(2 Aralık 2016/ 19:48 tarihinde yayımlanmıştır.)
Elvin DURU
-Amcacığım! Amcaa! Amcacığım! Obaaaa! Bak hiç dinliyor mu?" Diye seslenirken adam sonunda bana döndü. "Kaç kere diyorum sana ama amca, puflar buraya! Tam şu çardağın altına ya! Altına! Allah'ım yarabbim. Kaç tane onlar?" Gerçekten fazla yorulmuştum. Şu 8 günde yorulduğum kadar vize haftamda bile yorulmuyordum.
Acar'ın doğum günü 15 temmuzdu. 8 gündür canım çıkmıştı. Hava çok sıcak olduğundan, denize gitmeye karar vermiştik. Sahil kenarında kafe&bar tarzında bir yeri kiralamıştım.
Çardak, havuz, oturulacak rahat yerler, açık büfe, içecek dolapları, Acar'ın dinlemekten zevk aldığı bir DJ, ki kendisini getirtmek için 5 gün aralıksız aramıştım, çikolatalı muzlu ve çikolatalı çilekli pastalar, davetliler, hediyeler her şey hazırdı.
Önce burada eğlenir, yer, içer; güneş elini ayağını çekince de, sahile inerdik. Ne bileyim güneş çok batmamışsa denize de girerdik. Böyle planlamıştım. Kafe yarın sabaha kadar bize aitti. Kalacak kişiler için de, kendimiz için de otelde yerler ayırtılmıştı.
-Abla, sistem hazır!" Diyen çocukla listeden kafamı kaldırdım. Sarplar bir şeyler çalabilirlermiş, bu yüzden sahne de eklemiştim listeye.
Ve video vardı bir de. Yaklaşık 50 dakikalıktı.
Hediyelerinin hepsini kafenin üst katına yığmıştım, beraber notlarıyla duruyordu.
Benimki hariç.
-Bayağı güzel oldu Elvin ne dersin?" Asu'ya döndüm. İkimiz de siyah bir şapkayla duruyorduk. Kafamı salladım onaylayarak.
-Oldu oldu. Filiz teyzeler nerede kaldı?" Saatine baktı.
-Yarım saate gelirler." Zaten saat daha 12ydi. Onayladım kafamla.
Acar şuan yalıdaki çalışanlardan, Recep ve Kemal'den aldığım son bilgiye göre depresyondaydı.
Ben ona Ankara'da Deniz'in kendisiyle ilgili büyük bir sorun yaşadığını, anca bir gün sonra geleceğimi söylemiştim.
Sarp ve Karya Rize'de tarlalardan birinde sorun çıktığını söylemişti. Asu, Savaş ağabey ve Filiz teyzeler anca akşam kutlayabileceklerini önce bir misafirlik sözleri olduğunu söylemişlerdi. Yanında sadece şuan Devrim ve Derin vardı.
Gerçekten iyi değildi. Bana dakika başı mesaj çekiyordu. Ama işin sonunda mutlu olacağına emindim.
Ben de sabırsızlanıyordum.
Devrim ve Derin hararet bahanesiyle sahile getirteceklerdi Acar'ı. Umarım zorluk çıkarmazdı. Sonrasında arabayla geleceklerdi ve ben sürgülü kapıyı çektiklerinde orada, karşısında olacaktım.
Her şeyi ayarlamıştım. Sonunda DJ in geldiği haberini aldığımda da derin bir nefes verdim. Kafenin içinden Sarp'ın seslenmesiyle, Asuyla beraber yanına geldik.
Bizi yanına çağırdığında telefonu çevirdi.
Acar.
Aramayı cevaplayıp hoperlöre aldı:
-Efendim kardeşim?"
-N'aber Sarp? "
-İyidir n'olsun ya tarlalar, iş, güç, sen? "
-Ben de öyle işte, oturuyoruz Devrimle Derinle." Sesindeki bıkkınlık elle tutulur cinstendi.
-Hıı, " dedi Sarp bana bakıp, göz kırparak. "Yenge nerede?"
-Yok yenge, vicdansız yenge. Bıraktı beni buralarda..."
Aaa bak sen bak.
-Deme öyle ya..."
-Ne demiyeyim Sarp sen de...İnsan bir gelir, Receple Kemal'in kavgasını çektim doğum günümde, sabahın köründe hak mı bu?" Demesiyle arkadan Derin katıldı konuşmaya.
-Ee oğlum kalk giyin biz de denize girelim olmaz böyle..."
Bingo! Koş gel, yiğidim koş gel!
-Evet doğru diyor Derin, gidin siz de işte. Hem Elvin'i niye suçluyorsun, kız da istemiştir yanında olmak."
-İstemiştir tabi, off iyi gideyim ne işe yarayacaksa!" Demesiyle zaten derin bir nefes aldık. Onların gelmesi 1 saati bulurdu. O zamana hepimiz hazır olurduk. Sarp eliyle beğeni işareti yaparken kapattılar telefonu.
-Oldu bu iş yenge, gel seni benimkiyle tanıştırayım, demesiyle içeri giren sarışın uzun boylu kız gerçekten çok güzeldi. Yanımıza geldiğinde gülümsedi. Masmavi gözleri cam gibiydi. Sarp kızın belini tutup tanıştırdı bizi:
-Petek, Elvin." Elimi uzattığımda sıkıp çekti ve kısaca da olsa sarıldı.
-Çok güzelsiniz. Ve süpriziniz...Çok güzel olmuş, ne kadar seviyormuşsunuz! Hele mini burgerler en sevdiğim!" Neşesine güldüm. Umarım Acar da beğenirdi.
-Ne mutlu sana o zaman, sen de çok güzelsin maşallah. Allah ayırmasın." Dedim. Gerçekten o kadar yakışmışlardı ki. Bir dergiye kapak olacak kadar güzel duruyorlardı.
Kızda yapmacıklık yoktu. Ben fazla soğuktum ona göre. Büyük ihtimalle Sarp'ın arkadaşları olduğumuz için bize böyleydi.
Sonunda ben de içime giydiğim bikininin üstüne, kısa beyaz bir elbise giydim. Saçlarımı dalgalı bir şekilde salıp, gümüş halka küpe takarak indiğimde Asu saçıma papatya tutturmuştu tel tokayla. Yazın elbise giymek kadar rahatı da yoktu doğrusu.
Çok güzel beyaz yazlık elbise giyip, hasır şapka takan Filiz teyzeye el salladım. Ardından gelen ve Filiz teyze kadar güzel olan Neris Hanım'ı da görerek yanlarına gittim. Kaya amca yazlıkçı amcalara benzemişti. Kısa kollu bir tişört, dizinin altında bir şort giymişti. Kafasına siyah cap takmıştı. Gerçekten Acar'a o kadar benziyordu ki...
Yanımıza geldiklerinde hepsini teker teker öptüm. Elimdeki telefonun izin verdiği ölçüde sarıldım da. Neris babaanne ellerimi bırakmadı:
-Kızım, çok güzel ayarlamışsın her şeyi. Harikulade olmuş." Gülümseyerek gölgedeki dinlenme koltuklarını gösterdim ben de. Garsona içecekleri işaret ederek, misafirleri gösterdim.
-Siz oturun, soğuk bir şeyler için. Acarlar da gelirler. 10 dakika kala hepimiz toplanırız. " onaylayarak yerlerine geçtiklerinde Acar'ın arkadaşları da hemen onlarla muhabbete geçtiler. Ali Asuyla konuşurken, Görkem ve Deniz de Sarp ve Petekle muhabbet ediyordu.
Hele Kaya amcanın Acar'ı aratmadığını söyleyebilirdim. Ve Acar'ın kız arkadaş sayısına ayrıca gıcık olsam da davet etmiştim.
Telefonumun elimde titreştiğini hissettiğimde ekrana baktım.
Mert arıyordu.
-Alo?"
-Alo Elvin?"
-Nasılsın Mert?"
-İyiyim ben, iyiyim de kapının önüne çıkar mısın?"
-Ne? Kafenin önünde misin?" Acar'a yaptığım sürprizden haberi vardı. Şaşırdığım gelmesiydi.
-Evet." Elimde telefon açıkken tek elimle azıcık araladığım sürgülü kapıdan bahçe dışına çıktım ve kapıyı kapadım. Onu gördüğümde telefonu kapatıp yanına ulaştım. Sarılıp öpüşme faslından sonra elleri ceplerinde konuşmaya başladı:
-Elvin, ben gidiyorum."
Bu nereden çıkmıştı şimdi?
-Ne?! Nereye?"
-Amerika'ya gidiyorum. Defile gecesi anlatmıştım planladığımı, şirket için gerçekten çok güzel olacak. Hep istiyordum, biliyorsun." Biliyordum ama çok ağır gelmişti yine de. İster istemez boğazım düğümlenmiş, gözlerim buğulanmıştı.
-Ararsın hep değil mi? " diye sormaktan alıkoyamadım kendimi. O ve Cihangir amcam benim ailemdi. Hem annesini bu halde nasıl bırakabilirdi? Anlam veremiyordum.
Aslında yaklaşık olarak 13 gün önce Mertle Acar'ın sebebini konuştuğunu da az sonra öğrenecektim.
-Ararım, aramaz olur muyum?" Dedi. O da üzgün görünüyordu, ama mutluydu. Gerçekten öyleydi.
-Hem, ben de gelirim ara sıra. Misafirin olurum." Dediğimde güldü.
-Başımın üstünde yerin var." Ciddi bir şekilde yüzüme baktı. "İstanbul'a taşınma fikrini yine düşün Elvin. Hem Acarla ilişkiniz için de çok iyi olur." Kafamı salladım. Düşünecektim.
-Sen?" Dedim "Senin için ne iyi olur?" Bir şey hatırlar gibi güldü.
-Fotoğrafçı manyak bir kızla tanıştım." İşte garip bir an.
-Gerçekten mi?"
-Evet, deli dolu bir şey. Ve o da Amerika'ya geliyor. Bilmem, sevimli biri aslında." İşte buna mutlu olmuştum. Kolunu sıktım tek elimle.
-İnşallah...inşallah çok çok mutlu olursun, en çok sen."
-Olacağım." Dedi kafasını sallayarak. Geçen seferki garipliği yoktu. Bu iyi bir şeydi.
Sonunda ona sıkıca sarıldığımda ve beni iki yanağımdan öptüğünde sürpriz kaçmıştı.
3.GÖZ
-Ne oluyor burada?" Dedi arabadan Devrim ve Derinle inen Acar. Mert, Elvin'e sıkıca sarılıp iki yanağından öpüyordu.
Elvin'in burada işi neydi?
Hem de Mertle!
Kız üzgün görünüyordu? Neden üzgündü?
Genç adam bunu başka bir şeye, yakalanmaya yorsa da genç kız süprizin kaçmasına üzülmüştü. Yine de kaçmış sayılmazdı.
Acar onu orada tek başına sanıyordu şuan.
Genç adamın yanına koşup gövdesine sarıldı kız, ama karşılık alamayınca geri çekilip adama baktı. Acar, Mert'e kilitlenmiş gibi bakıyordu.
-Acar...Bir şey mi oldu?" Elvin'in sorusuyla Acar bütün öfkeli oklarını da Elvin'e saplamaya o an karar verdi.
-Sence n'oldu? Senin Denizle, Ankara'da olman gerekmiyor mu?" Kız yalan söylediğini sandığı için kızdığını anlayıp, açıklamak için yüzündeki gülümsemeyle lafına başlamıştı oysa.
-Evet, öyle aslında bir sü..." sözünü kesen kızın kolunu tutan Acar'ın can yakan eliydi.
-Mert ile senin ne işin var Elvin?! " Genç kız bu soruya ne dese bilemedi.
-Mert ile niye bir işim olsun?" Diye sordu ister istemez. Acar iş sözcüğünü bir garip söylemişti. Kız da söylerken onun gibi cevap vermişti işte.
Adamın boynunda bir damar seğirirken, Devrimle Derin olaya müdahale etmek istedi.
-Acar..."
-Acar, hadi gel içeri..." Acar elini kaldırarak durdurdu ikiliyi.Elvin'in kolunu bırakıp Mert'in dibine kadar hızla gidip bir yumruk attı yüzüne.
-Söyledin mi lan?!" Elvin bir şaşkınlık içinde koşup Acar'ın kolunu tuttu.
İçerideki kalabalık kapalı kapıdan bir şey görmüyordu. Sadece sesleri duymaları üzerine DJ müziği kapatmıştı ve çoğu kişi tahta kapının bittiği yerdeki demir parmaklıklardan olayı izlemeye başladı. Ama bu Acar'ın zerre ilgisini çekmedi.
-Söyledin mi?!" Diye bağırdı yere düşen Mert'e üstten bakarak.
-Acar, dur...Dursana.. Ne? Ne oluyor?' Acar sonunda Elvin'e dönerek konuşmaya başladı her cümlesini biraz daha tiksinir gibi ve öfkeyle söyleyerek.
-Ne oluyor biliyor musun saf, küçük kız çocuğu! Ne oluyor söyleyeyim? Türkiye'nin en iyi okullarından birinde okuyorsun sözde ama kafan zerre işlemiyor sanırım....Bu çocuk seni seviyor seni! Evet duydun, ilk gördüğü andan beri sana aşıkmış...
-Sen ne..."
-Evet, KESME SÖZÜMÜ! Ben sen kuzenini de kaybetme diye, o ailende (ki bunu dalga geçerek söylemesinin Elvin'de hissettirdiklerinin tarifi yoktu.) tutunacak bir dalın olsun diye sana söylemedim seni sevdiğini. Ama sen? Senin umrunda bile değil, değil mi? Anlamadığını, hiç düşünmüyorum oysa. Aksine kadınlar anlar." Elvin artık dayanamasa da hiçbir şekilde ağlamayıp, tepkisiz kaldı. Acar bunu da fark bile etmeden devam etti:
-Şimdi de sana bunu söylemiyor muydu? SEN BURADA BANA YALAN SÖYLEYEREK, BU HERİFLE NE SİKİM GÖRÜŞÜYOR, SARILIP ÖPÜŞÜYORDUN?!!" Kükremesiyle dibine kadar girdiği Elvin irkilse de son sözünü de etti. Baş Parmağını işaret parmağının boğumunu "Biraz" der gibi gösterek konuştu:
-Biraz...Bir anlığına bile bencilliğinden vazgeçemiyorsun değil mi? Ben seni bu kadar çok severken, bir anlığına kendinden ödün verip benim kadar sevemiyorsun? Burada beni hiçe sayıp, bugün de beni yalnız bırakıp bu adamla görüşüyorsun. Birazcık ulan, birazcık bile olsa değer veremiyorsun. Sen bencilsin Elvin Duru.Bencilin tekisin." Elvin kafasını onaylar gibi salladı.
Kafasını kaldırıp zerre duygu taşımayan, seri katil ifadesiyle Acar'a bakıp, topukluları üzerinde döndü. Mert'in yanından geçti. Bahçedeki herkes olayın şokundaydı.
Acar, diye düşündüler hepsi, bu sefer sıçtın oğlum.
Elvin sürgülü bahçe kapısını ardına kadar açıp kalabalıkla Acar'ı buluşturdu. Acar'ın şokla değişen suratı bunu beklemediğini gösteriyordu.
Yanardağ kadar heybetliydi. Ve patlamıştı.
Elvin'i yakmıştı.
Acar gözlerini kalabalıktan çekip, yaptıkları yavaşça kafasına dank ederken Mert'in lafını duydu:
-Amerika'ya gidiyordum, veda için geldim." Gözlerini Elvinle buluşturmak istedi ama genç kızın kahveleri, zeminde bir yere takılı kalmıştı.
Sonunda bahçedeki masaya yavaşça ilerledi ve üzerindeki anahtarı alıp arabasına doğru yürüdü.
-Elvin..." Acar'ın pişmanlıkla karışan sesini duyduğunda ona döndü genç kız. Suratı insanın kanını dondururdu.
O kadar duygusuz görünüyordu ki o an.
-Bencilim ben haklısın..."
-Elvin öyle demek..."
-İstedin. Öyleyim belki, çünkü hayatta kendimden başka kimse yoktu yanımda. Bu yüzden bencil oldum. Sevemiyorum demek ki ben. Sevilmedim de, sevmiyorum da. Ailemi de neredeyse kaybettim artık. Şimdi amcam için de söyleyecek bir şeyin yoksa gideyim ben. Ne sen bu kadar aşağılık birini hak ediyorsun ne ben bu kadar yüce..." dedi alayla. Can yakan bir alaydı bu. "Senin için çabaladım ama bu kadar oluyor işte." Ellerini iki yana açtı.
-Bu kadarım işte ben...Sen mükemmel bir ailede şımartılmış bir çocuksun, Acar Devran. Bende seni şımartacak kadar sevgi yok. Bunun için senden özür dilerim. " derin bir nefes alıp arabasının kapısını açıp yürürken son lafını Acar'ın duyabileceği şekilde söyledi:
-Mutlu yıllar."
Ve arabasına binerek çekip gitti. Ardında saçından kopup yere düşen papatyayı bırakarak...
Mert de şoförünün getirdiği bavulu alarak çağırdığı taksiye binerek gittiğinde Acar yavaşça bahçeden içeri girdi. Hazırlanmış süslemelere, yazılara, hazırlıklara baktığında acıyla taştığını hissetti.
Kıza bencil demişti. Bunu söylemek istememişti ama o an kıskançlık kanını öyle bir kaynatmıştı ki.
Suratında büyük bir pişmanlık ifadesiyle babaannesine baktığında yaşlı kadın büyük bir hayal kırıklığıyla Acar'a bakıp Recep'e bir şeyler söyledi. Recep kadının koluna girip ilerletirken Acar yaşlı kadına seslendi:
-Babaanne..." Yaşlı kadın kaşlarını çatarak döndü Acar'a.
-Bazen seni keşke bu kadar bol bir sevgide büyütmeseydik diyorum. Ben karşımda torunumu göremiyorum." Dedi ve arabaya ilerledi. Filiz Hanım ve Kaya Bey de üzgün duruyordu.
Acar dinlemekten büyük keyif aldığı ünlü DJ'i gördüğünde bir kez daha kendine küfretti. Dj yanına geldi:
-Bana düşmez ama ayıp ettiniz. O kız asistanımı gelmem için 5 gündür aramalarıyla taciz etti."
-Sen...Sen çok kırıcıydın! Hayatımda ilk defa seninle gurur duymuyorum!" Dedi Asu da kendi arabasına ilerleyerek. Annesi kolunu tutsa da durduramamıştı.
-Kendini.." diye söze başladı Petek, daha fazla üstüne gitmemek için durdurmaya çalışan Sarp'ı umursamayarak "Paraladı. En ince ayrıntısına kadar ayarladı."
Acar bütün bahçeyi gözden geçirip özür dileyerek omuzları çökmüş bir vaziyette arka kapıdan çıkarken, DVD playerın yanındaki CDyi gördü, onu alarak yoluna devam etti ve tek başına arabasına binerek gitti.
İnsanlar tek tek otele gitmeye ve dağılmaya başlarken, herkes Acar'ı tek başına bırakmaya çalışıyordu.
Belki kalabalık içinde sevgiyle bu kadar yoğrulan birinin, yalnız kafayla aklı başına gelirdi.
***
Genç kız arabasını bir kenara çekip kot ceketini giyerek yol boyunca tek başına yürümeye başladı. Uzun yol boyunca yürüyüp, kollarını bağlayarak yürümeye devam etti.
Nerede hata yapmıştı ki?
Suç Acar'ın en sevdiği yemekten, çayı şekersiz içtiğine kadar bilmesi miydi?
Ya da kış ayından nefret ettiğini öğrenmiş olması mıydı?
Kendi suçu değildi.
Hayatında seyrinde giden ne varsa bir şekilde bozulmasa olmazdı. O yüzden yıkılmadı o kadar. Alışmıştı buna, oturttuğu düzenin bozulmasına.
Sadece kalbinin ortasına bir şişin geçirildiğini ve o şekilde dondurulduğunu düşünüyordu.
Birkaç saat bankta oturup, öylece denizi izlediğinde saatler geçmişti. Belki 4 saat belki de 5.
Bir süre sonra 3-4 sarhoş erkeğin oturduğu bank hizasında yürüdüğünü gördü.
Gülerek yanına gelmeye başladıklarında, kendi yaşlarında genç esmer bir delikanlının yanına oturmasıyla, bu gençler yolunu değiştirip başka yöne gittiler.
Elvin, gelen adamdan da rahatsız olmuştu. Kalkacakken:
-Gerek yok." Dedi adam. "Rahatsız olduysanız ben kalkarım." Elvin o kadar da umursamamaya, zararsız olduğuna, ki tek bir kişiydi ona zarar veremezdi, karar vererek kafasını salladı. Genç adam cebinden bir sigara çıkarıp yakacağı sırada Elvin'e paketi uzattı.
Genç kız sigaraya pek de hoş bakışlar atmayınca, yaktığı sigarayı da söndürdü genç.
-Üzgün görünüyorsunuz." Çocuk bunu denize bakarak söylemişti. Kız da öyle cevap verdi:
-Öyleyim."
-Neden?"
-Göründüğün gibi ol demişler." Gülme sesini işitti adamın.
-Seni üzen neyse, suçlu olmadığına eminim."
-Nasıl eminsin?"
-Pişman olsaydınız burada otururken ağlardınız, demek ki bir suçunuz yok...Hem suçlu değil düşünceli duruyorsunuz. İsminiz ne?" Elvin gencin tespitine gülüp cevapladı:
-Elvin. Senin ne?"
-Fatih." Kafasıyla onayladı çocuğu kız.
-Bir insan bencil olup olmadığını nasıl anlar?" Diye sormadan duramadı. Fatih güldü.
-Sen bencil değilsin. Bunu sana diyen de haklı değil." Kız dinlediğini belli ederek kafasını salladı.
-Ya haklıysa? Ben belki de öyleyimdir bilmiyorum. Sen nereden biliyorsun?"
-Seni senin onu sevdiğin kadar seviyorsa, bunu sana söylediği için gönlünü alacaktır. Onun pişman olduğuna eminim, hissettim diyelim."
-Hangi gönlümü alacak? Ne gönülü?" Dedi gülerek kız. "Paramparçayım."
-O, toparlar. Aşk toparlar."
-Sende öyle mi oldu Fatih?"
-Ben de farklı. Ben de çok sevdim. Yine de üzüldüm." Kız da üzgün bir şekilde kafasını salladı.
-Ben çok sevmeyi bilmiyorum." Fatih son kez konuştu:
-Öğretir, öğrenirsiniz. Şanslı çocuk o, çok seviyorsunuz onu..." omuz silkti Elvin, kız çocuğu gibi.
-Seviyorum kendimce işte.."
-Bencil de olmadığınıza göre... Hadi gelin, gideceğiniz yere bırakayım."
Elvin Fatihle arabasına kadar yürüyüp gittiğinde bir parça daha iyi hissediyordu.
İster istemez Fatih, ona ümit vermişti. Acar'ın gönlünü almasını içinden dilemişti o konuşurken.
Çocuk giderken bencil olmadığını biraz da hissetmek adına seslendi:
-Fatih!" Çocuk arkasını döndü "Sağol, sen iyi birisin. Ve bencil değilsin. Çok...Mutlu ol." Çocuk güldü sesli bir şekilde.
-Sen de öylesin Elvin. Bencil değilsin. Sen de çok mutlu ol." Karanlıkta uzaklaşırken arabasına bindi Elvin de.
Biraz daha rahatlamıştı, amcasına gitmek ve babası hakkında konuşmak istiyordu şuan. Sıcaklığına bir şekilde ihtiyacı vardı babasının.
Hem kafasındaki düşünce seli biraz olsun azalmıştı. Arabasını çalıştırdı derin bir nefes alarak.
***
Parti Dağıldıktan Sonrası Devam:
Acar arabasından inerek bağırdı çevresindekilerin bakışlarına aldırmadan. Öfkesiyle her şeyi parçalamak istiyordu.
Sanki yeterince yapmamış gibi...
Bir kez ve bir kez daha kafasında hatırladı o sahneyi.
Aptal, dedi kendi kendine ellerini saçları arasında geçirirken, aptalsın oğlum!
Altında Devrim ve Derinle denize gittiğini sandığı için mayosu vardı. Tişörtünü fırlatarak suya atladı ve bir süre yüzdü. Sonunda sudan çıktığında hala öfkesi kendineydi. Durduramıyordu öfkesini.
Yanında dondurmasıyla oturan kızı fark etmeyerek, bagajdan havlu almak için ayaklandığında kızın kasesini düşürdü.
-Dikkatli olsanıza!" Herkesin hayatını mahvediyorum diye düşünerek önce havlusunu sonra kıza bir kase dondurma daha aldı. Genç bir kızdı. En fazla 15 derdi.
-Teşekkür ederim istemiyorum." Dedi kaseyi Acar'ın elinden almayarak. Acar üzgün bir şekilde oturdu kızın yanına.
-Alsana. Lütfen." Dedi uzatmaya devam ederek. Kız sonunda adamın yüzüne baktı, şaşırsa da adamın üzgün olduğunu farkederek üstelemedi ve aldı.
-Çok kötü biri miyim sence?" Dedi Acar kıza dönerek. Kız kafasını hayır der gibi salladı.
-Neden?"
-Bilmem öyle durmuyorsun. Birine zarar verecekmiş gibi...Hem hatırladım ben seni dergilerden de..." kafasını aşağı yukarı salladı adam.
-Ya ya...Dergilere çıkıyorum...Verdim ama zarar... Kalbini, dedi derin nefes alarak, kalbini kırdım bir kızın." Kız tek kaşını kaldırarak baktı adama:
-Çok mu?"
-Çoook. "
-Peki düzeltemez misin?"
-Kalbini nasıl düzelteceğim ki?" Resmen ergenlik dönemindeki bir kızdan tavsiye alıyordu.
Acınacak haldeydi.
-Yapabileceğinin en iyisini yaparak." Duyduğu cevapla biraz da olsa kafasındaki sis dağıldı adamın.
-Nasıl yani?"
-Yani o kıza yapmayı en çok istediğin, elinden gelenin en iyisini yaparsan..." Dedi dondurmadan bir kaşık daha alarak "Onu tamir etmiş olabilirsin Acar Devran."
Acar'ın kafasında parlayan ampulle yüzü aydınlandı. Genç kıza dönerek sıkıca sarıldı.
-Beni tanıyormuşsun gerçi. Senin ismin neydi güzellik?
-Nisa." Dedi kız neye yardımcı olduğunu pek de anlamayarak. Kızın yanağına sıkı bir öpücük kondurdu Acar.
Zaman kaybetmemesi gerekiyordu.
-Memnun oldum, instagramdan takip et beni."
-Ediyorum zaten...De ne ola..."
-Ulaş bir şekilde işte! Dm at! Bana yardımcı olabilirsin Nisa! İster misin?" Kız kafasını salladı aşağı yukarı heyecanlı bir şekilde. Adam onayı da alarak beğeni işareti yapıp arabasına koştu.
-Görüşmek üzere! " diye bağırdı arabasına koşan adamın arkasından.
Genç adamın yolu aydınlanmıştı. Yapacağı şeyden emindi. Kesinlikle daha iyisini düşünmüyordu. İstediği tek şeydi şuan. Ve önceden beri planlıyordu.
Hızla evine süren Acar sonunda odasına varıp plan yapmaya başladığında, dikkatini yanına aldığı CD çekti.
İzlemeyi düşünerek laptobuna cdyi taktı.
Ve ilk olarak karşısına çıkan 2 dosyadan birindeki videoyu açtı.
***
Bölüm Sonu😘😘😘
Acar ne yapabilir affettirmek için?
Bölüm içinde Acar? Yanlış mı yaptı? Hulk çıktı içinden.
Bölüm içinde Elvin? Haklı mıydı?
Ya Mert? Gitmekle doğru mu yaptı? Belki en iyisidir.
Doğum günü hazırlıkları boşa çıktı gibi. Acar'a kuvvetli bir öfke beklemiyor değilim.
Bakalım bakalım neler olacak?
Görüşmek üzere! 😘🙈
Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️