İçeriğe geç

TUTKU

Bölüm 25 · 10 dk okuma

TUTKU

Bölüm 25

25

Merhabalar...

Minicik bir not düşmek için gelmiştim ardından sizi bölümle baş başa bırakacağım.

Aslında bu aklımda hiç yokken gelişen bir şey oldu ve bölümde az biraz cinsellik olabilir. Şimdiden uyarıyorum.

Bölüm sonunda görüşürüz ❤

Şaşırdığını hareketsiz kalışından fark ediyordum. Çok utanıyordum ama bir yanım kıpır kıpırdı. Sıcağa yakın ılık su üstümdeki iki parçayı sırılsıklam ederken Mirza kollarını bana sardı.

-"Sevgilim. Sen...neden geldin ?" diye duraksayarak sordu. Göğsü hiddetle inip kalkıyordu. Onu daha fazla zorladığımı biliyordum.

-"Gelmek istedim." dedim sesimi zorlukla çıkarıp.

Bir kaç saniye bekledi ve ıslak saçımı okşayıp öptü.

-"Çıplak olduğumun farkındasın değil mi ?" diyince başımla onayladım. Farkında olmamak ne mümkün !

Nefesini seslice üfleyip tişörtümü bir çırpıda yere attı. Göğüslerime bakmadan beni kendine yapıştırmıştı. Banyo çok fazla karanlık olduğu için görmek zordu ama bu hissettiğim ten tene temas inanılmazdı.

-"Seni şuan ne kadar istediğimi anlatamam. Ama yapamam güzelim...yapamam. Buna hazır olmadığını biliyorum kendini benim için zorlama olur mu ?"

Söylediklerinden çok ilgimi , dikkatimi çeken tek şey karnıma değen fazlasıyla sert organıydı. Aklıma ne oldu bilmiyorum ama yerinde olmadığı kesindi.

-"Mirza ?" dedim ismini fısıltıyla söyleyip.

Eğildi ve yanaklarımı kavradı. Söyleyeceğimi beklerken dudağına uzandım. Onu öpmenin verdiği duygu bambaşkaydı.

Öpüşürken sırtımı mermer duvara yaslayıp bacağımı elinin yardımı ile kendine sardı. Tam bu pozisyonda onu herşeyiyle hissediyordum.

Durmak bilmeyen öpüşmemizi nefes almak için sonlandırdım. Mirza bacağımı sıkıp sürekli kendini bastırıp sürtüyordu. Kısık bir ah sesiyle beraber kaskatı kesildiğinde karnıma suyun haricinde başka bir ıslaklık geldi.

Boşalmıştı !

Tanrım çok utanıyorum.

-"Çık Duha gerçekten duramayacağım."

Bedenime bir kez olsun bakmamıştı. Yanından geçip gidecekken beni durduran o oldu. Elimi kavrayıp suyu kapattı ve bir hamlede kucağına aldı.

-"Durmamaya karar verdim. Hakkını kaybettin ve yanıma gelerek büyük bir hata yaptın." Soluğu yatak odasında almıştı. Islak iç çamaşırını bacaklarımdan sıyırıp rastgele bir yere fırlattı. Konuşmama olanak tanımadan dudaklarımı esir alırken artık aramızda hiç bir engel olmadan onu hissettim. Sıcaktı. Fazla sıcak.

Yaklaşık on beş dakika kadar ya boynumu yada dudağımı öperken eliyle bedenimi keşfe çıkmıştı. Ama en sonunda başı biraz daha aşağıya kaydı. Göğsümün ucunun etrafında dilini gezdirdi. Bunu yaparken dudağımı acıtma pahasına sertçe ısırdım. Gözlerini gözlerimden çekmeden yaladıktan sonra dudaklarıyla kavradı. Boğuk bir inleme eşliğinde belim yay gibi gerildi.

Çıldırma noktasındaydım. Sadece bunlar bu kadar delirtecek kadar zevk veriyorsa gerisinde ne yapacaktım ?

Kocaman bedeniyle üzerimi kapatıp eliyle yataktan destek alarak durdu. Burnumun ucunu öperken bir yandan bacaklarımın arasına yerleşerek geriye açıyordu. Kalbim ağzımda veya tam olarak aşağıda atıyor olabilirdi ama daha önce böyle attığına hiç şahit olmamıştım.

Kararmış gözleri siyaha çalıyordu. Uzun uzun baktı.

-"Çok zor olsa da durabilirim ?" Soru sorarcasına söylemişti. Konuşmaya gücüm yoktu. Ne olacağını bilmiyordum. Buna rağmen onun olmak istiyordum.

Gözlerimi onaylar gibi açıp kapattım. Bir dakikanın ardından tuttuğu nefesi yüzüme çarptı. Sonrasında ise parmakları ustalıkla bacaklarımın arasına kaydı. Nefesim boğazıma takılı kalmıştı. Gözlerini bir saniye ayırmadı. Islanmaktan bir hal olmuş vajinama parmak uçları değerken utançtan yüzümü omzuna gömdüm. Bir tek yaptığım ellerinin altında titremekti.

-"Çok güzel."

Kısa bir süre sonra parmaklarını çekerken hareketlendi. Başım yeniden yastığa düşerken az önce beni mahveden parmakları dudağındaydı. Gözlerimi büyütmemek için acayip bir güç sarfettim.

O ise zevkten dudağının kenarı ile gülümsemiş ellerimi tutarak başımın üstünde sabitlemişti.

-"Tadın ayrı bir güzel. İçinde olmak inanılmaz olacak. "

İşte son cümlesi bu olmuştu. Beni acıdan yakması ve kendisinin hırlayarak içimdeki yerini alışı saniyeler içinde gerçekleşmişti.

Bu acı sanırım pek anlatılmazdı.

Uzun bir zamanın ardından bile geçmemişti. Mirza göğsü terler içerisinde kalmışken bile durmuyordu.

-"Tanrım ! Sevgilim çok darsın...bu çok muhteşem !"

Her konuşmasından sonra onunla konuşmamı istiyordu. Ne yazık ki konuşmaya mecalim yoktu. Acıdan yanan vajinamı düşünürken konuşamazdım.

Bunun zevk vermesi gerekmiyor muydu ?

-"Ah bittim !" Sen mi yoksa ben mi ?

Mirza dediği gibi saatler sonra kendini yanıma atmıştı. Hala bana bu acıyı tattıran organını görmemiştim. Çok utanıyor ve acı çekiyordum bu yüzden şimdilik görmeye niyetim yoktu. Zaten oda zifiri karanlıktı.

Acıyla yüzümü buruşturup ona arkamı döndüm. Gözlerim uzun süredir dolu doluydu. Süzülen bir damlayı görmemesi için çabucak sildim.

-"Duha ?" Omzumun üzerinde beliren yüzü ile kastığım bedenimi serbest bıraktım. Beni tutup çevirmesi ağlamam için son noktaydı. Yaşlar gözümden bir bir süzülmüştü.

-"Güzelim...neden ağlıyorsun ?!" O da şok olmuş gibiydi. Hemen oturur pozisyona gelip benide kucağına çekti. Hareket etmemle ise çektiğim acı ikiye katlandı. Acıyla inleyip dişlerimi sıktım.

-"Allah kahretsin !! Acıyor değil mi ? Ben , ben çok özür dilerim. Yemin ederim farkında değildim! Beni neden durdurmadın ? Canını çok yaktım !" Sırtımı okşayıp ayağa kalkarken kendine saydığı cümleler bitmek bilmiyordu.

Banyonun kapısını ayağıyla açıp duşakabine girdi. Kenardaki mermere otururken açtığı ılık su bizi ıslatmaya başladı. Bir yandan durmadan özür dilerken dinlenmek için boynuna sıkıca sarıldım.

Acıdan daha fazla utanç içerisindeyim. Hiç aklımda yokken umulmadık anda gelen cesaret ile onun olmuştum. Sevdiğim adamla bedenlerimiz bir olmuştu. Ama bu öyle güzeldi ki.

Mirza'nın boynundan ayrılmadan omzunda yatarken yumuşak bir şekilde vücudumu köpürtüyordu.

-"Seni incittiğim için özür dilerim. Yapmamalıydım. Nasıl böyle kendime sahip çıkamadım aklım almıyor ! "

Başımı kaldırıp pişmanlık akan gözlerine baktım. Sakalların sardığı yanağını okşarken dudağının kenarını öptüm.

-"Geçti." dedim. O ilk an ki acısı en azından hafiflemişti.

Başını iki yana salladı.

-"Bu , bu gece olmamalıydı. Sen daha çok küçüksün. Canını daha fazla yakabilirdim bencilce davrandım ve bir hata yaptım !"

Kendini suçlamasını dinlemeyecektim. Suların süzüldüğü dudağını yavaşça öptüm. Öperken altımda kabarmaya başlayan sertliği kendini belli edercesine batıyordu.

-"Hayır bu bir hata değildi. Bende istedim. Senin olmak istedim." Bu cüretkar konuşmayı ilk ve son kez yaptım. Normal şartlar altında asla böyle konuşmazdım.

Dudağını yalayıp elini bel boşluğuma indirdi. Burnunu yanağıma dayadığında sıcak nefeslerimiz birbirlerine işliyordu.

-"Evet benim oldun ama bunun için erkendi. Ben tutamadım...eğer kendimi tutsaydım şimdi canın acıyor olmazdı." dedi ve ayağa kalktı. Benide kaldırdıktan sonra saçlarımı köpürtmek için şampuanı avucuna sıktı. Ayakta durmak biraz sızı veriyor olsa bile dayanılmayacak gibi değildi.

Saçlarımı köpürtüp arıtırken bana hiç bakmıyordu. Kendi içerisinde düşünceleriyle savaşta gibiydi. Titrek bir nefes aldım. Bu sırada bir yere uzandı. Tam tepede sarı loş ışık yanınca esmer tenini rahatça görebildim.

Tek yapabildiğim iç çekmek oldu.

Saçlarım durulanırken kapattığım gözlerimi açtığımda Mirza bir adımlık uzağıma geçmişti. İşte o sırada görmeye cesaret edemeyeceğim ve bana zevkle karışık acıyı hissettiren erkekliğini gördüm. Gözlerimi geriye açarak gördüğüm şeyle bozguna uğradım. Hem böyle bir şeyi ilk kez görüyordum hemde baya büyüktü !

Mirza ise bunun farkında olmadan çıplak sıkı kalçasını bana dönüp kendi yıkanmaya başladı. Suyun altında terlemek mümkünse onu yaşıyorum. Ateşler basmıştı. Çok ama çok kusursuzdu. Nefesimi kolaylıkla kesiyordu. Ve benimdi. Evet kesinlikle bu kusursuz adam benimdi.

-"Duha..-" Cümlesinin kesilme nedeni bana yüzünü dönerken gözlerinin vücuduma değdiği andı.

Çıplaklığım karşısında göğüs kafesim sıkışmıştı. Çok ayrıntılı inceliyordu. Yerimde kıpırdandım ama kapatamadım. Olan olmuştu bir yerimi kapatmak şimdi saçmaydı. Sadece karanlıkta olduğu için bu şekilde kararmış gözleriyle incelemesi beni utandırdı.

Boğazını temizledikten sonra sonunda bana baktı. Göğüslerime kayan gözlerini her defasında zorla çekip konuştu.

-"Canın acıyorsa otur." dedi boğuk sesiyle.

Canımın acısı onunla geçecekti.

-"Hayır." diye mırıldandım.

Başını ağır ağır sallayıp bir iki dakika daha suyun altında bedenini arıttı. Kapanan su hafiften üşümeme neden olurken duşakabinden çıkıp bana uzun gelen bir bornozu üzerime giydirdi. O da aldığı havluyla vücudunu kuruttu ve beni bir hamlede kucağına aldı.

Yatağa oturturken sızlayan vajinam yüzümü buruşturmama neden oldu. Mirza o sırada banyoya döndüğü için görmemişti. Vicdan azabı çeksin istemiyordum. Bu olabilecek bir şeydi. Yalnızca Mirza ilkimde bana biraz fazla yüklenmişti o kadar.

Saçlarımı nazikçe fön makinesiyle kurutması bitince bornozu üzerimden çıkarttı. Eğilip alnıma ve dudağıma dudaklarını değdirdi.

Makineyi kenara bırakıp beni kaldırıp berjere oturttu. Çıplak bedenimi özgürce izlerken yanaklarımın kızardığını hissediyordum. Yatağın örtüsü zaten yerdeydi ama uzanıp çarşafı çıkarınca ne yaptığını anlamış oldum.

-"Ben yapardım." diyene kadar kan damlalarının olduğu çarşafı almıştı bile.

-"Otur sen."

Sessizce bekleme aşamasındayken kısa sürede yeni çarşafı sermiş yastıkları yerleştirmişti. Beni yatağa yatırdıktan sonra da üzerime örtüyü örttü ve alnımı uzunca öptü. Yanıma uzanmadan bir dal sigara ile çakmak almış öyle yatmıştı.

Çıplak göğsüne uzanıp gözlerimi kapattım. Çok yorgundum ve bir an önce uyumaya ihtiyacım vardı. Mirza'nın nefes alışlarının rahatlatması uykuya dalmamı kolaylaştırmıştı.

'

Yüzüme vuran gün ışıklarıyla gözlerimi aralarken örtünün altındaki çıplaklığımı fark ettim. Dün gecenin görüntüleri bir bir aklıma doluştu. Yanaklarımın ısınmasıyla örtüyle yüzümü kapattım. Hala sızım vardı ama dün gece ki kadar yoğun değildi. Ve uyuyana dek Mirza saçlarımı okşadığı için bütün ağrım uçup gitmişti.

Fakat neden uyandığımda yanımda yoktu ?

Örtüyü yeniden indirdim ve çıplak göğüslerimin hızasında tuttum. Odanın kapısı açık duruyordu. Mirza'yı merak ettiğim için ayaklarımı sarkıtarak ayağa kalktım. O an hafif sızı hissedince geçmesini bekleyip adım attım. Yatağın dibinde duran karton çantaya eğildiğimde içerisinde iç çamaşırı , beyaz bir elbise ve ayakkabı olduğunu gördüm.

Benim için getirildiğini bildiğimden çabucak giyinip kendi kendine kurumuş dalgalı saçlarımı el yordamıyla düzelttim. Derin derin nefesler alarak içime dolan heyecan ile birlikte salona adım attım. Gözlerim ilk etrafta dolaştıktan sonra gözlerim Mirza'nın oturduğu koltuğa takıldı. Altında bir eşofman vardı ve yarı eğik şekilde oturmuştu. Sabah sabah elinde duran içki bardağının anlamını kavramaya çalışırken bakışları beni buldu.

-"Uyandın mı güzelim ?" diyip sert ifadesini bir kenara bırakırken bardağı da masaya koydu.

Başımı sallayıp yanına yürüdüm. Çok ama çok utanmama rağmen kollarında olmak istediğim için geri adım atmadan göğsüne yaslandım.

Ona neden içtiğini neye sıkıntılandığını sormak istesem bile dilim varmadı. Sanki konuşmak beni daha fazla utandıracakmış gibi sessiz kaldım.

-"Bakma öyle tuhaf tuhaf. Ben...ben hala kendime biraz kızgınım ve rahatlamaya ihtiyacım vardı. Sen iyi misin ? Ağrın var mı ?" Beni göğsünden uzaklaştırıp elleriyle yüzümü kavradı.

-"Yok." dedim ve yanağımın içini ısırdım. Normalde utandığım adamla tamamen çırılçıplak uyuyup birlikte olmuş olmamız beni nasıl ultra utandırabilir ?

Hafif tebessüm edip alnımı öptü. Ardından sıkıca çekmiş sarılmıştı.

-"Seni çok seviyorum ama senden özür dilerim. Ben bu kadar acı çekmeni istemezdim. Açıkça söylemem gerekirse seninle birlikte olmak gibi bir niyetim yoktu. Elbette seni çok istediğim anlar oluyor ama sen daha küçüksün sevgilim. Bunun içinde çok erkendi. Üzgünüm kendimi tutamadım. Sen...sen pişman mısın ? Pişman olman gerekiyor çünkü sana çok acı çektirdim."

Pişman olacağım için miydi bu denli içine kapanıp üzülmesi ? Ah bu adamı sevmek ne kadar da büyülü bir duygu.

Kollarının arasında geri çekilip gülümsedim.

-"Bana sarıldığında bütün acım geçmişti. Ve hayır pişman da değilim." diyip cümlemin sonunda dudağına masum bir buse kondurdum.

Göğsünde tuttuğu nefesini rahatça vermiş bana tekrardan sarılmıştı. Saçlarımı okşayıp iç çekerken göğsünde kaybolasım geldi.

-"Şimdi sen oturuyorsun bende sana kahvaltı hazırlayacağım. Bu arada Alp'le konuştum annene onunla kaldığını söyledi." Her sorunu önceden düşünüp halletmesi çok hoşuma gidiyor.

Koltuğa yaslanıp yanağımı elimin içine aldım ve mutfakta bir şeyler hazırlayışını izledim. İçim huzurla dolarken sehpada çalmaya başlayan telefonuma uzanıp aldım.

İyi insan lafının üstüne arardı.

-"Efendim Alp ?" diyerek açtım.

-"Oh sonunda sesinizi duyabildik prenses hanım !" dedi imalı imalı.

Tebessüm ettim.

-"Beni mi özledin yoksa sen ?"

Arkadan hı gibi mırıltılar çıkarttı.

-"Benim yanıma gelip olan biteni anlatıyorsun. Hatta saat 3 gibi gel işim bitmiş olur. Neyse şimdi işim var hadi görüşürüz."

Konuşma hızıyla kapatma hızı eş değer olmuştu. Yanıtlama fırsatı vermeden kapatılan telefonun ardından kenara bıraktım ve ayağa kalktım.

Mirza'nın yanına yürüdüğümde yanağımı öpmüş yaptığı işe devam etmişti. Kahvaltı hazırlarken yardımcı olmama izin vermeden beni sandalyeye oturtunca mecburen kalkamadım. Karşılıklı sessizce kahvaltımızı yapmış karnımızı doyurmuştuk. Gerçi kendisi güne içkiyle başlamış olsa bile kahvaltısını yapmıştı. Masayı toplamasına zorla yardım ettikten sonra elime önce bir bardak su bıraktı.

-"Şimdi bunu içiyorsun sevgilim." Diğer elime bıraktığı şey ise bir haptı.

Kaşlarımı hafifçe çatıp avucumdaki ilaca baktım.

-"Bu ne ?" diye sordum.

-"Ertesi gün hapı." diyince daha bir şey demeden yuttum. Bu konunun bir süre açılmasını istemiyorum. Aksi halde utançtan yüzüm alev alabilir.

Günün geri kalanında Mirza'yı babası çağırdığı için zorunluluktan gitmek durumunda kaldı. Bende ilk önce eve uğrayıp güzelce duş almış ardından Alp'in yanına gitmek için geceden kalma ağrılarımla yola koyulmuştum.

•••

Bölüm sonu

1 yorum