İçeriğe geç

The White Tiger

Bölüm 9 · 5 dk okuma

The White Tiger

Bölüm 9

Temas etmek yasak

İyi Okumalar 🦋

_______________

~Seungmin~

C: "Bu gerçek mi?"

Chan, sorusunu soralı dakikalar geçmişti, lakin hala dolu gözlerim, aralık dudaklarımla ona bakıyordum. Ben okuduklarımı sindirmeye çalışırken, o bir mektubu, bir de beni kontrol ediyordu.

C: "Seungmin?"

Adımı söylediğinde, sanki adımın söylenmesi garip bir şeymiş gibi bakışlarımı onun maviye dönen gözlerine çevirdim.

Biz kurtların aksine, kaplanlar daha hayvan formlarına bağlı türler oldukları için göz renkleri hızlı değiliyordu. Bir kaplan bebek doğurabileceğim gerçeği yüzüme tekrar çarptığında, elimi sıkışan göğsüme bastırarak kendimi koltuğa bıraktım.

Aniden, benim oturmamı bekliyormuş gibi Chan, bacaklarımın önünde dizlerinin üzerine çökmüştü. Artık öyle bir durumdaydım ki, duygularım mimiklerime yansımıyordu.

Dudaklarım tekrar şokla aralandığında, Chan'ın büyük ellerinin sıcaklığını dizlerimde hissettim. Ama gözlerim onun dokunuşuna kaymadı.. kayamadı.

Çünkü bakışlarım, Chan'in karnıma bakan gözlerindeydi. Eğer sessizce gelip bu mektubu görmüş olmasaydı, ona anlatır mıydım bilmiyordum.

C: "Bebeğimiz olabilir mi?"

Onun sorusunu dahi bitirmesine izin vermeden başımı hayır anlamında salladım. Bu gerçekle daha kendim yüzleşememiştim maalesef. Elinde tuttuğu mektubu hızla ondan alarak, önümde diz çökmüş olmasını umursamadan ayağa kalktım, ardıma bile bakmadan kulübeden çıkarak eve doğru koştum.

Eğer tüm bu olanları sakin kafayla kendi beynimde tartarak düşünmezsem, asla hiçbir şeyi anlamlandıramazdım. Biraz zamana ihtiyacım vardı.

...

Elimdeki kağıt parçasını yastığımın altına koyarak odadan çıktım. Gece uykusuzluktan bayılana kadar mektubu defalarca okumuştum.

Sabah uyandığımda da ilk baktığım şey artık ezberlediğim satırlar olmuştu. Kendim hakkımda yeni hir şey öyrenmek garipti.

Önce hayatın yıkılacakmış gibi hissediyorsun, gittiğin her yer sana sıkışık, aldığın her nefes yetersiz geliyor.

Ama sadece ilk birkaç saat böyle oluyor. Sonra yalnız kalıp sakinleştikten ve her şeyi yavaş yavaş anladıktan sonra bu kadar gerilecek bir şeyin olmadığını anlıyorsun.

İlk başta gerçekten okuduğum her satır, omzularıma yeni bir ağırlık kondurmuştu. Ama gece boyunca sakince düşünmek, aslında kötü bir şey olmadığının farkına varmama yardım etmişti.

Gece geç uyuduğum için, sabah ilk kez geç kalkmıştım. Normalde hep erkende kalkar ve sağlık ocağında babama yardıma, bazen de tarlada anneme yardıma giderdim.

Ama evdeki sessizliğe bakışırsa bugün fazlasıyla geç uyandığım için yalnız kalmıştım. Kendimi pek aç hissetmediğim için evdeki işlerimi bitirir bitirmez, sağlık ocağına dığru yola koyuldum.

Babam bu sürünün sadece lideri değil, aynı zamanda hekimi ve şifacısıydı. Babam her ne kadar annemin çalışıp, yorulmasını istemese de, bu sürüde her bitki tohumundan ve yetiştirilme özelliklerinden anlayan nadir kişilerdendi annem. Bu yüzden tarlada diğerlerine yardıma gidiyordu her gün.

Ben ise, babamın ve annemin isteği üzerine, babamla birlikte çalışıyordum işi az da olsa öğrenmek için.

"Bandajlar en fazla 12 saat durmalı. Daha fazla kalırsa enfeksiyon kaparsın!"

Daha hekim kulübesinin kapısını açmadan babamın gür sesini duyduğumda kimle konuştuğunu anlamam pek de zor olmamıştı aslında.

İstemsizce sırıtarak kapıyı hızla açtım ve birbirine girmiş ikiliye baktım. Babam Chan'ın tek kolunu sıkıca tutarken, Chan da diğer eliyle, babamın makas tutan elini sıkıca tutuyordu.

Bakışlar benim üzerime kaydığında dudaklarımı sertçe birbirine bastırarak hemen mimiklerimi toparladım ve kaşlarımı çattım burada olanları anlamaya çalışır bir şekilde.

Lakin.. Chan bana o kadar garip bakıyordu ki gözlerimi onun gözlerinde uzun süre tutamadan, bakışlarımı babama çevirdim.

"En az Sijae kadar inatçı! Kendi bildiğini okuyan birisi! Ne halin varsa gör!"

Babam asla bağırarak konuşan birisi değildi. Kızdığında sesinin tonundaki ağırlık ve kararlılık, karşısındakini korkutmaya yetiyordu zaten.

Chan ise babamın bu halini aldırmıyormuş gibi hala gözlerini üzerime kenetlemiş bir şekilde duruyordu. Babam sinirle ellerini ondan kurtararak makası demir tepsiye fırlatmış ve elinin tersiyle alnını silerek ilaç odasına doğru geçmişti.

S: "Ne oluyor burada?"

C: "Temas sevmiyorum"

Chan, her zaman olduğu gibi yine net ve anlaması oldukça güç olan kısa cümlesini kurduğunde iç geçirdim. Masade duran steril ilaç tepsisine baktığımda olayları anlamam zor olmamıştı.

Babam, Chan'ın yarasına pasuman yapmaya çalışmış anlaşılan ama Chan buna izin vermemiş. Sijae de aynı öyleydi. Babamın asla onu muayene etmesine izin vermezdi. Kaplanlar başka türlerden temas sevmeyen varlıklardı.

Başımı, anladığımı belli eder bir şekilde sallayarak Chan'a doğru adımladım ve sandalyeyi çekerek oturdum. Benden gelecek temasa hayır demeyeceğini biliyordum.

S: "Otur"

Sanki emir almış gibi hızla sandalyeyi çekip, karşıma oturduğunda gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

S: "Zaten yeterince enfeksiyon kapmış durumdasın. Yaranı temiz tutmazsak etinde çürümeler oluşa bilir."

Açıklamamı yaptıktan sonra babamın tepsiye bıraktığı makası almadan önce elime temiz eldivenler giyindim ve makası alarak yine bana mavi mavi olmuş gözleriyle bakan kaplana baktım.

Gözlerimiz kesiştiğinde hemen başını onaylar anlamda sallamıştı. Bunu "evet" olarak kabul ettiğim için dikkatlice bir kenardan sargıyı makas yatdımıyla kestim ve yavaşça çekerek vücuduna sarılmış sargıyı çıkarmıştım.

Bunu yapmam tekrar karşımda ne kadar güçlü bir türün olduğunun farkına varmama neden olmuştu. Kast ettiğim şey vücudunun her yerinde kendini belli eden kasları değildi. Tabii ki o da vardı ama dün ölümcül denebilecek şekilde derin olan yara bugün on kat daha iyileşmiş durumdaydı. Onun gücü hafife alınamayacak derecede çoktu.

Benim yüzümdeki şaşırmayı görmüş olacak ki kendisi de başını önüne eğerek göğsüne bakmış, sonra tekrar bakışlarını bana çevirmişti.

Mavi gözleri, yüzümün her noktasında hızla geziniyor, irisleri durmadan oynayarak suratımı karış karış inceliyordu.

En önemlisi de neydi biliyor musunuz.. gözlerimi, gözlerinden alamıyordum. Mavi irisleri beni deniz misali kendisine çekiyordu ve asla kopamıyordum, uzaklaşamıyordum.

Aniden yanağımda hissettiğim dokunuşla duraksayarak dudaklarımı birbirine bastırdım. Yanağıma dokunan iki parmağı usulca yüzümde yukarı tırmanarak gözümün kenarını okşamıştı.

Parmakları fazla sıcaktı, teni çok sıcaktı. Bir kaplan için normaldi aslında. Dün neden üşümediğini şimdi tekrar anlamıştım.

Sıcak parmaklarından uzaklaşmak adına başımı geriye çekerek, kendimi sinirli göstermek için kaşlarımı çattım.

S: "Temas etmek yasak"

Çok yanlış bir şey yapmış gibi bakışlarını, az önce yüzüme temas eden parmaklarına indirmişti. Sonra ise bakışlarını tekrar yüzüme çıkararak başını onaylar anlamda sallamıştı.

C: "Gece neden kaçtığını sormak da yasak mı?"

Lanet olası sesi neden bu kadar etkileyiciydi ki?

S: "Kaçmadım"

C: "O zaman soruma niye cevap vermedin?"

Çünkü ne cevap vereceğimi bilmiyordum.. ama bunu ona açıklayamazdım. Bu yüzden tekrar susmayı seçerek, şişede duran steril suyu ve gazlı bezi alarak işe koyuldum.

Bezi suyla ıslatarak göğsündeki yarayı hızlıca, ama onu incitmeyecek şekilde temizledim. Ne kadar iyileşmiş olsa da hala bandajla sarmak daha mantıklıydı.

Bu yüzden yeni bandaj almak için ayağa kalkıp, dolaba doğru adımladım. Arkamda hissettiğim sandalye tıkırtısuyla anlamıştım ayağa kalkıp peşimden geldiğini. Sanki bana iple bağlanmış gibiydi. Arkama döndüğüm an dibimde belireceğini bildiğim için arkama dönmeden öylece dolapla bakışmaya devam ettim.

C: "Beni Sijae'nin mektupta yazdığı tepeye götürür müsün? Belki ben de sürüyle iletişim kurabilirim"

Tahmin ettiğim gibi sesi tam dibimde geliyordu ve yine tahmin ettiğim gibi, gece sessizce arkamda dikilerek tüm mektubu okumuştu.

Başımı onaylar anlamda sallamakla yetindim sadece. Onu istediği yere götürecektim. Sanırım artık istesem de ondan uzak kalamayacaktım..

_________________

Kesinlikle bağları bebek üzerine değil. Çok derin ve farklı bir mesele var. Bu kadar basit olmasını istemedim.

Bebek üzerine değil de birbirlerine karşı hissettikleri duygular üzerine şappadanak aşık olacaklar 😋😋😋

Bölüm sonu

4 yorum