İçeriğe geç

The White Tiger

Bölüm 27 · 5 dk okuma

The White Tiger

Bölüm 27

Geçici yuva

İyi Okumalar 🦋

________________

~Seungmin~

Bolca uyumanın verdiği enerjiyle açmıştım gözlerimi. Uykudan uyanamamanın verdiği yorgunluk ve bitkinlik yoktu üzerimde.

Bu yüzden gözlerimi açar açmaz gerinmek için kollarımı kaldırdım lakin belime sıkıca sarılan kollar kıpırdamama izin vermemişti.

Kimin kollarının arasında okduğumu bildiğim için kocaman gülümseyerek başımı yastığa geri yasladım. Böyle giderse günlerce huzurla uyuya bilirdim.

Hatta geceleri uyumayan kaplanım bile şu an mışıl mışıl uyuyordu. Aldığı huzurlu nefeslerin saçıma çarptırdığı sıcaklığı hissediyordum.

Kıpırdanarak kollarının arasından çıkmaya çalıştığımda, çıplak tenimde hissettiğim sıkı dokunuşlarla duraksadım. Beni tekrar kendisine doğru yapıştırmıştı kalkmamam için.

Ve komik tarafı da şuydu ki, belime sarılı olan kolları, gece sinsice kazağımın içine dalmıştı analışlan. Bana yaptığı temas yetmediği için, parmaklarıyla çıplak tenimi sarıyordu sıkıca.

S: "Chan.."

Usulca ismini fısıldadığımda, kalın sesiyle mırıldanarak beni kendisine doğru biraz daha bastırmıştı. Artık sarılma evresini geçmiştik, kemiklerimi kırmak üzereydi.

Karnıma sarılan ellerinin üzerine sardım ellerimi ve resmen birbirine kenetlediği parmaklarını zorla ayırarak kollarının arasından çıkmayı başarmıştım.

Dağılmış saçlarıyla, hala yatakta uyumaya devam eden bedene baktım. Yan yattığı için çok komik gözüküyordu. Omuzları o kadar genişti ki, başının yastığa rahat temas etmesine izin vermiyordu.

Bu haline kıkırdayarak üzerinden sıyrılan yorganı düzelttim ve yataktan kalktım işlerimi halletmek için. İyi bir uyku çekmek, beni kendime getirmişti resmen.

...

C: "Yeni doğmuş bebekler çok sık mı uyur?"

Zorla yatağından kaldırıp, kahvaltı masasına kadar sürüklemeyi başardığım sevgilim, kahvesini yudumlayarak kalın sesiyle konuşmuştu. Sesinin bu halini duymak, tüylerimi diken diken ediyordu.

S: "Neden soruyorsun ki?"

Sadece kahveyle yetinen Chan'ın aksine ben masada bulduğum her kahvaltılıktan ağzıma biraz tıkıştırarak konuşmaya çalışıyordum.

Resmen şu iki günde evli çiftler gibi olmuştuk. Aniden kendimi Chan'ın evine yerleştirmiştim ve açıkçası aileme karşı yaşadığım kırgınlık yüzünden eve gitmek istemiyordum.

C: "Bebek acaba uyuyor mudur? Görmeye gidebilir miyiz?"

Amacının ne olduğunu daha şimdi anladığımda kocaman gülümseyerek başımı onaylar anlamda salladım. Muhtemelen onlar için kalacak bir yer ayarlayana kadar sağlık ocağında kalacaklardı.

Her ne kadar babama kızgın olsam da oraya gitmek zorunda olduğumu biliyordum. Sonsuza kadar kaçamazdım. Hem Chan bebeği tekrar görmek için bu kadar hevesliyken..

S: "Yeni doğmuş bebekler günün neredeyse 20 saati uyurlar. Ama bu onları sevemeyeceğimiz anlamına gelmez"

Chan, dediklerimi duyar duymaz bardağındaki kahveyi tek nefeste bitirmiş ve hızla ayağa kalkarak bana uzatmıştı elini.

C: "Gidip biraz sevelim o zaman"

...

Daha dün bebeği kucağına almaya korkan sevgilim, şimdi sağlık ocağına girer girmez, annesinin yanında beşikte yatan miniği kendisi kollarının arasına almıştı.

"Sizin sayenizde güvenli ve sıcak bir yuvamız var"

Kadın, kısılmış sesiyle konuştuğunda, kucağındaki bebeği seven sevgilimi izlemeyi bırakarak ona doğru döndüm. Yorgun olduğu çok belliydi ama yüzünde gülücükler çiçek açıyordu.

S: "Yeni sürünüze hoş geldiniz"

Kocaman gülümseyerek kadına cevap verdiğimde arkamda duyduğum sesle irkilerek oraya dönmüş ve kapı kenarına omzunu yaslayarak bize bakan bedene baktım.

"Geçici yuva diyelim. Yakında sürüyü geri bir araya toplaya biliriz"

Otuzlu yaşlarında, yeni baba olan kaplan elbet bizden daha bilgiliydi. Ama yine de onun sesini duyduğumda geriliyordum. Bu yüzden kendim bile farkında olmadan, kucağında bebeği sallayan Chan'a doğru yaklaşmıştım.

"Sen bunu yapabilirsin. Kanında güçlü bir bağ var. Öyle ki eşimle saklanarak geçirdiğim hayatımıza son vererek buraya geldik. Sen, tüm kaplanlara ulaşabilirsin"

Omzularıma binen ağırlıkla istemsizce kalp atışlarım hızlanmıştı. Normalde olsa hemen şimdi ona cevap verir, sorular sorardım ama sanki bir anlık kendimi savunmasız hissetmiştim.

Aniden belime sarılan sıcak dokunuşları hissettiğimde derin bir nefes aldım. Chan ne ara bebeği beşiğe bırakıp beni kendisine doğru çekmişti anlamamıştım bile.

C: "Tüm sorumluluğu onun omuzlarına yükleyemeyiz. Önce bizim ulaşmamız gerekir diğerlerine"

Adam başını hayır anlamında sallayarak birkaç adım bana doğru yaklaştığında, kendimi biraz daha sokuşturdum Chan'ın kaslı kolunun altına.

"Biz eski kan değiliz. Sürü bağımız bu kadar güçlü değil. Ama Seungmin'in kanı çok güçlü. Sanki bir Kaplan soyundan geliyormuş gibi güçlü bağı var. Tüm kaplanları bir araya toplayabilecek birisi varsa bu kişi sensin"

"Öncelikle Seungmin'e sorman gerekir. Bunu yapmayı istiyorsa yapar. İstemiyorsa onu zorlayamazsınız"

Annemin sesini duyduğumda kalbim daha da hızlanmıştı. Başımı yana doğru eğerek kaplanın arkasında gözüken annemi gördüğümde gözlerim doldu. Dün onunla hiç konuşamadan Chan'ın yanına gitmiştim. Annem de benimle konuşmak için gelmemişti. Çünkü böyle anlarda yalnız kalmak istediğimi biliyordu.

İri bedenin arkasından çıkarak onun yanında dikildiğinde gözleri benim ve Chan'ın üzerinde geziniyordu. Annem tanıdığım en güçlü Alfa kadındı.

"Seungmin bir kurt ve bunu yapmak da isteye bilir, istemeye de bilir. Bir anda tüm sorumlulukları oğlumun üzerine yıkmadan önce ona sormanız gerekir"

Beni koruyarak korkusuzca konuştuğunda gülümseyerek dolu gözlerimi kırpıştırdım. Annemin geçmişini bilmek beni daha da duygusallaştırmıştı sanki.

"Şu an oğlunuzun var oluşunu bir kaplana borçlusunuz. Bence Seungmin hayatta olmanın karşılığı olarak sürümüzü tekrar bir araya getirmeli"

Anlaşılan dün konuşulanlar sadece babamla benim aramda kalmamıştı. Kaplanların duyma yeteneklerini göz önünde bulunduramamıştık konuştuğumuzda.

Adam belki biraz kaba konuşuyordu ama söyledikleri yalan değildi. Bu iyliği borçlu olduğum için yapmayacaktım ama ben.. çünkü bu iyliği yapmak için başka önemli nedenlerim vardı.

Kaşlarımı çatarak karşısındakileri izleyen sevgilime doğru biraz daha sokuldum ve sıcaklığının tüm vücudumu sarmasına izin verdim.

S: "Yapacağım.. ama borçlu olduğum için değil. Sevdiğim adam için yapacağım. Sadece onun için.."

Belimi saran parmaklar daha da sıkılaştığında dudaklarımı birbirine bastırarak gülümsedim. Cesaretle konuşmuştum ama başımı kaldırıp Chan'ın yüzüne bakamıyordum. Birazcık utanmıştım sanırım.

"Neden değil sonuç bizim için önemli. Sürümüzü tekrar kazanmamız için son şansımız bu"

Aniden annem adamın sözünü bitirmesine bile izin vermeden bana doğru adımlamış ve elimi sıkıca tutarak beni Chan'dan uzaklaştırmıştı.

"Konuşalım biraz"

Beni odanın dışına doğru çekiştirdiğinde onun adımlarına ayak uydurdum. Boş odalardan birine girerek kapıyı kapatmıştı. Ama kaplanların yine de bizi duyacağını biliyordum.

"Bebeğim..."

Hemen bana sarıldığında, sıkıca kollarımı ona sardım. Durmadan saçlarıma öpücük konduruyordu. Kendimi telrar bebek gibi hissetmiştim.

"Biz sana veya başkasına asla kötülük yapacak kararlar vermedik. Babanı da anla bebeğim. Seni çok seviyoruz. Çocuğun olduğunda bizi daha iyi anlayacaksın. Onun için her şeyi yapmaya hazır olacaksın. Küsme veya kızma bize tamam mı?"

Başımı onaylar anlamda sallayarak dolu gözlerimi kırpıştırdım. Onları bu kadar çok seviyorken nasıl küs kalabilirdim ki.

"İnanamıyorum benim inatçı keçim ağlıyor mu?"

Annem alaycı sesiyle konuşarak yanaklarımı sıktığında, gözlerimde biriktirdiğim yaşların akmasına izin verdim. Ağlayasım gelmişti işte. Asla ağlayan birisi değildim. Bu yüzden annem de şok olmuştu.

S: "Sizi çok seviyorum ben. Ama Chan'ı da çok seviyorum anne. Lütfen babam da sen de ilişkimize izin verin"

Gözlerinden akan yaşları hızlıca silerek gülümsemişti. Ben neden bu kadar duygusaldım ki..

"Aşkın önünde kim durabilmiş ki senin odun baban da dursun. Hah! Hiç romantik değil o adam. Aşktan ne anlar ki. Boşver sen onun dediklerini. Ağlama minik bebeğim"

___________________

Geçiş bölümü..

Tüm sorunlar çözüldü mü? Yoksa yeni minik bir sorunumuz mu oluşacak? ☺️🥭

Bölüm sonu

4 yorum