Evettt boktan bir sabaha uyanmıştım uzun zamandır oldugu gibi. Hayattan umudunu kesmiş kendini salmış bir insana dönüşmüştüm. Dağınık saçlarımla uğraşarak tuvalete doğru giderken koridorda "ABLAAAAA" diye bağıran bükre ile karşılaştım. Yarın bayram olduğunu bile unutmuştum. Çok uzun zamandır bayramları sevmiyor ve kutlamıyordum o kadar nefret etmişim ki hatırlamadım bile bayram olduğunu. Bükre bana sıkıca sarıldı bende ona sarıldım. Doyasıya kokladım onu. Yaşı daha çok küçüktü ama beni tek dinleyip anlayan ve göz yaşlarımı silen Bükreydi. Koridor da hasret gidermemiz bittikten sonra tuvalete girdim ve çıktığımda Bükre beni kapıda bekliyordu...
BÜKRE; Biran deliğe düştün sandım Abla.
MAVİ; Hadi be ordan tombul tosbağa.
BÜKRE; Abla yarın sabah biz yine erken uyanmayalim olur mu?
MAVİ; Merak etme kimse beni bayram diye o yataktan kaldıramaz senide sarılır bırakmam.
BÜKRE; Abla o zaman gece oturalım nasıl olsa sabah uyuyacağız.
MAVİ; Bana benzeme benzeme tipin benzerse sıkıntı yok ama huyun benzemez inşallah.
BÜKRE; Deme öyle Abla neyin varmış senin.
MAVİ; Daha neyim olsun delinin tekiyim ben Bükre.
BÜKRE; Bize akıllı insan yaramaz Abla üzülme deli insanlar ile daha iyi anlaşıyoruz.
İkimizde uzun bir süre güldükten sonra kıyafetlerimi giyindim ve içeri geçtik. Abim köseye babamın yanına oturmuştu...
MAVİ; Hoşgeldiniz Abi
YAVUZ ABİM; Hoş buldum kangall.
Aslında çok seviyorum hepsini içimde bir yerlerde ama kalbimdeki en büyük acının sebepleride onlar olmuştu. Daha küçücük bir kız çocuğuyken hayallerimi kaybetmiştim ben biraz büyüdükten sonrada hayatımı kaybettim aslında. Yaşadığım her güne gülerek uyanıyor olmam mutlu olduğumu göstermiyordu ama bunu etrafımdaki hiç kimse anlamıyordu. Bugün bile sorsan benim herşeyim var arkamda babam var abilerim var ama malesef hatada olsa yaptıklarım destekleyecek kimsem yok hala. Oturdum kanepeye ve baktım kocaman aileme kalabalıktık ama mutlu değildik. Bayramlar bize acıdan başka birşey vermezdi uzun zamandır. Bayramın ilk günü bile mezarlığa gidilirdi. Kaybedilenlerin acıları üzerine hiç bayram sevinci olur muydu? Bu bayramda her bayram gibi isteyerek gideceğim tek yer mezarlıktı malesef. Sohbet muhabbet ve çay faslından sonra yataklar açıldı ve hepimiz uyumaya gittik. Bükre benim ile yatıyordu. Her bayram gibi bu bayramda çok doluydu içim. Bükre yüzündeki minik tebessüm ile bana dönüp...
BÜKRE; Abla neden böylesin anlatsana ne oldu sana?
MAVİ; Her zamanki konular bükre önemli birşey yok.
BÜKRE; Emin misin abla dokunsam ağlayacaksın.
Gözlerimden yaşlarım dökülmeye başladı bir anda. Hayatım boyunca sadece bükrenin yanında gözyaşı dökebildim. O beni anlıyordu çünkü daha küçüktü ama beni sevebilecek kadar kocaman bir kalbi vardı...
MAVİ; Sadece çok özlüyorum bükre onsuz kalmak nefessiz kalmak gibi tıpkı. Çok gecelerde nefesim kesildi hastanelerde uyandım ailem etrafımda telaş içindeydi hep. Ölmemi bekliyorlardı ve bu onları korkutuyordu ama bana bunu yaparak zaten beni öldürdüler bükre. Yaşayan bir ölüden farkım yok benim anladın mı?
BÜKRE; Biliyorum abla bende çok üzülüyorum ama konuşsam da kimse beni dinlemez zaten çok küçüğüm.
MAVİ; Konuş diye anlatmıyorum ben sana yaşadıklarımı bana bak ve kendine asla bunu yaptırma diye anlatıyorum.
Sarıldık ve sabaha kadar ben ağladım minicik bedeni ile bükre beni teselli etmeye çalıştı. Sonrasında uyuduk.
1 saat sonra...
Odanın kapısı açıldı ve Annem bağırdı...
ANNEM; Hadi uyanın artık bugün bayram ve erken gideceğiz mezarlığa, gitmeden kahvaltı etmemiz lazım.
MAVİ; Mezardakilerin zaman kavramı yok anne zaten boktan bir gün içindeyiz erken gitsek ne değişecek mezardan mı çıkacaklar eğer öyle ise hemen giyinebilirim.
ANNEM; Sen herşeye bir kulp bulmaya hazırsın zaten yemezsen yeme üzülecek halim yok.
MAVİ; Bunu bildiğim için kahvaltıyı değil uykuyu tercih ediyorum zaten.
BÜKRE; Bende ablam ile uyuyacağım babaanne. Uyanınca gideriz.
4 saat sonra...
MAVİ; Bükreeee hadi uyan Erkan abim bizi bekler.
BÜKRE; Tamam ablaa beş dakika daha nolur.
MAVİ; Tamam tosbağam. Ben giyiniyorum sende uyan beş dakika sonra gidelim.
Evden çıktık ve mezarlığa doğru yola koyulduk. Yol boyunca Erkan abimin bastığı her kaldırım taşının anısını hatırladım. Ölüm o kadar acı bir son ki kalanlar için tek yapabildiğimiz çaresizce göz yaşı dökmek. Özellikle insan gençliğinin baharında yirmidört yaşında ölüyor ise bu acının tarifi bile yok malesef. İçimdeki acılar yığını ile bu hayatta hala yaşayabiliyor olmam bile bir mucize. Arabada çaresizce iki damla göz yaşı düşürünce gözlerimden Bükrenin elimi tutması kaçınılmazdı tabiki. Yavaşça döndüm ve yüzündeki sevgi dolu gülümsemeyi gördüm. İçimi ısıtan bir gülüşü vardı Bükrenin kim bilir belki de bana benzediğindendir. Bükre benim bu berbat hayatımın içindeki tek iyi olan şeydi.
Sonunda mezarlığa gelmiştik. Arabadan indim ve ayaklarım geri geri gitsede kendimi toparlayıp yürümeye başladım. Mezarın başına geldiğimizde sadece mezar taşına bakıp içimden defalarca özür diledim...
MAVİ; Özür dilerim Abi çok özür dilerim bana nasihat ettiğin hiç birşeyi beceremedim özür dilerim.
İçimde büyük bir isyan vardı neden bu kadar erken gitmek zorundaydı sanki neden beni böyle yapayalnız bırakmıstı neden?
Vedalaştıktan sonra arabaya doğru hızlı hızlı yürümeye basladım kafamdaki bütün isyanım ve sorularımla. Bir anda gözüm bir mezara takıldı ve bütün öfkem isyanım yerle bir oldu. Daha üç yaşlarında bir çocuğun mezarıydı karşımda duran ve mezar taşına bırakılmış limonlu bir şeker vardı. İşte tam o an yıkılmıştım. Anladım ki acıdan büyük acılarda var bu hayatta isyan etmek boşuna. Bükre koşarak peşimden geldi.
BÜKRE; Abla ne oldu?
MAVİ; Bırsey yok Bükre sadece üzüldüm.
BÜKRE; Bende üzüldüm Abla ama o çok şanslı çünkü o bir melek.
MAVİ; Haklsn Bükre hadi binelim arabaya gidelim buradan.
Arabaya bindik ve başladık geldiğimiz yolu anılarımızı gömerek geri dönmeye. Müzik açmaya çalışırken abiminde çok sevdiği bir şarkıya denk gelmiştim...
"Eyvah ayrılığın yaresi bir hoş bir hoş, han sarhoş hancı sarhoş yolda yabancı sarhoş..."
Yol boyunca aynı şarkı ile eve gelmiştik sonunda. Bir kez daha yıkılan umutlarımı ve acılarımı alıp odama kapandım. Ee tabiki Bükrede peşimden geldi. On yaşında bir çocuğa anlatsam bile yaşadıklarımı yinede anlaşılmazdım . Bu benim yapıma ters zaten insanlar beni kolay anlamamalı yoksa anlamaya çalışmak yetmez bağlanmaya. Ben kaybetmekten korktukça kaybeder duruma gelmiştim. Yine kendim ile savaşırken telefonum çaldı...
SERGEN; Sıpaaaa nerdesin kacta buluşalım?
MAVİ; Bugün yapmasak olur mu?
SERGEN; Sıpaaa seni gebertirim bak hadi hazırlan mrydan da buluşalım.
MAVİ; Tamam sergen.
Üzerime montumu giyinip çıktım. Duraga indim otobüsü beklerken bir ses geldi...
ABDULLAH; Mavi nereye böyle acele hayırdır?
MAVİ; Sergen ile buluşacağım.
ABDULLAH; Sergen kim kızım !
MAVİ; Hayırdır ya sesini yükseltmeler falan ne oluyoruz?
ABDULLAH; Kusura bakma kıskandım mavi benide anla ne olur.
Sustum cevap vermedim bakışlarımdan anlayacağını sanmıştım. Meydanda indim ve Sergene sarıldım sonra Abdullahın bir anda Sergenin üzerine atladığını gördüm. Sinirlenmiştim ve sonuçları çok kötü olacaktı...
