İçeriğe geç

The White Tiger

Bölüm 25 · 6 dk okuma

The White Tiger

Bölüm 25

Kan

İyi Okumalar 🦋

NOT: Hayatları boyunca yaoi okumayıp, düğümün ne olduğunu bilmeyenler varmış ben şokiletta. Düğüm nedir arkadaşlar? İki tarafın da kontrolü dışında gerçekleşiyor genellikle. Çavuş bir anda daha şişip, büyüyor ve gariban ukenin rahminde sıkışıp kalıyor. Seme boşalmayınca istese de ukenin içinden çıkamıyor. Boşaldığında da direkt en derinlere boşaldığı için de hamile kalma şansı artıyor. Bu kadar dersimiz bitmiştir. Bölümü okuyun.

________________

~Seungmin~

S: "Baba meşgul müsün?"

Odaya girmeden ona seslendiğimde, elinde tuttuğu ilaçları masaya bırakarak bana doğru dönmüştü. Ardından yatakta yorgunluktan uyuyan bedene bakmıştı.

"Müsaitim"

Fısıldayarak konuştuğunda, yeni doğum yapan anneyi rahatsız etmek istemediğini anlamıştım. Bu yüzden odadan çıkarak ilaç odasına doğru adımladım. Peşimden geldiğini biliyordum.

Benim ardımdan odaya girerek kapıyı ardından kapattığında derin bir nefes aldım. Nereden başlayacağımı bilemiyordum ama benim konuşmama izin vermeden kendisi başlamıştı bile.

"Gece neredeydin?"

Bir şey demeden gözlerimi kaçırdım sadece. Gerçeği söyleyemezdim ama yalan söyleyecek kadar da korkak değildim.

"Sana ondan uzak durmanı söylememe rağmen hala onun dibindesin!"

Bana sesini yükselttiğinde kaşlarımı çatarak, ona meydan okumak adına biraz daha adımladım yakınına doğru. Babam kolay kolay kızan birisi değildi..

S: "Neden ondan uzak durmamı istiyorsun? Benden sakladığın bir şey mi var?"

Derin bir nefes alarak, dağılan saçlarımı eliyle usulca okşamaya başlamıştı. Bu duygu değişimlerinden bile benden bir şey sakladığını anlıyordum.

"Seungmin sen zeki bir çocuksun. Bunu kendin anlamalısın. Chan sana hiçbir şey veremez. Sen bir kurtsun. Mühürlenmek isteyeceksin, sevdiğinin feromonlarını almak isteyeceksin. Chan sana istediğin duyguları veremez"

Bu konuşma tarzı beni kızdırdığı için, dokunuşlarından uzaklaşmak adına bir adım geri atmıştım.

S: "O zaman sen diyorsun ki kurtlar aşık olmuyorlar mühür ve feromon için mi birlikte oluyorlar? Annemi bu yüzden mi seviyorsun? Yoksa onun yanında olmak, onunla zaman geçirmek, ona sarılmak sana huzur verdiği, bir ömür onunla yaşlanmak istediğin için mi yanındasın?"

"Seungmin bak-"

S: "Hangisi baba? Soruma cevap ver. Annemin feromonları olmasaydı ona aşık olmayacak mıydın? Annemi mühürlemek için mi onunla evlendin? Bu mu yani demek istediğin?"

Konuşmasına izin vermeyerek ben kendim devam etmiştim. Çünkü biliyordum başka cevaplar ve sorular kullanarak beni geçiştirecekti. Evet ben zeki bir çocuktum. Her şeyi anlayacak kadar zeki..

"Gençsin daha duygu-"

S: "Hayır hayır.. kesinlikle hayır. Ben söyleyeyim mi? Benden bir şey saklıyorsun. Ve sırf ben bunu öğrenmeyeyim diye konuyu başka yerlere çeviriyorsun. Çünkü türlerin değil, aşkın önemli olduğunu bu sürüye sen öğrettin baba. Herkesin özgürce duygularını yaşamasına izin veren ilk lider sendin. Ve şimdi beni türümle mi kandırmaya çalışıyorsun?"

Sakin olmadığımın farkında olduğu için, beni sakinleştirmek adına ellerini omuzlarıma sararak beni kendisine doğru yaklaştırdı.

"Ben bebeğimin iyiliğini düşünüyor ve sadece senin için endişeleniyorum. Ben biricik oğlumun mutlu olmasını istiyorum. Bir kaplanla süreceğin ilişki sağlıklı olmaz"

Yalan söylemediğini biliyordum. Benim için endişeleniyordu. Ama bunun sebebi bir kaplanla ilişki yaşamam değildi kesinlikle. Bunun altında başka bir şey vardı.

S: "Peki ya bir kaplana değil de bir pantere aşık olsaydım? Yine endişelenecek miydin? Yoksa bu sadece Chan'a özel bir endişe mi?"

Omuzlarımı okşayan elleri yanaklarıma çıktığında, beni sakinleştirmeye çalışan dokunuşları sinirimi bozuyordu. Çünkü tek istediğim şey sorularıma cevap almaktı, sakinleşmek değil.

"Seungmin, Chan ile ne kadar yakınsınız?"

S: "Kimsenin ayıramayacağı kadar çok yakınız baba. Bu yüzden denemeye bile çalışma"

Anladığını belli eder bir şekilde başını sallamış ve dokunuşlarını benden uzaklaştırarak, kalçasını masaya yaslamıştı konuşmasına başlamadan.

"Annenle çocuğumuz olmuyordu..."

Duyduğum cümleyle tüm vücudum titremişti. Ailemi çok seviyordum. Onların çocuğu olmaktan mıtluydum. Ama böyle bir cümlenin gideceği yer beni çok korkutuyordu.

"Yani annen hamile kalıyordu ama en fazla 4 ay, yirminci haftalarda bebek büyümeyi bırakıyordu"

Annem güçlü bir kadındı. Asla onun ağladığını veya yorulduğunu görmemiştim. Meğersem geçmişte yaşadıkları onu güçlü olmaya mecbur bırakmıştı.

Komik olan tarafı da şuydu ki asla anneme veya babama neden kardeşim yok diye sormamıştım. Doğduğumdan beri onları hep meşgul gördüğüm için sanırım..

"O zamanlar kaplanların durumu kötüydü. Sürüleri darmadağındı. Bu yüzden her teklife açıklardı"

Omuzlarımda hissettiğim ağırlık yüzünden yorgun hissediyordum. Babmın konuşmaları aklıma binbir düşünce getirdiğindendi sanırım vücudum ani stres yüzünden çökmüştü saniyeler içinde.

"Onlardan birine ulaştım. Eski bir liderdi. Çok yaşlıydı. Onda güçlü kan, bende ise yeterince para vardı"

Kafam fazlasıyla karıştığı için başımı ellerimin arasına alarak sıkıştırdım ve derin nefesler almaya çalıştım.

S: "Daha açık söyle. Anlamıyorum!"

"Annenin karnındayken, ölme diye, güçlü bir bebek ol diye kaplan kanı içiyordu her ay annen"

Başımı kaldırarak şokla gözlerimi sonuna kadar açtım ve tüm bunları çok rahat bir şekilde anlatan bedene baktım.

Bu çok caniceydi. Yardıma ihtiyacı olan birinin para karşılığında kanını kullanmak..

"Bunun ne gibi yan etkisi olacağını asla düşünmedik. Tek isteğimiz sağlıklı bir bebeğimizin olmasıydı. O kaplanla anlaşmamız sen doğduğun gün bitti. Çok yaşlıydı muhtemelen şimdi yaşamıyordur. Bu yüzden be gibi yan etkisi olursa olsun bunu kimse anlamayacaktı. Annenle benim aramda bir sır olarak kalacaktı ama.."

Derin bir nefes alarak yaslandığı masadan uzaklaştı ve bana doğru yaklaştı. Endişeyle bakan gözlerinden anlıyorudm şu an stres yüzünden dudaklarımın bile morardığını.

"Ama sen doğar doğmaz Sijae'nin kucağında ağlamayı bıraktın. Hasta olduğunda onun kucağında uyukladın. Büyüdüğünde bile hala onun yanındaydın. Çünkü lanet olası kan seni kaplanlara bağlamıştı. Ve Kaplanları da sana"

Elimi hızlı atan kalbimin üzerine bastırarak derin bir nefes almaya çalıştım. Şu an soyları tükenmek üzere olan varlıkların kanı sayesinde ben hayattaydım?

"Ve o lanet olası kan şimdi de seni Chan'a bağlıyor! Ona karşı hissettiğin şey duygu değil. Taşıdığın kan sadece. Chan da seni sevmiyor. İstediği tek şey türüne bir bebek daha eklemek güven bana"

Yine beni, o saçma sözleriyle kandırmaya çalıştığını biliyordum. Histerik bir şekilde gülümseyerek çöken omzularımı kaldırdım ve onun önünde dimdik durmaya çalıştım.

S: "Oğlunu sana, size kavuşturan kana lanet mi okuyorsun?"

Konuşmak adına dudaklarını araladığında susması için elimi kaldırmıştım. Ve işte o an ben de ilk kez baskın auramın farkına varmıştım. Tek hareketimle bile bir Thita'yı susturacak güce sahiptim.

S: "O kan benim duygularımı değil soyumu bağlıyor sadece. Doğum yapan kaplanı Chan değil ben buldum. O zaman kadına da aşık olmalıydım değil mi? Çünkü kan beni onlara aşık ediyor ya? Ya da kadının eşine falan tutulmam gerekiyor senin dediklerine göre?"

"Anlamıyorsun"

S: "Hayır! Ben anlıyorum baba. İlk zamandan beri sanki kendi sürümü kaybetmişim gibi kaplanları bulmaya çalıştım. Chan'a aşık olduğum için değil. Onların kanını taşıdığım içindi bu. Bugün ormanda o kadını ve bebeği kurtardım. Onları ben hissettim. Çünkü ben yine onların soyuna bağlıyım. Bir kurt olsam bile, damarlarımda hala kaplan kanı var. Kalbimdeki duygular ise sadece Chan'a özel"

Konuştukça kendi düşüncelerim de aydınlanmaya başlamıştı. Anladığım bir gerçekle daha dolu gözlerimi kırpıştırarak kocaman gülümsedim.

S: "Buraya daha güçlü bir bağ hissettikleri için geldiklerini söylediler. Bu bağ benim kanımdı değil mi?"

Kendi kendime sorumu sorduğumda ve cevabımı da aldığımda gözlerimden akan birkaç damla yaşı silerek daha fazla ne diyeceğini bilemeyen babamın karşısında dikilmek yerine hızla kapıya doğru adımladım.

Kapıyı açtığım an dudaklarımın arasından küçük bır hıçkırık kaçmıştı. Saniyeler sonra ise belime dolanan kollarla ağlamam daha da şiddetlenmişti.

C: "Geçti.."

Beni anında sarıp sarmalayan bedenin göğsüne yüzümü gömerek ağlamaya devam ettim. Çünkü burada beni kimsenin rahatsız edemeyeceğini biliyordum.

___________________

Sizce yaşlı, eski bir lider olan kaplan, sadece para karşılığında bir anlaşma yapar mı?

Kaplanları bu kadar basit yazmış mıyımdır? 🤔

Bölüm sonu

8 yorum