İçeriğe geç

TUTKU

Bölüm 4 · 2 dk okuma

TUTKU

Bölüm 4

-KUKLA-

Issız yola girdiğinde kargalar ötmeye başlamış, rüzgar artmaya başlamıştı. Arabada hırkama sarılırken bu adamın tam bir deli olduğunu düşünüyordum. Çıldırmış bir şekilde ellerimi enseme bastırıyordum. Yol bir anda değişti. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüyor, güneş ise tam tepeden içimi ısıtıyordu. Tam bir yaz günüydü. Ne yani hava bir anda değişirken sakin kalma mı falan bekliyordu bu deli adam herhalde. Böyle düşünüyorsa yanılıyordu fakat sanki beynim yapma dercesine sakin halimden çıkmama izin vermiyordu. Kalbim yaralı bir kuş gibi korkudan titrerken beynim abartı bir şekilde sakindi.

-Geldik güzelim. Önümde 3 katlı bir kır evi duruyordu. Hayır, hayır mafya adama böyle tatlı ve iç ferahlatan bir ev yakışmazdı. Ancak kişiliği ve görünümü bildiğiniz seri katil mafya tipiydi. O dövmeli kolları, sırtı, boynu çok çekiciydi. Siyah saçları ve ortalama 1.95 boyu ile harikaydı. Tüm kızlar hasta olabilirdi ancak zevksiz nadide kızlar genellikle Rus sarışın erkekleri tercih ederlerdi. Bana göre çok zevksizler kardeşim. Yanına şöyle bir adam gelecek oh mis. Arabadan hala inememişken bunları düşünüyordum. İnmedim değil. İnemiyorum ki tabii zengin olsam arabanın detaylarını bilirdim. Klasik zenginler işte.

-İnemiyor musun? Deyip sırıtınca öldüresim gelmişti.

-Sen kimsin de... Aman ne önemi var ki? Aç şu kapıyı! Bağırarak açmasını emrettim. Emredici bir insanımdır birazcık. Kapıyı sinirle açtı. Şükürler olsun ki artık küsmek için bir sebep buldum! İnadım inat inmeyecektim o arabadan. Yiyorsa indirsin ne isterse yaparım.

-İnmeyeceğim lan! Yiyorsa indir. Bir indir ne istersen yapacağım! Dedim sözüm sözdür yaparım valla.

-Pekala ama yapmazsan gece ödeşiriz. Ruh hastası bu adam yemin ederim!

Üzerime eğilip belimden tuttu ve kucağına aldı. Üzerinde bir kuş kadar hafif olduğum için hiç zorlanmamıştı.

-Ne yapıyorsun be! Diyerek bağırdım. Aslında rahatsız olmadım fakat bir kadın olarak güzelce inat etmem gerekirdi. Kucağında bir gelinmişim gibi kapıya kadar götürdü.

-İstediğimi yapmalısın! Oğlum ben niye bunun gibi bir ruh hastasına böyle bir söz verdim ki? Malım ben gerçekten!

-Ne istersiniz beyefendi? Memnuniyetsiz bir bakış attım.

-Seni... Pardon yani beraber içki içelim akşama. Utanmış gibiydi. Çok tatlı görünüyordu. Keşke hep böyle olsa.

-Emrinize amadeyim Baran bey. Sırıttı ince belimi kavrayarak tısladı.

-Umarım sarhoş olmazsınız. Göz kırptı. Tanrım, kuklan mıyım ben senin oğlum? Gitseydin başka kızlar bulsaydın. Kapı çaldı.

-Umarım tanıdığım biri beni almaya gelmiştir. Daha 1. saat olmadan imkansız olan şeyleri kuruyordum kafamda. Kapıyı açtığımda çok sevimli bir kadın buldum karşımda.

-Merhabalar. Ben buraya yeni taşındım. İsmim Ela. Perdenizi kapatsanız olur mu? Sevişmenizi izlemek istemiyorum da. Bekle ne? Sevişmek mi? Sadece belimi tuttu. Sabır istiyorum sabır. Utançtan yanaklarım kızarmışken cevap bile veremedim ve kapıyı kadının yüzüne kapattım. Burada hayat zor. Umarım bir an öce tatil biter ve okuluma geri dönerim. Böylece bu mafya bozuntusundan kurtulmuş olurum. Akşam oldu. Evin bulunduğu dağlara sis çökmüştü. Odamdan aşağı indiğimde. Ortam kırmızı ışık ve mumlarla kaplanmış ve loş bir alan barındırıyordu.

-Vay be. Siz romantiklik bilir miydiniz Baran bey? Dedim gülerek.

Masaya oturduğumda çok fazla ciddiydi. Söylediğim espriye hiç yüzünü oynatmamıştı bile. SANIRIM CİDDİ BİR MASA OLACAKTI...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.