Aralarında bir şey geçmediği için ilişkilerini bozan kişi olmuyordum. Belki de kendimi böyle kandırıyorum ama bu ihtimale inancım sonsuz. Eğer ki Mirza onunla en ufak bir duygusal bağ yaşamış olsa eminim bırakmazdı.
Hüma için vicdan azabı çekmek istemiyorum. O da onu sevmeyen bir adamla birlikte olmasaydı bunları yaşamazdı.
-"Anladın mı beni ? Artık bırak bu zıt gitmeyi de anın tadını çıkaralım. O kadar yoğunluk arasında seninle buraya geldim ve huzursuz ayrılmak istemiyorum."
Kurduğu cümleyi sindirirken telefonunun zil sesi evin içerisine yayıldı. Hafifçe kıpırdanıp cebinden çıkarttığı telefonu kulağına getirdi.
-"Efendim Deniz ?"
Deniz kimdi diye düşünmeme gerek yoktu çünkü onun hayatındaki sayılı kişileri tanıyordum.
-"Ben onu unuttum ya." derken elini alnına yaslamıştı.
-"İyi ki hatırlattın daha Defne'ye bir şey almaya vaktim olmamıştı." diyerek devam etti konuşmasına.
Ağzımdaki lokmayı yutup alttan alttan ona baktım.
-"Tamam uçak saatine gelirim." dedi ve kapatıp tezgahın üstüne bıraktı.
Sormaya pek cesaretim yoktu. O yüzden sessiz kaldım.
-"Bütün günümü burada geçirmeyi planlamıştım olmadı." dediğinde bana odaklı duruyordu.
Başımı kaldırıp gözlerimi yüzünde gezdirdim. Sakalları uzamıştı.
-"Neden ?" diye sordum ister istemez.
Ağzına bir zeytin atıp yedikten sonra konuştu.
-"Arayan en büyük kardeşim Deniz. Defne doğum gününü yalvararak Paris'te kutlamak istedi. Bizde tabii onunla beraber gidiyoruz. Bugündü uçağımız unutmuşum." diye yaptığı açıklama beni üzmüştü.
Gitmesini istemiyordum. Bir yandan uzaklaşmak isterken diğer yandan çekimimize karşı koyamamak çok zor.
-"Öyle mi ? Benim yerime de Defne'nin doğum gününü kutlarsın. Sende geç kalma gidelim." Üzüldüğümü belli etmeden masadan kalktım. Doğru düzgün yememiştik ama benim iştahım kalmamıştı. Kahvaltılıkları tezgaha birer birer koymaya başladım.
-"Ne yedin de kalktın ?" Tezgahla oturduğu yer arasında fazla mesafe olmadığı için kalktığı gibi beni kollarının arasına hapsetti.
Umursamazca omuz silktim.
Hüma da onlarla gidiyor mudur ?
-"Asmasana o güzel yüzünü. Bak ne diyeceğim benimle Paris'e gelmek ister misin ?" Beklemediğim sorusuyla gözlerimi kırpmadan ona baktım.
Beni ailesinin içine ortak etmeyi istemesi değişik bir histi.
Bakışlarımı kokusuyla sarmalanmış geniş göğsüne indirdim. Bel boşluğumu okşadıkça tenim karıncalanıyordu. Ve ben sustukça onun yavaş yavaş yaklaşması cabasıydı.
-"B-ben...şey..." Nefesi yüzüme vurduğu an sesim soluğum çıkmaz oldu.
-"Sen ne ?" diye fısıldarken artık burnu burnuma değmişti.
Kalbim hızlı hızlı atarken boynumdan yukarısını ateş sarmıştı. Bir şey dememe kalmadan dudaklarını dudaklarımla buluşturdu. Alt dudağımı arasına aldığı an iç çekercesine bir ses çıkarıp durdu. Gözlerim kendiliğinden kapandı ve düşmemek için kaslı kollarına tutundum. Kalçamı nazikçe tezgaha yaslamış beni arada bırakmıştı. Öpmeye devam ettiği süre zarfında çok tutkulu öpüyordu. Elleriyle iki yanağımı kavramış dudaklarıma gömülmüştü.
Mantığım avaz avaz yapma diye çığlıklar savururken kalbim...ah onu sormayın şuan tekliyor.
Nefes nefese dudağından ayrıldığımda ne kadar süre öpüştük bilmiyordum. Alnını alnıma yaslamış benim gibi soluklar alıp veriyordu.
-"Dudakların can verir gibi." dediğini duydum sık nefesleri arasında.
Belli belirsiz tebessüm edecekken yüzümü göğsüne bastırıp sıkıca sarıldı. Bütün dünyadan kurtulmak istercesine koynuna sokuldum. Tam orasında yaşamak istedim.
Böyle mükemmel kokmak zorunda mısın ?
-"Kısa bir süre içinde seni istediğim her an öpebileceğimin farkında mısın ?"
Başımı geri çekip koyulaşmış gözlerine baktım.
-"Sen hala bir nişanlın olduğunun farkında mısın ?" dedim kendimi tutamayıp.
Nefesini bilerek yüzüme sertçe üfleyip dudağıma öpücük kondurdu.
-"Seni öpünce aklımdan her şey siliniyormuş onu fark ettim." dedi karizmatik bir ses tonuyla.
Çekici şey seni.
-"Ve ayrıca düşündüm de sana sormama gerek yok benimle gelmeni istiyorum. Kardeşlerimle vakit geçirmekten çekinmezsin değil mi ?" Etkisiyle titreyen bedenimi serbest bırakıp telefonunu cebine soktu.
Yok canım hiç çekinir miyim ?! Alt tarafı nişanlı kardeşlerinin kız arkadaşı vasfıyla giderim.
-"Amacın beni utandırmak mı ?! Nişanlını al git daha uygun olur !" diye lafımı sokup ardından kahvaltılıkları tamamen kaldırdım.
-"O gelmeyecek. Seni evimde gördükten sonra artık nişan saçmalığının sonuna geldiğimizin farkındaydı. Sürekli tartışmaya başlayınca bende dahil kardeşlerimden de uzaklaştı. Bana sözünü geçirebilmek için sadece babama yanaşıyor." Bugün Mirza'nın açıklama günüymüş gibi hissettim. Sürekli iyi niyetli olarak kendini anlatmaya çalışması gözüme iyi gözüküyor. Ve çabası çok güzel.
Benimle birlikte olmak isteyişini her haliyle belli ediyordu.
Duygularını merak ediyorum.
-"Hüma'ya üzülmediğim için suçlu hissediyorum." diye itiraf ettim.
Kollarımı göğsümde bağlayıp masaya yaslandıktan sonra önüme geçmesini izledim. Beş dakika öncesindeki dudaklarımız aklımda belirince vücudumdan ürperti geçmişti.
-"Açıkçası farklı bir konu olsaydı bende suçluluk hissedebilirdim. Ama konu sen olunca sana gelmemi engelleyen her şeyi yakabilirim." diyip dudağını yanağıma bastırdı.
Neden bana aşık bir adammış gibi geliyor ?
Ah beyninin içini görebilmeyi çok isterdim. Özellikle düşüncelerini okumayı !
Kollarımı çözüp içimde tuttuğum nefesimi üfledim.
-"Gidelim mi artık ?" diyerek kolay yoldan konuyu değişmek işime geldi.
Farkı cevap beklediği için beklenti içinde olan yüz ifadesi düştü. Çenesini sıktığını görebiliyordum.
-"Gidelim." diyip bir yere yöneldi.
İlk önce yukarıdan çantamı aldım ve tekrar aşağıya indim. Kapıyı bulmam zor olmamıştı. Dışarı çıktığım an gerçekten dağ başında olduğumuzu anladım. Etrafta tek bir ev bile yok.
Buraya gelene kadar aklım gidecek derecede içmiş miydim ? Kahretsin hiçbir şey hatırlamıyorum.
Alp'i iyi bir sorguya çekmeliyim.
Evden çıkmamla kapıyı kilitledi ve arabanın kapısını açtı. Aynı anda oturup yerleştik. Ona bakmamaya çalışsam bile gözüm hep kayıyordu. Sağ profilden yüzü oldukça kusursuz.
Ona sahip olmak nasıl bir histir ? Sadece bana ait olması ?
-"Seni alırım. İtiraz etme geleceksin." diyince arabadaki sessizlik bozulmuştu.
-"Mirza gelemem. Hem annemde izin vermez. Verse bile ben gelmem !"
Sürati artmış olan arabayı bir anda durdurunca kesin camdan fırlayacağım korkusuyla savrulacakken karnıma bastırdığı eliyle olduğum yerde kaldım. Yüreğim çıkıyordu !
-"Delirdin mi sen ?!" diye bağırdım.
Elini çekip bana döndü. Yüzü ultra sinirli bakıyordu. Kaşları olabildiğince çatılmıştı.
-"Ya kızım sen niye bana güvenip inanmıyorsun ?! Sana bu nişanı bitireceğim diyorum niye hala benle inatlaşıyorsun ? İstemiyorsan istemiyorum de bende senin canını sıkmadan çıkayım hayatından kurtul gitsin. Bir şeyleri yapmaktan korkma çekinme ! Sen bana adım attığında yalnız kalmayacaksın aksine ben senin yanında durmak için bunları göze alıyorum. Tamam başta hata yaptım söylemedim , bunu kabul ediyorum. Ama yinede bana inanmıyorsan , bitireceğime inanmıyorsan söyle , söyle de bileyim !"
Annesinden azar işiten küçük çocuklar gibi başımı eğmiş gözümden burnuma doğru yol alan yaşı silmeye çalışmıştım.
Mirza bana ilk kez böyle öfkeyle bağırıyordu. Sanırım gösterdiği iyi tarafının sabrı dolmuştu.
Ürktükçe kapıya doğru çekilmiş gözlerim dolmuştu.
Ondan uzaklaşmam hayatımdan çıkmasını istediğimden değildi ki. Eğer bitecekse o nişanlılık bittikten sonra sadece bana ait olarak gelmesini istediğimdendi.
-"Hayır." dememle göz yaşlarım hızla akmaya başladı. Başımı kaldırmamıştım ama arabadan çıktığını hissetmiş duymuştum.
Yaslandığım kapı açılınca mecburen başımı kaldırdım. Ellerimden çekerek beni arabadan çıkardığında gözlerindeki öfkenin sindiğini gördüm.
-"Ne hayır ? " dedi sakin bir tonda.
Yutkunup elimin tersiyle ıslak yanaklarımı sildim.
-"Hayatımdan çıkmanı istemiyorum." Titreyen dudaklarımdan hıçkırık kaçmaması için ısırdım.
Ensemden tutup geniş göğsüne aldı beni ve sıkıca sarıldı.
-"İstemiyorsan o küçük dik burnunu indir biraz. Kızmak istiyorsan bana kız bağır çağır ama uzaklaşma. Benimle vakit geçirmek istediğini yüzüme söyleyen minik kızı geri istiyorum." Yanaklarımı kavradığı gibi dudakları ustalıkla dudaklarıma ulaştı.
Ormanlık alanda yolun ortasında öpüşüyor olmamız inanın umrumda değildi. Dudaklarında kaybolmak istercesine kendimi ona bıraktığımda kapalı olan arka kapıya sırtımı yaslayıp arabayla arasına sıkıştırdı.
-"Gidelim yoksa seni bırakmam zorlaşacak. " dedi ayrıldığımızda.
Utançtan kızaran yanaklarımı görmesin diye yüzümü eğdim ve başımı salladım. Çekilince yeniden arabaya binmiştik.
Yolculuk boyunca ara sıra elimi kavrayıp avuç içimi öpmesiyle yüreğim hop diye yerinden atlayıp sakinleşiyordu.
-"Gelmen konusunda ciddiyim. Annenle konuşup haber ver." dedi arabadan inmek üzereyken.
Elim kapıda durup başımı ona çevirdim. Onunla hala aynı istekle vakit geçirmeyi elbette istiyorum ama kardeşleri arasında çok çekinirim.
-"Tamam söylerim." dedim yanında konuyu uzatmamak için.
Arabadan çıkıp kapıyı kapattıktan sonra uzaklaşmasını izledim. Eve girdiğimde kimsenin olmayışı ile rahatça uzun uzun duş aldım. Her yeri çilekli duş jeli kokutana kadar bolca sıkmıştım.
Nefes aldıkça günler sonra bulduğum huzurla gülümsedim.
İşlerin yoluna girmesi için çok göz yaşı dökmüştüm. Artık yüzüm gülsün istiyorum.
-"Duha ? Müsait misin teyzecim ?"
Banyodan çıkalı bir dakika olduğu için üzerimi henüz giyinmemiştim. Bornozumun önünü bağladım ve seslendim.
-"Evet teyze."
Kapıyı açıp gözleri beni bulduğunda tebessüm etmişti.
-"Gülden , Mustafa ile ani bir kararla bir kaç günlüğüne tatile çıkmaya karar vermiş. Sen gelmeden önce çıkmıştı bende söyleyeyim dedim." Keşke annem bunu haber verme gereği duysaydı daha güzel olurdu.
Acaba ne kadar fazla sorumsuz olabilir merak ediyorum.
En önemlisi o para avcısı adamla nasıl anlaşıyor ?!
Ah gerildim.
-"İyi keyfine baksın. Bende arkadaşımla Paris'e gidiyorum. Bunu da ona sen söylersin teyze." dedim hiç onlara kullanmadığım fevri tavrımla.
Teyzem de şaşırmış olmalı ki kaşlarını havaya kaldırdı.
-"Şey annene sen söylesen ?"
Omuz silkip giyinme odama geçtim. O bana giderken söylemiyorsa bende söylemiyorum. Zaten umrunda değilim ki !
Belki şu şekilde gitmemiş olsa sinirlenip gitmeye karar vermezdim. Ama olsun işime gelir Mirza ile vakit geçiririm.
-"Canım isterse söylerim. Onun yaptığı gibi." dedikten sonra şarja koyduğum telefonuma uzandım ve Mirza'nın numarasına tıklayıp mesaj kısmına girdim.
-Gelmeye karar verdim...'
Gönderip gülümserken banyoya geçtim. Teyzem de o sırada bana anlam veremeyip odamdan çıkmıştı. İlk önce saçımı kurutup uçlarını düzleştiriciyle biraz kıvırdım. Tenime bir şey sürmeden yalnızca rimel ve dudağıma balm sürüp bıraktım.
Giyinmeden gelen mesajı okudum.
-Yarım saate hazır ol.'
-İki gün kalacağız.'
-Ve yanına adam akıllı kıyafet al.'
Bu adamın her hareketi beni gülümsetiyor !
Ve ben git gide kopamayacak kadar kalbimi kaptırıyorum.
•••
