-Oturabilirsin Azra. Ne olduğunu asla anlamamıştım. Neden böyle davranıyordu? Kötü bir şey mi yapmıştım? Eğer yaptıysam ne yapmışım? Daha çok sorum var...
-Neden bu kadar soğuk davranıyorsun, Baran? Sessizdi ve sessizdim. Garipti gergindi.
-Hiç... Önemli bir şey değil sen takma kafana böyle şeyleri. He bir de şu senin eski sevgilinin adı neydi?" Dur ne? Eren'e bir şey yapmış olamaz, değil mi?
-Neden sordun ki? Daha da gerilmiştik. Kendimi bir okul müdürünün odasında disipline gitmişim gibi hissediyordum.
-Merak ettim. Sen bir söyle ona göre bir şey diyeceğimde. Fazlasıyla yorgun olan adam bana boş gözler ile bakıyordu.
-Eren... Eren Yahyalar... Kısık bir sesle söylemiştim.
-Artık bitebilir mi bu sohbet?
-Tabii gidebilirsin istiyorsan. Ben burada içki içeceğim. Bir bardak şarabı tek yudumda bitirip mermer merdivenlerden topuklum ile yukarı doğru çıktım. Tahta kapının demir kolunu çekip büyük odama girdim. Şu anlık ilk gün olduğu için onun odasında kalıyordum. Fakat bir sorun vardı. O nerede kalacaktı? Her neyse uyumalıydım. Günüm çok yorgundu. İnadım inat yarın bu evden kaçacaktım. Bunu yapmalıydım bu adam bir deli!
-BARAN'DAN-
Eski sevgilisinin adını sormamın bir sebebi vardı. Onu öldürmüştüm. Evet sadece bir kadın için. Tanrım bu kadın beni deli ediyor. O vücudu, sesi, kişiliği...
Ondan hoşlanıyorum. Her ne kadar engellemeye çalışsam da inat yok artık... İçkimi yudumlarken bunları düşünüyordum. Mayhoş tadı vardı. Artık yatmalıyım.
-AZRA'DAN-
Ben hala uyumamıştım. Masaya oturup bakım yapıyordum. Ya da uyuyamıyordum desek daha doğru olurdu. Aklım hala yerine gelmemişti. Olayların farkına varamıyordum. Beynim bu kadar şeyi tutamıyordu. Artık patladım. Elimi kaldırıp sertçe masaya vurdum. Gecenim bu sessizliğinde ne kadar çok ses çıktığını tahmin edemezsiniz. Koşarak kapı çalındı Baran'dı bu. Elimi çok sert vurduğum için elim çok acıyordu. Ağlamaklı bir sesle
-Gel. Dedim. Baran şaşkın ve endişeli bir şekilde odaya girince kalbim ısınmıştı.
-İyi misin? Hastaneye gidelim mi?
-Hiç birine gerek yok sağ ol. Sadece uyuyacağım. Yine de teşekkür ederim. Dedim gülümseyerek. Ne kadar kötü bir tipe benzese de çok iyi kalpli bir adamdı. Sarı saçlarımı topuz yaparak yatağın baş ucundaki gri koltuğa oturdum. Önümde duran adama şu sözü söyledim.
-Beni ne zaman bırakacaksın Baran?
-Hiç bir zaman Azra. Benimle kal.
Baran ile uzun bir süre konuştuktan sonra orta yolumuzu bulduk. İstediği zaman beni görmeye gelecekti. Ben İzmir'de oturuyorum. O ise Antalya'da. Aramızda 466 kilometre varken böyle şeyler çok zordu. Birbirimize yakın olmak istediğimiz için İzmir'e taşındı.