İçeriğe geç

Tut Elimi `

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Tut Elimi `

Bölüm 2

Kısaca Minho

``Hyunjin'den

Chan ile eve gelmiştik. Dans kursu için görüşmeye gideceğimden Chan'ın da haberi vardı. Çocuk gibi heyecanlanmam onu güldürüyordu. Onun gülüşü de beni güldürüyordu.

"Sırıtıp durma da hazırlan. Nerede bu dans kursu peki?"

"Hongdae'de. 20 dakikalık yol var."

Chan'a cevap verdim ve hazırlanmaya geçtim

"Hazırlanıyorum benn!"

İçerden bağırdım.

"Bi zahmeett!"

Chan da karşılık verince güldüm kendi kendime.

Odama geçtim ve her zamanki giydiklerimden sade birşeyler seçtim. Altımda atletim vardı, yaz olduğu için çok terlersem dans yaparken üstümdekini çıkarmak içindi.

Gri şortolonumu ve beyaz bol tişörtümü giyip hazırlandım.

Kolyemi taksa mıydım diye düşünmedim değil. Ama sonra zaten dansa gittiğimi hatırlayıp takmadım. Bu kolye benim için çok değerliydi ve zarar gelmesini istemediğimden hep yanımda taşıyordum.

Küpemi takıp parfümümü de sıktıktan sonra hazırdım. Çantamın içine çıkışta giymek için yedek tişört koydum ve aşağıya indim.

Chan da kapıda bekliyordu. Arabaya bindik ve yola koyulduk..

``Lee Know'dan

Dans salonumdaydım. Yeni gelen öğrenci için belgeleri hazırlıyordum.

Umarım bu sabah karşılaştığım çocuğun acısı az da olsa geçebilir. Diye geçirdim içimden. Genelde çevrem tarafından duygusuz adlandırılırdım ama o çocuğa neden üzülüyordum bilmiyordum.

Koruma iç güdüsünden anlamıştım orada yatan meleğin o çocuk için çok önemli biri olduğunu.

Ancak aklıma bir şey gelmişti, ve ben bunu hiç düşünememiştim. Farkındalıkla gözlerimi açtım ve çocuğun belgesini tekrar kontrol ettim.

Soyadı Hwang'dı. Ve.. O mezar taşının üstünde de Hwang yazıyordu. Hayır ya, belki soyadı benzerliğidir. Acaba olabilir miydi? O melek yüzlü çocuk muydu öğrencim? Birazdan hepsi belli olurdu.

Kapı ziliyle düşüncelerimi kenara bırakıp açmaya gittim.

"Hoşgel-"

Dememle çocuğun yüzünü görmem bir oldu. Bu sabahki çocuktu, ve şu an bana masum gözlerle bakıyordu. Beni tanıyınca gözlerini tamamen açmıştı. Çok tatlı gözüküyordu. Dudağımdaki hafif gülümsemeyi fark edince kendimi toparladım ve sözüme devam ettim.

"Hoşgeldin Hwang Hyunjin."

Gözlerini hafifçe kırpıştırdı ve soyadını duyunca yüzünü buruşturdu. Sanırım sevmiyordu, kullanmam o zaman.

"Hoşbuldum.. Bay..?"

Doğru ya, ismimi bilmiyordu.

"Adım Lee Know. Kısaca Minho. Yaşıt sayılırız, ismimle seslenebilirsin."

Anladım anlamında başını salladı.

Kapıdaki siyah arabayı ve içerideki az da olsa tanıdık simayı gördüm. Yanlış hatırlamıyorsam o, bu sabah gördüğüm arkadaşıydı. Bana bakarak sıcak şekilde gülümsedi. Hafif bir gülümseme sundum.

Hyunjin'in içeriye geçtiğini fark edince kapıyı kapattım ve ben de içeriye geçtim.

``Hyunjin'den

Soyadımı, daha doğrusu o adamın soyadını söylenmesini sevmiyordum. Umarım karşımdaki yüzümü buruşturduğumu görmemiştir.

O adamın sabahtaki adam olduğunu farkettiğimde çok şaşırmıştım. O çiçekleri bırakabilecek kadar iyi biri olduğunu hatırladığımda tekrar duygulanmıştım. Bu ara sürekli böyleydim, en küçük şeye bile duygulanıyordum.

Dolu gözlerimi saklamak amacıyla çantamla ilgileniyormuş gibi yaptım. Yere eğilmiş ve başım önündeyken Minho'yu hissettim arkamda.

"Daha iyi misin, Hyunjin?"

Sabahki olaydan bahsediyordu, iyiydim ama bunu söyleyemedim.

Dolu gözlerimi saklamaya çalışırken nefesim sıkılaştığı için ellerimi yavaşça aşağıya indirdim. Panik atak geçiriyordum sanırım.

5-4-3-2-1 taktiği.. Beynimin içinden hemen saymaya başladım.

Nefesim kesik kesikti. Hızlı ve zor nefesler alıyordum. 5-4-3-2-1 taktiğini uygulayarak kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum.

Minho nefeslerimi ve zorlandığımı fark edince elini koluma indirdi ve yavaş bir dokunuşla tuttu. Bu dokunuş beni ürkütmüştü.

"Hyunjin, iyi misin?"

Daha fazla sakinleşmek adına gözlerimi kapattım ve nefesimi düzene koymaya çalıştım. Daha iyiydim. Gözlerimi açmadan ve başımı kaldırmadan başımı salladım.

Minho'nun yanımda olmadığını hissettim. Etrafıma kısa bir bakış atınca önümde onu gördüm. Gerçekten çok uzun olduğunu o zaman farkettim. Elinde su vardı.. Benim için su getirmişti.

"Teşekkür ederim."

"Rica ederim. İyi olduğuna emin misin Hyunjin?"

"Evet evet. Çok beklettim seni özür dileri-"

"Bunun için neden özür diliyorsun bücür? Sağlık sorunun özür dilenecek bir şey mi? Üzülme sadece, yeter."

Kaşlarımı çattım hafifçe.

"Ben bücür müyüm ya?"

Minho gülümsedi.

"Yanımda minnacık kalıyorsun."

Yanaklarımdaki sıcaklıkla utandığımı anladım. Neden utanıp adamın önünde kendimi rezil ediyordum ki? Ayrıca utanma sebebim neydi?

"Bence başlayalım artık. Ben Hyunjin.."

-------------------------

Phew

Kitap yazmak zormuş, cidden ne yazacağını bilmiyorsun 🙁🙁

Daha ikinci bölümdeyiz ama sizce nasıl gidiyor?? Beğendiniz mii?? Neleri düzeltebilirim??

Bölüm sonu

4 yorum

  • cok guzel gidiyorrrr yazı stilin gercekten çok güzelllll!(⁠ ⁠╹⁠▽⁠╹⁠ ⁠)

  • Hüseyin(huncin)abimiz az kalsın ölecekti a-a yb bekliyordum güzel yazmışsın iyi

    1Yanıt
  • MUKKEMEMEMEEELL OLMUUUSS ELLERIRINNEE SAGLLUUKK💙🤏

    2Yanıt