"Selen, Jacob seni bekliyor aşağıda."
Ember odama gelmesiyle ona döndüm.
"Küpemi takamadım."
Ember yanıma gelerek elimde tuttuğum küpeleri aldı ve kulağıma dikkatlice taktı.
"Çok şık oldun."
"Çok teşekkür ederim."
"Fotoğraf makineni unutma."
Dedi yatağa koyduğum makineyi gösterirken.
"Asla."
Dedim gülerek.
"Biraz daha durursanız seni almadan gideceğim Selen."
Kapının önünde beliren Yakup ile ona baktım.
"Sana mecbur muyum? Ben yine giderim."
Dediğime güldü.
"O nasıl olacak? Yürüyerek mi gideceksin?"
Dalga geçtiği barizdi. Ben de dalga geçerek sırıttım.
"Benim atalarım, İstanbul için gemileri karadan yürüttü. Bana imkansızlıktan bahsetme."
Bak yine kabartmıştı benim milli duygularımı.
"O nasıl oldu?"
Dediğine kaşlarımı çattı.
"Ne kültürsüzlük bu. Olmaz böyle. Sana Türk tarihi anlatmak bana şart oldu."
"Çocuklar geç kalıyorsunuz."
Ember'in bizi bölmesiyle artık gerçekten geç kaldığımı fark edip Yakup'un yanına doğru yürüdüm.
"Hadi gidelim."
O da başını olumlu anlamda sallayıp evin çıkışına doğru yürüdük.
"Anne ben ne zaman Jacob gibi partilere gideceğim."
Kamuran'ın arkadan söylediği cümleye güldüm.
"Bacağımdan daha kısasın Cameron. Ne partisi?"
Yakup, her zamanki gibi yine Kamuran ile uğraşıyordu.
"Çocukla laf dalaşına girme."
Diyerek evden çıktım ve peşimden geldi.
Partiye gidesiye kadar ne o konuşmuştu ne de ben. Konuşmayı seven ben için zor dakikalardı.
Parti yerine gelmemizle heyecanla arabadan indim.
"Önden girme beni bekle."
Yakup'un arkadan gelen sesiyle derin bir nefes verdim ve yanıma ulaşmasını bekledim.
"İçerde zaten dağılmayacak mıyız? Niye bekledim şimdi seni."
"Seni arkadaşlarımla tanıştıracağım."
Gerçekten şimdi mi aklına düşmüştü?
"Niye şimdi?"
"Senin arkadaş grubundan pek haz etmiyorum da ondan. Yeni insanlarla tanışmış olursun."
Kurduğu cümleyle tersçe ona baktım.
"Pardon?"
"Pardon?"
Dedi beni taklit ederek.
"Siktirip gider misin Yakup?"
Dediğime cık cıkladı.
"Yakup yok. Jacob."
Dediğine dalga geçerek güldüm.
"İyi hatırlattın Yakup. Aklıma gelirse derim Yakup. Oldu mu Yakup?"
Diyerek cümlelerimi sıraladım ve ondan uzaklaşıp hızlı adımlarla mekana girdim.
Arkamdan geldiğini adımlarından duyabiliyordum ama umursamadan kendi arkadaşlarımı aradı gözlerim.
Ellie'yi görmemle yanına gittim.
"Başlamışsın"
Dedim elindeki fotoğraf makinesini gösterirken.
"Partinin ilk başladığı zamanlar güzel fotoğraf çıkıyor. Kalabalık olunca çıkan fotoğraflardan hoşlanmıyorum."
Dediğine olumlu anlamda kafa salladım.
Ellie ile birkaç insanın fotoğrafını çekerken diğerleri de gelmişti ve kendi aralarında sohbet ediyordu.
"Bu parti böyle sıkıcı mı ilerleyecek?"
Dedim oflayarak.
"Klasik parti. Her zaman böyle olur."
Dedi Aaron sıkıldığını belli eden tonla.
"Hocaların düzenlediği partiden ne beklersin."
Diye de eşlik etti Carson.
Aklıma gelen fikir ile sırıttım ve Aaron'ı dürttüm.
"Bana bir şey için yardım eder misin?"
Heyecanla aklıma gelen fikri ve yapmasını istediğim şeyi anlattım. Beni onaylamasıyla ayağa fırladım.
"Ben birkaç fotoğraf çekeceğim."
"Ben de yardım edeceğim."
Diyerek peşimden geldi Aaron.
Şimdiden çok heyecanlanmıştım.
Yavaşça DJ'in yanına gittim.
"İstek parça çalıyor musun?"
Dedim heyecanla.
"Hayır, sadece verilen parçaları çalıyorum."
"Karşılığında para veririm."
Dedim bir ümit kabul eder diye.
"Ucuza vermem ama."
"Kabul."
Dedim heyecanla.
Ona verdiğim parçayı çalmaya başlamasıyla Aaron ve ben sahneye çıkmıştık.
Verdiğim şarkı Pau-Sebastian'dı.
İzmir düğünlerinin vazgeçilmez şarkısı...
Beni sevecekmişş ha ha tabi ya
Çok sevecekmiş ha ha bi daha
Sebastian'a sordumm ha ha tabi ya
O da sevecekmiş ha ha bi daha
Aaron ona anlattığım gibi göbek atmaya başlayınca ben de göbek atıyordum.
Herkes dikkatlice bize bakarken Harvey gelip o da eşlik etmişti bize.
Seni seviyorum ha ha tabi ya
Çok seviyorumm ha ha bi daha
Sebastian'a sordum ha ha tabi ya
O da seviyormuşş ha ha bi daha
Harvey'in arkasından bizim tayfada gelmiş ve karşılıklı olarak göbek atıyorduk.
Hşşşttt baby ismin neydi?
Çok hoşuma gitti, kesin İzmirli
Az şekerli, çok geçerli
Benim de yarim kesin İzmir'li
Şarkı çalmaya devam ederken arkadan kulağıma doğru fısıldanmasıyla oraya döndüm.
"İzmirli. Şarkıyı hangi İzmirli açmış olabilir acaba."
Geçen yaptığımız sohbetten söz ediyordu Yakup.
"Karşıma geçte iki göbek atalım."
Yakup olumsuz anlamda kafa sallarken ona da göbek attırmıştım.
Kimse beceremediği için onun da çok göze batmamıştı becerememesi.
Kenarda oturmuş iki kız görmemle yanlarına gittim.
"Kızlar kalkın iki göbek atın. Valla hakkımı helal etmem."
Kendimi düğünlerde dansa kaldıran teyzeler gibi hissetmiştim.
Onları zorla dansa kaldırdıktan sonra çantamdan aldığım kağıt parayla Yakup'un yanına gittim.
Başında birkaç tur döndürüp DJ'ye verdim.
Benim yaptığım gibi de Aaron benim başımda döndürmüş ve DJ'ye vermişti. Böylelikle bizden gören herkes parayı birilerinin başında döndürüp DJ'ye verdiğinde şarkı parası da çıkmış oldu.