İçeriğe geç

Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler

Bölüm 30 · 9 dk okuma

Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler

Bölüm 30

2.8: “Çabala Devran”

(8 Aralık 2016/ 22:13 tarihinde yayımlanmıştır.)

Elvin DURU

Çikolatalı dondurmanın, 2.kutusunun,son kalanlarını kaşıklarken kapı çaldı. Yerimden güç bela kalkarak kapıya yöneldim. Açtığımda bir Asuyla karşılaştığıma şaşırmamıştım.

-Gelsene." Dedim kapıyı açıp içeri işaret ederek. Mahçup bir şekilde elindeki torbayla girdi.

-Şey Elvin..Gitmemi istersen giderim yani yalnız kalmak istersen..."

-Saçmalama Asu!" Dedim kapıyı kapatıp sırtından salona itekleyerek. "Geç içeri hasta etme adamı." Hızla içeri geçip bana döndü:

-Elvin, ben çok çok çok özür dilerim...Belki yalnız kalmak istersin...Beni görmek de istemeyebilirsin şuan..ben üzgünüm çok....Depresyondaysan eğer yalnız bırakmamı istiyorsan da.." lafını kesen attığım kahkahalardı.

-Saçmalama Asu, geç otur işte!" Koltuğa oturduğunda şaşkın bir yüzle bana bakıyordu.

-Ne yani depresyonda değil misin?"

-Iı-ı." Dondurmamı yerken söylemiştim.

-Üzgün de mi değilsin?" Sesinde garip bir ton vardı. Anlam verememişti sanırım. Kaşığı kutunun içine atıp masaya bıraktım.

Ve ona döndüm, daha demin kahkaha attığımın hiçbir kanıtı yüzümde kalmamışken.

-Parçalandım Asu. Ne dememi bekliyorsun ki?" Üzüldü dediğimle.

Keşke hiç konuşmasaydım dedim ben de.

Yine de iki elimle, ellerine uzanıp tuttum onunkileri.

-Bak güzelliğim, çok çok çok kırıldım. Ve gerçekten böyle sanki bir şeye kendimi bırakmışım, çok mutlu olmuşum ama bir anda patlamış ve düşmüşüm gibi hissediyorum...Ama sevgilimden ayrıldım diyip, rahmetli babamın evinde, amcamın yanında ağlayacak bir kız lüksüne sahip görmüyorum kendimi. Eğer şuan, tam şuan dediğin depresyon haline girersem, içimdeki her şey ortaya çıkar ve beni böyle göremezsin.Emin ol çok kötüsü Asu'm, çok çok kötüsü. Üstünü kapatmaktan, güçlü durmaktan başka çarem yok."

Gerçekten böyleydi. Güçlü olmak zorundaydım. Acar'a o kadar alışmıştım ki vücudumdaki en değerli parçamdı ve o gidince gazi kalmıştım sanki. Ama ayakta durmak zorundaydım. Başka çarem yoktu. Kendimi koyuverirsem olacakları önceden görmüştüm. Zor atlatmıştım o zamanları...

-Anladım, ben sadece bilmiyorum. Yanında olmak istedim." Bütün gün benimle evde tıkılmasını istemedim. Hemen aklımdaki fikirle ayağa kalkıp elinden çekeledim.

-Nereye? Elvin..durs...

-Yürü benimle, denize girelim. Hararetimizi atalım! Zaten tatil bile yapamadık!

Sonuçta sahil çantamızı hazırlamış, Asu'ya bikini almış gidiyorduk.

Acar ise aklımın hep bir köşesinde, kalp sızımda kalmıştı.

**

ACAR DEVRAN

Geçen Bölüm Sonundan Devam:

Video açıldı ve başladı.

-Evet, oluyor! Evet öyle durun!" Diyen ses Elvin'e aitti. Kadraj karşısında Sarplar duruyordu. Sarp öncelikle öne çıktı. Şimdiden yüzüm gülmüştü bile.

-Öhöm..Öhöm...Ne diyorduk? Hıh, evet. Babalarımız tanışıyor ve işte bilirsin bir şekilde oyun arkadaşı olduk seninle." Arkadan Karya girdi söze:

-Ve birkaç oyundan sonra galiba büyüdün koçum! Evet iyi ki iyi ki iyi ki doğmuşsun. Yenge güzel çek he, güneş böyle vurunca kel çıkmayayım." Güldüm seslice, kamerayı kontrol ediyor gibiydi.

-Saçmalama Karya, bozma işimi." Dedi Elvin'im. Derin ve Devrim de çıktılar öne birlikte, Derin başladı söze ilk:

-Nice beraber, daha ne gülmeli ne ağlamalı,"

-Ki umarım olmaz." Devrim karışmıştı lafa.

-Ne mangallı, ne içkili..."

-Umarım o da olmaz." Dedi Elvin, buna sesli gülmüştüm. Derin gözlerini devirdi:

-Ne güzel özel, upuzun yıllarımız olması dileğiyle kardeşim. Seni çok seviyorum. Yengeyi de sevdik." Devrim, kafasını salladı onaylayarak:

-Sağolun çocuklar, evet devam etsene Devrim."

-Elvin ya ben söyleyeceğimi unuttum."

-Nasıl ya? Of küçük çocuk gibisin gel şuraya!" Kamera Elvini çekmemişti, Devrim kameranın arkasına gitmiş olacak ki kadrajdan çıktı. Video kırpılmış bir şekilde devam etti:

-Evettt kardeşim, nice nice musmutlu birlikte senelere. İnşallah, çoluk çocuğa karışırsın. Burada yengeye...." dedi göz kırpıp Elvin'e işaret çakarak. Elvin lafın devamına izin vermeden eli belinde kadraja girdi:

-Devrim bu muydu unuttuğun? Keşke unutsaydın çık şuradan, çık çık." Diyerek iteledi kenara. Video bir kez daha kırpıldı ve "Seni seviyoruz kraaal." Diye bağırdılar. İt herifler.

Devamında babam, annem, Asu cadısı, ağabeyim, babaannem ve birkaç şirket çalışanı çıktı. Biteceğine 5 dakika kala Elvin girdi kameraya. Karşımdaymış gibi doğruldum hemen. Gamzeli gamzeli güldü kameraya:

-Acar'ım iyi ki iyi ki doğmuşsun. Başta seni nasıl hayatıma sokmamaya çalıştığımı hatırlıyorum da..." dedi gözlerini yukarıda bir yerlerde gezdirerek "büyük aptallık etmişim! Seni o kadar, o kadar çok seviyorum ki...Sevmeyi de öğrettin sayılır gerçi. Kalbinde..." dedi elleriyle oynadığını tahmin ettiğim zaman süresince ve kameraya sabitledi bakışlarını "kalbinde bana yer ayırdığın için çok teşekkür ederim. Bu kadar değerli kıldığın için... Sayende koskocaman aile olmuşum gibi hissediyorum. Seni çok seviyorum adam, umarım hep en güzelini benimle birlikte yaşarsın." Öpücük attı ve videonun son sahnesinde videoda olan herkes bağırmıştı.

Ben bu kızın kalbini kırmıştım.

Nankörün teki olmalıydım. Dosyadan hızla geri çıkarken diğer dosya çarptı gözüme. Ona tıkladım:

"Acar, Özel."

Videoyu açtım. Karşıma tekrar Elvin çıktı, pijamalarıylaydı:

-Evet yavruum" dedi benim gibi "Doğum gününe 8 gün varmış! Dün gece öğrendim vee hazırlıklara başladım! Evet, şimdi telefonla Recep'i arıyorum! " telefon aldı eline ve kulağına yasladı. Hayatımın en güzel filmini izliyordum şuan. Bilmiyordu. Montajlanan bir video sonucu kırpılmış diğer kısım çıktı.

-Recep ne demek bilmiyorum yaa. O DJ buraya gelecek! Bana ne, nasıl olursa olsun! Sen ver şu numarayı bana...Başlatma yengene tövbe tövbe ver şunu, yazıyorum evet... 050... kapat hadi kapat durrrr dur dur kapatma. Sana görev, git ve Kemalle İstanbul'daki en güzel pastacıyı bul...Sana ne be! Sen bana hesap mı soruyorsun Recep?....Hıı....Hıhı....Hayır öyle bir durumsa eğer bilelim de Acar'a....Aynen aferim böyle uyanık ol koçum tuttum seni, hadi iş başına!" Diyerek telefonu kapattı. Gülme krizine girdim, pasta işleri Kemal ve Recep'e aitti anlaşılan.

-Evet devam ediyoruz." Ondan sonra gün içinde video devam etmiş 8 gün özetlenmişti. En sonuna gelmiştim. Evde, yatağında bağdaş kurarak oturmuştu.

-Acar..." dediğinde Hıı dedim istemeden "Ben sana bunu bir de senin okuman için vermek istiyorum. Hediyenle beraber..." elini babasının ona bıraktığı deftere uzattı. "Bu benim için çok kıymetli...Babam onu, güvendiğin birine oku demiş ve ben sana okumak istiyorum."

"Kızım, inci'm, en değerlim...Umarım bu yazıyı okuyana kadar sana öğrettiğim gibi dimdik ayakta durabilmişsindir. Mert ağabeyine emanet ettim seni ama sen kendi başının çaresine hep bakarsın eminim ki. Aslan gibi kızsın sen, benim kızım...

Dıştan sert, ama kalben yufka yürekli kızım...Bu yazıyı okuyorsan, dileğim burayı bundan sonra mesken tutmandır. Günlük gibi günü gününü buraya yazman...Seni o kadar o kadar çok seviyorum ki, şuan okurken yanında olamadığım için nasıl üzgünüm eminim bilsen şaşardın. Ama yıldızlara bakmayı da öğrendin sanıyorum. Dua etmeyi de..."

Elvin hıçkırdığında gözünden yaş düşse de devam etti. İçim kavruluyordu ama elim kolum bağlanmıştı.

"Sevdiğin adam olacak bir gün. Aşık olduğunu göremeyeceğim, torunlarımı sevemeyeceğim için de üzgünüm...Ama sen mutluysan, mutluyum ben de. Sen en doğruyu yaparsın kızım, umarım kalbini güvenle verdiğin adam seni hiç parçalamaz...Benim gibi sana kıyamaz.

Bunların hepsini ona da okumanı istiyorum. Senin de onun da devamını birlikte tek tek, farklı farklı günler okumanızı. Umarım o adamı bulur, yuvanı kurarsın. Çok mutlu olursun prensesim...Göz bebeğim, kızım demek nasıl gurur veriyor bana bilemezsin. Umarım sen de bir gün öğrenirsin."

Elvin defteri bırakıp kamerayı kapattı. Montajlanan kısımdan devam etti görüntü. Ağlamış, gözaltları kızarmıştı.

-Acar, ben bugüne kadar hiç "Nasıl bir ailem olur? "Nasıl çocuğum olur?"Diye düşünmemiştim. Sen...Sen bana bunu ilk defa düşündürdün. Ben seni bunu bana düşündürecek kadar seviyorum. Eğer gün olur sen de vazgeçmemiş olursan umarım o çocuk senin olur. Çünkü başka birinin bana dokunma ihtimalini bile kaldırmıyor ne kalbim ne beynim. Çok konuştum artık, sen biliyorsun zaten beni.

Cesurum ben, senin deyiminle "minicik" kalbime koskocaman seni sığdırmışım. İyi ki de yapmışım. Tatlı, iyi geceler. Yarın için çok çok heyecanlıyım.. Bakalım beğenecek misiin?.... Dur seni arayayım gelmeyeceğim sanıyorsun gerçi.." telefonla beni arayıp hoperlöre aldı ve kameraya son gülüşünü sunarak kapattı.

Bitmişti. Ben de ruhumun çekildiğini hissetmiştim.

Boş boş oturmanın bir fayda getirmeyeceğini bildiğimden, Recep ve Kemal'i yanıma çağırdım.

**

-Ee ne diyorsunuz Recep, Kemal?" İkisi üzerinde gözlerimi gezdirdim.

-Gerçekten harika olur, bu çok özel."

-Evet, dedi Kemal de, bunca yaşanandan sonra ters de tepebilir ama...Yine de çok özel olur.

Kafamı salladım, tepebilirdi. Ama bilemiyordum, elimdeki tek şey buna bağlıydı.

Bu yüzden Elvin'i geri kazanmak için elimden geleni ardıma koymayacaktım.

Koyamazdım. O bana aitti. Telefonuma gelen bildirimle, ekranı açtım ve instagrama girdim.

Bu!

Kadın!

Adamı!

Delirtir!

-Çabuk bana arabamı getir, hemen!" Diye bağırdım kapıdaki yeni görevlinin yüzüne doğru.

Asu Elvinle bikinili resim atmıştı.

Bikinili.

15 dakikadır o fotoğraf duruyordu. Asu da Elvin de telefonunu açmamıştı.

Asu! Seni varya parçalamazsam!

Ben o sahile gitmez miydim? Giderdim.

••••

Elvin DURU

-Almıyorum Recep! Kemal'den de kovulmasın diye aldım!" Gerçekten Acar beni bıktırmıştı. Türlü hediyeler göndermişti şu 40 dakikada.

2 metre boyunda bir ayı şimdi de!

Sanki şezlongta uzanan kendisi yetmiyordu.

Asu'yu yanına çekip fotoğrafı sildirse de ben fotoğrafı silmemiştim. Ve bana ağzını açıp bir kelime dahi edecek cesareti bulamazdı.

Buldurtmazdım. Yerimden doğrulup, topuzumu düzenledim, önümdeki iki tutamdan birini kulağımın arkasına sıkıştırıp gözlüklerimi saçıma kaldırdım. Bikini üstümü düzelttikten sonra gözlüklerimi çıkarıp denize girmek, Asuyla yüzmek için ilerledim.

Bulmuştu.

Daha demin bahsettiğim cesareti.

Aptal cesareti.

-Elvin.." umursamadan yanından ilerledim. Kolumu tuttu. Saniyesinde kurtuldum ama gözlerine bakmadım.

-Elvin ben..."

-Zırvalama, kabul etmiyorum." Dedim ilerlemeye çalışarak. Tekrar kolumu kavramıştı, bu sefer daha sıkı.

-Etmelisin. Lütfen bir dinle. Sadece ben..."

-Sen değil ben, bencilim. Defol git şimdi." Tekrar kolumu kurtarıp ilerledim. Denize girip bol bol yüzerken kendisi de sinirinden duramamış benimle beraber yüzmeye başlamıştı.

Bayağı uzun bir süre, ki yarısı bakışmalarla geçmişti, 3ümüz birlikte yüzdükten sonra sudan çıktım.

Kurulanmak için havluya uzandığım sürede ayağımın dibinde küçük bir kız çocuğunun çığlığını duydum.

-Ahhh! Ni yaptınız siz iyle?! " havluyla kurulanırken kızın derdini anladım. Asu sendelemiş, kızın kumdan kalesini yıkmıştı.

-Özür dilerim, ben..." havluyu yerine bırakıp kıza çömeldim.

-Daha güzelini yaparız minik, olmaz mı? Hem ben mimarım." Değil miydim? Bu kızın kumdan kalesini yapmaktan güzel işim yoktu şuan. İlk işim sayılırdı.

3.GÖZ

3-4 yaşlarında kumral bir kızdı ve saçları iki yandan toplanmıştı. Etekli bir mayo giymişti ve çok sevimliydi.

-Ihım ıhım..İsmin nedir?"

-Nur, senin ne? "

-Elvin. Eveet, şimdi ıslak toprakla kuru toprağın miktarını iyi ayarlamalıyız Nur. Dışı mutlaka ıslak olmalı ki..." diye sözünü devam ettiren Elvin'in sözünü kesti minik kız:

-Kiiii....Kovadan ayırabilmeliyiz. "

-Harikasın çak kız!" İkisi 5lik çakıp gülüşürken. Acar ve Asu da bu ikiliyi izliyordu.

-Çok güzel gülüyor." Asu gözlerini devirdi ağabeyinin bu arabesk hallerine.

-Anca öyle trene bakar gibi bak ağabey, hiç bir şe...." Acar elini kızın ağzına kapattı. Sadece homurdanıyordu.

-Şşşşt, mükemmel anımı bozma. " dedi. İzlemeye kaldığı yerden devam etti. Kızın her gülüşüne, sanki kendisi de çocukmuş gibi kumla oynayışına kendisi de gülümsedi.

15 dakika kadar konuşmalarından sonra Asu da onlara katıldığında Elvin'in gözleri Acar'ın gözlerine denk düştü.

Acar o gözlerde ne aradığını bilmiyordu ama Elvin'in sırtını Acar'a dönüp mırıldandığı şeyle aynı anda kıpırdadı dudakları.

-Çabala Devran."

-Çabala Devran. "

***

Günü tamamlayan saatler geçerken akşam üstü olmuş, Elvin ve Asu terasta oturmuş ice tea yudumlarken Elvin'in telefonu çaldı.

Acar Devran(Açma) arıyor...

Açmayıp, devam etti içeceğini içmeye Elvin. Bir 10 dakika sonra telefonu tekrar yandığında baktı ekrana.

Sarp?

-Efendim Sarp ne.." Sarp'ın korkunç endişeli sesini aldığında kanı damarlarında sıvıdan, demir halini aldı.

-Elvin, Acar... Acar kaza yaptı. Hemen...Hemen...Buraya gelmelisin!"

*******

Bölüm Sonu😘😘😘

Yorumlarınızı bekliyoruuum!

Sizi seviyorum, sevin sevilin.❤️❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.