İçeriğe geç

Touchdown | Yarı texting

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Touchdown | Yarı texting

Bölüm 5

Bölüm 5

"Harvey, şaka mısın sen ya?"

Aaron'ın hayretle Harvey'e bakıyordu.

"Ne var ya?"

"Oğlum bir saat sonra işten ayrılmak ne demek?"

"Benden çalışmamı bekliyorlardı."

"Doğal olarak"

Diyerek Harvey'in sözünü tamamladım.

"Öyle deme Selen."

Ellie bana baktı gülerek.

"Onun olayı çalışmak değil. Kız bulmak."

"Ya ben bu işe girerken çok güzel bir kız çalışıyordu. Ben de o yüzden girdim fakat o işten çıktığı için beni işe almışlar."

Harvey'in konuşması hepimizi kahkahaya boğmuştu.

"Limonata içme işi yalan mı oldu?"

Harvey olumsuz anlamda kafa salladı.

"Limonata içmek için orada çalışmama gerek yok."

Hızlı adımlarla bizi çalıştığı limonatıcıya götürdü.

Biz de peşinden nereye giderse gidiyorduk.

Peşinden giderken bir an da durmasıyla arkasından giden Carson ona yapışmıştı.

Onların bu haline gülerken Harvey ona çarpmasından etkilenmemiş bir yere bakıyordu.

Baktığı yere döndüğümde limonata satan bir kız gördüm.

"Harvey, iyi misin?"

"Bu kız tekrar mı işe girmiş?"

Harvey'in sözünü tamamlamasıyla Aaron gözlerini devirdi.

"Harvey bugün tekrar limonata işine giriyor demek oluyor bu."

Aaron dalga geçerek güldü ve kıza doğru ilerledi.

Biz de limonata almak için Aaron'ın peşinden ilerledik.

Harvey arkamızda kaldı bir süre ve sonra arkamızdan geldi.

"5 tane limonata."

Dedi Carson hepimiz adına konuşarak.

"Sen işten çıkmamış mıydın?"

Dedi Harvey kendisini tutamayarak.

Kız, Harvey'e kaşlarını çatarak baktı.

"Hayır."

"Ama sabah yoktun?"

"Ben akşamları çalışıyorum."

Harvey duyduğu cümleyle omuzlarını düşürdü.

"Bana da sabah çalış dediler şerefşizler."

Kız, Harvey'i duymamıştı ve bizim limonatalarımızı uzatmıştı.

Elime aldığım soğuk limonata ile gülümsedim. Limonatayı çok seviyordum. Soğuk olanına bayılıyordum.

Limonatalarımızı alarak sahile doğru ilerledik.

"Matematik çalışmam gerekiyor."

Dedi Ellie derin bir nefes verirken.

"Son derste anlattığından bir şey anlamadım."

Dediğine hafifçe güldüm. O hiç yeni nesil soru görmemiş ki nereden bilsin.

"Ben çalıştırırım. Akşam bize gel."

Dediğim cümleyle Ellie gülerek bana baktı.

"Gerçekten mi? Sen anladın mı?"

"Türkiye'de daha zorlarını çözüyordum."

"Ay teşekkür ederim."

Ellie hızlıca yanıma gelerek bana sarıldı.

"Ne tatlı ortam."

Arkamdan gelen sesle oraya döndüm.

Yakup'un ne işi vardı be burada.

Carson, Yakup'un sesiyle dikleşti.

"Rahat ol ufaklık seni yemem." Dedi dalga geçerek.

"Yakup, ne oldu?"

Dediğime omuz silkti ve başını arkamızdaki ortamı gösterdi.

"Arkadaşlarımla buradaydık. Sen ve arkadaşların geldi."

Çokta memnun değilmiş gibiydi bu durumdan.

"Carson bak, Emmet orada."

Carson ile bilerek uğraşıyordu.

Göz ucuyla Emmet'e baktım. Ayağı alçıdaydı.

"Jacob yapma."

Dedi Carson üzgünce.

"Jacob defolur musun?"

Dedim ben de peşinden.

"Tabii, tabii defolurum."

Hızlıca bizden uzaklaşarak arkadaşlarının yanına geçti.

"Özür dilerim."

Dedim üzgünce.

"Selen özür dileme. Jacob genel olarak hep böyle. Alıştık biz."

"Bu piçle aynı evde yaşamak zorunda kalmak üzücü."

Jacob çok nazik davranıyordu bana evde... Bu yüzünü sadece yanımda arkadaşlarım varken görüyordum.

"Limonatanızı içiniz keyfinize bakınız."

Dedi Harvey ortamın havasını değiştirerek.

Aaron hızlıca yanıma gelip biten limonatama kendi limonatasını ekledi.

"Gerek yoktu."

"Limonatayı sevdiğin bariz belli."

Evet, gerçekten seviyordum.

"Geçen sene bu zamanı hatırlıyor musunuz?"

Dedi Ellie gülerek.

"Hatırlamaz mıyım? Ellie'nin fotoğraf makinesini kırmıştım."

Dedi Carson.

Dediğine kaşlarımı çattım.

"Nasıl yani?"

"Biz birbirimizden nefret ediyorduk."

"Gerçekten mi?"

Carson, Ellie ile kavgalarını anlatırken ben ise dehşet ile onlara bakıyordum.

"Nasıl bu kadar iyi oldunuz sonra?"

Dedim merakla.

"Ahh bebeğim benim halledemediğim konu yok."

Harvey araya girmesiyle güldüm.

"Yetenek abidesisin Harvey."

"Öyleyim, evet. Yalan söylemeyeceğim."

Havanın hafif kararmasıyla oturduğum yerden kalktım ve Yakuplara baktım göz ucuyla.

Çoktan gitmiş olduklarını fark ettim.

Hepimiz dağılmasıyla eve doğru gittim ve kapıyı açıp içeri geçtim.

Ev oldukça sessizdi.

Demek ki çoktan uyumuşlardır.

Yavaşça odama geçiyordum ki, yanımdaki odanın kapısı açıldı.

"Hoşgeldin."

Dedi alayla.

"Hoşbuldum."

Dedim onun gibi alayla.

Yavaşça bana yaklaştı.

"O arkadaşlarının yanında bana Yakup deme."

Dedi ciddi bir sesle.

"Öyle mi Yakup?"

"Öyle Selen."

"Özel de mi duymak istiyorsun Yakup?"

Dedim alayla.

Biraz daha yaklaştı bana ve hafifçe güldü.

"Güzel bir seçenek gibi duruyor Selen."

Dedi aynı alayla.

"Aptalsın."

Diyerek ondan uzaklaştım ve odamın kapısını açtım.

"İyi geceler Selen."

"Aptal."

Dedim ve kapımı kapatıp odama geçtim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.