Dönüş yolculuğunda saatlerdir asık yüzüm düzelmeden camdan dışarıya bakıyordum. Evdekiler de bir şey olduğunu anlamış ikimize de soru sormamışlardı. Rüya sorsa bile ona sonra söyleyeceğimi söylemiştim ve geçiştirmiştim.
-"Güzelim asma şu yüzünü lütfen bak ne güzel bir gün geçirdik. Böyle mi sonlandıracağız ? " Uzanıp kucağımda duran elimi tuttu. Dudaklarına götürüp öperken yine ona bakmamıştım.
-"Canım sıkkın." diyip omuz silktim.
-"Canını yerim senin kızım. Hem bak seni alacağım diyorum kendime. Git sen ne bileyim elbise bak bir şey bak vakit geçir sıkılmaz canın." diyince biraz olsun yumuşar gibi oldum ama ona belli etmedim.
-"Ne yapacağım elbiseyi ?" dedim umursamıyormuş gibi.
-"Nişanımız için." demesiyle içimde koca bir heyecan balonu patladı.
Yinede pas vermeden elimi elinden çektim.
-"Ona daha çok var."
Bir kaç saniye dönüp yüzüme bakmıştı.
-"Sen öyle san." diye söylendiğini duydum fakat çok kısık sesle söylemişti.
-"Ne ?"
-"Hazırlan güzelim iki haftan var."
'
Arabadayken bahsettiği iki haftanın sonundaki gündeyiz. Ona kızmış olmama rağmen ekstra olarak bu konuda tartışmıştık. Fakat ne itiraz ne de başka bir şey dinledi. İki hafta içerisinde bence benim düşüncem sırf bana inat olsun diye bütün her şeyi ayarlamıştı. Hatta az sonra ellerinde çiçek çikolata ile geleceklerdi.
-"Hayır...hayır ben cidden hazır değilim." Ellerimi yüzüme kapatmamla Rüya'nın çekmesi bir oldu.
-"Makyajın bozulucak !" diye cırladı sinirle.
Oflayıp ayağa kalktım ve camın önüne geçtim. Kendimi henüz hazırlamamıştım ki ! Çok aceleye getirdi. Şu iki haftadır sanki nişanlanacak olan biz değilmişiz gibi onunla küsmüş konuşmamıştım.
-"Herkes aşağıda Duha. Tamam seni çok iyi anlıyorum minik kuşum ama şu yüzün birazcık gülsün." Arkamdan gelip sarılınca tuttuğum nefesimi verdim ve omuzlarımı dikleştirdim.
Boy aynasının önüne geçip zar zor yetiştirdiğimiz elbisemin eteklerini düzelttim. Her şeye rağmen güzel görünüyordum.
Çok sade , salaş bir topuz yaptırmıştım. Sade fakat güzeldi.
-"Geldiler sanırım." demesiyle sabahtan beri sıkıntılı olan içimi heyecan kapladı.
Buz tutmuş ellerimi boynuma bastırıp odadan çıkmak için adım attım. Rüya ile yan yana merdivenlerden yavaşça indik. Bu sırada merdivenlerin karşısında olan evin kapısı açılıyordu. Başımı kaldırdığımda kalabalık ailesinin en önünde Mirza'yı gördüm. Dimdik omuzlarıyla içeri girdi ve göz göze geldik. İstemsizce nefesimi tuttum.
Nefes kesici gözüküyor.
Çok ama çok yakışıklı olmuştu.
Dudağımın içini ısırıp son basamağı indim ve Reyhan hanıma sarıldım.
-"Hoşgeldiniz." dedim hepsine tek tek.
En sona Defne , Olcay ve Mirza kalmıştı.
-"Harika olmuşsun !" dedi Defne elbiseme bakarken.
-"Teşekkür ederim." dedim gergin ve zoraki gülümsememle.
Mirza elindeki büyük kutuyu Hilal teyzeye verip bana döndü. Yüzümü ifadesiz haline döndürdüm ve yeni tıraş olduğu çehresini inceledim. Sahip olduğum adama hevesle baktım.
Açık kalan kapıdan sürekli flaşlar patlatan magazincilere kapı kapanırken Mirza elindeki büyük demet gülü uzattı. Ardından Olcay'a bakmasıyla Olcay kızları alıp içeri geçmişti. Kucağımı kaplayan çiçeği dresuarın üzerine bırakıp ellerimi birleştirdim. Mirza uzun tek adımla önüme gelmiş sıkıca sarılmıştı.
Sarılmasını beklemediğimden ilk başta şaşırmıştım ama özlemden ciğerim yandığı için kokusunu doya doya soludum.
-"Seni çok özledim." dedi boynumu koklayarak öperken.
Bende diye geçirdim içimden. Çok.
Aldığı nefesle geri çekilip ellerimi tuttu. Parıldayan gözleri solmuştu. Daha farklı bakmıştı.
-"Üzgünsün. Haklısın bu benim hatamdı. Seninle bir an önce evlenmek istiyordum ama seni dinlemediğimden böyle bir hata yaptım. Mutlu olacağını sanmıştım. Özür dilerim , seni üzmek en son isteyeceğim şey bile değildi." dedikten sonra ellerimi bırakıp sertçe yutkundu ve kapının koluna uzanıp açtı.
Gideceğini gördüğüm an yüreğim ağzıma geldi. Tam kolunu tutuyordum ki kapının orada arkadaş grubu güler yüzleriyle belirdi. Büyük bir gürültüyle içeri girdiler.
-"Oo damat bey kapıda bizi karşılıyor bakın bakın."
-"Hayırlı olsun kardeşim geciktik biraz kusura bakmayın."
Konuşmalarına devam ederken Aydın elini Mirza'nın koluna koymuş hizmetlinin yönlendirmesiyle içeri yürüyorlardı. Son kez göz göze geldiğimizde hüzünle yüzümü eğdim.
Onunla nişanlanıyorum diye mutsuz değildim ki ! Ben böyle aceleye gelsin istememiştim. Özellikle aramız bozukken olmasaydı daha iyi olacaktı.
-"Ne kadar güzel olmuşs-" Önümden çıkmayan Hande yaşlarla dolan gözlerimi görünce şaşırıp sustu ve elimi tuttu.
-"Ne oldu ?!"
Başımı iki yana salladım. Yaşların akmaması için yukarı bakarken elimi destek verircesine sıkıyordu.
-"Aranız hala düzelmedi mi ? Yoksa başka bir şey mi oldu ?"
Göğsüme oturan yumruyu zar zor yok ettikten sonra ona düşüncelerimi söyledim.
-"Ya canım benim bu gece sizin en güzel geceniz başka şeyleri kafana takma. Sen bir gülümse , Mirza sana dünyaları verir. Aceleye geldiğinin farkındayım fakat diğer yönden düşün. Mirza seni ne kadar çok seviyor ki artık beklemek istemiyor ! Siz nişanlanıyorsunuz ve evleneceksiniz. Tüm aileniz içeride sizin için buraya toplandı. Hadi gülümseyerek bana eşlik et." Uzun soluksuz konuşmasını kesip koluma girdi.
Ondan destek alarak nişanımız için süslenmiş salonumuza girdik. Aile arasında olmasını istediğimden nişan evde gerçekleşecekti.
Oturan kalabalığa göz gezdirdiğimde Rıfat beyin yanında duran Mirza'ya baktım. Gözlerini halıya dikmiş beni görmemişti. Üzülmüştü. Gerilen yüzünden anlıyordum.
Kendimi gülümsemeye zorlarken anneannem ile göz göze geldim. Bana sıcacık tebessümünü sundu.
Keşke babamda olsaydı dedim o anda. Ama biliyordum. Beni bir yerlerden izliyordu.
-"Gel oturalım." diye fısıldadı Hande ve sandalyede oturan Rüya'nın yanına bizi oturttu.
Annem dik duruşunu bozmadan Reyhan hanımla sohbet içerisindeydi. Ne hissettiğini yada ne istediğini bana hiç söylememişti. Karışmıyordu. Umrunda değildim.
Mustafa'dan sonra iyice kötü olmuştu.
-"Ee efendim sebebi ziyaretimiz belli. Allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Duha'yı oğlum Mirza'ya istiyorum."
Yapılmasına yardım ettiğim kahveler içildikten sonra Rıfat bey beni anneannemden istiyordu. Bu defa ister istemez utançla gülümsemiştim. İlk ve son olarak yaşayacağım heyecan verici bir an.
-"Eminim ki sizin oğlunuzdan başkası bizim kızımıza iyi bakamaz. Verdim gitti ! Hayırlı uğurlu olsun." dedi anneannem. Cümlesi biter bitmez herkes sevinç içerisinde alkışlamıştı.
Mirza'ya yandan bir bakış attığımda ayağa kalkmıştı. Hande beni dürtükleyince kendime gelip kalktım. Mirza'dan sonra Rıfat beyle Reyhan hanımın elini öptüm. En son anneannemin elini öpüp dikleştim. Annem el öptürmemiş yalnızca yanaklarını değdirmişti.
Hilal teyze getirdiği nişan tepsisini Rüya'ya verince herkesin göreceği nişan masamızın önünde durduk. Rüya da yanımıza geldi.
Yüzükleri kesecek olan Mirza'nın amcasıydı. Titreyen parmağıma zarif alyansı geçirirken kalbim yerinden çıkarcasına atıyordu. İyi dileklerini sunup konuşmasını bitirdikten sonra hızlıca kurdeleyi kesti. Bu anın bitiminde salondaki herkes birer birer sarılmış tebrik etmişti.
Salonun arka kısmında yer alacak şekilde oturan iki kişiden oluşan müzik ekibi bir parça çalmaya başladığında etrafa bakındım. Kenara çekilerek yüzlerindeki gülümseme ile bize bakıyorlardı.
Mirza bir elini belime sarıp diğeriyle elimi avucunun içine aldı. Göğüsümde sıkışan nefesim ona yakın oldukça beni zorlaştırıyordu. Herkesin içerisinde boynuna sarılmak istiyordum. Ne kadar özlediğimi anlatamam.
Fotoğraflarımız çekilirken Mirza'ya baktım. Dudaklarımı konuşmak için araladım.
-"Gidecek miydin ?" diye korka korka kısık sesle sordum.
Beni bu kadar insanın içinde bırakacaktı.
-"Daha o kadar delirmedim. Sigara içecektim." dedi belimi iyice sararken.
Parmaklarının sıklaştığını hissettikçe benimde nefesim sıklaşıyordu. Göğsüne yatmayı dahi özledim.
-"Ama sans o tercihi sunsaydım giderdin." diyince tam geri çekilip ona bakacaktım ki durumumuzu hatırlayıp sabit kaldım.
-"Saçmalama ! Neden gideyim ki ?! Seninle nişanlanacağım için üzgün değildim. Ama sen bunu anlamayacak kadar öküzsün." dedim ve kaşlarımı çatıp başımı diğer yöne çevirdim.
Bir dakika ben ona öküzsün mü dedim ?
-"Ne dedin sen ?" dedi gülmeyle kızmak arasındaki sesiyle.
Omuz silkip ona bakmadım.
-"Kızım çıkarırım bunun acısını. Demedi deme." dediği sıralarda müzik bitince içimden gülerek geri çekildim.
Mirza
Bir heves beklediğim ama hevesimi tam başlangıçta kesen nişanımızın bitmesinin arkasından gelenlere teşekkür etmiş kapıda duruyordum.
-"Huh yorucuymuş !" Yan gözle Oğuzhan'a bakıp ceketimi çıkarttım ve Yavuz'a uzattım.
Buz kesen havada içimin yandığını düzgün kelimelerle anlatamam.
-"Ee eğlenmeye gitmiyor muyuz ?" dedi Ali önüme gelip.
Tek derdim eğlenmekti.
-"Yok oğlum başka zaman." dedim ve kapının iç kısımında anneannesiyle konuşan Duha'nın yanına ilerledim.
-"Hadi ama nişan gecesi eğlencesiz geçer mi ?!" Arkamdan söylenen Oğuzhan'a tepki bile verme gereği duymadım.
-"İyi akşamlar." dedim anneannesine.
-"İyi akşamlar yavrum." diyip onu bekleyen arabaya bindi.
Çocuklar arabalarına doğru geçince baş başa kaldık. Bütün akşam soluk olan bakışlarını yerden kaldırdı.
O kadar kusursuz ve benimdi ki.
-"Benimle gelmek ister misin ?" diye sordum.
Aşık olduğum bal dudaklarına dişini geçirip her strestli olduğunda yaptığı gibi ellerini sıktı.
-"Şey bilmem...yani..."
Gelmek isteyip söyleyemediğini anladığımda eğildim ve yanağını öptüm.
-"Arabada bekliyorum." dedikten sonra Yavuz'un arka kapıyı açmasını bekleyip oturdum.
Bindikten iki dakika sonra Olcay cama tıklatınca indirdim.
-"Abi ne yapıyoruz ?"
Benim için geldiklerinden dolayı onların da keyfini kaçırmak istemiyordum.
-"Aslında bu akşam bizim mekana geçebiliriz. Üstü boşaltırız orada takılırız ne dersin ?" diyerek kenardan cama yaklaşan Taner'e dikkatimi verdim.
İşlettiği iki katlı bir gece kulübü vardı.
-"Olur birader fark etmez." diyip ön koltukların arasında duran sigara paketine uzandım.
-"Sen hayırdır ? Sorun ne ?"
Taner'e boşver dercesine elimi sallayıp sigaranın ucunu yaktım. Çok geçmeden Duha onu peri kızı gibi gösteren elbisesinin eteklerini tutarak arabaya binmişti. Elindeki çantasını kenara bırakıp bana döndü.
-"Kulübe sürüyorum Mirza bey değil mi?"
Yavuz'u başımla onayladım.
-"Ne kulübü ?"
Şu ses tonu kadar beni rahatlatan bir tını ömrümde duymadım.
-"Çocuklar ısrar etti bir kaç saat yanlarında kalırız." diye açıklamamı yaparken gözlerimi dudaklarından alamıyordum. Tam öpülesi dururlarken öpemiyor oluşum sinirlerimi bozuyor.
Ne vardı şu akşam güzel geçseydi !
Ama kızın suratı öyle bir asık ki keşke yapmasaydım dedim. Keşke onu böyle üzmeseydim. Tek istediğim hemen onu yanına almak. Onunla yaşamak , onunla uyumak uyanmak. Her şeyden daha çok bunları istiyorum.
-"Anladım. " diyip güzel gözlerini çekti.
Üzerine gitmekle gitmemek arasında sıkışıp kaldım. İlk kez ne yapacağımı bilmediğim bir durumdayım.
-"Geldik Mirza bey."
Yavuz seslenince yol boyunca daldığımı geldiğimizin farkında olmadığımı anladım. Başımı hafifçe sallayıp kendime geldikten sonra arabadan indim. Koltuktan ceketimi aldım ve Duha'nın indiği tarafa geçip ceketimi omuzlarına bıraktım.
Dayanılmaz kokusunu alınca kendimi tutamayıp küçük gövdesine sıkıca sarıldım. Teni buz gibi soğuktu.
-"Üşümüşsün." dedim ve yanağını öptüm.
Başını aşağı yukarı salladı. Benim güzel sevgilim. Küskünlüğü bile ayrı güzel.
-"Isıtırım ben seni sevgilim." diyip iyice sardım , sarmaladım.
Kollarımın arasında kayboluyordu. Gülümseyip saçlarının arasında gizli kalan o inanılmaz kokuyu kokladım.
-"Aşk kuşları doyamadınız mı ?"
Oğuzhan okkalı bir küfürü hak ediyordu fakat hatrına sustum.
Duha'dan uzaklaşıp elini kavradım ve kulübün kapısından geçtim. Sağdaki merdivenlerden yukarı çıkarken görevli cam kapıyı açıp kenara çekildi. Bir kaç kişi etrafı topluyordu. Hepimiz koltuklara dizildiğimizde etrafı temizleyenler gitmişti. Yükselen müzik sesinin ardından iki garson geldi.
Sürekli izlemede olduğum Duha kızlarla konuşurken ona bir şey söylemiyordum.
Kravatımı bollaştırıp içki bardağımı yeniden doldurdum ve arkama yaslandım.
-"Beni çağırmayı unutmuşsunuz !"
Girişten gelen müziği bastıran tanıdık sese döndüğümde Selin'i gördüm.
Kendisi çocukluk arkadaşım oluyordu. Haliyle arkadaş grubumuzun içerisindeydi fakat bir süredir yurt dışında gezip tozmaktaydı.
-"Oo kimler gelmiş kimler ?" İlk kalkan Oğuzhan oldu.
Tanımayan Alp , Rüya , Hande ve Duha haricinde diğerleri sarılıp selamlaştıktan sonra en son ben kalktım.
Beni baştan aşağıya süzüp gülümsedi. Boynuma atladığında ilk düşündüğüm minik hırçın sevgilim oldu. Ve anında nazikçe geri çekildim.
-"Hoşgeldin." dedim bozulduğunu belli eden Selin'e.
-"Hoş buldum yakışıklı. Arayıp sormuyorsun uzun zamandır ne iş ?" dedi göz kırpıp.
-"İş güç bilirsin." derken arkama attığım bakışla Duha'nın bana değil yere baktığını gördüm.
Ah onu üzmekten nefret ediyorum.
-"Madem gelmiştin haberimiz olsa çağırırdık. Bu gece Mirza'yı nişanladık." diyen Taner oldu.
Selin'in açılan ağzıyla şaşırma nidalarını dinlemeyip sevgilime doğru ilerledim.
-"Biraz hava alalım." diyip elinden tuttuğum gibi kaldırdım.
-"Nereye ?" Kolumdan tutan Selin'i gözlerimle uyarıp küçük balkona çıktım.
Rüzgar oldukça soğuk estiği için miniğim hasta olmasın diye arkasından ona sarıldım. Sessiz sakin karanlığı izliyordu.
-"Atma içine. Selin çocukluktan arkadaşım. Boşluğuma geldiğinden bir anda sarıldı. Aksi halde senden başkasının bana dokunmasına izin vermem güzelim." diyerek tane tane konuştum.
Kollarımın altında titredikçe onu içime sokasım geliyor. Omuzlarından tutarak kendime çevirdim. Yumuşacık yanağını kavrayıp dudağına eğildiğim anda geri adım attı.
-"Aynı durumda olsam beni dinlemezdin bile." dedi.
Haklıydı.
Ben aşırı sinirli bir ruha sahip olduğumdan kendime hakim olmam zaman alıyordu.
-"Özür dilerim. Gerçekten özür dilerim küçüğüm." Yüzünü göğsüme bastırıp başının üzerini öptüm.
Şu minik beden neredeyse artık benimdi. Bir tek soyadımı ona vermem kalmıştı. Çok yakında aynı yatağı paylaşacaktık.
-"Eğer bir daha sana dokunursa fena ödeşiriz !" Minicik parmağını tehdit edercesine göğsüme vurup içeri geçerken arkasında yarım ağız gülen beni bırakmıştı.
Bu kıza hastayım ben.
•••
Okuduğunuz bölümü umarım beğenmişsinizdir. Bahsettiğim yazamama durumum hala daha devam ettiği için bölümler ne yazık ki geç geliyor. Kurguyu toparladıkça düzeleceğimi umuyorum.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere ❤
