İçeriğe geç

TUTKU

Bölüm 18 · 10 dk okuma

TUTKU

Bölüm 18

18

Pazar sabahı olması dolayısı ile Alp'in yüksek sesle açtığı rap şarkının sesiyle gözlerimi aralamıştım. Yatakta uzun süre tepişip Alp'e bağırarak kapatmasını söylemem bir işe yaramayınca kafama yastık bastırmış zar zor yarım saat daha uyuyabilmiştim.

Gece mutluluktan olsa gerek sabaha karşı ancak uyuduğum için haliyle gündüz uyumam gerekiyordu.

Yine uykumun en derin yerinde bacağımda hissettiğim ıslaklık yüzünden başımı yastıktan hızla kaldırdım.

-"Alp sen geri zekalı mısın ?! Uyuyorum ya uyuyorum insan değil misin ?! Şimdi gelip kafanı buzluğa sokacağım !" Yorganı ittiğim gibi yataktan fırladım. Kısa şortumdan açıkta kalmış bacağımda buz gezdiren aptal kuzenim Alp odadan kaçarken peşinden koştum.

Uykudan uyandığım gibi olan sesimle bağırmamın etkisi yüzünden boğazım sızlarken önüme gelen saçlarımı geri ittim. Alp'e yeniden öfke püskürecekken gözlerim koltuk grubuna çevrildi. Nefes nefese şok olmuş şekilde kalakaldım. Düşen askılımı usulca omzuma geri çıkartıp bir adım geriledim.

-"Siz...?" Yutkundum.

-"Buraya...yani hoşgeldiniz." Boğazımı nazikçe temizleyip boğazlamak istediğim Alp'e baktım. Mutfak kısmında sırıtarak masaya bir şeyler koyuyordu.

Gerçekten katıksız gerizekalı bu çocuk. Delireceğim.

Yataktan öcü gibi fırlamış halimle salonda ultra yakışıklı Mirza , alayla gülen Olcay ve Defne'nin önüne çıkıvermiştim.

Ah utanç verici.

Faydası olmayacağını bilsemde saçımı çaktırmadan düzeltmeye çalışıp şortumu azıcık aşağıya çektim. Aksi halde az sonra Mirza beni öldürecek gibi bakarken uygulamaya geçecekti.

-"Tünaydın Duha'cım. Öyle tuhaf bakma inan korkunç değilsin. Defne uyandığında daha çirkin oluyor." diyen Olcay'a sağol canım çok yardımcı oldun demek istesem bile tebessüm etmekle yetindim.

Ama siz sorun değilsiniz !

Ben bir tanecik kocaman yakışıklı adamımın karşısında rezil olmaktan dolayı utandım.

-"Sen uyanmadan Mirza'yı kahvaltıya çağırmak için aradığımda kardeşleriyle çıkacağını söyledi. E bende onlarla gel evde rahat rahat yaparız dedim kuzen. Kötü mü etmişim ?" diyen Alp gözüme masum görünmeye çalışıyordu.

Hayır senin işin bitti.

-"Kötü etmedin de neyse gidip buzla dondurduğun bacağımı ısıtayım ben. Üzerimi giyinip geliyorum. " dedim son cümlemle salondakilere hitaben. Dişlerimi sıkarak odaya geri girdim. Mirza'nın gözlerine bakamamıştım bile ! Of Alp.

Sinirden odada tepine tepine bir tayt ve bol boyfriend tişört giyinip çıplak ayakla odadan çıktım. Mirza'ya yan gözle bakıp sağda bulunan banyoya girdiğim gibi bir oh çektim.

Tamam sakin ol Duha o kadar da kötü değildi.

Saçlarımı yukarıda bir topuz yaptıktan sonra elimi yüzümü güzelce yıkadım. Tipim çok korkunç olmadığından rahatlamıştım.

Kokusu dün geceden beri burnumda tüten Mirza'yı görme isteğiyle dolup taşarken banyodan çıktım. Defne ile Olcay Alp'e yardım ediyorlardı ve Mirza koltukta oturmuş televizyona bakıyordu. Kalbim küt küt atmaya başlamıştı. Ne zaman görsem şu ellerim hep heyecandan titriyor.

Yanına ilerleyip oturdum. Anında başını çevirmiş güzel bakışlarıyla beni süzmüştü.

Ne diyeceğimi bilemeyince sustum kaldım. Hafifçe soluna dönüp mutfak bölümündekileri kontrol ettikten sonra bana döndü ve dudağımın kenarını öptü.

Lütfen kızarmayayım lütfen lütfen...

-"Özledim." diye fısıldayışı nefesimi kesti.

Yanağımın içini sertçe ısırıp derin bir soluk aldım.

-"Bende öyle." dedim duyacağı yükseklikte. Ve gülümsemeyi unutmadan usulca masum bir öpücüğü yanağına kondurdum.

-"Masa hazır gelin sizde." diye seslendi Alp.

Geri çekilip ayağa kalkarken Mirza da kalkıp elini belime yerleştirdi. Masaya oturduğumuzda herkes sessizdi. Dün gece masanın kenarında bıraktığım telefonum kahvaltının sonlarına doğru çalmaya başlamıştı.

Rüya görüntülü arıyordu. Açmazsam tekrar arayacağını ardından küseceğini bildiğim için açıp elimi çapraz olacak şekilde masaya sabitledim. Bu açıdan yalnızca ben ve Mirza görünüyordu.

Açılan ekranda Rüya telefonunu yanına koymuş ayna karşısında makyaj yapıyordu.

-"Nerelerdesin zalimin kızı ?"

Çaydan boğulmamak için çabucak yutup öyle kıkırdadım. Sürdüğü rimeli indirip ekrana baktı ve Mirza'yı görmesiyle gözleri büyüdü.

Benim haricimde diğerleri de gülüp başlarını eğmişti.

-"Canım arkadaşım müsait değilsen neden açıyorsun ?" diyerek girişini düzeltti.

Mirza o sırada elini benim sandalyeme atıp arkasına yaslanmıştı.

-"Açmadığı zaman iki gün küstüğünü ben bile biliyorum trip manyağı." dedi Alp karşıdan.

Rüya sesini duyduğu gibi yüz hatlarını sertleştirdi. Ona daha rahat laf atsın diye ekranı Alp'e çevirdim. Merak eden Olcay ve Defne kenardan telefona kısa bir bakış atmışlardı.

-"Seninle muhatap olmayacağım Alp. İnan sana bir şey söyleyip tadımı kaçırmayacağım."

Alp de benim gibi şaşırmış olmalı ki gözlerini büyüttü.

-"Tarihi bir kenara atacağım." derken telefonu yeniden kendime çevirmiştim.

-"Bugün buluşalım mı diyecektim ama sonraya kalsın artık."

Çatalımı tabağıma bırakıp ileri ittim ve dirseğimi yasladım.

-"Buluşuruz sorun değil." dedim bir süredir bir tanecik arkadaşımı göremediğimden dolayı.

-"Barlarda buluşmayın mümkünse." Yanımda isteksizce mırıldanan Mirza'ya döndüm.

-"Duha'yı barda gördüğünü unuttun galiba...Mirza'ydı değil mi ?" Lafını esirgemeyen Rüya'ya gülümseyen Defne ile bendim.

-"Ya evet senin işe yaramaz arkadaşlarından ben kurtarmıştım." diyerek arkamdan başını çıkarttı Mirza. Sakallı yüzü yanağıma sürtününce biraz daha yaklaştım. Ekranda ne güzel görünüyorduk.

Rüya'nın yüzü Mirza'nın söylediğinden asılmıştı.

-"Bu benim hatam değildi."

Başımla onayladım.

-"Tabiki hiç açmayalım o konuyu." dedim.

-"Neyse haber verirsin minik kuş. Görüşürüz !" Rujlu dudaklarıyla öpücük atıp aramayı sonlandırdı.

Telefonu indirdikten sonra ne kadar itiraz etsem de Defne'nin yardımı ile masayı toplamıştık. Mirza balkonda Alp ve Olcay ile sigara içip geldikten sonra artık gitme vaktiydi.

-"Akşama seni de evimize bekleriz Alp. Annemin doğum günü daveti var." dedi Olcay kapıda Alp'le el sıkışırken.

-"Tabii gelebilirsem gelirim sağol." dedi sıcakkanlılıkla.

-"Teşekkür ederiz kahvaltı için." dedi Defne. Yanaklarının pembeleşmesi gözümden asla kaçmadı.

-"Rica ederim yine beklerim. Yani hepinizi." Son cümlesinde Mirza ile göz göze gelince toparlayıp yarım ağız gülen Alp'e alttan alttan sırıttım.

-"İnin siz geliyorum." Mirza'nın talimatı ile vedalaştığım kardeşleri asansöre binip gittiler.

-"Sende bak bakalım içerde işin vardır belki. " dedi Alp'e ciddi yüz ifadesiyle.

Alp kavrayınca gözden kayboldu. Açık kapıdan çıkmadan belime sarılıp yüzünü boynuma gömdü.

-"Akşam ben seni alırım." dedi geri çekilip.

Başımı anında iki yana salladım.

-"Çok utanırım. Biraz daha zaman geçse ?"

Kocaman elleriyle yanaklarımı kavrayıp dudağımı tutkuyla öptü. Ayrılmadan dakikalarca öpüşme isteğimi zar zor bastırdım.

-"Hüma zaten dün gece seni benimle gördüğünü söyledi. Eh bir de annemin yanında seni alıp gittim. Bir şekilde biliyorlar. Gizli saklı ilişki yaşama yaşımı çoktan geçtim güzelim. Korkulacak bir şey olmayacak sadece biraz çekinirsin o da kısa sürede geçer. Er yada geç birlikte gezdikçe haber olacağız. Uzatmanın alemi yok ve ben benim olduğunu herkes öğrensin istiyorum."

Uzun soluklu konuşmasını sessizce dinlemiş mecburen kabul etmiştim. Tam gidecekken dayanamayıp küçük bir öpücükten sonra onun arkasından el sallamıştım. Aşk sarhoşu olmuşcasına sırıta sırıta kaldığım odaya girdim ve dün geceki kıyafetlerimi bulduğum çantaya koydum. Şoföre mesaj atıp gelmesini rica ettikten sonra Alp'e bakmak için odasına girdim. Pat diye girdiğimde yatağında uzanıyordu ve telefonu yüzüne düşmüştü.

Gülerek omzumu kapı pervazına yasladım.

-"Yavaş olsana kızım erkek adamın odasına öyle girilir mi ?!" diyip yatakta doğruldu.

-"Ben buradayken uygunsuz şeyler yapmazsın diye düşünüyorum."

-"Gidiyor musun ?" diyerek konuyu değiştirdi ve yanıma geldi. Yan yana koltuğa çöktük.

-"Evet Rüya ile biraz laflarız sonra akşam için hazırlanmam gerek. Çok utanıyorum Alp. Nasıl davranacağımı neye göre hareket edeceğimi bilmiyorum. Hasta numarası yapıp gitmesem mi ?" dedim yüzümü buruşturup.

Ciddi anlamda çok çekiniyorum.

-"Saçmalama ne olabilir ki ? En fazla tavırlı olabilirler bu da seni değil Mirza'yı ilgilendirir. Sonuçta olacakları o göze alıyor sen değil. " dedikten sonra biraz sessizlik oldu.

Düşündüm durdum.

Ailesinin istediği nişanı benim yüzümden sonlandırdı. Ya bana kötü bir muamele yaparlarsa ? Kesin herkesin ortasında ağlarım ben.

Reyhan hanım beni suçlarsa daha yüzlerine de bakamazdım.

-"Of aklım çok karışık!"

Omzuma sarılıp kendine çekti ve başımın üstünü öptü.

-"Stres yapma , iyi düşün iyi olsun."

Uzun soluklar alsam bile rahatlatmamıştı. Şoför geldiğini bildirince toparlanıp alta indim ve kısa sürede eve ulaştım. Annem teyzemle beraber salonda manikür pedikür yaptırıyorlardı.

-"Selam." dedim salonun girişinde durup.

Annem başını ağır ağır kaldırdı.

-"Bende seni arayacaktım. Bizden sonra seninle ilgilensinler."

-"Rüya beni bekliyor hazırlanıp çıkacağım."

Annem anında kaşlarını çatmıştı.

-"Akşama Reyhan hanımlara gideceğimizi sana büyük kaçan o adamdan öğrendiğini varsayıyorum."

Gözlerimi devirip bıkkınlıkla anneme baktım.

-"İsmi Mirza anne. Ve evet biliyorum. Kısa sürer gidip gelirim. İstediğin gibi de hazırlanırım oldu mu ?"

Onu tatmin edip odamda yarım saate hazırlanmıştım. Rüya ile genelde gittiğimiz fazla kalabalık olmayan kafede içeceklerimizi içip konuşmamız gerekenleri konuşurken gözüm hep telefonumdaydı. Ancak Mirza ne arıyor ne de soruyordu.

-"Gözlerin yamuldu Duha. Ara şu adamı da rahat edelim." Beklediğim buymuş gibi gülümseyip telefonuma sarıldım.

Uzun uzun çalışından tam umudumu yitirmiştim ki kapatacağım sırada açtı.

-"Efendim güzelim ?" Sesi bir anda yüksek ve canlı gelmişti.

-"İşin mi vardı geç açtın ?" diyip gözümdeki gözlüğü çıkarttım.

-"Yok Olcay'la yüzüyorduk son anda duydum." diyince kaşımı havaya kaldırdım.

Kış mevsimine azıcık bir süre kalmışken yüzmek de neydi ?

-"Hasta mı olmak istiyorsun ?"

-"Olsam bakmaz mısın ?" soruma karşılık verdiği soruya istemsizce eridim.

-"Bakarım ama yine de olma." derken Rüya karşımda otuz iki diş sırıtıyordu.

-"Olmam güzelim merak etme. Sen ne yapıyorsun ?"

Kısaca biraz daha konuşup vedalaşarak kapatmıştık. Fazla geç olmadan ve annemin azarını işitmeden Rüya'yı eve bırakmış bende evime gelebilmiştim.

Arka arkaya bir sürü yaptığım saç , yüz ve el maskelerinden kurtulmanın rahatlığıyla kuaför kadına kendimi bırakmış saçıma fön çekmesini izliyordum. Annem her ne kadar itiraz etse de ben saçımın dümdüz olmasını istemiştim.

-"Şunu aldım senin için." Odama girip elinde kılıfla getirdiği elbiseyi açtı. Baktığımda siyah uzun kollu bir elbiseydi ve açıkçası hoşuma gitmişti.

-"Teşekkür ederim anne." diye mırıldandım. Bana bir şey söylemeden ayakkabı dolabımı açtı. İçinden parlayan kırmızı tek bant ayakkabımı alıp yatağın ucunda bıraktı.

-"Bu arada şey Mirza beni alacak." dedim vereceği tepkiyi endişeyle beklerken.

Dudağımı ısırdım. Acıyınca bıraktım ve aynanın yansımasından annemi izledim. Yanakları çukurlaşmış gözleri ifadesiz kalmıştı.

-"Oraya birlikte geleceksiniz yani ?"

Başımı sallayınca devam etti.

-"Eğer eminsen devam et Duha sana bu konuda karışmıyorum. Ama biliyorsun ki insanlar sizi öğrendikten sonra herşey daha ciddi olacak. Bu büyük bir sorumluluk. Özellikle bu kişi senden yaşça baya büyükse dedikoduların ardı arkası kesilmeyecek. Bununla baş edebilecek misin ?"

Bu benim için annemin dediği gibi büyük bir sorumluluk olacaktı.

Ama konu Mirza olunca altından kalkamayacağım hiçbir iş yokmuş gibi geliyor.

-"Ben eminim anne." dedim ve kuaförün odadan çıkmasıyla yerimden kalktım. Saçımdan önce makyajım yapılmıştı bu yüzden kısmen hazırım.

Annem başını aşağı yukarı salladı.

-"Öyleyse , iyi şanslar." dedi ve gitti.

Bıraktıklarını giyinip aynada kendimi inceledim. Umarım Mirza kıyafet kısalığı konusunda sorun çıkarmazdı.

Elbisemi sevmiştim. Bir kaç gold yüzük takıp siyah minik çantamı dolaptan aldım. Mirza mesaj atmıştı.

-Beş dakikaya oradayım.'

Al işte kalbim yine çıkacak göğsümden !

Terleyen ellerimi mendille silip son kez bileklerime parfüm sıktım. Alta indiğimde annem ve teyzem ortalıkta yoklardı. Onlara haber vermeye çıkarsam inmem uzun sürecekti. Evden çıkmayı tercih ettim.

Kapının önünde siyah bir spor araba duruyordu. İçinden çıkan Mirza'yı gördüğüm an ayaklarıma taş bağlanmış gibi hareket edemedim.

Bu adamı her görüşümde yakışıklılığı mı artıyor ?

Hayır normal şartlarda giydiği siyah takımı başkası giyinse bu kadar karizmatik durmazdı.

Nefes kesici.

Birbirimizden gözlerimizi alamadık. Ben kapıda o arabanın önünde eli ceketinin düğmesinde kalakalmıştı.

Sertçe yutkunup parlatıcı olmasına rağmen kuruduğunu hissettiğim dudağımda dilimi gezdirdim.

-"Me-Merhaba." diyebildim kısık sesle.

Kalbim göğüs kafesimi öyle zorluyor ki nefes bile alamıyorum.

Mirza başını hafifçe eğip kaldırdı ve bir adım öne attı. Uzun topuklularımla yürüyüp önünde durdum. Bakışları yüzümde dolaştı ve elini bel boşluğuma yerleştirdi.

-"Göz kamaştırıyorsun." dedi kulağıma doğru.

Sakallı yanağı yanağıma batarken biraz daha bedenine yaklaştım. Eğilmiş yanağımı öpmüştü.

-"Sende...sende iyi görünüyorsun." dedim gülümsemeye çalışıp.

Benim aksime büyüleyici olan gülümsemesini gösterdi.

-"Yanına yakışabilmiş miyim ?" diyince sessizce kıkırdadım.

Parmaklarımı korkarak yanağına getirdiğimde yanağını avucuma sürtmüştü.

-"Fazlasıyla." dedim gözlerinin en derin koyusuna bakarak.

Tam dudağıma yöneleceğini anladığımda arkamızdan topuk sesleri geldi ve geri çıktım.

Mirza ceketini düzeltip arkama düz bakışlarıyla baktı.

-"İyi akşamlar." dedi onu seksileştiren resmi tavrıyla.

Annem ve teyzem sağ tarafımda yan yana durdular.

-"İyi akşamlar Mirza bey." dedi annem ve teyzemde ona benzer bir şey söylemişti.

-"Seni evimizde görmek değişik geldi. Alışmamız gerekiyor galiba değil mi Duha ?"

Annemin ters bir şey söyleyip laf sokmasından endişeleniyorken ona zoraki bir tebessüm gösterdim.

-"Evet sık sık görüşeceğiz gibi geliyor." Benim yerime Mirza yanıtlamıştı.

-"Neyse geç kalmayalım." dedi annem ve yanımızdan geçip arabaya bindi.

Mirza da konuşmadan şoför koltuğuna geçince bende yanına oturdum. Önce bizim araba çıktı ve Mirza arkasından devam etti.

-"Annen benden pek haz etmedi." dedi kısa süreli sessizliğin sonunda.

Ellerimi çıplak bacaklarıma koyup nefesimi üfledim.

-"Benim için fazla büyük olduğunu düşünüyor."

Alayla gülüp yüzünü ifadesizleştirdi. O kadar hızlı yapmıştı ki tuhaf göründü.

-"Öyle düşünmesi normal değil mi güzelim ? Zaten aramızdaki yaşın bizde farkındayız."

Yolun kalanında bir kaç kelimeden fazla konuşmamıştık. Ben yeterince gergin ve endişeliydim.

Mirza'ların yeşilliğin arasında oldukça büyük evine geldiğimizde annemlerde arabadan iniyordu. Mirza inip anahtarı birine verdikten sonra benim kapımı açtı. Heyecandan sırtımdan aşağıya ter damlalarının indiğini hissedebiliyordum.

Titreyen elimi sıkıca tutup gözlerime baktı. Annemlerle yan yana yürürken Mirza elimi tutup destek olmasa düşebilirdim.

-"Kaldır başını Duha. Ve gözlerindeki o ifadeyi sil. Şu saçma titremene de son ver ben olduğum sürece sana kimse bir şey söyleyemez." Annem sessizce söylemiş olsa bile ben dahil yanımda gerilen Mirza duymuştu.

Buna rağmen her zaman olduğu gibi annemin söylediğini yapıp sakin sakin nefes almaya çalıştım. Başımı kaldırırken Mirza hafifçe elimi sıkmıştı. Sanırım farkında değildi.

-"Yanında ben varım Gülden hanım. İnanın siz değil ben oldukça onu kimse üzemez."

•••

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.