“Görevinizi başarıyla tamamlayabileceğinizi düşünüyorum. Araştırdığıma göre daha önce daha zor görevlere kendi başınıza karışmışsınız bu görev size zırt gelir sırt gider yada öyle bir şeydi hatırlamıyorum.” Kısa bir an düşün Afet sonra kafasını iki yana sallayıp konuşmaya devam etti.
“Neyse gören iki gün sonra elbiseleriniz görev günü odanızda olur. Şimdi karargahı gezebilirsiniz keyfinize bakın Tilkiler.”
Hepimiz teşekkür ettikten sonra odadan çıktı.
Odadan çıkmasıyla Umay tekrardan bağırdı.
“Oleyy be artık kıyafetlerinizi ben dikmiyicem.”
Gözlerimi devirip odayı incelemeye başladım.
Oda çok büyüktü bir tarafta küçük bir eğitim sahası vardı.
Afet asıl eğitim sahısının karargahın içinde ortak olduğunu söylemişti
Bir taraftada Umay için çalışma alanı vardı.
Onun dışında tuvaleti ve RANZALAR.
Umayla ranzaları görünce aynı anda bağırdık.
“Üst taraf benim.” Sonra birbirimize bakıp gülmeye başladık.
İki tane duvara gömülü ranza vardı. Aslında kapsül otel gibiydi her yatağın yanında perdeler vardı ve yatağın olduğu ovuğun içide de ışık ve raflar vardı.
……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Bir saat sonra herkes yerleşmişti. Yatağımın yanındaki raflarda yaratığım raflardaki şaheserime bakıp gülümsedim.
Üst rafa en sevdiğim kitap serimi yan bir şekilde koyup üstüne figürümü koyup boş kalan yerine de bir figür koymuştum alt rafada okuma gözlüğümü kulaklığımı telefonumu ve eski grubumuzla olan resmimizi koymuştum.
Çerçeveyi elime aldım onları çok özlemiştim ama böyle olmak zorundaydı onlar bizim karşı olduğumuz kişilere çalışıyorlardı.
Naparsın işte kader.
Okulda bazen dokuz kişi dolaştığımız içi ismimiz aşirete ve sürüye çıkmıştı.
Gülümsedim.
O sırada aşıdan Işık bana bağrıyordu.
“Helin son kez soruyorum. Yemek yemeye gelecek misin gelmicek misin?”
“Off sanki açlıktan çatladın eşek götlü.”
“Hey benim götüm gayet güzel bir kere.”
Gülmeye başladım. Geriye doğru gerinip sırtımı kütletirken arkamda ki boşluğu unuttuğumu fark ettim ama artık çok geçti.
Düşerken ufak bir çığlık koptu dudaklarımdan.
Ama çok şükür ki beton yerine iki kaslı kola düştüm.
Işık imalı bir şekilde bana bakıyordu.
“Hala eşek götlümüyüm.”
Kollarının arasındayken ellimi çeneme götürüp konuşmaya başladım.
“Hımm bir düşüneyim. Evet, evet t hayla eşek götlüsün.”
“Peki.” Dedi ve bir anda beni tutmayı bırakıp kollarını geri çekti.
Götümün sert betonla birleşmesiyle ağızımdan hafif bir inilti çıktı ve ufak bir küfür çıktı.i
Işık kapıya doğru giderken kıkırdıyordu.
“Geliyor musun küçük Tilki.”
Ayağa kalkarken konuşuyordum.
“Sadece iki ay küçüğüm.”
“Yani sonuçta küçük müsüm küçüksün.” Gözlerimi devirip arkasından koşmaya başladım. Yanına gelince de durdum. Umaydan iki ay küçük olduğum için grubun en küçüğü ilan edilmiştim. Bazen hoşuma gitse de çoğunlukla sinir ediyordu.
“Umaylar yemekhanede bizi bekliyorlar. Filmlerdeki gibi yemek istediğin yemeği yapan robotlar varmış.”
Dediği şeyle bir anda ellerimizi birleştirerek gülerek etrafımızda dönmeye başladık.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
2 Gün Sonra (Görev Sabahı)
Umay’ın tiz çığlığı ile bir anda yataktan kalktım.
“Noluyor kötü adamlar mı geldi. Şahmeran mı çalınmış? Noldu Umay.” Diyerek sorularımı sıraladım.
“Gel ve gör Helin. Hem de hemen gel.”
Ranzandan atlayarak atölye doğru ilerledim. Gördüğüm kıyafetlerle Umay gibi bir çığlık atmam kaçınılmazdı. O kadar güzeldiki.
Elbisenin üstü korseydi ve omuzu düşük mavi tülden kısa kolları vardı. Beyaz korsenin altında beyaz olan ama mavi tüle bulanmış bir etek vardı. Etekte rahat koşabilmeme için hafif derin bir yırtmaç vardı. Ve Umay’ın gösterdiği özellikte bir olay anında elbisemin eteğini çıkartıp beyaz bir şortla yoluma devam edebiliyordum.
Umay hafifçe omuza vurdu. Ve bir elini belime sardı seni ilk defa kıskandığımısöylemem lazım.”
Bu dediğine hafifça kıkırdadım. Bizim seslerimize Işık ve Yankı da gelmişti.
“Kız Helin bu saçlar ne Frozendaki Annaya mı özendin?” diyip gülerken örgülerime vurmaya başladı.
“He Yankı anana özendim. Siktir git lan.” Diyip örgülerimi ondan ve onun ellerinden kurtardım.
O sırada Umay konuşmaya başladı. “Ve karşınızda son icatlarımdan biri.” Diyerek bir yelpaze gösterdi.
Bir dakika ne yelpaze mi?
“Yelpazeyi herhâlde götlerine sokucam Umay.”
Kafasını olumsuz anlamda salladı.
“Beni fazla hafife alıyorsun örgülü.” Yelpazeyi açarak konuşmaya devam etti.
“Bu gördüğün tüyler tüy gibi duruyorlar ama aslında sertler ve küçük hançerlerin tutma yerleri.
“Bak işte şimdi dikkatimi çekti.” Diyerek ellindeki yelpazeyi alıp incelemeye başladım.
Bu sırada o da Yankıya eşyasını anlatıyordu.
“Helin saçına topuz eklemen lazım topuzuna, topuz tokası gibi duran bir maymuncuk koyucaz.” Başımı salladım.
“Tilki maskeleriniz diğerlerinden biraz farklı ama balo temasına uyumlu. Şimdi tek yapmamız gereken hazırlanmak.”
“Ama önce yemek yiyip kahve içelim lütfen ben çok acıktım.” Diye konuştu Işık ağlama rolü yaparak.
Gülerek kafamızı salladık ve yemekhaneye doğru yol aldık.