İçeriğe geç

TİYATRO

Bölüm 2 · 2 dk okuma

TİYATRO

Bölüm 2

BİRİNCİ OYUNCU

Gözlerimi yavaşça araladığımda bembeyaz tavanla bakışmıştım. Burnuma gelen rahatsız edici koku hastane odasında olduğumu çok net belirtiyordu. Doktoru çağırmak için gittiğini belirten bir kadının sesi ve adımları kulağıma dolaşırken tavan ile olan bakışma kadrajıma giren hemşireyle irislerim onu takip etti. Elindeki iğneyle serumun içine ilaç enjekte edip bana döndü. Nasıl olduğumu sorarken elindeki tıbbi atık kutusuna attı. Kurumuş dudaklarım dile gelmiş olacak ki sorusuna cevap vermek yerine su istediğimi belirttim. Hemen getireceğini belirterek odadan ayrıldı.

Neden burada olduğumu sorgulamaya anca başlayan beynimin gözümün önüne getirdiği ilk görüntü ile beynimden vurulmuşa döndüm. Ölü adamın ruhu sanki bedenimin üstünden geçmiş gibi hissederek huzursuzca kıpırdandım. Ellerimden yardım alarak kalkmaya çalıştığımda yalnız olmadığım ve fark etmemiş olduğum bir adam, oturduğu yerden kalkıp bana yönelirken, onu ani bir şekilde fark etmemin verdiği korkuyla ellerimde topladığım gücü kaybedip yatakta tekrardan uzanır pozisyona geçmiştim. Şaşkınlığımın verdiği sersemlikle açılmış gözlerim onun hareketlerini takip ederken o da yatağın uzun kenarındaki korkuluğun üzerindeki kumandayı eline aldı. Bana dik dik bakarken kumandadaki düğmenin birine basarak sırtımı dikleştirdi. Bir psikopatmış gibi olan tavırları nedeniyle vücudumdaki tüylerim diken gibi hazır ola geçiyordu. Bana olan bakışlarını değiştirmeden elindeki kumandayı yatağın korkuluğuna geri yerleştirdi ve aniden korkuluğu aşağıya indirdi. İrkilen bedenime en sonunda konuşma emrini verebilen beynime karşılık olarak dudaklarımdan sadece: sen kimsin, cümlesi dökülmüştü.

Kollarını belinde kavuşturarak bana doğru eğildi. Hareketine karşılık sadece geriye doğru çekilmiştim. Olumsuz duygular içeren surat ifadeleri ilk kez gördüğüm bir şey değildi. Ama onun suratındaki ifade benim üzerimde bıraktığı etki tarif edilemeyen bir tırsmaydı ya da sadece gördüklerimin üzerine damarlarımda gezen ilaçların etkisi yüzünden oluşan aşırı bir tepkiydi.

"Asıl bu soruyu benim sormam gerekiyor."

Sesinin kalınlığı ve sert netliği ile iyice bedenimin gerilmesinde rol oynarken konuşmak için aralanan dudaklarımı kendi sözleriyle durdurdu.

"Yanlış zamanda yanlış yerde olan bir aptal mı, siktiğimin oyununun bir parçası mı? Hangisisin sen?"

Beynim konuşma emrini veriyordu ama aralanan dudaklarıma titreyen çenem engel oluyordu. Ses tellerimden çıkan ve dudaklarımla buluşup dışarıya çıkan tek şey ben kelimesinin kesintili tekrarlarıydı. Bedenimi iyice ondan çekip sırtımı yatağın diğer kenarındaki korkuluğa yaslarken hızla bir elini elini korkuluğa yerleştirdi ve beni iyice kısıtladı. Üzerime doğru biraz daha eğildi ve konuştu.

"Benimkisi başkasında, seninkisi benim elimde olan şey ne biliyor musun?"

Başımı hızla olumsuz anlamda sallarken sanki aramızda aman aman bir mesafe varmış gibi iyice yaklaştı. Özgürlük, dedi sert bir şekilde.

"Özgürlük, küçük fare. Tiyatro bitti deyinceye kadar; ben Arel Gümüş, 27 yaşında ve bilgisayar mühendisiyim. Sense 3 yıldır sevgilimsin, siktiğimin evini yatırım amaçlı 6 ay önce aldım. Evi kontrol etmek için uğradın ama anahtarları unuttuğun için o pencereden içeriye girdin ve adamı gördün sonrada korkudan bayıldın. Anladın mı? Eğer dediklerimin aksine bir şey söylersen, polislere seni kurtarmak için söylediğim yalanı ortaya çıkarırsan senin katil olduğunu söylerim. Ve öyle kanıtlar sunarım ki onlara ömrünü bir cezaevinde geçirirsin. Çok büyük bir oyuna dahil oldun. Ben olmadan hiç bir halt edemezsin. Anlıyor musun küçük fare?"

Bölüm sonu

1 yorum