İçeriğe geç

TUTUŞAN ALEVLER

Bölüm 3 · 2 dk okuma

TUTUŞAN ALEVLER

Bölüm 3

3.Bölüm

Normal bir insanın alnından soğuk terler dökülürdü herhalde. Ama işte mesele tam da burada başlıyordu: Ben hiçbir zaman “normal” olmadım ki. Hayat bana hiçbir şeyi kolay öğretmedi. Yaşadığım onca şey, her durumda nasıl hareket etmem gerektiğini iliklerime kadar ezberletmişti. Artık refleks gibiydi bazı şeyler. Duygularımı bastırmak, tepkilerimi kontrol etmek, sahte bir yüz takmak… Alışkındım.

O sırada Güney, Serap Sultan’la konuşuyordu. Serap Sultan’ın beni ele vermeyeceğini biliyordum. Bu, içimde garip bir huzur yaratmıştı. Rahattım—en azından öyle hissetmeye çalışıyordum. Elimden geldiğince sessiz adımlarla, kitap okumaya çekildiğim odaya doğru ilerledim. Ama tam kapıya yaklaşmışken, duymak istemediğim o ses geldi kulağıma, tiz ama kararlı bir tonla:

“Peki ya bu güzel hanımefendi kim?”

Sanki zaman bir an durdu. Nefesim bile göğsüme sıkıştı. Neden böyle olmuştu? Böyle olmaması gerekirdi? Serap Sultan hiç vakit kaybetmeden döndü bana, tanıdık bakışıyla:

“Bu Gece. Torunum olur kendisi,” dedi sakince.

Adam gülümsedi. Yapmacık bir gülümsemeydi bu. En az benimki kadar.

“Memnun oldum. Ben Güney,” dedi, sesi yumuşak ama alttan alta bir şeyler ima eder gibiydi.

Ben mi? Hiç memnun olmamıştım açıkçası. Suratımda, sosyal nezaket maskesinden ibaret bir gülümsemeyle yetindim. Cevap vermedim. Serap Sultan araya girdi hemen:

“Kızım, Güney buralara yabancıymış, yolu şaşırmış biraz. Biz de birkaç gün kalmasına izin verdik. Zaten boşta bir odamız vardı. Gece, sen gösteriver odasını. Ben de mutfağa geçeyim, bir şeyler hazırlayayım.”

Yalnızca başımı salladım. Ne konuşacak ne de soru soracak halim vardı. Sessizce misafir odasına doğru yürümeye başladım. Kafamın içi karmakarışıktı. Serap Sultan neden böyle bir şey yapmıştı? Neden onu içeri almıştı? Yoksa... yoksa kim olduğunu bilmiyor muydu?

Odanın kapısına vardığımızda sessizliği ilk bozan Güney oldu. Sesi alçak ama vurgulu bir tondaydı:

“Sizin kim olduğunuzu biliyorum desem... bana ne söylerdiniz?”

Şaşkınlıkla dönüp baktım yüzüne. Gözlerinde oyunu bilen birinin dinginliği vardı. Ne yapmalıydım? Kırılgan, saf kız rolü en güvenli seçenekti.

“Söylediklerinizden hiçbir şey anlamadım derdim,” dedim hafifçe başımı eğerek.

Bir süre sessizce baktı bana, sonra dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

“Yakında anlarsın,” dedi ve yürümeye devam etti.

O an, içime bir soğukluk çöktü. Her şeyin yeni başlamakta olduğuna dair o tanıdık his… işte o his, tekrar göğsüme çöreklenmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.