İçeriğe geç

TUTKU

Bölüm 29 · 11 dk okuma

TUTKU

Bölüm 29

29

Kalacağımız odaların seçimi hepimiz için zor olmuştu. Oğuzhan'la Uğur salonda olan iki koltukta yatabileceğini söylemişlerdi. Hande ile Aydın doğal olarak ilk odaya girmişlerdi. Alp , Olcay bir odada Rüya ile Defne diğer odaya gitmişlerdi. Sonuncu oda ise bizimdi. Eğer Taner ve Ali'nin işleri çıkmamış olsaydı eve sığmayacaktık.

Üzerimizi değiştirmek için odaya girdiğimizde Mirza yüz ifadesini değiştirmeden gömleğini çıkarıyordu. Yanına yaklaşıp ancak göğüs hizasına gelebildim ve esmer tüylü göğsüne yaslandım.

-"Bakma öyle. Ne düşünüyorsan söyle." dedim içimden geldiği gibi.

Göğsünü şişirip indirdi.

-"Sen söyle. Hiç konuşmadığımız bir şeydi ister misin istemez misin diye düşünmedim." diyince konunun ciddiyeti karşısında geri çekilip dimdik durdum.

-"Evet konuşmadık ama neden istemeyeceğimi düşündün ki ? Seni çok seviyorum ben Mirza. Sen olmadan bir hayatım olsun istemiyorum." dedim başımı iki yana sallayıp.

Eğdiği başını kaldırdı ve göz göze geldik. Bir saniyelik duraksamanın ardından beni göğsüne çekip sarıldı.

-"Bende çok seviyorum. Küçük olduğunun, belki de evlilik için erken olduğunun farkındayım. Yine de ben her sabaha seninle uyanmak istiyorum. Artık belirli bir yaşa geldim. Şimdiye kadar evlilik aklıma hiç gelmedi. Ama sana evlenme teklifi edecek kadar tutkunum. Seninle hemen evlenmek istiyorum Duha."

O saniyelerde yutkunmadım. Mirza bana hiç bir zaman evlilik adamı gibi gelmemişti. Bende ona evlenmeyi düşündün mü diye de soramazdım.

İyice göğsüne sokulup ona sarıldım.

-"Seninle evlenmek için sabırsızlanıyorum." dedim hem kendimi hem onu mutlu ederek.

Neden sevdiğim adamla evlenmeyi geciktireyim ki ?

Yaşım küçük olabilir ama bu hiç engel değil.

Mirza'nın sarsılan göğsünden güldüğünü anlarken geri çekilmişti. Dudağımı büyük bir iştahla içine çekercesine öptü.

-"Özledim. Tadın damağımda kaldı."

Sadece dört kelime ile baştan aşağı kızardığımı hissetim. Yalnızca onun olduğum gece birlikte olmuştuk. O gece ikimiz için de sarsıcı olunca bir daha o aşamaya gelmemiştik. Yine öpüşüp aynı yatakta yatıyorduk orası ayrı. Ama Mirza bir kere daha ilişkiye girme istediğinde bulunmamıştı.

Şimdi ilk kez dile getirince tüylerim ürperdi. Eğer aynı acıyı yaşayacaksam ben bunu yapamazdım.

-"Büyütme öyle gözlerini. Korkma. Özlediğimi söylüyorum seni buna asla zorlamam. Şimdi rahat bir şeyler giyelim yanlarına dönelim. Hatta ben beş dakika duş alıp öyle gelsem çok iyi olur." Konuşmama fırsat vermeden az önce Uğur'un verdiği kıyafetlerle odadan çıkmıştı.

Nefesimi üfleyip elbisemi çıkarttım. Sevişme konusunu düşünmeyi şimdilik kenara bıraktım.

Taytın üzerine ince kalçama kadar uzanan trikoyu giyindikten sonra makyajımı temizledim ve artık bunaltan saçlarımı tam tepeden topladım. Çıplak ayaklarımla odadan çıktığımda mutfakta Hande ile Oğuzhan bir şeyler yapıyordu. Aydın'la Uğur ise koltukta televizyon izlerken perdesi çekilmemiş camdan Alp'i gördüm. Hemen camın önünde sigara içiyordu.

Bahçe kapısını açınca sesi duymuş başını çevirmişti. Beni gördüğü gibi tebessüm edip sağ kolunu kaldırdı.

Gülümseyip göğsüne yaslandım ve bana sarılmasına müsaade ettim.

-"Mutlu musun ?" diye sordu karanlık ormana bakıp sigarasını içerken.

-"Evet. İtiraf etmeliyim ki hiç beklemiyordum. Siz biliyor muydunuz ?"

Hava çok soğuk olunca ister istemez titredim.

Başını salladı. Karnına sertçe vurdum.

-"Bana söyleseydin kendimi hazırlardım." diyince kahkaha attı.

-"Sonra da Mirza beni öldürseydi değil mi ?" dedikten sonra biten sigarasını söndürdü.

-"Defne ile konuşabildiniz mi ?" dediğimde uzunca bir of çekmişti.

-"Sorma abi korkusundan yanına yaklaştırmıyor. Hayır sanki normal konuşsak anlayacaklar."

Üşüdükçe Alp'e yaklaştım ve konuştum.

-"Onu da sıkıştırma ama kendini kötü hisseder. Bu gece konuşursunuz. Mirza'yı oyalarım herkes yattıktan sonra."

Alp bunu duyduğu gibi sırıtıp sıkıca sarıldıktan sonra yanağımı öptü.

-"Sen bir tanesin !"

Bahçe kapısının açılmasıyla geriye baktım. Rüya gelmişti.

-"Ne yapıyorsunuz bensiz ?!" diyerek girdiğinde gözüm salona takıldı. Berjerde oturmuş gözünü benden bir saniye bile ayırmadan bakan Mirza vardı. Ona hafifçe tebessüm edip Rüya'ya geri baktım.

-"Konuşuyorduk. Salonda seni görmeyince girmedim odanıza."

Kaşını kaldırıp imalı imali gülerken gözleri elimdeydi.

-"Onu bunu bırak nasıl geceydi ama ?"

İstemsizce gülerken o anın aklıma gelişiyle kalbim yine pırpır olmuştu.

-"Hiç bahsetme heyecandan öleceğimi sandım." dedim ve soğuktan dişlerim birbirine vurdu.

-"Bende soğuktan öleceğim girelim." Alp bizi önden sokup kendisi arkamızdan girmişti. Evin sıcak havası yüzüme vurunca büyük bir rahatlama yaşadım.

-"Kim içecek ister ?" Mutfaktan seslenen Oğuz elindeki içki bardağını göstermişti.

Hande ise gülümseyip kahve kupasını diğer yandan gösterdi.

-"Ben kahve alırım." dedim ve ayağa kalktım.

-"Ben yaparım otur sen."

-"Hiç öyle şey olur mu ? Asıl sen otur." dedim Hande'ye. Sonuçta hamile kıza yaptıracak halimiz yok.

Geri kalanlarda odalardan çıkınca isteklerine göre içki yada kahve vermiştik.

Mirza'dan ses çıkmayınca yanına yaklaştım ve koltuğun yanında durdum.

-"Sen bir şey istemiyor musun ?" diye sordum. Çenesinde olan elini indirdi ve dudaklarını araladı.

-"Hayır." diyince mutfaktan kahveyi koyduğum kupayı alıp salona geri gittim. Herkes sıkışa tıkışa oturduğundan yer kalmamıştı. Mirza'nın oturduğu geniş berjerin kol kısmına kalçamı yasladığım sırada elimi arkamdan atıp belime doladı.

Herkeste yavaşça göz gezdirmeye başladım. Uğur , Oğuzhan ve Aydın açtıkları oyun konsolunda kapışıyorlardı. Çaktırmamaya çalışıp uzaktan uzaktan bakışan Defne ile Alp özlemle birbirlerine bakıyorlardı. Diğer yandan aramızdaki tek evli çift sarmaş dolaş otururken geri kalan Olcay ve Rüya çekingen gözlerle birbirlerini izliyorlardı.Henüz hoşlantıları yeni olduğundan tam olarak açılmış değiller.

-"Hasiktir ya sende nasıl bir şans var oğlum ?!" Bir anda Oğuzhan'dan ses yükselince irkilmiş düşüncelerimden sıyrılmıştım.

-"Öğren öyle gel koçum." demişti Aydın onun ensesine vurarak.

-"Ben bir dumanlanıp geleyim al sen oyna." Oyun kolunu Mirza'nın kucağına bırakıp bahçeye çıkınca onu Uğur takip etti.

Mirza da koltuktan kalkıp Aydın'ın yanına oturdu ve maçı başlattılar. Kızlarla göz göze gelince birbirimize gülümsedik.

-"Gelin bizde kış bahçesinde oturalım." diyen Defne ayağa kalkınca arkasından ilerledik. Gittiği yer mutfağın oradan açılan kapıydı. Girdiğimiz an büyülenmiştim. Karlarla kaplı ormanı gören tamamen cam bir mekandı. Soğuktu ama görünüşü bile insanın içini ısıtıyordu. Rahat bir koltuk , yerlerde minderler ve çeşitli dekor eşyaları ile çok güzeldi.

Sırayla koltuğa dizildikten sonra kenarda katlı duran örtülere sarıldık. Kapıyı kapattığımız gibi etraf huzurlu sessizliğe gömülmüştü.

-"Keşke hep burada kalsak." diyerek ilk konuşan oldum.

Ortamızda kalan Hande kıpırdanıp ellerini karnında birleştirdi.

-"Güzel ama evimde olmak daha iyi sanırım."

-"Biz kocamızla mutlu mesut yaşamadığımız için bir şey diyemiyoruz." dedi Rüya gülerek.

Ardından örtünün altından bana sokularak omzuma başını yasladı. Bende ona yaklaşıp örtüyü göğüs hizama çektim.

-"Ay çok güzel bir şey. İnşallah hepiniz bir gün bunu yaşarsınız."

Hepimiz inşallah derken Mirza ile birlikte yaşamanın nasıl olacağını düşünmeden edemedim. Çok başka olurdu.

-"Biz daha bir flört aşamasını yaşayamıyoruz evlilik uzak gibi." Defne umutsuzca mırıldanmıştı. Ona aynı cümlelerle katılan Rüya oldu.

-"Biraz daha zaman geçsin Mirza'ya bunu anlatmanda yardımcı olacağım." dedim.

-"Teşekkür ederim." dedi parıldayan gözleriyle.

Geri kalan sakinlikte lapa lapa yağan karı izledik. Fakat ısıtıcı açık olmadığı için artık donmaya başladığımızda sarıldığımız örtülerle ayağa kalkıp içeri girdik. Mutfakta su içen Mirza'yı görünce beklemeden yakınına girip göğsüne yaslandım. Bardağı tezgaha bırakıp sarıldı.

Kızlar gülümseyip geçerken kokusunu derin derin soludum.

-"Buz gibi olmuşsun ufaklık hasta olacaksın." diye fısıldadı Mirza ve saçlarımın arasını öptü.

-"Sarılmaya devam edersen ısınabilirim." dedim kısık sesle.

-"Hım...öyle diyorsan odaya geçebiliriz." diyince utanıp geri çekildim.

-"Şimdi değil." dedikten sonra diğerlerinin arasına geri gittim. Hande'nin uykusu gelince Aydın'la birlikte yatmaya gitmişlerdi. Mirza sigara içmeye çıktığında yanına oturduğum Alp omzuma sarılıp burnumu sıktı.

-"Burnun üşümüş."

Başımı sallayıp dizlerimi kendime çektim. Karşımda oturan Defne'ye gözlerim kayınca düşmüş yüzünü yere eğmiş halıyı inceliyordu. Üzüldüğünü fark edince koltuğa geri yaslandım.

Gecenin geri kalanında Uğur'un getirdiği kutu oyununu oynayarak zaman geçirmiştik. Mirza bize katılmak yerine elinde tuttuğu içkisini içip durmuştu. Saat dördü gösterdiğinde artık göz kapaklarım kapanıyordu.

Esneyerek Rüya'ya yaslandım.

-"Çok uykum geldi." diye mırıldandım.

-"Saat geç oldu. Yatma vakti." Aşık olduğum ses tonunu duyduğumda başımı kaldırmıştım. Kurulduğum halının üzerinden beni kuvvetli kaslı kollarıyla çekti. Yere basarken elini bırakmamıştım.

-"İyi geceler herkese. " dedikten sonra Mirza ile birlikte odaya girdik. Işığı açmadan direk yatağa yüz üstü yattığımda yamulmuş suratımı umursamadan gözlerimi yumdum.

-"Çok mu uykusu gelmiş benim sevgilimin ?"

Dudaklarımdan 'hıhı' tarzı bir mırıltı çıkmıştı. Belimden tuttuğu gibi beni sırt üstü çevirdi. Bacaklarının ortasında hareketsiz kalmıştım. Giydiğim trikoyu çıkartıyordu. Nefesimin sıklaştığını hissettiğim gibi kendimi uyuyacağıma odakladım.

Ardından taytı da çıkarıp attı ve kendisi de soyundu. İkimizi birden yorganın altına soktuğunda sıcacık teniyle mayışmış bir yavru kediye dönüverdim. Elini göğsüme doğru çekip tuttum ve gözlerimi kapattım.

-"İyi uykular bebeğim." demişti uyuya kalmadan hemen önce.

'

Öğle saatlerinde uyandığımda kollarında sıcacık uyuduğum sevgilim hala uyuyordu. Uyandırmamaya dikkat ederek yataktan kalktım. Gece çıkarttığı giysilerimi yeniden üzerime geçirip banyoya gittim ve elimi yüzümü yıkadım. Hafifçe dağılmış saçlarımı tekrar topladıktan sonra sessiz evde mutfağa doğru ilerledim.

Belli ki henüz kimse uyanmamıştı. İki ayrı koltukta Uğur ve Oğuzhan yatıyordu. Onları rahatsız etmemeye dikkat ettim.

Derin bir nefes alıp mutfağa geçtim. İlk olarak fazlaca çay demledim. Hazır dilimlenmiş patatesleri tavaya atıp başka küçük tavada yaptığım krep hamurunu pişirmeye başladım.

Arada bir dışarı baktığımda karın her yeri baya bir kapladığını gördüm. Ve hala daha yağıyordu.

Beş dakika geçmişti ki Rüya göründü.

-"Günaydın minik kuş. " diyip yanaklarımı öptü. Sonra kokuları soluyup gülümsedi.

-"Bizi de bekleseydin. Dur ben etrafı çabucak toparlıyım." dedi ve dediği gibi beş dakikada dağınıklığı toplamıştı.

Mutfakla salonun arasında yer alan büyük ahşap masaya servis açmaya başladığım sırada heybetli gövdesiyle yanıma yakışıklı sevgilim gelmişti. Son tabağı bırakıp boynuna uzandım. Daha doğrusu çalıştım çünkü yetişemiyorum. Mirza belime sarılıp boynumu koklayarak öptü.

-"Yanımdan kalkma. Uyandığımda seni görmek istiyorum." Mirza kulağıma fısıldadığı cümleyle beni yine günün en mutlusu yapmıştı.

Uzandığım kadarıyla yanağını öptüm.

-"Kahvaltı hazırlamak için kalktım."

Koltukta yatan Oğuzhan kalkınca Mirza geri çekilmiş eline aldığı sigara paketiyle dışarıya çıkmıştı. Üzerindeki tişörtle hasta olacak bu adam.

-"Ay kızlar karnım çok acıkmıştı. Gerçekten siz süpersiniz." Hande eli karnında dudaklarını yalayarak masaya oturunca gülmüştüm.

Hamilelik ona yakışıyordu.

Kahvaltı masasını dört dörtlük döşememiz biraz zamanımızı alsa bile bence güzel olmuştu.

-"Yolların açılması uzun sürecek gibi duruyor." dedi Aydın kahvaltı esnasında.

Herkes onaylar bir şekilde mırıldanmıştı. Mirza olduğu sürece sonsuza dek bir evde durabilirim. Bu yüzden benim açımdan hiç sorun yoktu.

Biten kahvaltıyı beylerin yardımıyla kısa sürede toparlamıştık.

Mirza Alp'le birlikte dışarıda çay eşliğinde sigara içiyorlardı. Rüya da odada Hilal teyzeyle konuşmaya geçince bende biraz uzanmak için odaya girmiştim. Sanırım çok uyumadığım için yorgun hissediyorum.

Perdeleri çekip üzerimdekileri çıkarttım. Hande'nin verdiği beyaz dantel iç çamaşır takımını giyip kirli olanları sepete bıraktım ve yumuşacık yatağın içerisine girdim. Yüzüme yayılan rahatlık gülümsemesiyle yorganı burnuma kadar çektim. İyice en rahat pozisyon için yayılırken kapı açılıp kapandı.

Dün gece Mirza'nın yattığı tarafta yattığım için yüzüm kapıya dönüktü. Bu yüzden onu direk görmüştüm.

-"Niye girdin yatağa kedicik ?" Yatakta üzerime eğilip burnuyla yorganın ucunu itti ve yanağıma sert bir öpücük kondurdu.

-"Biraz yatmak istedim. Uykumu alamadım sanırım." dedim.

-"Bensiz mi ?" Karizmatik tavrı karşısında dayanamayıp sırt üstü döndüm ve kollarımı açtım. Gülerek yanıma girdi.

Elleri çıplak belime dolanırken titrek bir nefes verdim.

-"Soyunmuş beni mi bekliyordun yoksa ?" Yanağımdan boynuma dudaklarını indirirken parmaklarımı ensesindeki saçlarında gezdirdim.

Kıvrak hareketle üzerime gelince yorgan aşağıya kaydı. Gözleriyle uzun bir süre boyunca vücudumu izledi. Göz bebekleri büyümüş koyulaşmıştı. Aldığı derin nefesin ardından eğilip burnunu göğüslerimin arasına sürttü. Tam dudaklarını değdirmişti ki telefonu çalmaya başladı.

Homurdanarak komodinde duran telefonuna uzandı. Üzerimden kalkmadığı için yüzümle aynı hizada olan yüzüne doğru yaklaşıp dudağına öpücük kondurdum.

-"Efendim anne ? "

Reyhan hanım olduğunu duymamla sanki görecekmiş gibi yanaklarım kızardı.

Mirza sol yanağını göğsüme yaslayıp üzerime uzandı. Ağırlığının bir kısmını yatağa verse de kocaman bedeni altında biraz ezilmekteyim.

-"Akşama doğru ancak geliriz."

Elimi kaldırıp saçına koydum ve yavaş yavaş saçlarını okşamaya başladım. Mis gibi kokuyordu. Gülümseyip saçlarının arasını usulca öptüm. Yanına küçük kaldığım bu büyük adamı sevmeye bayılıyordum.

-"Getiririm getiririm sonra ararım ben seni."

Alel acele telefonu kapattığı gibi dudaklarıma yapışmıştı. Şaşkınlığı bir kenara bırakıp öpüşüne tutkuyla karşılık verdim. Aralanmış bacaklarımın arasına girip sert ve derin derin öperken eliyle yataktan destek alıyordu.

Dakikalar sonra geri çekildi. Mirza'nın şişkinliğini vajinamın tam üstünde hissettikçe içime tuhaf şeyler oluyordu. Nefes nefese başımı yastıkların arasına bıraktım. Mirza ise soluklarını boynuma vuruyor öylece duruyordu.

-"Evlendiğimizde ayrı bir evde oturmalıyız ki sana attıracağım çığlıkları birisi duymasın."

Büyüyen gözlerime ek alev ateş yanan yüzümü omzuna gömdüm.

-"Şöyle konuşma utanıyorum." diye mırıldandım.

Gülerken sarsılan bedenini yan tarafa bırakıp beni de göğsüne çekti.

-"Ne var yalan mı ? Benim ayrı bir evim olduğuna bakma zorla orada kalıyorum. Evlenince mecburen herkesle birlikte kalacağız ve sen her geceden sonra utanacaksın sevgilim. Çünkü bütün gece senin inlemelerin duyulacak."

Daha ne kadar yanabilirim ?!

Susması için elimi ağzına kapattığımda aklıma gelen düşüncelerle duraksadım.

-"Biz de orada mı yaşayacağız ?" dedim durgunlaşırken.

Başıyla onayladı.

-"Annemlerin kuralıdır bu. Daha doğrusu hep geçmişten beri böyle süregelmiş. Kalabalık şekilde aynı ev paylaşılıyor."

Kaşlarımı çatıp yüzüne bakabilmek için biraz geri geldim.

-"Ben seninle birlikte yaşamak istiyorum. Ama ayrı." dedim gözlerinin içerisine bakıp.

Ayrıca o evde Hüma var !

Bakışlarını yumuşatırken elini yanağıma attı.

-"Güzelim bende isterim ama bu olmaz. Babama saygısızlık etmiş olurum. Sonuçta Deniz'de ayrı yaşamak istiyordu fakat babama karşı çıkmadı ve beraber yaşıyorlar."

Daha bir şey söyleyemedim. İstemiyordum ama buna rağmen itiraz edemiyordum.

-"Asma yüzünü. Bu o kadar kötü değil."

Elini indirip yatakta oturur pozisyona geçerken gözleri göğüslerimle yüzüm arasında gidip geliyordu.

-"Eski nişanlınla bir arada yaşamak mı ? Haklısın hiç kötü değil." diyip yataktan kalktım.

Yerden aldığım taytımı giyerken Mirza da kalkmış karşıma dikilmişti.

-"Bunu tartışmayacağız. Babama kardeşinin emanetlerini evden kov diyemem."

Bluzumu aşağıya çekip ellerimi göğsümde birleştirdim ve kaşımı havaya kaldırdım.

-"Ben , sana aşık bir kadınla aynı evde yaşamam." diyip son sözümü söyledim.

Odadan çıkarken Mirza ağzını açıp tek kelime etmemişti.

•••

Bölüm sonu

2 yorum