuşacık." diye kendini savundu.

Artık dayanamayınca baldırına oturup penisine baktım.

"Zevk suyuna bulanmış." Taehyung bunu dediğinde utançla ona baktım. Tamam omegaya suçu atıp her şeyi yapıyor olabilirdim ama bu utanmama engel değildi. "Jungkook artık dayanamıyorum lütfen."

Ben de dayanamıyordum. Sonunda iyice cesaretlendim. Sanki dün de sex yapmamışız gibi korkuyordum ama o zevki hatırladıkça cesaretim artıyordu. Penisini okşayıp hem onun sızdırdığı hem de benim deliğimden gelen sıvıyı tüm penisine yaydım. Yerimden kucağına gelip dizimin üzerinde yükseldim. Penisini deliğime getirdim.

"Jungkook, oımegam hazırlayayım seni canın yanacak." başımı hayır anlamında salladım.

"Hayır yeterince hazır ve ıslağım." Yavaş yavaş penisine oturdum. Acıyordu ama içimde kolay kayıyordu. İçime tam olarak yerleşen penis gözümün kaymasına neden oldu. Sonunda buna tekrardan kavuşan omegam zevkle uludu içimde. Yeteri kadar beklediğime karar verip zıplamaya başladım.

Omzuna tırnaklarımı geçirdim. İnleme seslerimiz ve vücut çarpma sesimiz birbirine karışmıştı. Bu beni daha da hırslandırıyordu. Arada hızlanıp yavaşlıyordum ama bir süre sonra yorulmuştum.

"Durmak yok." kalçama vurdu. Yorulsam da tekrar zıplamaya başladım ama önceki kadar hızlı değildim. "Bu kadar çabuk mu yoruldun tavşancık?"

Her kelimesi beni hırslandırmaya yetti ve hızlandım. Prostatıma çarpmasıyla bacaklarım titredi.

"Alfa!" çığlık attım.

"Alfa değil adımı söyle."

"Taehyung!" emrine uydum. Gözlerim dolmuştu. Çenemi tutup dudaklarımızı birleştirdi. Hırsla öpüşüyorduk. Hem hızlı hem de arzuluyduk. Tüm vücudum titriyordu zevkten. Uzun, damarlı elini penisime sardı. Çekmeye başladı. Daha çok titriyordum. Artık gücüm yoktu ve zıplayamıyordum. Taehyung beni altına aldı. İçime hızla gir çık yapmaya başladı. Sol bacağımı omzuna aldı ve kendine daha kolay bir pozisyona soktu.

Yatak gıcırdıyordu. Sesi duyunca yan bir gülüş attı. Hoşuna gitmişti. İnlemelerimi durduramıyordum. Penisimdeki hisle boşalacağımı anladım. Penisimi sağ elimle çekmeye başladım ve yüksek bir bağırışla boşaldım.

"Jungkook ben de boşalacağım."

"İçimden çıkma." aklından geçeni biliyordum. "Korkma ve içime boşal Alfam." göz rengim değişti ve alfama emir verdim. Omegam çocuk için yalvarıyordu ama aklım başımda olsa asla bunu yapmazdım. Sorun şuydu ki onun da göz rengi değişmişti, alfasının etkisine girmişti ona seslendiğim için. Sonunda dediğimi yaptı ve içime boşaldı.

Boşalınca üstüme uzandı. Tüm yükünü vermediği için kaldırabiliyordum. Bir süre nefeslenip kendimize geldik.

"Siktir!" anlamayarak ona baktım. "İkisinde de korunmadık." Aklım yeni yeni başıma geliyordu.

"Gerçekten. Siktir ya! Ama ben istedim. Cidden kafam yerimde değildi." üzgün üzgün ona baktım.

"Biliyorum çünkü aynısı benim için de geçerliydi."

"Ya hamile kalmışsam. Kızgınlıkta doğum kontrol hapı kullanmak çok tehlikeli. Ne yapacağız?" alt dudağımı stresten yemeye başladım.

"Sakin ol tamam mı bu kadar kolay olmamalı."

"Umarım değildir Taehyung." Göğsüm sıkışıyordu, ağlayacaktım resmen. Ruh eşi simgemden öptü beni. Çok korktuğum bir şeydi. Tamam ruh eşimdi, tamam 2 kez sex yapmış olabiliriz ama tanımadığım biriydi. Nasıl güvenecektim? Tabii ki direkt hamileyim diyemezdim fakat ikimiz de kızgınlıktaydık yani bu çok yüksek bir ihtimaldi. Çok gerilsem de Taehyung kafam dağılsın diye sorular sormaya başladı.

"Okuyor musun o yüzden de ekstra stres yapmış olduğunu düşündüm o yüzden soruyorum."

"Evet psikoloji okuyorum. sen?" 2 yıldır psikoloji okuyordum. Hayalimdeki bölümdü. Üniversite sınav sonucunun açıklandığı günü çok net hatırlıyordum. Mutluluktan ağlamıştım.

Taehyung yerinden kalkıp giyinmeye başladı. Beni tekrar bir utanç kapladığı için ondan sonra giyinmeye karar verdim.

"Ben mimarlık okudum şu an çalışıyorum." şaşırmıştım nedense. beklemiyordum.

"Vay ne kadar havalı! Benim babamın da mimarların, mühendislerin olduğu bir şirketi var. Sen nerede çalışıyorsun?" o da bu dediğime şaşırmıştı.

"Jeons Fam. Senin babanın firmasının adı ne?" tişörtünü giyerken konuştu. Saçını düzeltti.

"Jeons Fam mi?" onaylayan bir ses çıkarttı. "Sen ciddi misin?"

"Duyduğun bir firma mıydı? Yoksa rakip bir firma mı? Ama duyduğunu düşünüyorum. Çok ünlü bir firma."

"Evet duymuştum. Babamın firmasını bilmiyor olma ihtimalim mi var?" ikimiz de şaşkın şaşkın birbirimize baktık. Ben şirkete çok giderdim ama hiç karşılaşmamış olmamız şoke ediciydi.

"Ne?" biraz durdu. "Jeon Jaehyun senin baban mı?"

"Neden bu kadar şaşırdın ki?" kaşlarımı kaldırıp konuştum. "Olamaz mı?"

"Beklemiyordum. Ayrıca patronumun oğluyla ruh eşi çıkmayı kim beklerdi ki?" gülümsedi. "Ayrıca bu kadar güzel bir oğlu olduğunu bilseydim bu kadar beklemezdin ruh eşini."

"Yani sırf güzel olduğum için öyle mi?" şakasına takılmak istedim ama vereceği cevabı da merak etmiyor değildim.

"İlk önce o yüzden sonrasını tanıdıkça anlayacağım." iddialı ve tanımadan saçma cümleler kullanmaması beni çok mutlu etmişti.

"Arkanı döner misin?" anlamadığını belli eden bir bakış attı. "Üstümü değiştireceğim."

"Jungkook, tatlı omega." güldü. "Farkında mısın bilmiyorum ama az önceye kadar en mahrem yerlerimizi gördük."

"Olabilir o az önceydi bu şimdi." gülerek arkasını döndü. Pikeden çıkıp üstümü giymeye başladım. Taehyung‘a arkamı dönüp eğilerek boxer ve pantolonumu giydim. Arkamı dönünce aynada Taehyung ile göz göze geldim. Aynada Taehyung ile mi göz göze geldim?

"Deliğin genişlemiş. İlşk gördüğüm gibi değil."

"Şerefsiz!" o gülerken kafasına yastık attım fakat daha çok güldü. Utanmıştım sanki bilerek yapmışım gibi olmuştu. Gözlerimi kaçırıp dikkatimi dağıtmak için sonunda telefonumu elime almayı akıl edebilmiştim. Açar açmaz bildirimlerde tek gördüğüm şey Jimin ve Namjoon Hyungun sınırsız aramasıydı. Annem ve babam beni birer kez aramıştı. Demek ki Jimin ve Namjoon Hyung onlarda olduğunu söylemişti. Ama bir sorun vardı ben onlara ne diyecektim?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.