İçeriğe geç

Toprak ve Yağmur

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Toprak ve Yağmur

Bölüm 3

3. Bölüm

Merih, arabayı apartmanın önünde park ettiğinde yağmur hâlâ yağıyordu. Yan koltuktaki kıza bir kez daha baktı. Başını yavaşça sallayıp kapıyı açtı. Sonra yolun diğer kapısını açtı, tereddütle kıza eğildi. Küçüktü. Hafifti. Sırtını kolunun altına aldı, dikkatlice kucağına yerleştirdi. Yağmur altında hızlı adımlarla apartmanın kapısını açtı. Merdivenleri sessizce çıktı. Evin kapısını omzuyla itti, içeri girdi. Loş bir salon, duvarlarda kitaplar, bir kanepe. Kızın ıslak saçları omzunu ıslatıyordu. Onu yavaşça kanepeye yatırdı. Üzerindeki montu çıkardı, ağırdı, sırılsıklamdı. Dizlerinin üzerine çöktü. “Bunu da mı çıkarsam?” dedi fısıltıyla. Elini kızın tişörtüne doğru uzattı... ama hemen geri çekti. Başını sağa sola salladı. “Hayır. Bu doğru değil. Rahatsız olursun...” Ayağa kalktı, bir battaniye aldı, onu dikkatlice üstüne örttü. Bir an kıza baktı. Kaşları çatılıydı, sanki uykusunda bile kaçıyordu bir şeylerden. Sesi alçaldı, neredeyse bir iç çekiş gibiydi: “Kimsin sen?” “Kaç yaşındasın? On altı mı? On yedi mi?” “Kimden kaçıyordun bu saatte, bu hâlde?” Sessizlik… Cevap yoktu. Merih yutkundu, kanepeye biraz uzağa oturdu. Dirseklerini dizlerine dayadı, başını ellerinin arasına aldı. “Umarım yarın her şeyi anlatırsın… çünkü artık bu işin geri dönüşü yok.” ___ Ev sessizdi. Yağmur durmuştu. Saat gece üçü gösteriyordu. Kanepe üzerindeki battaniye hafifçe kıpırdadı. Ardından bir mırıldanma duyuldu. Umay, gözlerini araladı. Tavan yabancıydı. Kokular, duvarlar, his… her şey yabancıydı. Panikle doğruldu. Üzerindeki battaniyeyi fırlattı. Gözleri odayı taradı. Karanlıkta zar zor seçtiği bir siluet vardı. Sandalyede biri oturuyordu. O da hemen doğruldu. Umay’ın sesi yükseldi: “Kimsin sen?! Burası neresi?! Beni neden buraya getirdin?! İmdat—!” Bir adım atmadan Merih hızla yanına geldi. Elini uzatıp Umay’ın ağzını kapattı. Diğer eliyle hızla kapıyı kilitledi. “Sus! Dinle beni! Kimse seni kaçırmadı!” diye fısıldadı sertçe. Umay çırpınmaya çalıştı ama Merih elini bırakmadı, sadece biraz yumuşattı. “Bak... arabanın önüne sen atladın. Yolun ortasına çıktın, kaçıyordun. Ben sana sert bile çarpmadım ama sen bayıldın! Ben seni zorla getirmedim, tamam mı? Sana bir şey yapmadım. Sadece… sadece yardım etmeye çalıştım.” Gözleri parlıyordu. Ciddiydi. Umay’ın gözleri dolmuştu. Elleri titriyordu ama çırpınmayı bıraktı. Merih yavaşça elini geri çekti. Bir süre birbirlerine bakakaldılar. Sessizlik… derin bir, nefes gibi. Sonra Merih kısık sesle tekrar konuştu: “İstersen hemen çıkıp gidebilirsin… ama nereye gideceksin?” Bir an durdu. “Kimden kaçıyordun bu kadar korkuyla?” Umay gözlerini kaçırdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.