Mirza
Mümkün olduğunca erkenden bitirmeye çalıştığım işlerim sonlandığı gibi kendimi eve atıyordum. Bugün de o günlerden aynısıydı. Doğuma çok az kalmışken Duha'yı yalnız bırakmak şu sıralar en çok hoşlanmadığım şey.
Eve girer girmez koridorda eşyaların tozunu alan Asude'yle karşılaştım. Bu kızın geldiğinden beri bakışları beni rahatsız ediyordu. Duha varken resmi davranması o yokken saygısızca yakın davranmaya çalışması sabrımı sınıyordu. Ama sırf Duha yeterince doğum gerginliği yaşarken bunu ona söylediğimde daha çok gerilir diye söyleyemiyordum.
-"Hoşgeldiniz Mirza bey." Ses tonunda dahi bir tuhaflık sezerken ona göz ucuyla bile bakmadım. Kapıyı üstüne vurup yanından geçtim.
Salonda Duha'yı göremeyince yatak odasına baktım. Orada da değildi. Tam aşağıya inecektim ki merdivenlerden çıkıyordu. Kocaman karnıyla o karar tatlıydı ki onu göğsüme bastıra bastıra sevesim geliyordu.
-"Güzelim...güzel karım benim sancın var mı ? Nasılsın ?"
Omuzlarına sarılıp bana hayat veren kokusunu soludum. Bütün gün kokusu burnumda tütüyordu.
-"Biraz var ama şuan çok fazla değil."
Artık bel ağrıları ve sancıları onu yoruyordu. Bundan dolayı keyfi hiç yoktu.
Saçlarının arasını öpüp yanağını okşadım.
-"Hastaneye gidebiliriz istersen." diye sordum.
Kızımın geleceği günü sabırsızlıkla bekliyordum. Bu benim hayatım boyunca yaşayacağım tek mucize olacaktı. Duha ile tanışmam bana en büyük hediye iken bana bir bebek verecek olmasını...cümlelerle anlatamazdım. Kendimi tuhaf ama bir o kadar mükemmel hissediyordum. Baba olacak olmak inanılmaz güzel.
-"Hayır gerek yok aşkım." dedikten sonra kollarımdan çekilince dudaklarına uzandım. Hiç ayrılmak istemediğim dudaklarını uzun uzun öpüp elini kavradım.
Yatak odamıza girer girmez kapısını kapatıp evin içinden görünen bütün camların perdelerini çektim.
-"Seni yıkamamı ister misin ?"
En çok sevdiği şeyi teklif edince gözleri parıldadı. Bu kıza bütün kalbimle aşığım ben.
Küçük bir çocuk gibi dudaklarını ısırıp başını aşağı yukarı salladı. Güzelliği karşısında gülümserken dayanamayıp yüzünün her bir yanını öptüm ve onu banyoya götürdüm. Aldığı kilolardan ne kadar şikayet ediyor olsa da benim için bir o kadar güzeldi. Açıkçası kilo alması onu çirkin göstermiyordu. Bence gittikçe güzelleşiyor.
-"Mirza..." En sevdiğim ses tonu bu cilveli çıktığı zaman.
Çıplak tenini öpe öpe kabinden çıkarttım.
-"Efendim karıcım ?" Ona bornozunu giydirirken gözleri arsızca bedenimde dolaşıyordu. Normalde utanacağı şeyleri hamilelik hormonlarıyla çekinmeden gerçekleştiriyordu.
O tatlı dilini dudağında gezdirip gözlerime baktı. Boynuma uzanınca rahatça sarılsın diye kalçasından tutup kaldırdım. Artık kızımdan dolayı kolayca saramıyordum onu.
-"Seni istiyorum."
Beni delirten cümlesi bu olmuştu. Kendi isteğiyle beni öperken ondan o kadar zor ayrıldım ki işkence gibiydi. Şuan üzerindeki havluyu parçalayıp onun derinliklerinde kaybolmamak için bütün bedenimi kasmıştım.
-"Yapma...dayanamıyorum." dedim nefes nefese.
Son ayına girdiği günden beri ona yaklaşmıyordum. Doğumu yaklaştığı için arzularıma zincir vurmuş olabildiğince kendimi sıkarken Duha'nın böyle bana işkence etmesi dayanılmazdı.
Göğsümü itip yere bastıktan sonra ellerini çıplak karnına koydu. Bornozu açık olduğundan dolgun şiş göğüsleri ağız sulandırıcıydı.
-"İstiyorum diyorum be adam niye anlamıyorsun ! Sevişmek istiyorum ben !"
Ayaklarını yere vurduğu an kahkahaya boğulmamak için yanaklarımı ısırdım. Benimle sevişmek için bana kızacağını rüyamda dahi göremezdim.
Dudağını sertçe öpüp bıraktığımda sersemlemiş gözleriyle bana masum masum baktı.
-"Seni deli gibi istiyorum ama olmaz güzelim. Biraz daha sabretmeliyiz ondan sonra inan bana seni poponun üzerine oturamayak hale getireceğim." dedikten sonra kenardan havlu alıp belime sardım. Daha fazla gözleriyle beni yemesine müsaade etmeden saçlarını kurutmaya başladım. Küçük bir çocuk gibi görünmesine rağmen kocaman karnıyla benim can parçamı taşıyordu.
-"Küstüm sana." dedi banyoda önümden çıkarken.
Yürürken sallanan kalçasını izlerken arkasından gülümseyip yatak odasına girdim ve kapıyı kapattım. Bornozu yere bırakmış öyle giysi odasına gitmişti.
Beni nasıl etkilediğini bir bilse.
Yüzümdeki tebessümle kendimi yüz üstü yatağa bıraktım. Günlerdir şirkette yoğun çalışmaktan dinlenmeye vakit bulamıyordum. Normalde de çok dinlenen bir insan değildim fakat artık sorumluluğumda hamile bir karım vardı.
-"Yemek hazırdır. Bir de yemekten sonra Rüya ve Defne gelecek." dedi odadan çıkmadan hemen önce.
Aldığım derin nefesle vücudumu yataktan kaldırdım. Boxer giyindikten sonra siyah bir eşofman giyinip üzerime tişört geçirdim.
Yemek masasına geçerken Asude'yi görünce sinirlerim yine gerilmişti. Duha doğumdan sonra kendini topladığı ilk an bu kızın işine son verecektim.
-"Asude sen çorbaları servis et ben yemeği hazırlıyorum." Mukaddes hanımın dediğinden sonra başladığımız yemekte Duha'nın asık yüzünü öpesim geliyordu.
-"Sevgilim...gerçekten bu yüzden küsecek misin bana ?" diye sordum peçeteyle dudağımı silerken.
Başını kaldırıp baktı.
-"Hayır küsmedim de çok acıkmışım o yüzden kendimi yemekten alamadım." dedi ve karnını okşadı.
Hayranlıkla onu izlerken bir anda yüzünü buruşturdu.
-"Ne ? Ne oldu ?"
Büyüttüğü gözleriyle başını indirdi. Sandalyesini ittirirken bacaklarının ıslaklığı gözüme çarptı.
-"Mirza suyum geldi !" çığlığıyla nasıl ayağa fırladığımı anlamadım.
Beynimi şoka sokan bu olayın ardından soluğu hastanede almıştık. Apar topar Duha'yı içeriye alırken dışarıda kalmanın telaşıyla kim var kim yok derken herkesi aradım.
Doğumun gerçekleşmesi için sancısı olmayan Duha'ya az miktarda suni sancılar vermişlerdi. Sonuçlanmasını beklemek ise çok uzun sürdü. Sonlara geldiğinde doğum haneye gitmeden hemen önce ayakta yanındaki ebelerle duruyordu. Sıkı sıkıya tutunduğu demir çubuklara yaslanmış çığlıklar atarken içimden yüreğim kopuyordu.
O görüntüleri hafızamdan asla silemeyecektim. Saatler sonra yeni bir günün ilk ışıklarında doğum haneden Duha'nın doktoru çıkmıştı.
-"Evet , gözünüz aydın. Çok sağlıklı bir kızınız dünyaya geldi."
Ellerimi yüzüme bastırıp sandalyeye çökerken omuzlarıma koyulan ellerin sahiplerine bakmadan yıllardır ilk kez yaşarmış gözlerimi sildim. İkisine bir şey olma ihtimaliyle öyle korkmuştum ki zorla nefes almıştım. Özellikle Duha acı çekerken burada rahatça durmak çok zordu.
-"Allah'a şükürler olsun oğlum."
Ayağa kalktığımda ilk olarak önüme gelen anneme sarıldım. Duha'nın alınacağı odaya geçerken elim ayağım titriyordu. Bir an önce onu görüp iyi olduğundan emin olmalıydım. Aksi takdirde ben hiç iyi olmayacağım.
Pembelerle donatılmış odada sağa sola tur atarken artık beklemek canımı fena halde sıkıyordu.
Kapı açıldığında hepimiz gözlerimizi oraya diktik. Sedyede uzanmış güzeller güzeli karımı görmek içime sular serpmişti. Hemşirelerin yardımıyla kalkıp odadaki yatağa uzandı.
-"Duha'm...sevgilim iyi misin ?"
Hastaneye geldiğimizden beri uyumuyordu ve gözleri kan çanağına dönmüştü. Öylesine yorgundu ki gözlerini zorla açık tuttuğuna yemin edebilirdim.
Başını aşağı yukarı salladı.
-"Hazal ? Hazal nerde ? " Çatallaşmış sesini bile duymayı özlemişim.
-"Lütfen odayı boşaltabilir miyiz ?" Hemşire herkesi tek tek odadan çıkarırken Duha'nın yanında Defne kaldı. Annesi Gülden hanım da kızının yanında kalmak yerine annemlerle dışarıya çıkmıştı.
Kapıdan elimi çektiğim an bir hemşirenin kucağında battaniyeye sarılmış halde gelen kızımı gördüm.
Tarif edilemeyen his bütün bedenimi sardı. Uyuşmuş gibiydim.
Herkes gülerek yaşlı gözlerle kızımın etrafını sararken soluğumda takılı kalan nefesimi yavaşça verdim ve Olcay'ı kenara çekip kızıma daha yakından bakmak istedim. Bembeyaz bir teni vardı. Şiş olmasına rağmen burnunun minicik olacağından eminim. İnanılmayacak kadar güzeldi.
Gözlerini açmasıyla sertçe yutkundum. İri gözleriyle yeni geldiği dünyaya baktı. Gülümseyip yaşarmış gözlerimle ona baktım. Hayatımın kadınından bana gelen mucizeydi. Servetle sahip olunmayacak kadar güzel bir mucize.
-"Kızımızı artık annesine götürmeliyim." dedi en sonunda hemşire ve kapıyı tıklattı.
-"Biz girmeyelim almayacaklar belli ki. " dedi annem odaya bakınırken.
Denilenlere kulak vermeden hemşirenin arkasından odaya girdim. Defne belli ki Duha'ya geceliklerini giydirmesine yardımcı olmuştu çünkü o hastane kıyafeti üzerinden çıkmıştı.
-"Kızım...çok güzelsin." Kucağına aldığı kızımıza hayranlıkla bakarken uzaktan ikisine baktım.
-"Size yardımcı olayım ben."
Hemşire kadın Duha'nın üstünde bulunan geceliğinin düğmelerini açtıktan sonra nasıl tutması gerektiğini söyledi. Sonra süt gelmesi için göğsünün ucunu çok az sıkacağını söyledi ve yaptı. Kızımızın ufacık dudaklarını göğsüne yaklaştırırken bu anlara kalbim daha dayanamayacak diye odadan kendimi dışarıya attım.
Yöneltilen sorulara cevap vermeye çalışırken aklım içerideydi. Geride bıraktığımız saatlerin sonunda şirkette çıkan sorun yüzünden hastaneye geç gidebilmiştim. Odaya girdiğimde Duha'yı gözü yaşlı görmemle içim sıkıştı.
Oturur pozisyonda kucağında kızımızı emziriyordu. Beni fark edince acı dolu yüzünü düzeltti.
-"Canın mı yanıyor ? Ne oldu ?" diye sorarken yanı başına gidip yüzünü okşadım.
Başıyla onayladı. Acıdan dişlerini sıktığı belliydi.
-"Emzirirken biraz sancı oluyor o yüzden canım yanıyor." dediğinde olayı anlamamış olsam da benim için önemli olan acı çekmesiydi.
-"Ne yapılması gerekiyorsa yapalım. Yatman uzanman mı gerekiyor ?"
Nefesini üflerken kızımızı geri çekti. Şiş dudakları aralık kaldığında çok tatlı görünmüştü. Her şeyden habersiz uyumuştu.
-"Hayır geçer birazdan. Alıp yatırır mısın ?"
Yüzüm ifadesiz kalırken yavaşça kucağından aldım. Ona zarar vereceğim diye ödüm kopuyordu. Çok minik ve hassas. Beyazlar içerisinde adeta melek gibi.
İlk gördüğümde ki ufak kan lekeleri gitmişti. Tertemiz görünmesiyle birlikte tuhaf güzel bir kokusu vardı. Yüzümdeki gülümsemeyle onu yerine koyup geri çekildim.
İnsana şükretmeyi öğretecek en mucizevi olay bu olsa gerek.
•
Evimize geldiğimizde Duha yorgun olduğu için uyuya kalmıştı. Annemler de dinlenmeye gittiklerinden yalnızdık. Yatağın yanında beşiğinde mışıl mışıl uyuyan kızıma bakmak için oraya ilerledim. Kenarlarını tutup eğildim ve uzaktan kokusunu içime çektim. Geleli bir kaç saat olmasına rağmen kokusu odamızı sarmıştı.
Güzel karım ve kızım rahatça uyurken kendime gelebilmek için duşa girmeye karar verdim. Bana göre uzun sayılacak sürede suyun altında durduktan sonra suyu kapatıp havluyla kurulandım. Saçlarımı kuruttum ve havluyu banyoda bırakıp giysi odasına geçtim. Altıma iç çamaşır geçirdiğim gibi direk olarak Duha'nın yanına uzandım. Uykusunda hissetmiş gibi kollarımın arasına kıvrılırken boynuna öpücük kondurdum.
Gözlerim kapanıyordu ki alarm sesiyle sıçradım. Duha da aynı şekilde gözlerini açmıştı.
-"Bu ne ya ?" dedim gözlerimi ovuştururken.
Saçlarını geri itekleyip yattığı yerde dikleşti.
-"Hazal'ı emzireceğim."
Uykum ne yazık ki kaçmıştı. Yatak başlığına yaslayıp Duha'yı izlemeye başladım. Beşikten Hazal'ı alıp yeniden yatağa oturdu ve fazlasıyla şişmiş ağız sulandıran göğsünü açtı.
-"Uyanman gerekiyor kızım."
-"Neden uyandırıyorsun ? Uyanınca yer." dedim Hazal'ın uyanmaya niyeti olmadığını anladığımda.
-"Sık sık emzirmeliyim. Onun uyanmasını bekleyemeyiz ki. " dediğinde gözlerini aralamış kızımıza gülümsedikten sonra göğsünün ucunu ağzına yerleştirdi.
-"Sana yiyecek bir şeyler hazırlatmamı ister misin güzelim ?" diyince başıyla onayladı.
Yataktan çıkmadan Duha'yı ve kızımızı öpüp kalktım. Giysi odasında üzerimi giyindikten sonra çıktım. Mutfağa geçtiğimde Mukaddes hanım yemek yapıyordu.
Farkına bile varmadığım Asude sırf kendini göstermek için oturduğu masadan kalkıp önüme kadar yürüdü. Ona bakmadan konuşmamı bekleyen Mukaddes hanıma döndüm.
-"Duha için hızlıca atıştırmalık bir şeyler hazırlar mısınız ?"
-"Tabi efendim hemen hazırlıyorum." dedi.
Daha fazla orada durmayıp çıkarken hava almak için bahçeye geçtim.
-"Mirza bey ?" Başımı arkaya çevirdiğimde Asude gelmişti.
Elimden en sonunda bir kaza çıkacak.
-"Ne var ?!" dedim sesimi fazla yükseltmeden.
Salak saçma gülüşüyle yaklaşırken kenara çekildim.
-"Sizin istediğiniz bir şey var mı diye sormak istedim." Sesini böyle tuhaf çıkartırken hoş olduğunu mu düşünüyor acaba ? Benim midemi kaldırıyor.
-"İşine bak. Yapacağın bir iş olursa söyleriz." dedim ve yeniden odaya döndüm.
Duha'yı ayakta görünce yanına gidip beline sarıldım. Beşiğin başında durmuş uyuyan güzeller güzeli kızımızı izliyordu.
-"Bak senin gibi kaşları çatılıyor." diyince gülümsemem büyüdü.
Omzuna dudaklarımı değdirip kendime çevirdim.
-"Ve senin kadar çok güzel." dedim dudaklarına eğilirken.
Ufacık öpüşmemizi bölen kapı tıklamasıyla geri çekildim. İçeriye Mukaddes hanım tepsiyle girmiş bıraktığı gibi çıkmıştı. Duha yemeğini yerken bende yapmam gereken telefon görüşmelerini yatakta uzanarak halletmiştim.
Bir süre sonra Hazal'ın ağlama sesinin dolduğu odamız bizi gülümsetti. Ağlaması bile huzur verici.
Yataktan kalkıp ağladığı beşiğinden onu dikkatle aldım. Sanırım annesiyle birlikte kızımıza da hayran olmaya başlıyorum.
Evde küçük bir aile olarak geçirdiğimiz bir haftayı devirirken artık düzenimizi oturtmuştuk. Şirketten geldiğim akşam kapıyı yine Asude açmıştı.
-"Ben alayım." Kabanımı çıkarırken uzanınca ona ters bir bakış atıp kendim çıkarttım.
-"Duha nerede ?" diye sordum.
-"Alt katta televizyon izliyor. Siz çok yorgun görünüyorsunuz." Elini koluma koymasıyla bileğini tuttuğum gibi geri ittim.
-"Bana bak kızım sen çok bile durdun !" Dış kapıyı açar açmaz onu dışarı itekledim. Şaşkınlıktan karşı çıkmamıştı. Ki çıksa da bir şey yapamazdı o ayrı.
-"Ne yapıyorsunuz Mirza bey ?!!"
-"Seni kovuyorum !" diyip kapıyı yüzüne kapattım. Koridordan ilerlerken o dışarıdan kapıyı yumrukluyordu.
Mukaddes hanımın kapıyı açmaya geçtiğini görünce elimle durdurdum.
-"Onun işine son verildi. Kapıyı açmayın lütfen. " dedikten sonra bütün gün burnumda kokusu tüten karımın yanına indim. Koynunda kızımızla koltukta uzanmıştı.
-"Sesler geliyordu sanki.." dedi beni görünce.
Ona sakin sakin Asude'nin hal ve tavırlarından hoşlanmadığımı bu nedenle işine son verdiğimi anlattım. Sorular sormasına izin vermeden dudağına uzun bir öpücük kondurdum.
Uyuyan kızımızı kollarıma alırken gün sonunda daha iyi gelecek olan başka bir şey olmadığı kanaatine vardım.
•••
