İçeriğe geç

thorns of the grown |Yoonmin|

Bölüm 2 · 8 dk okuma

thorns of the grown |Yoonmin|

Bölüm 2

§ intikam §

Ponçiklerim elimden geldiğince her hafta bölüm atmaya çalışacağım Hem Yks hem de Derslerim ağır olduğu için(sayısal öğrenciyim) sadece hafta da bir bölüm atabiliyorum😭 Anlayışınıza sığınıyorum ve bölüme geçiyorum 🤩 ~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Bölüm 2: İntikam Ağaçların arasından bir hışırtı duyulmuştu. Lilaya çalan gözler keskin bir şekilde yeni sönmüş lamba ışığıyla kararan eve bakıyordu. Yüzünde anlamsız bir gülümseme vardı. İki gün önce dere de gördüğü bir alfa son derece omeganın dikkatini çekmişti. Bu geçen günler ve izlediği zamanlarda edindiği bilgiler son derece işine yaramış ve sonunda duaları kabul olmuş gibi tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bir alfa bulmuştu. İdeal tipi olması birlikte safkan alfa olduğunu belli eden kokusuna son derece çekilmişti. Düşündükçe bile tuhaf olurken arzularını artık bastıramıyordu. Bu alfa ya onun olacaktı ya onun olacaktı. Atlı arabasına doğru gitmeden önce ışığı sönmüş eve, son kez bakmış ve önüne dönerek ilerlemeye devam etmişti. Sonunda arabasına binen ikinci prensin nefesi sanki uzun bir yolu koşmuş gibi düzensiz iken sırtını koltuğa yaslamıştı.  Karşısındaki deltanın Keskin bakışları kendisini bulurken uzatmadan konuşmuştu. "Emin oldun mu?" Bununla ikinci prens heyecanla kafasını sallamış ve yaşadığı duygu patlaması ile kesik kesik konuşmuştu. "Kesinlikle eminim abi. O benim tam anlamıyla ideal tipim" Delta bu sözleri duyması ile istemsizce göz devirmiş ama çokta bir şey dememişti çünkü gözlerindeki bu ışıltıyı görmek onun için her şeye bedeldi. Tabi laf sokmadan da duramazdı. "Tıpkı son zamanda kullandığın üç alfa gibi mi?!" "Hayır onunla alakası yok Chase'in kokusu çok hafifti tıpkı bir beta gibiydi, Lukas'ın ise kokusu güçlü olsa da zayıf bir vücudu vardı beni kaldıramıyordu bile, Yuri'nin ise ölçüsü benim için yeterli değildi. Ama emin ol abi bu seferki alfa beklentilerimin hepsini karşılıyor" Delta duydukları ile nefes vermiş ve daha fazla bu konuyla konuşmak istemediğini beden dili ile anlatmıştı. Bu sırada ise delta; atların yelelerini tutan ve az önceki konuşulanlara kulak misafiri olduğu anlaşılan kızarmış yanakları ile betaya dönmüş ve tek bir söylemişti. "Yola çık!" Yarın uzun bir gün olacak diye içinde geçirdi. /Ertesi gün/ "Jimin yavrum ablana söylersin teressa hasta yarın derse gelemeyecek" Jimin'in gülümseyen yüzü düşerken hafif dudak büzmüştu. "Çok mu hasta?!" Jimin endişeli sesi ile konuşurken devam etmişti. "O zaman ablama söylerim sizin için sağlıklı birkaç bitki kaynatır" "Gerçekten mi! Eğer böyle bir şey yaparsınız çok müteşekkir olurum Jimin evladım" Jimin bununla sadece tebessüm etmekle kalmış ve işine kaldığı yerden devam etmişti. ••• /Jimin ağzından/ Birden etrafı büyük bir gürültü sarmıştı. At nalları sesi giderek yaklaşırken hepimiz birbirimize bakmıştık. Alfalar koruma iç güdüsü ile ailelerini arkasına alırken Ablamda bizim önümüze gelmiş ve babamı arkasına alırken babamda beni arkasına almıştı. Ne kadar sakinleşmeye çalışırsam çalışayım yine de içime bir korku düşmüştü. Muhafızların bakışları etrafta sertçe gezerken ister istemez yutkunmuş ve babamın elbisesini hafif tutarak sıkmıştım. Ablam olanları izlerken ellerini bir an olsun babamden çekmiyordu. Tekrar gürültü duyduğumuzda bakışlarımızı gürültünün kaynağına çevirmiştik. /Yazar ağzından/ Atlı arabadan tüm heybetiyle önce Delta Kral Min Yoongi onun ardından ise beyaz kürkü ile yavaşça ikinci prens Min Noah inmişti. Bununla etraftaki alfaların kanları çekilirken Min Noah alttan alta sırıtmıştı. Jeamen ikinci prensi görmesi ile hızla Eve'nin kolunu tutmuş ve arkasına almaya çalışmıştı. Jimin ise babasının arkasından olayları kavramaya çalışıyordu. Bu sırada delta gözlerini bu küçük kasabada ki genç alfalara dikmişti. Tam bu sırada ise omzuna Noah'ın hafifçe dokunup önüne geçtiğini fark etmişti. Gözleri direk olarak hedefi olan yeşil gözleri bulurken yavaşça o tarafa doğru yürümüştü, tabi peşinden kralın emriyle üç muhafız prensten iki adım uzakta olacak şekilde arkasından geliyorlardı. İkinci prens Eve'nin tarafına yaklaşırken alfalar o kadar uzaklaşıyorlardı. Jeamen ise ısrarları ile kızını arkasına almıştı. "Ama baba-" "Geri de dur!" Eve babasının gözlerinde gizlemeye çalıştığı endişe ve korkuyu ilk defa görürken başını hafif eğmişti. Bu sırada ise ikinci prens içkiye iyice yaklaşmış ve Jeamen ile göz göze gelmişti. Jeamen yumruklarını endişesini ve korkusunu gizlemek için sertçe sıkarken başını kaldırmış ve bakışlarını ikinci prense kararlılıkla dikmişti. İkinci prens bu bakışı beklemediğinden biraz afallasa da kısa süre de toparlamış ve yavaşça elini kaldırmıştı. Emri alan muhafızlar ise ellerinde tuttukları Keskin kılıçları kınından çıkararak Eve'nin omuzlarına yerleştirmişlerdi. Eve olduğu yerde dona kalırken  Jeamen sertçe konuşmuştu. "İzin vermiyorum kızımı almanıza! O benim yavrum" Noah sıkıldığını belli edercesine derin bir nefes vermiş ve bileğinde sakladığı hançeri çıkararak Jaemin'in boğazına dayamıştı. Eve bununla hızla bir adım atarken kılıçlar boynuna daha da yaklaşmış ve bununla yumruğunu sıkmıştı. "İzninizi alan olmadı, ben bir şeyi istersem alırım!" Noah'ın keyifle konuşmasıyla beraber bakışları muhafızlara gitmiş ve başı ile arkasını göstermişti. Bununla muhafızlar alfayı sertçe çekerek Noah'ın arkasına getirmeye çalışmışlardı. Alfa direnirken Jimin endişe ile konuşmuştu. "A-abla" Jimin Eve'yi tutmak için elini uzatacak iken boşta kalan muhafız hızla kılıcını Jimin'e doğru uzatmıştı. Jimin bununla korku ile nefes vermiş, Jaemin ise hızla onu arkasına almıştı. Havadaki aura ağırlaşırken çocuklar bundan rahatsız olmuş gibi ağlamaya başlamışlardı. "Öğretmenim- ühüğğğğ" Çocuklar ailelerinin kucağında ağlamaya başlarken öğretmenlerini bir daha görmeyecekleri korkusu içlerini kaplamıştı. "Baba" Jimin ise endişe ile babasının kolunu tutmuş ve yaşlı gözleri ile babasına bakmıştı. O zaman anlamıştı ki babası da onunla birlikte ağlıyordu ve en kötüsü ise ellerinden bir şey gelmiyordu. Noah alfanın zor bela önüne getirilmesi ile sırıtmış ve elindeki hançeri belirgin olan elmacık kemiğinde yavaşça gezdirmişti. "Çök" Alfanın keskin bakışları prenste gezerken Noah bu bakışlar ile daha fazla keyiflenmiş ve sertçe ayağını alfanın baldırına vurmuştu. Alfa hiçbir şey hissetmeyerek hâlâ ayakta aynı bakışlar ile dururken Noah'ın öfkesi yavaşça çıkmaya başlıyordu. Birden alfa dizine yediği bir başka gelen sert darbeye dayanamayarak bir dizinin üzerine çökmüştü. Evet bu kişi kral Yoongi idi. Aslında onun asıl amacı alfanin iyiliği içindi. Çünkü Noah'ı sinirlendirmek kendi kuyunu kazmaktan başka bir şey değildi. Tabi bunu izleyen diğer yeşil gözler bunu aynı şekilde görmüyordu. Noah alfanın dizini kırması ve boyundan ufak kalması ile sırıtmış ve alfanın çenesini sert bir şekilde kendine döndürmüştü. Yeşil gözler kendine öfke ve sinirle dönerken omega buna keyifle gülümsemiş ve alfanın gözleri ile aynı renkte olan kadife eldivenleri ile göz altındaki ufak beni yavaşça okşamıştı. Noah alfanın bu bakışlarını sevsede alfayı fazlasıyla cüretkar bularak favori hançerini tekrar çıkarmış ve alfanın şakağına dayamıştı. Şakağından elmacık kemiğine ince bir çizgi çekerken hafifçe sırıtmıştı. İşini bitirdiğinde çenesini bırakmış ve alfalara "götürün" dercesine başını sallamıştı. Bunu gören muhafızlar alfanın omuzlarından tutmuş ve onu dikkatlice getirdikleri zindana koymuşlardı. İkinci prensin gitmeyip hâlâ burada durması herkesi tedirgin ediyordu. Dedikoduya göre ikinci prens her zaman, tek bir alfa alırdı. Noah hançerdeki kanı yavaşça silerken, az önceki aileye doğru da yavaşça yaklaşıyordu. Bunu yaparken bilerekten yaşlı omeganın gözlerine bakıyor ve onun bakışlarındaki duyguları ölçmeye çalışıyordu. Sonunda aralarında beş adımlık bir mesafe bırakırken hiç kimsenin beklemediği bir şekilde hançeri Jimin'in boğazına doğru uzatmıştı. "Yüzün de güzelmiş" Jeamen daha fazla dayanamayarak hançeri sertçe tutup kendine doğru çekmişti. Eli kesilip kanı yavaşça akıp yere damlarken yaşlı baba bunu umursamamış ve konuşmaya başlamıştı. "Lütfen burayı artık terk edin majesteleri, alacağınızı aldığınıza göre bizi artık rahat bırakın!" Jeamen titreyen sesini bastırmaya çalışarak yaptığı konuşmayla gözlerinden iki damla yaş düşmüştü. Yaşlı omega Her ne kadar istemese de kızını alıkoymuşlar ve bunu kabul etmek zorunda kalmıştı. Şimdilik tek umudu ikinci prensin bir an önce kızından sıkılması ve onu serbest bırakmasıydı. İllaki bir gün Eve'den sıkılırdı değil mi? Noah'a ise bu konuşma zafer gibi gelmişti ve bununla arkasında sakladığı güzel omegaya bakmıştı. Gözleri ile alfaya çok benzeyen yüzüne bakmış ve arkasını dönmüştü. Yalan söyleyemezdi içinden 'acaba onu da alıkoysam' diye düşündüğü de olmuştu. Alfanın olduğu taraftaki at arabasına doğru yürürken boynu bükük ve yanakları nemli olan bir omega dikkatini çekmiş ama çokta dikkat etmeyerek arabaya binmişti. Alfalar omeganın uzaklaşması ile yavaşça rahatlarlarken Delta Yoongi'de son olarak Jimin ve Babası Jaemin'e bakmış ve arabasına binmişti Jimin hemen kendine gelirken yaşlı omega dayanamayarak dizlerinin üzerine çökmüş ve o güçlü durmaya çalıştığı yüzünü çıkararak ağlamaya başlamıştı. "Baba"Jimin titreyen sesini sabit tutmaya çalışarak babasını kollarının arasına alırken yaşlı omega başını olumsuz anlamda sallayarak yüzünü Jimin'in göğsüne gömmüştü. "Eve'yi bizden aldılar Jimin *hıck* k-kızımı aldılar bendenn" Jimin babasına daha sıkı sarılırken yaşlı gözlerini atlı arabada oturan deltaya dikmişti. Tüm öfkesini ondan çıkarmak ister gibi... Delta ise bu bakışları hissetmiş gibi arkasına bakmış bununla da iki duygu yüklü ela gözle karşılaşmıştı. Jimin'in takındığı yüz ifadesi ve gözleri o an için deltanın içini bir hoş ederken tekrar önüne dönmüştü. Normalde olsa böyle bir bakışa asla acımazdı ama ailenin tek alfasını ellerinden almak onları yeterince güçsüz yapmakla beraber duygusal bir çöküşe sürükleyeceğinden dolayı bir şey dememeyi seçmişti. O an ise Jimin'in zihninden acıyla beraber tek bir şey yankılanıyordu. 'intikam almak' Eve'nin bir bacağını kırdıkları gibi onlarında bir bacağını kırmak istiyordu. Eve'ye içerdikleri ilaç yüzünden uyuya kalması ve yüzünde acı çektiği belli olan acı dolu ifadeden dolayı onları öldürmek istiyordu. Jimin öfke ile bakmaya devam ederken Hoseok'un sesi ile bakışlarını babasına çevirmişti. "Jimin Jeamen amca!" Jimin bununla fark etmişti ki kucağında tuttuğu babasının gözleri kapalıydı. Ne zaman gözlerini kapatmıştı? Nefes alıyor muydu? Jimin korkuyla babasının omuzlarını tutarken korkuyla Hoseok'a bakmıştı. ••• "Ha-!" Noah alfanın kızarmış yanaklı suratını yavaşça yukarı kaldırırken sırıtmıştı. Dudağının kenarından salyası ince bir çizgi halinde çenesine doğru akarken alfanın kokusu daha da ağırlaşmış ve odayı doldurmuştu. Bununla Noah'ın gözleri daha da parlamış ayakları yerden kesilir gibi olmuştu. "Hekim Oh'un ilaçları fazlasıyla işe yarıyor" Eve'nin çenesini nazikçe okşarken dudaklarını alfanın boynuna bastırmış ve kulağına doğru fısıldamıştı. "Değil mi benim vahşi kediciğim" Bunları söylerken yavaşça alfanın kucağına oturmuş ve ellerini alfanın arkasına bağlamış olduğu ellerine götürmüştü. Nasırlı elleri yavaşça okşarken şehvetle yutkunmuştu. "Eğlenmeye hazır mısın benim minik kediciğim" alfa kendini tutmakta zorlanırken başını yorgunca omeganın omzuna koymuştu. Bu duyguları ilk kez yaşadığından nasıl tepki verip ne yapacağını bilmiyordu sadece bu rahatsız edici histen bir an önce kurtulmak istiyordu. Prensin yaban mersinini andıran kokusu burnuna gelirken dişlerini dudağına geçirmiş ve kendini yanlış bir şey yapmamak için sıkmıştı. Bununla omega sırıtmış ve boynuna gözükecek ve iz kalacak şekilde ısırmıştı.  Beyaz teninde de çok net gözüküyordu eserleri. "Kendini sıkmana gerek yok kediciğim gecemiz uzun" Noah bu beyaz tuvali süslemek için oldukça heyecanlıydı. Devam Edecek... Kısa oldu biliyorum ama diğer bölüme başka türlü başlayacağım için burada bitireyim dedim🥺

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.