İçeriğe geç

Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler

Bölüm 47 · 14 dk okuma

Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler

Bölüm 47

4.4: “İkiz”

(Bölüm 22 Ocak 2017/ 19.01'de yayımlamıştır.)

Elvin DURU DEVRAN'dan

Yemekleri hazırlamış, sofrayı kurmuşken kapının açıldığını duydum.

-Acar?" Ses gelmese de 2 saniye kadar sonra salona giren Acar'a birkaç saniye baktım. İyi görünmüyordu. Dağılmış gibiydi.

-İyi misin aşkım, ne oldu?" Dedim yanına yaklaşıp yüzüne dokunmak isterken.

Geri çekildi.

-Yok bir şey, terliyim güzelim. Duş alıp uyuyacağım." Neydi bu tavır?

Anlam veremiyordum. Terli diye mi dokunmayacaktım yani?

-Ama yemek yaptım, yemeyecek misin?" Dedim hala yüzünden bir şey anlamaya çalışarak.

-Hayır, istemiyorum." Dedi spor çantasını alıp, merdivenlerden çıkarak.

Kalakalmıştım.

Kurduğum sofraya göz ucuyla bakıp, sandalyeye oturdum.

Üstümü bile çıkarmadan, makyajımı bile silmeden yemek hazırlamıştım ve kıymetlisini devirip yatacaktı öyle mi?

Kendi tabağımdakileri bitirerek, ki acıkmama rağmen yemek için onu beklememi hiç saymıyorum, sofrayı topladım.

Yemeğimi yemiştim çünkü asla tabağa koyduğum bir şeyi çöpe dökmeme gibi bir huyum vardı.

Saat 20.30'a gelmesine rağmen hem uykum vardı hem de yorgundum.

Ama yatak odasında duştan yeni çıkmış bir Acar görmemek adına bulaşıkları halledip, kendime buzlu kahve hazırlayarak koltuğa kuruldum.

Televizyona bağladığım bilgisayarımla yabancı dizi izlemeye başladım.

Acar'ın yanına gidip belki onunla konuşmalıydım, ama hiç içimden gelmiyordu doğrusu.

O yüzden diziye odaklanarak kahvemi yudumladım.

**

Saat 23.00 'e gelmişti. Acaba Acar ne yapıyordu? Meraktan ölmektense, televizyonu kapatarak bakmak en iyisiydi.

Hem belki derdi vardı.

Ben ne gamsızdım be!

Televizyonu hemen kapatarak, "Ayh kocacığım, kocacığım." Gibi gerizekalı bir moda girmiş ve merdivenlerden hevesle çıkmaya başlamıştım bile.

Hala elbisemle olmam bile Acar'a gerçekten sinirlendiğimi gösteriyor olmalıydı.

Çalışma odasının ışığının yandığını görünce gitmek istesem de telefon görüşmesi yaptığından ve kapı kilitli olduğundan, buruk bir şekilde yatak odasına adımladım.

Dolapta gördüğüm mayoyu kıyafetlerimi çıkardıktan sonra üstüme geçirerek, iplerini bağladım. Makyajımı da silerek odadan çıktım.

Kapalı havuzda yüzmek iyi gelecekti. Kendimi geberene kadar yorup, sonra zıbarmam daha iyi olurdu.

(Elvin'in Giydiği Mayo)

**

ACAR DEVRAN'dan

Eve geldiğimde Elvin'e soğuk davranmak kesinlikle planladığım şey değildi. Çiçekleri soruşturması için Receple Kemal'i göndermiştim.

Yazdığı notu da öğrenmem lazımdı. Bunların hepsini Elvin'den gizli yapmak işleri zorlaştırıyordu.

Ama onun o badem gözlerine bakarak umutlarını tamamen yıkacak bir "Umut yaşıyor." Cümlesini nasıl kuracağımı bilemiyordum. Bu yüzden susmayı seçmiştim.

Çalışma odamda Umut hakkında bilgi toplamak için saatlerimi geçirmiş, Tekin Soyder'in (Umut'un üvey babası) odasında ölü bulunduğu haberiyle her hücrem kasılmıştı.

Kalp krizi diyordu.

Ama buna anca aptallar inanırdı.

Daha da delirmiş kafayı sıyırırken, Umut'un çiçeklerini getiren çiçekçiyi ele geçirebilmiştik. Recep sorgulayacaktı.

Kafam bir makine gibi işliyordu, her şeyi saniyesinde kuruyordum. Ama o sistemde hep bir yer alarm veriyordu.

Elvin.

Yalnız olsaydım Umut'u öldürmek, onu bulup yok etmek benim en fazla 1-2 günümü alır ya da almazdı.

Ama yaptığım şeyde 2 kişilik düşünmek zorundaydım artık.

Elvin'e bir şey olmaması için yaptığım planı 1 değil 1000 düşünmem lazımdı.

Sinirlerim bu noktada yıpranıyor, viski bile fayda etmiyordu.

Sonunda derin bir nefes alıp, yatak odasına gittiğimde Elvin'i göremeyince merdivenlerden aşağı indim.

Salonda da göremememle kaşlarım çatılırken, alta inen merdivenden gelen seslerle inmeye başladım merdivenlerden.

Kapalı havuzun kapısını açarak, deli gibi yüzen bir Elvinle karşılaştım.

Mayosu neydi öyle yarabbi?

Umut kimdi?

Elvin derin bir nefesi kafasını su yüzeyine çıkararak alıp, havuzun merdivenindeki kollara tutuna tutuna çıkarken ve vücudundan sular süzülürken anımsamıyordum bile.

Yutkunma ihtiyacı hissederek, yanında derin bir nefes almayı akıl edebildim.

Tanrı kadını yaratmış." Dedikleri anca bu olabilirdi.

Beni gördüğü sırada saçlarını sıkarken, elini yavaşça saçlarından çekti.

Yüzündeki huzursuz ve kırgın ifadeyi seçebiliyordum.

Onun sofrada yalnız yemek yemesi için evlenmemiştim ben. Şuan idrak ediyordum ama yaptığım tam bir aptallıktı.

Kafasını eğerek, vücuduna sardığı havluyla kırgın bir şekilde kapıdan çıktı.

O nasıl vücuttu lan?

Algılarım 3-4 dakika sonra açılınca kapalı havuzda tek kaldığımı farkettim.

Hemen oradan ayrılarak, mutfağa yöneldim.

Benim için hazırladığı tabağı mikro dalgaya atıp, ısınınca yemeğe başladım. O kadar gerilmiştim ki, acıktığımı bile farketmemiştim

Yemeği de en güzel bu kadın yapıyordu. Nasıl bir paketti bu?

2. Tabağı yedikten sonra tabağımı yıkayarak, merdivenlerden yatak odasına doğru çıkmaya başladım.

Ne Umut'un geri gelmesi, ne de Elvin'in bunu bilmemesi Elvin'in suçu değildi.

Bunu aklıma iyice sokmam, cennet çiçeğini hiç üzmememin en iyisi olduğunu hiç unutmamam gerekiyordu.

***

Elvin DURU DEVRAN'dan

Mayoyu üstümden çıkararak duş aldım.

Saçlarımı taradıktan sonra kurutup, iç çamaşırlarımı, saten geceliğimi ve takım olan sabahlığını giydim.

Kırmızıyı Acar severdi.

Bana neyse.

Birbirimizi kandırmayalım, keşke gelse de neye üzüldüyse öğrensem.

Dengesizleşmiştim ben iyice, çünkü regl günüm yaklaşmıştı.

Makyaj masama geçip, silmeme rağmen biraz kalmış ve akmış rimelimi temizlemeye başladığım sırada, odanın kapısı açıldı.

Hiç takmıyorum havalarında olmaya çalışsam da tarzan gibi bağırıp "Neyin var böyle yiğidimmm??" Diyesim geliyordu.

Tüm makyajımı çıkarıp, krem sürmeye başladığımda Acar da beni izlemeye başlamıştı.

-O kadarı fazla olmasın?" Anlamayarak baktığımda, bakışlarıyla elimi işaret etti.

Kremi çok sıkmış elimin üzerine bocalamıştım.

Ağzım açık kalsa da toparlayarak, fazlalığı kolluma koyup ellerime yedirdim. Kollarıma koyduğum kremi de omuzlarıma yedirmeye başladım.

Vücut kremiydi sonuçta.

Beyin bedava.

Acar yanıma gelip diğer kolumdaki kremi kendisi ovmaya başladığında ona hiç aldırmadan, kremi yedirmenin mutluluğunu yaşıyordum.

Kafasını boynuma getirerek, dudaklarını dokundurdu.

Kendimi geri çektim.

-Sinirliyim." Derin bir nefes alarak biraz geriye çekildi. Kısasa kısas paşam!

-Senin sinirini yerim." Omuz silktim.

-Eline sağlık yemek çok güzel olmuş." Kafamı ona çevirdiğimde burunlarımız birbirine değiyordu.

-Yedin mi?" Kafasını salladı.

-Yedim, ne güzel yemek yapıyorsun sen öyle." Onaylar bir mırıltı çıkarıp önüme döndüm. Ama artık sormam gerekiyordu.

-Neden öyle davrandın? Kötü bir şey mi oldu bugün?" Bir elini belime, diğer elini bacaklarımın altına koyarak kucakladı beni yatağa götürmek için. Sesimi çıkarmadım. Ellerimi boynunda birleştirdim.

Ben onun kucağındayken yatağa oturduğunda cevap verdi:

-Ağabeyimle konuştuk, işler çok yoğundu. Hepsi üst üste gelince...Sinirlerim gerildi. Kusura bakma çiçeğim." Kafamı salladım aşağı yukarı.

-Önemli değil." Aslında bunu bir iki saat önce sorsanız cinnet geçirirdim ama beni şuan sakinleştirmişti.

Onu da anlamaya çalışıyordum. Ve bu çok zor değildi.

Saten sabahlığımın kolunun düşmesiyle, açık kalan omzuma yakıcı bir öpücük kondurdu.

Bacağımda olan eliyle de rahat durmuyordu tabii.

Bu adamın daha demin morali bozuk değil miydi? Vallahi sapıktı bu adam.

Dudaklarını kulağıma yaklaştırdı.

-Kırmızı giymişsin meleğim." Kafamı ona çevirdiğimde, dudaklarımız arasında santimler vardı.

-Evet, giydim." Diyebilmiştim.

Aman yarabbi!

Şu heybete bak, taş olsa çatlar!

Ben nasıl erimeyebilirim ki? Hem de reglime az kalmışken!

-Tadını çıkarabilir miyim?" Dedi tek kaşını kaldırıp, elini sabahlığımın kuşağına götürerek.

-Çıkarabilirsin bebeğim."

Gülümsedi. Tehlikeli bir gülümsemeydi bu.

Beni kucağından indirip yatağa uzandırdığında, üzerime eğilip dişleriyle kuşağı açtı.

Sabahlık iki yana düşünce, açılan geceliğimin üzerinde ellerini yavaşça gezdirerek, üstüme eğildi. Saten olduğundan, ellerini neredeyse tamamen hissediyordum.

-Tüm sorunlarımdan..." dedi vücudunun ağırlığını biraz bana hissettirir, dudaklarımı ısırırken.

-Senin kuytularına saklanarak kurtuluyorum güzelim." Ve dudaklarını dudaklarımın üstünde delirici bir yavaşlıkta, kavurur gibi hareket ettirmeye başladı.

Yorgunluktan ölme durumunu, birazdan yaşayacaktım sanırım.

***

3.GÖZ

Genç kız gözlerini ovuşturarak açıp, güneş gelen tarafın tersine doğru çevirdi yüzünü. Vücudunu iyice gererken, ağrısıyla biraz homurdandı.

Belinden sıkıca tutmuş kocasının yüzünü inceleyerek, gülümsedi. Yavaşça yerinden doğrulurken Acar Devran, huzursuz bir ses çıkardı.

Elvin biraz sesli gülerek yerinden kalktı ve iç çamaşırlarını, ardından spor kıyafetlerini giymeye başladı.

Biraz koşmak ona iyi gelecekti. Çünkü her kası ağrıyordu.

Yan eve de dönüşte haber verecek, böylece ailecek bir kahvaltı edeceklerdi.

Saçlarını atkuyruğu yaparak, hiç makyaj yapmadan banyoya girdi. Dişlerini fırçalayıp yüzünü iyice yıkadı. Ve odadan çıktı.

Siteden çıkmadan sıkı bir koşu yapıp, yanına aldığı bozuklukla aldığı suyunu içe içe Devran yalısının girişine adımını attı.

Bahçeye daha önce görmediği bir Lamborghini park edilmişti.

Kaşlarını kaldırıp, yoluna devam etti.

Filiz Devran bahçesindeki beyaz güllerini sularken, kızı görerek gülümsedi.

-Kızım, hoşgeldin. Günaydın!" Dedi kızla öpüştükten sonra, elindeki su ibriğini köşeye bırakarak.

-Hoşbulduk annem, nasılsın?"

-İyiyim kuzum, Acar uyuyor mu hala?" Dedi cevabını bilerek. Elvin gülerek kafasını salladı.

Saatine baktığında saatin 09.45 olduğunu gördü. Bir 10 dakika kadar sonra uyanacağını düşündü adamın.

-Hadi gel, içeri girelim." Dedi Filiz kızın belinden tutup, dış kapıyı geçerek direkt bahçeye çıkan mutfak kapısına yönlendirdi.

Genç kız mutfağa girdi Neris Hanım'a sarılıp, paçanga böreği yapan Nesrin Hanım'ın yanağına öpücük kondurarak.

-N'aber Nesoş?" Nesrin Hanım, bu deli kızın enerjisiyle gülümsedi.

-İyidir deli kız, senden?" Elvin daha demin tezgah üstünde duran, yardımcı kızın tam götüreceği tabaktan bir salatalık alıp, ağzına attı.

Ellerini yıkayıp, önlük giyerek kadının yanına geldi tekrar:

-İyidir, dur ben sararım." Kadın kenara çekilip, kızaran diğer böreklere baktı tavada.

-Evlilik nasıl gidiyor çitlenbik?" Dedi Savaş mutfağa girerek.

Elvin, ailede Savaş'ın üstüne gitmeyen tek kişiydi.

Üstelik hiçbir şeyi bilmemesine ve hiçbir açıklama almamasına rağmen.

Çünkü herkesin üstüne gittiği birine, sizin destek olmanız onu ayakta tutardı Elvin'e kalırsa. Hem isterse anlatırdı. Bu adamın hayatıydı ona göre.

-İyi gidiyor be ağabey, yuvarlanıp gidiyoruz." Savaş kıza gülümseyerek, eli çabuk kızın börek sarışını izledi.

Kalan son 3 yufkayı yaparken konuştu kız:

-Bahçedeki araba kimin? Babamın koleksiyonundan da değil?" Savaş kafasını salladı kız kendisine bakınca.

-Babamın arkadaşının oğlu. Babamın odasındalar, konuşuyorlar. Çocuk bir mekan açmayı düşünüyor da."

-Hmm, dedi Elvin gülümseyerek. " Engin tecrübelerinden bahsediyor demek ki. Babasına neden sormamış ki?"

-Araları bozukmuş biraz." Elvin kafasını salladı.

Savaş, annesinin seslenmesiyle mutfaktan çıkarken Neris Hanım Elvin'e döndü.

-Acar nasıl kızım?" Elvin derin bir nefes alıp son böreği yapmaya ara vererek, yaşlı kadına baktı.

-Düşünceli, babaanne." Yaşlı kadın kafasını sallayınca gözü mutfağın dijital saatine takıldı kızın.

Saat 10.05 ti!

-Hiii!" Diye bir ses çıkardığında Neris Hanım, irkilerek Elvin'e döndü.

-N'oldu kuzu?" Elvin telaşla ellerini silkeledi:

-Ben Acar'a haber vermeyi unuttum! Mesaj felan da atmadım, telefonumu almadım, not da bırakmadım! Ayy! " yaşlı kadın gülümsedi Elvin'e.

-Tamam kuzum, ben giderim." Elvin bir parça rahatlayarak gülümsedi yaşlı kadına.

Kendisi söylerse eğer ve Acar uyandıysa kızacağına emindi.

Mutfakta Nesrin Hanım'ın da sofrayı kurmaya gitmesiyle yaptığı börekleri kızartmaya başladı genç kız.

Acar bu sırada çıldırmış durumdaydı. Her yere, hatta buna kiler de dahildi, bakmıştı. Elvin'i neredeydi? Telefonu evdeydi üstelik.

Kafayı yemiş bir şekilde Recep'i aradığında, resmen haykıracak duruma gelmişti.

İki evi birleştiren demir kapı çalınınca, telefonu hemen fırlatıp merdivenleri uçarcasına geçti.

Kapıya ulaştığında babaannesini görünce hala telaşlıydı.

Yaşlı kadın Elvin'in neden panik yaptığını şimdi anlıyordu. Acar zaten kendine ait en ufak bir eşyaya bile deli gibi değer verirken, karısını merak etmesi en normaliydi yaşlı kadına göre.

-Elvin bizde oğlum. Kahvaltı yapacağız hep birlikte hadi üstüne bir şey giy de gel." Acar Elvin'e öfkelenmeyi bir kenara bırakarak, üstüne baktı.

Sadece baksırla durması pek hoş değildi doğrusu. Elvin'e açsaydı kapıyı şayet, hiçbir sorun olmazdı.

Tabii Elvin'in "Sen millete kapıyı böyle mi açıyorsun dingil!" Demesini saymazsak.

-Iı..Haklısın babaanne, ben gelirim sen git." Bunu söyledikten sonra merdivenlerden hızla çıkan Acar'a bakarak sesli bir şekilde güldü kadın.

-Bu çocuk hiç büyümeyecek." Demeyi de ihmal etmemişti.

Acar'ın çok sinirlenmemesini uman Elvin, kızaran börekleri tabağa koyuyordu.

Kendisini izleyip içeri gitmiş adamdan haberi yoktu tabii.

Börekler tabakta yerini alınca, ellerini silip, önlüğü çıkardı. Mutfağa gelen Nesrin Hanım'a tabağı uzattı.

-Teşekkürler kızım."

-Önemli değil teyzem, ben bir saçlarımı falan düzeltip ineyim sofraya."

Kadın kafasını sallayınca mutfaktan çıkıp merdivenleri çıkmaya başladı.

Elvin'i gören Asu kızın yanağına sıkı bir öpücük kondurduğunda, Elvin dişlerini daha da gösterek gülümsemişti.

-Odana giriyorum he, misafir varmış ölü gibiyim bir şeyler sürüneceğim." Diyen kıza eliyle beğeni işareti yaptı Asu.

-Senindir, istediğini yap yavru." Genç kız sesli gülmüş ve Asu'nun odasına girmişti.

***

Herkes sofraya oturduğunda, Kaya Devran masalarındaki misafiri, arkadaşının oğluna yönelik konuştu:

-Ee koçum, Enes'im senin yok mu evleneceğin bir kız? Alalım sana." Enes bu lafa sesli bir şekilde gülerken, Acar nedense bu çocuğu yıllardan beridir sevemiyordu.

Gözlerini kısarak çocuğa bakarken, Asu'nun kendisini dirseğiyle dürtmesiyle bakışları normal bir hal almıştı.

Asu, Elvin'in kendi odasında olduğunu söylemişti. Lakin hala neredeydi bu cadı? Ne gerek vardı bu dümbelek için süslenmeye?

-Yok Kaya amca, ben evlenmek istemiyorum. Savaş ağabey hayırlı olsun bu arada evleniyormuşsun." Savaş başıyla onaylayıp, kahvaltısına devam etti. Zaten bugünlerde çok sessiz ve düşünceliydi. Enes bu sefer Acar'a döndü çatalına zeytin takarak.

-Acar, düğününe gelemedim kusura bakma. İtalya'daydım." Acar küfür mırıldanınca annesinden ters bakış aldığında, yüzüne sahteden bir gülümseme yerleştirdi.

-Olur öyle, salla gitsin." Enes gülümsemesini hiç bozmadı. Masmavi gözleri,neşeyle parlıyordu.

-Yenge nerede?" Acar artık konuşmanın sonlanması için direkt cevapladı:

-Yukarıda, gelir birazdan." Enes kafasını sallayarak Kaya Devran'a döndü:

-Kaya amca, sizin yardımcılarınızdan genç kızın ismi ne?" Kaya sofraya portakal suyu getiren genç kıza göz ucuyla bakarak, Enes'e döndü. Enes kız gittikten sonra kafasını sağa sola salladı:

-Hayır hayır, o değil. " Kaya şaşırdı.

Acaba bugün temizlik günüydü de gelen bir temizlikçiden mi bahsediyor diye düşündü. Çünkü Nesrin Hanımla beraber 4 kişi çalışıyordu ve tek genç kız da daha demin sofraya portakal suyu getiren Dilem'di.

-Koyu saçları var, kısa biraz. Mm, beyaz tenli. Müthiş bir kız." Acar kafasını hızla Enes'e doğru kaldırdığı sırada salona giren Elvin herkese gülümseyerek:

-Merhaba!" Demişti.

-İşte o!" Dedi Enes irisleri Elvin'in gelişiyle büyürken.

Acar elindeki çatalı sıkarak, kafasını yanına oturan Elvin'den Enes'e doğru yavaşça çevirdi.

Gözleri iyice çizgi halini alacak kadar kısılır, kasları hiç olmadığı kadar kasılırken öfkeyle tısladı.

-Tanıştırayım, Elvin. Karım." Enes'in elindeki çatal düşerken, öksürerek sesini düzeltti.

-Aa..Ben şey, bilmiyordum." Acar kafasını aşağı yukarı salladı.

-Bilsen, yaşıyor olmazdın zaten. Hoş niye yaşıyorsan.." diyip sonlara doğru sesi azaldığında, kalkacakken Elvin koluna asıldı.

-Dur otur, celallenme n'oldu be?" Acar kolunu çekmeye çalışırken Elvin ayağa kalkarak Acar'a mutfağı işaret etti.

-Aaa, Acar gel ben sana mutfakta bir şey göstereceğim. Bugün ev alışverişinde alırız aşkım hadi gel..." dedi sesini makul bir tonda tutarak. Acar kafasını "Sonra görüşeceğiz." Der gibi Enes'e sallarken, genç adam yutkunmuştu.

İkili mutfağa gittiğinde Enes büyük bir mutsuzluk ve utançla Kaya'ya döndü:

-Özür dilerim Kaya amca, ben gerçekten bilsem böyle bir saygısızlığı asla asla yapmam. Başka birinin sevgilisine, karısına göz koyacak bir insan değilim." Kaya başta gerilse de elini gencin omzuna koyup sıktı:

-Boşver aslanım, Acar kudurur böyle durumlarda. Takılma fazla." Savaş bu durum karşısında sessizliğini koruyamamış, Asuyla beraber kahkahalarını patlatmaya başlamıştı.

Masadaki herkes gülerek kahvaltısına devam ederken mutfakta durumlar pek iyi değildi.

-Elvin çıkarken neden bir şey demiyorsun ki? Öldüm meraktan!" Elvin mutfakta bir sağa bir sola giden Acar'a baktı.

-Acar zaten uyandıktan 10 dakika falan sonra haberim gelmiştir. Özür dilerim, düşünemedim. Gerçekten..." Acar ters ters Elvin'e baktı.

-Ya o piçe ne demeli? Ne konuştunuz siz?" Elvin gözlerini devirdi.

-Saçmalama Acar, ne konuşacağım. Ne dedi ki sana, ben anlamadım bile?" Acar elini kaldırdı sinirle salonu gösterir gibi.

-Senden hoşlanmış işte pezevenk. Kıracaksın ağzını burnunu...." Elvin hemen Acar'ın yanına gidip sarıldı adama:

-Yapma ama böyle, sinirlenme bu kadar." Acar'ın aldığı derin nefeslerle Elvin'in kafası da inip kalkıyordu. Yavaşça düzene girdi nefesi, kafasını eğerek saçlarına öpücük kondurdu Elvin'in.

-Sakinleş hadi. Derin nefes al...Veer... Daha aramız dün akşam bozulup gece iyileşti, yapma böyle. Fevri davranma." Acar'ın aklına Elvin'in kendisine ait olduğu ve dün gecenin anıları dolarken gülümseyerek cevapladı kızı:

-Sakinleştim yavrum." Elvin kafasını çekip, ellerini gövdesinden çekmeden konuştu:

-Hadi kahvaltı yapalım o zaman." Tam bu sırada Recep ve Kemal mutfağa girdi.

-Acar Bey, sizinle konuşmamız gerekiyor." Acar kafasını sallayarak Elvin'i gövdesinden uzaklaştırırken, kıza döndü.

-Sen geç içeri güzelim, ben geleceğim...Bir de...Sana bakarsa o it söyle bana." Elvin de kafasıyla onaylayıp gidecekken, Recep'e trip atarak bakıp, saçlarını savurdu.

-Alacağın olsun Recep ağabey unutmayacağım yaptığını."

Acar'ın olandan haberi vardı.

Ama Elvin'in zekası birazcık bile bir şeyleri araştırırsa durumu çözebilecek kadar zekiydi. Öğrenmesi riskini alamazdı. Bu yüzden Recep'e hak vermişti.

Yine de Elvin'in kırgın ve tepkili sesine güldü.

Kız gidince Recep ve Kemal'e işaret ederek, mutfaktan dışarı, bahçenin sessiz bir köşesine çıkarttı onları.

-Ne oldu anlatın." Recep derin bir nefes alarak konuya girdi:

-Umut ölü." Acar kaşlarını çatarak anlamsızca baktı Recep'in yüzüne.

-Ne?" Kemal konuştu bu sefer.

-Ölmeyen Umut değil efendim. Sizin emin olmak için, mezarını açtırtmanız ve kimlik için test yaptırmanız işe yaradı. Umut kesinlikle ölü. Ada da öyle. "

Acar böyle bir şeyi bir ümit ölüdür diye yapmıştı. Ama şimdi daha deminkinden fazla öfkelenerek sordu, saçlarını karıştırırken.

-Nasıl? Hiçbir şey anlamadım. Siz nereden çıkardınız o zaman Umut'un yaşadığını?"

-Kendisini sizin şirketinize çok yakın bir yerde ve düğünün dışında görmüştü Kemal. Savaş Bey de görünce kameralardan bakarak o olduğuna emin olmuştuk. Bir de şu çiçek mevzusu olunca.. Ama..." Dedi Recep Kemal'e bakarak lafını tamamlaması için.

Kemal de kafasını sallayarak sözün devamını ve en can alıcı noktasını devraldı:

-Gördüğümüz kişi, Umut değil Umut'un ikiziymiş."

Acar elleriyle yüzünü kapatırken tek dilediği şey Umut'un Elvin'e saplantılı bir üçüzü olmamasıydı.

Çünkü şu saniye emindi ki, Tanrı şahidi olsun o orospu çocuğu kimse bulacak, vücudunun her santimini ayrı ayrı parçalara bölerek yakacaktı.

Ve şu da bir gerçekti ki Umut'tan daha intikamcı, daha acımasız ve daha psikopat biriyle karşı karşıyaydı.

Umut'u tanıdığı için hamlelerini tahmin etmek kolaydı, ama şimdiye kadar varlığını bile yeni öğrendiği bir katilin adımlarını tahmin etmek biraz zordu.

Acar Devran, zoru başaracağına inanıyordu.

Elvin için, ki bu onun için aile demekti, yapmak zorundaydı.

Bu yüzden öldürücü bir soğuklukla emirlerini sıralamaya başladı, telefonuyla da gerekli kişileri de arayarak.

****

Bölüm sonu 😘😘😘 2465 kelime.. Hata varsa, mutlaka belirtin!!!

Evet 1 Milyon olduk!

Aslında beni hikayemi o kadar insanın okuması açısından çoook mutlu etti.

Ve...

Gençler ekşın yaklaşıyor.. 2 bölüm sonra heyecanlanacağız biraz..

Bir de psikopat, intikam alan kardeş çıktı.

Neler olur sizce?

Acar?

Elvin?

Öğrenecek mi Elvin?

Gelecek 2 bölüm bence çok güzel bir şeyler yazacağım. 🙈💖🙈💖

İnşallah Umut'un kim olduğunu hatırlamışsınızdır. Zaten hikayemizde 2 psikopat karakter vardı. Biri Elvin'in kuzeni Ada, diğeri bekaret hakkında iddiaya girerek tüm olayları başlatan, 0.2 de Elvin'e tecavüz etmeye çalışan, Acar'ın emriyle üvey babasının erkekliğini kesmesinden sonra kafayı iyice yiyip Elvin'i Ada'yla kaçırarak yangın çıkartan manyak. Umarım hepiniz hatırlarsınız.

Önce Umut'u hatırlatarak olayları devam ettirmek istiyorum.

Klişelerden ve saçma bölümlerden nefret ederim. Hikayede olan( varsa) hangi olayı, neden saçma ya da karışık bulduğunuzu bu paragrafa yorum olarak bırakır mısınız? Varsa mutlaka yazın belki hikayeyi düzenleme kararı alabilirim. Umarım karışık ya da saçma bulmuyorsunuzdur.

Başlarına ne gelir bu ikilinin?

Yorum istiyorum. Oy umuyorum.

Çok mutluyum ve sizi seviyoruum.

Siz de hep:

Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.