İçeriğe geç

TUTKU

Bölüm 35 · 10 dk okuma

TUTKU

Bölüm 35

35

Tatil için tuttuğumuz muhteşem ötesi ev demeye bin şahit isteyen yerde hepimizin odası ayrı ayrıydı. Yalnızca üç çift halinde gelmiştik çünkü Hande ile Aydın'ın bebeği hastaydı.

İlk gün güneş batarken manzaranın karşısında dilimiz tutulmuş halde oturmuştuk. Ama çok yorgun olduğumdan dolayı artık dayanamayıp kalkmak zorunda kalınca odaya girmiştim. Denize bakacak şekilde konumlandırılmış yatakta Mirza uzanıyordu.

-"Yanıma gelsene." dedi doğrulurken.

-"Duş alıp öyle yatmak istiyorum." dedim ve yatağın yanında duran bavulumu açtım.

-"İyi al gel konuşalım."

Ona her ne kadar kızgın olsam da bu konuşmama olayı ikimizinde canını hayli sıkıyordu. Tek emin olduğum konu Mirza hatasını çok güzel anladı. Her fırsatta konuşmaya çalışıp kendini yeniden yeniden anlatıyordu ama benim inatçılığım tutmuştu. Onu hala affetmemiştim.

Ilık suyla aldığım duş vücuduma iyi gelirken bornozla birlikte cam kabinden çıktım. Mirza o sırada perdeleri kapattığı için beni görmemişti. Geniş alanda her şey bütün halindeydi. Duş da yatağın arka bölümünde kalıyordu. Ayakta durmaktan yorulunca kenardaki koltuğa iliştim. Ellerimi karnıma koyup usul usul nefes alıp verdim.

-"Beni bu kadar yorman normal mi acaba ?" dedim kızıma hitaben.

Başımı kaldırmamla Mirza'yı yakınımda gördüm. Beklentiyle gözlerimin içerisine bakıyordu. Yanaklarım kızarırken ayağa kalktım. Üzerimi giyinsem iyi olacaktı.

-"Duha.." Dirseğimden tutup göğsüne çekti. Kaçmamam için sıkı sıkı sarılırken karnıma dikkat ederek sabit durdum.

-"Günlerdir , haftalardır sana sarılamıyor oluşumun acısını nasıl anlatabilirim ? Sana ilk kez bu kadar uzun süre dokunmadan uzak kaldım. Sırf rahatsız oluyorsun diye kızımı hep sen uyuduktan sonra sevebildim. Affet artık beni nefes alınmıyor sensiz. Kokunu burnumda hissetmeden yaşadığımı anlamıyorum. Bütün işlerim ters gidiyor herkese aksi davranıyorum. Sen olmadan , tenine dokunmadan dengem bozuluyor."

Mirza'nın masalsı konuşması kalbimi çoktan göklere çıkartmıştı. Onu o kadar seviyordum ki bu söylediklerini gözüne bakarak bile anlamıştım. Günlerdir yüzü asık ve mutsuzdu.

-"Bir daha bizi üzme olur mu ?" diye sordum kollarından sıyrılırken.

Yanaklarımı tutup alnıma dudaklarını değdirdi.

-"Söz veriyorum. Zaten bir daha bu kadar uzak kalmaya dayanamam." dediğinde gülümseme nedenim olmuştu.

-"Şimdi uyuyalım sizde dinlenin."

-"Olur ama önce gecelik giyeyim." dediğimde o onaylamış soyunarak yatağa girmişti.

Haftalardır aşık olduğum o muazzam vücuduna uzak kalarak uyumuştum. Gözlerimi ondan çekemiyor oluşumdan dolayı utanarak kendime içimden kızdım. İçten içe sırıtırken bilerek bornozumu gözünün önünde ağır ağır çıkarttım. Mirza'yı görmesem de verdiği nefesleri duyabiliyordum. Gülmemek için dudaklarımı ısırdım ve eğilip bavuldan küçük ipli bir iç çamaşırla siyah dantel geceliği çıkarttım. İkisini giyinip Mirza'ya baktığımda yatak başlığına yaslanmış yarı oturur pozisyondaydı.

Işığı söndürüp yatağa oturdum. Sağ tarafımın üzerine yatmayı sevdiğim için ona arkamı dönmüştüm. Mirza'nın arkamdan sarılmasıyla kalçamda sertliğini hissettim. Sertçe yutkundum.

Hamileyken daha fazla istekli olduğumdan bahsetmiş miydim ?

İstemsizce kalçamı hareket ettirdim. Bu onun nefesini boynuma üflemesine neden olmuştu. Elini şişkin karnımdan kasıklarıma indirdi. Tenim santim santim karıncalanmıştı. Dokunduğu saniyede ıslandığımı hissettim. Gözlerimi heyecan içerisinde karşıya dikmiş bir diğer hamlesini beklerken tek ses ikimizinde hızlı nefesleriydi. İç çamaşırımı parmak uçlarıyla itmeye başlamıştı ve bir dakika geçmeden bacaklarımdan sıyırıp yeniden arkama yan şekilde yatmıştı. Eli ustalıkla kadınlığımı kavrarken sırtımı göğsüne bastırdım.

Ah bu nasıl bir his böyle ?

Saniyeler geçtikçe ona olan delice isteğim artmış içimde olması için can atar hale gelmiştim.

-"Mirza..." dedim yalvarırcasına.

Boynumda öpülmedik yer bırakmadığında geri çekilip omzumu öptü.

-"Efendim sevgilim ?" dedi sanki ne istediğimi anlamıyormuş gibi.

Vajima doğru uzanmış olan koluna tırnaklarımı batırdım.

-"İstiyorum." diye mırıldandım tutkulu sesimle.

Bütün yorgunluğumu unutturacak güce sahipti. Bunu seviyordum.

Nemli dudaklarını eğilip dudağıma bastırdı ve ardından kalçamı kendine göre çekti. Sonra o muhteşem zevk dalgası vücuduma yayıldı. Onu görmeden bunu yapmayı sevmiyor olsam bile şuan aşırı derecede zevk alıyordum. Yüksek sesle inleyecektim ki dudağımı sertçe ısırdım.

Yorgunluktan hareketsiz yatana dek sevişmiştik. Çok özlemiştim ve bu çok iyi hissettirmişti.

Gecenin getirisi olarak sabah biraz geç uyanmıştım. Uyandığımda Mirza yanımda yoktu. Yatak örtüsüne sarılarak yataktan kalkıyordum ki odanın cam kapısından içeriye girip kapattı. Dışarıdan diğerlerinin gürültüsü geliyordu ama perdeler kapalı olduğundan beni göremezlerdi.

-"Günaydın , neredeydin ?" diye sordum saçlarımı geriye itip.

Yanıma gelince direk dudağıma uzanmış tatlı bir öpücük kondurmuştu.

-"Kahvaltıyı onlar da geç yapıyorlarmış onu haber verdiler." dedikten sonra birlikte hızlı bir duş alıp çıktık. Mirza altına siyah şort geçirdi. Odadan çıkmadan bana güneş kremi sürmesini istediğimde yarı çıplak oluşu gözüme takılıyordu. Başımı iki yana sallayıp kendime geldikten sonra bavuldan çizgili bir mayo çıkartıp giyindim. Kızım karnımda çok tatlı görünmüştü.

Üzerime ince beyaz renkli uzun bir pareo giyindim. Saçlarımı topladıktan sonra fazlasıyla acıkmış olan karnımı doyurmak için odadan çıktım.

-"Sonunda gelebildiniz uyuyan güzel hazretleri."

Defne'ye göz devirip sandalyelerden birini çektim ve Mirza'nın yanına oturdum.

-"Hamileyim ben fazla uyuyorum ne yapabilirim ?" dedim şakayla karışık sesimle.

-"Sana yatmak , uyumak serbest." Sağ taraftan başıma kondurduğu öpücükle tebessüm ettim.

Herkes bu durum karşısında gözlerini açmış kocaman gülümsemişlerdi.

-"Barıştınız mı ?!" diyen Olcay'dı.

Başımı aşağı yukarı salladım.

-"Hala kırgınım ama öyle sayılır." derken Mirza yanımda homurdanıyordu.

-"Olsun bu da bir gelişme. Sizin adınıza sevindik." dedi Alp.

Etrafta göz gezdirince Rüya'yı göremedim.

-"Rüya nerede ? Uyanmadı mı ?" diye sordum Olcay'a.

Ben sorunca yüzü sert hale bürünmüştü.

-"Uyandı üzerini giyiyordu."

Ses tonu karşısında hepimiz göz göze geldik. Bir terslik olduğu bariz belliydi.

-"Ben bir bakıyım." diyip ayağa kalktım ve kaldıkları odanın cam kapısına tıklattım.

İçeriden ses gelmemesine endişe ettiğim için hemen girdim. Rüya yoktu. İlerleyip kenardaki banyo kapısına geldim. Su sesini duyunca tekrar kapıyı tıklattım.

-"Geliyorum." demişti.

Kollarımı göbeğimin üzerinde bağladım. Banyodan çıkan Rüya'nın ağladığını anlamamam için onu tanımıyor olmam gerekiyordu.

-"Dinliyorum." dedim direk olarak.

Burnunu çekip saçlarını toplarken arkasını döndü.

-"Bilmediğin şeyler değil. Aynı konular."

-"Hadi ama konuşarak çözebilirsiniz. Reyhan anneyle konuş. Gerekirse Rıfat babayla."

Rüya , Özden ve Hüma ile tartıştıkça Olcay'la araları bozuluyordu.

-"Özden kaç yıllık gelini. Hüma desen yeğeni ben ne diyebilirim ki Duha ? Çok bunaldım özellikle Hüma'nın laf sokmalarından."

Dayanamayıp sarıldım ona. Eminim ki orada yaşamak eziyet gibidir.

-"Ben konuşurum. Üzülme sen lütfen."

Başını sallayarak geri çekilince gözlerinden süzülen yaşlarını sildim.

-"Artık orada duramıyorum. Olcay olanları görmezden gelmemi söyledikçe delirecek gibi oluyorum. Buraya da gelmeyecektim ama evde kalmamak için geldim."

İş belli ki çok fazla ciddiye binmişti. Bir an önce bu olanları düzeltmeliydim.

-"Sen şimdi toparlan. Ben halledeceğim tamam mı ? "

Sonrasında beraber masaya döndük. Olcay gözlerini Rüya'dan ayırmadan bakarken Rüya benim yanıma oturmuş ona bakmamıştı.

Kahvaltı boyunca herkeste bir gerginlik vardı.

-"Kızlar denize girelim mi ?"

-"Evet evet girelim." dedim ve bronzlaştırıcı yağ almak için odaya girdim. Çıktığımda Mirza berrak sularda yüzüyordu. Hayran hayran uzaktan onu izlerken suyun yüzüne çıkıp saçlarını salladı.

Muhteşem..

-"Rüya sen iyi misin ?"

Defne konuşurken Rüya da benim gibi dalgınlıkla denizde ki Olcay'a bakıyordu.

-"İyiyim...iyiyim."

Umarım yakında gerçekten iyi olur.

-"Şunu sırtıma sürer misin ?" diye sordum Defne'ye.

Tamamen hazır olduğumuzda kenarda olan merdivene yürüdüm. Kaymamak için dikkatle inmeye hazırlanıyordum ki Mirza merdivenin altına geldi ve beni kucakladığı gibi denize soktu.

Su sıcaktı ama hazırlıksız girdiğimden boynuna atıldım.

-"Yavaş ol güzelim." derken bir eliyle kalçamı diğeriyle belimi kavramıştı.

Bacaklarımı beline dolayıp başımı omzuna yasladım. Onu hissetmeyi özlemiştim.

Diğerlerine bakınca uzaklaştıklarını gördüm.

-"Mirza ?"

-"Efendim..." diyip gözlerini dudağıma indirdi ve öpücük kondurdu.

Ensesindeki saçlarından parmaklarımı geçirdim. Saçları çok yumuşaktı.

-"Rüya ve Olcay...araları çok kötü." diyince kaşlarını çattı.

-"Bir şey olduğunu sezdim ama önemli olmadığını düşündüm."

Durumu ona anlattığımda bir kaç saniye duraksadı.

-"Tamam ben annemlerle konuşurum."

-"İyi olur. Teşekkürler. " diye mırıldandım.

Yorulana dek suda yavaşça yüzmüştüm. Yukarı çıkmaya karar verdiğimde herkes yüzmeye devam ediyordu. Şezlonglardan birine oturup bacaklarıma yağ döktüm. Dinlenmek için geriye yaslandım.

-"Mirza...kızımızın ismi Hazal olsun mu ?"

Uzandığı yerde gözlerini açıp bana döndü.

-"Nasıl bir isimde sabit kalabildin ?" diye sordu şaşırarak.

Doğru hep üç beş isim arasında gidip geliyordum. Ama nedense dilimin ucunda Hazal vardı.

-"Bilmem içimden bir ses Hazal olmasını söylüyor." dedim karnımı okşarken.

-"Sen bilirsin. Bence de fena değil. Sağlıklı doğsun da gerisi önemli değil."

İçimden inşallah diye geçirdim. Akşam saatleri gelene kadar hep birlikte güneşlenmiştik. Hatta bir ara uyuya kalmıştım ve Mirza uyandırmıştı.

-"Senin isteklerine göre olmuyor Rüya ! "

Olcay'ın odalarından yükselen bağırma sesiyle neye uğradığımızı şaşırdık. Korkudan sıçrarken diğerleri ile birlikte ayaklandım. Akşam yemeğinin ardından odalarına giren Rüya ile Olcay belli ki büyük kavga ediyorlardı.

-"Nefret ediyorum senden ! Bencil oluşundan nefret ediyorum anladın mı ?!"

Kapıyı yaşlı gözlerle açtığı gibi karşısında bizi görünce durdu. Hıçkırarak bulunduğumuz evi kumsala bağlayan tahta yolda yürümeye başladı.

-"Rüya bekle !" diye seslenmeme rağmen dönüp bakmadığı için adımlarımı hızlandırıp arkasından ilerledim. Bir süre sonra biten yoldan inip sıcak kumlara oturdu. Bende nefes nefese yanına çöktüm.

Öyle ağlıyordu ki içim acımıştı.

-"Beni anlamıyor. Artık beni hiç anlamayan birisine dönüştü." Evleneli bu kadar kısa süre olmuşken evliliklerinin böyle sarsılması beklenmedik bir olaydı.

Elimi omzuna koyup kendime çektim.

-"Hayır Olcay seni çok seviyor. Eminim ki anlıyordur ama ikinizde birbirinize bağırdığınız için orta yolu bulamıyorsunuz. Hem ben Mirza'ya söyledim annemlerle konuşurum dedi."

İç çeke çeke omzumdan ayrıldı. Yanaklarını sildikten sonra bana döndü.

-"Ben onun bir şey yapmasını istiyorum." dedi kısık sesle.

-"Sakinleşince yeniden konuşun olur mu ? Şimdi geri dönelim bizi merak ederler." diyip zorla kumdan kalktım ve ona elimi uzattım.

Yerden kalkmadan yüzünü dizlerine gömdü.

-"Duha ben hamileyim. Kimseye söyleyemedim."

Bir nefeste söylediğiyle şok oldum. Resmen dilim tutulmuştu.

-"Ciddi misin ?!" dedim gülüp gülmemek arasında kalırken.

Suratım ifadesizlikten uyuşurken başımı iki yana salladım. Allahım bu ne güzel haberdi.

-"Evet. " diyip ayağa kalktığı an onu kucakladım.

-"Rüya çok sevindim ! Bu çok güzel bir şey !" dedim yanaklarını hızlı hızlı öperken.

Onun gözlerinin yeniden yaş dolması hayra alamet değildi. Yüzümden gülümseme solarken konuşmasını bekledim. Derin bir nefes alıp verdi.

-"İstemiyorum. Bizim ilişkimiz günden güne kötüye giderken bu bebeği istemiyorum." dedi ve yeniden tahta iskeleye çıktı.

Arkasından bakakaldım.

-"Delirmiş olmalısın Rüya ! Buraya gel bunu konuşacağız !" diye bağırdım.

-"Duha ?! Neredesiniz ?"

Uzaktan Mirza'nın sesi gelince oflayıp Rüya'yı takip ettim.

Bu raddeye gelecek kadar kafayı yememeli. Bu bebek onların mucizesiydi ondan vazgeçemez ! Vazgeçmemeli.

Girişte duran Mirza yüzümü incelerken gözlerimi yere indirdim.

-"Rüya iyi mi ?" dedi kolumu tutup.

Başımla onayladım. Konuşma isteğim falan kaçmıştı. Moralim çok bozulmuştu.

Ön kısıma gelip rastgele bir yere oturdum. Rüya da ön kısımda oturmuş havuza ayaklarını sokmuştu. Defne Alp'le sessiz kalırken Mirza kendine içki dolduruyordu.

Olcay küçük adımlarla ilerleyip Rüya'nın arkasında durdu.

-"Özür dilerim. Amacım seni üzmek değildi. Ama aramız bozuldukça ben geriliyorum ve sinirlerime hakim olamıyorum. Biliyorsun...bu değilim."

-"Ben seni artık tanıyamıyorum Olcay." dedi Rüya onun özürüne karşılık.

Haklıydı , çok kırılmıştı. Bir de hamileyken daha fazla hassas olmalıydı.

-"Odada konuşalım mı ?"

Rüya omzunun üstünden ona bakıp izledi. Ardından başıyla onaylayınca beraber odalarına girdiler.

Lütfen iyi olsunlar.

Mirza yanı başıma gelip saçlarıma dudaklarını değdirdi.

Defne'nin kıkırdama sesiyle birlikte gözlerimi ona çevirdim.

-"Sanırım anlaşıyorlar." Baktığı yere baktığımda Olcay ve Rüya'nın odasının ışığı sönmüştü. Dudaklarım yukarı doğru kıvrıldı.

-"Defne.." Mirza'nın uyarıcı sesiyle ikimiz de gülmeyi bıraktık.

-"Ee böyle oturacak mıyız ?" Evliliğin yaradığı canım kuzenim Alp'e baktım. Çok mutluydular.

-"Film izleyelim ?" diye sormamla Defne hemen ben seçmek istiyorum diyerek ayağa fırladı.

Üstü kapalı olan kısıma geçip l koltuğa yerleşirken Alp yukarıya montelenmiş film perdesini aşağıya çekti. Onlar ayarlamayı yaparken Mirza koltuğun ucuna oturmuş beni de göğsüne yaslamıştı. Ellerini karnımda birleştirince iyica rahat bir pozisyon aldım.

'

İki haftalık tatilin bitiminde eve gelmeyi her ne kadar istemiyor olsam bile evimin rahatlığını özlemiştim. Geleli dört gün olmuştu ve bugün eve bana yardımcı olmak için iki kişi gelecekti. Hamileliğim ilerledikçe kalkıp yemek hazırlamam yada evi toparlamam zor oluyordu. Bu yüzden Mirza bir temizlik şirketine haber vermişti onlar da bugün yatılı iki kişi gönderiyorlardı.

Öğle saatlerinde çalan kapıyı açmaya yavaşça gittim. Birisi genç diğeri orta yaşlı kadın karşımdaydı. İkisinin de güler yüzlü olması ilk bakışta hoşuma gitmişti.

-"Hoşgeldiniz , buyrun." dedim yan tarafa çekilip.

-"Merhaba biz temizlik şirketinden geliyoruz." dedi orta yaşlı olan.

-"Evet biliyorum. " dedim gülümseyerek ve kapıyı kapattım.

Onları salona yönlendirdikten sonra koltuğa oturdum.

-"Siz de oturun lütfen." dedim elimi uzatıp.

Karşıma çekingen halde otururlarken yüzümden gülümsemeyi eksik etmedim.

-"Ben Mukaddes , mutfak bölümü için çalışıyorum. " dedi orta yaşlı kadın.

-"Bende Asude , temizlik için geldim."

-"Memnun oldum bende Duha. Sanırım sizinle anlaşacağız zaten uzun süreli seçmek için vaktimiz yok. Artık işlere yetişemiyorum ne yazık ki." dedim ellerimi şişkin karnımda birleştirirken.

-"Bizde memnun olduk efendim. Bu arada Allah bağışlasın."

Mukaddes hanıma tebessüm edip ayağa kalktım.

-"İsterseniz evi göstereyim." dedikten sonra birlikte evin içerisinde dolaşmaya başlamıştık.

İkiside bana iyi insanlar olarak gelmişlerdi. Bir aksilik çıkmaması için umut etmekten başka elimden bir şey gelmiyordu.

•••

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.