Bu bölüm biraz kısa oldu diğeri daha uzun gelecek.
Keyifli okumalar❤
Orada bana şoka girmem için müsaade vermeden elimi koluna nazikçe koymuş balkondan çıkarmıştı. Merdivenlerden inene kadar kendimde değildim. Sevinçten ayaklarım birbirine dolanmasın diye annemin gazabını düşündüm ve kendime geldim. Elimi çekmeme izin vermeden yan yana merdivenden inmeye başladık. Hayli fazla denecek kadar insan başını çevirip yukarıdan inen ikimize tuhaf gözlerle bakmıştı. Hatta kadınlar dedikodu pozisyonu için toplanmışlardı bile.
-"Kiminle geldin ? " diye sordu. İnene dek dik başını indirmemiş kimseye bakmadan öyle yürümüştü. Hayran kaldım.
-"Şey annem ve teyzem. Annemi tanırsın belki Gülden Soylu." diye mırıldandım kısık sesle. Ardından kastığı kolunu bollaştırınca elimi çektim ve elbisemi düzelttim. Avuç içlerim heyecandan terlemişti.
Başını sallayıp gözleriyle etrafa baktı.
-"Duydum bir kaç kez. Onun kızısın demek. O mahallede yaşadığına da hiç inanmamıştım ama her neyse."
Gerginliğimi belli etmemek için gülümsemeye çalıştım.
-"Açıkladım işte."
-"Dediğin gibi olsun bakalım."
-"Mirza ? " Birisi seslenince o tarafa baktı.
-"Sonra görüşürüz." dedim ve yanından ayrılıp annemlerin olduğu yere geçtim. Giderken yıkık olan omuzlarım şimdi dimdikti ve üzerimdeki bakışların karşılığını verecek kadar dinçtim.
-"Nereye kayboldun ? Yanımdan bir daha ayrılma !"
-"Tamam anne ayrılmam." Masaya koyulmuş kadehe uzanıp gülümseyerek bir yudum aldım.
Anlaşılan gecemiz güzel geçecek.
'
O akşamın geri kalanında Mirza ile bir daha bir araya gelmedim. Sadece gelip geçerken uzaktan görmüştüm o kadar. Ah bir de yanına gidip gelmesi son bulmayan kadınlar var ! Çok sinir bozucuydu.
Sabah yatak keyfi yapmayı çok istesem bile annem yüzünden böyle bir şansım yoktu.
Annem gittikten sonra görüşmek üzere sevgili yatağım diyerek kalktım. Sıcak bir duşun ardından saçlarımı güzelce maşaladım. Onları böyle görmeye bayılıyorum.
Odamın içine dahil olan giysi odama girip iç çamaşır takımını üzerime geçirdim. Ne giyinsem diye bakındıktan sonra kısa bir gömlek ve pantolonda karar kılıp giyindim.
Altına da topuklu ayakkabı giyinip makyaj yapmadan odamdan çıktım. Kahvaltı saatinde masaya yetişmeyince annem sinirlenebiliyor.
Alta indiğimde masada oturan Mustafa'yı ve yılışık oğlu Yiğit'i görünce yüzüm düştü. Babamın oturduğu sandalyede oturduğu için onu boğma isteğiyle dolup taşıyorum.
-"Günaydın." dedim ve kendi yerime oturdum.
-"Günaydın canım. Görüşmeyeli nasılsın ?" diye sordu masanın başından.
Tabağımla ilgilenirken onu umursamadığımı belli etmeye çalışarak -"İyi." dedim sadece.
-"Duha. Düzgün konuşman için seni bir daha uyarmayacağım." Annem çok sık kullanmadığı sinirli sesini gösterdi.
Kaşımı kaldırıp Mustafa'ya döndüm.
-"İyiyim , siz nasılsınız Mustafa bey ?" diyerek cümlemi düzelttim.
-"İyiyim bende teşekkürler. Bugün Yiğit'le birlikte biraz gezersiniz diye düşündük. İkiniz hem kaynaşmış olursunuz." dedi gülümseyip.
Çaylar dökülürken hafifçe geri çekildim. Sinirlenmemek için tırnaklarımı dizime geçirip öyle konuştum.
-"Düşünürken bana fikrimi sormadınız ama değil mi Mustafa bey ?" Onu terslememe bir tek annem alışmamıştı. Kendisi bile alıştı ki artık tepki vermiyor ve o samimiyetsiz gülüşünü bozmuyordu.
-"Annen de öyle istiyor canım." diyerek elindeki kozu kullandı. Annemin neye kızacağını çok iyi biliyor.
-"Evet Duha yeterince zaman geçirmiyorsunuz. Kahvaltıdan sonra biraz dolaşırsınız."
-"Çok iyi olur Gülden hanım iyi fikir. Ben zaten Duha'yı çok seviyorum biliyorsunuz." Ses tellerin kopsun Yiğit.
-"Biraz yorgun hissediyorum-"
-"Hava alınca açılırsın." diyince dişlerimi birbirine bastırıp önüme döndüm. Sesimi çıkaramamaktan nefret ediyorum. Anneme söz geçirememekten nefret ediyorum.
Tekrardan ağzımı asla açmadığım kahvaltıdan sonra izin isteyip odama çıktım. Düzeltilmiş yatağımın ucuna oturduktan sonra telefonuma baktığımda istediğim bildirim gelmişti.
-Öğlede yemek için seni alırım.'
Az önce attığı mesaj beni biraz üzdü diyebilirim. Mirza'yı görmek varken o gerizekalı insanla dışarı çıkmak zorundaydım.
-Bugün pek müsait değilim kusura bakma.' diye yazıp gönderdikten sonra giysi odama geçtim. Gözleriyle yiyip bitiren aptalın yanında açık bir kıyafetle durmak istemediğim için üzerimdekileri çıkarıp hiçbir dekoltesi olmayan triko elbise giyindim. Krem renkli ve tam dizimdeydi. Ayağıma spor ayakkabı geçirdikten sonra belime kemer takıp küçük bir sırt çantası ayarladım. Çıkmadan sadece rimel ve parlatıcı sürüp öyle çıktım.
Mirza'nın attığı mesaja bakarken merdivenlerden iniyordum.
-Benimle vakit geçirmek istediğini sanıyordum.'
Katılıyorum sana ama maalesef.
-Mecburi bir durum diyelim. Çok istersen gelip kaçırabilirsin hayır demem.' Gönderdikten sonra gülücük atmayı ihmal etmeden ekranı kilitledim.
Yiğit salonda Rüya ile konuşuyordu.
-"Hoşgeldin." diyerek yanaklarını öptüm.
Rüya sıklıkla annesinin yanına gelirdi. Dersi olduğu zamanlar hariç. Kendisi edebiyat okuyor.
-"Hoşbuldum da konuşuruz diye heveslenmiştim dışarı çıkıyormuşsunuz." dedi kaşlarını imalı imalı kaldırıp.
Yiğit'ten hiç hoşlanmadışımı o da biliyordu.
-"Sende gel istersen." diye atılan Yiğit'e çantamla vurmak istedim.
-"Yok sağol hiç çekemem seni. Gelince gitmemiş olursam konuşuruz." dedi ve mutfağa gitti.
Yiğit'le onun arabasına binerken Alp aramıştı. Kemerimi takıp kulağıma dayadım.
-"Günaydın kuzen." dedim birazcık kalan neşemle.
-"Günaydın çiçeğim. Ne yapıyorsun ?"
Yiğit'e çaktırmadan yüzümü buruşturup başımı cama çevirdim.
-"Yiğit'le dışarı çıkıyoruz." Değişen ses tonum oldukça hoşnutsuzluk içeriyordu.
Ya anlamadığım şey bu çocuk onu istemediğimi bildiği halde neden benimle duruyor ?
-"O da iyi bir dayağı hak ediyor. Yine bir şey söylemeyeyim. Şu anlattığın adamla olaylar oldu mu daha diye aramıştım." dedi konuyu en sevdiğim yere çekerek.
Bu defa gerçekten yüzüm güldü.
-"Oldu tabi olmaz mı ?! Akşam yemeğini birlikte yiyelim mi öyle anlatırım ?" diye teklifte bulundum.
-"Olur yiyelim ararım ben seni yine. Sende o lavuğa dikkat et bir şey olursa direk beni ara. Hadi görüşürüz. "
Telefonu kapattıktan sonra Mirza'nın mesajına girdim. Yiğit yanımda konuşuyordu ama ne diyor diye sorsanız hiç haberim yok.
-Neden bir sorun mu var ?'
Var dersem gelip beni bundan kurtarır mı ki ? Sanmıyorum.
-Yok daha farklı bir durum. Önemli değil.'
-Sen ne yapıyorsun ?'
Üst üste gönderip cevap yazmasını beklerken Yiğit'in sesini duymaktansa müzik açmayı tercih ederek radyoya uzandım.
-"Nereye gitmek istersin ?"
İfadesiz yüzümü bozmayıp rastgele bir dosyaya tıkladım.
-"Fark etmez." dedim sert sert. Konuşmasın diye de çalan hareketli şarkının sesini fazla fazla açıp arkama yaslandım. Avucumda titreyen telefona baktığımda Mirza arıyordu !
Ah tanrım !
Sesini duyacağım !
Beni arıyor ! Bilerek isteyerek arıyor !
Çabucak radyoyu sonuna kadar kısıp aramasını yanıtladım.
-"Nerdesin ?" dedi açtığım gibi.
Saçımın ucunu diğer elimin parmaklarının arasına sıkıştırıp çekiştirdim. Kalbim gümbür gümbür göğsümde atıyordu.
-"Arabadayım şimdi. Sen ?" dedim en masum sesimle.
-"Sabah sabah nereye ? " derken arkadan bir kaç hışırtı sesi gelmişti.
Hesap sorarken fazla mı karizmatik oldu ne?
-"Bilmiyorum şimdilik." Yiğit'i ona nasıl anlatabilirdim ki ?
-"Anladık söylemiyorsun tamam." Ve kapandı. İyi de ben gizli bir şey yapmıyordum neye kızdı şimdi bu anlamadım.
-"Kimdi o ?" demesiyle hıncımı ondan çıkarmak istercesine öfkeyle Yiğit'e baktım.
-"Sanane ?! Sen önüne baksana istediğini yaptırdın işte çıktık dışarı şimdi işine bak bana tek bir kelime daha söyleme ! Anladın mı ?! " diye bağırdım öfkeyle.
Bağırmama şaşırmış olmalı ki gözlerini bir kaç saniye yoldan ayırıp beni kontrol etti.
-"Ne bağırıyorsun delirdin mi ? Hoşsun güzelsin diye dolaşalım dedik zorla tutamam ya seni yanımda." Arabayı sağa çektiği an şaka mı yapıyor yoksa ciddi mi diye yokladım.
-"Nasıl yani ?"
Eğilip kapımı açtı.
-"Ne nasılı in git işte bin şurdan taksiye sorarlarsa Yiğit'in işi çıktı dersin."
Oha baya ciddi. Daha ne isterim ki ?
-"Aferin akıllı çıktın." Kaçarcasına kendimi arabadan dışarıya attım. Yoldan geçmekte olan taksiye elimi attıktan sonra telefonumdan magazin sayfasını açtım. Mirza'nın hala soyadını bilmediğim için aklımdaki planı uygulamaya başlamamda ilk adım öğrenmemdi. Bu yüzden dün ki davetin görselleri olan habere tıkladım.
Acar..
-"Nereye gidiyoruz hanımefendi? "
-"Siz sürün lütfen." dedim taksiciye ve Mirza'yı aradım. Bir kaç çalıştan sonra açtı.
-"Ne oldu ?" diye açınca ilk bir şevkim kırılır gibi oldu ama pes etmedim.
-"Sana da merhaba. Şey ne yapıyorsun diye sorucaktım." dedim biraz çekinerek.
-"Şirkette çalışıyorum. Başka bir şey yoksa işim var." Açık açık kapat dediği için uzatmadan kapattım.
-"Acar holdinge gidelim. " dedim yeniden taksiciye.
Öyle bir yer var mı yok mu bilmiyorum ama en azından şansımı denedim ve olumsuz yanıt almadım. Demek ki başka isim kullanmayıp soyadlarını koydukları holdingleri var.
Geldiğimiz binanın önünde taksicinin ücretini ödeyip indim. Girişte gideceğim yeri öğrenmek için danışmaya doğru yürüdüm.
-"Merhaba ben Mirza'nın yanına gelmiştim. Müsait mi ?"
Kız güler yüzünü bozmadan başıyla onayladı.
-"Evet ama randevusuz görüştüremiyoruz ne yazık ki. İsterseniz haber vereyim vakti varsa bir ihtimal görüşebilirsiniz ? Ayrıca ne için gelmiştiniz ?"
Yüksek masaya yaslanıp çantamın omzunda duran sapını sıkıca kavradım.
-"Duha Soylu ben. Arkadaşıyım yolda gelirken aradım. Sorun olacağını sanmıyorum." dedim sabırsızca.
-"Ah Duha hanım tamam tanıdım sizi tabii buyrun en üst kat. "
Teşekkür edip asansöre girdikten sonra Mirza'nın tahmin edemediğim tepkisi için beklemeye geçtim. Eğlenceli olacak.
•••

