İyi Okumalar 🦋
________________
C: "Öpebilir miyim?"
Chan'ın sıcak nefesi, kollarının arasındaki bedenin dudaklarına çarptığında dünya durmuştu sanki.
Seungmin bu soruyu alır almaz sesli bir şekilde yutkunmuştu. Sanki boğazı bir anda kurumuştu ve tek ihtiyacı öpücüktü.
Evet diyecek kadar rahat hissetmiyordu. Tüm vücudu, belini saran sıcak dokunuşlar, kaslı kol yüzünden geriliyordu.
Chan ile öpüşmenin nasıl hissettireceğini tartıyordu beyni. Ve bunu yaparsa artık ondan asla uzak kalamayacağını biliyordu. Bu duygularla alt dudağını ısırdığında Kaplanın bakışları oraya kaydı.
Şu an küçük olanın dudakları konuşmak için değil, sadece öpülmek için vardı. Bu yüzden Seungmin, cevap vermek adına öne doğru uzandı ve dudaklarını varla yok arazı Chan'ın dudaklarına dokundurarak geri çekildi.
Bu hareket, genç kaplan için yeterince iyi bir cevaptı. Chan'ın dudakları memnun bir şekilde kıvrıldığında bu sefer iki elini Seungmin'in ince beline sararak kendisine doğru çekmiş ve başını yana eğerek ikisine alan açmıştı.
Çok geçmeden hemen dudaklarını sert bir şekilde küçüğünün dudaklarına bastırmıştı. O an duran şey sadece zaman değildi, kalpleri bile atmayı bırakmıştı saniyelik olarak.
İkisinin de dudaklarının sıcaklığı birbirine karıştığında, kalpleri bu sıcaklığın getirisiyle tekrar aynı anda atmaya başlamıştı bile.
Chan, elinin altında gerilen bedenin farkındaydı. Lakin yine de bu öpücüğü bir üst seviyeye taşımak için dudaklarını hafifçe araladı ve küçüğünün yumuşak alt dudağını sesli bir şekilde dudaklarının arasına adlı.
Seungmin'in tadı ağzında dağıldığında ise içinde bastırmaya çalıştığı hayvan serbest kalmıştı sanki. Daha da fazlasını ister bir hale gelmişti.
Seungmin, alt dudağını sıkıca saran dudaklar karşısında bayılmamak için aceleyle kollarını havaya kaldırmış ve parmak uçlarına yükselerek, Chan'ın boynuna sarılmıştı.
Heyecandan titreyen parmakları büyüğünün ensesindeki saçları bulduğunda, Chan dudaklarının arasındaki tatlı dudağı sesli bir şekilde emmeye başladı.
Aşk öpücüğünün tutkulu sesleri kulaklarına dolduğunda ikisi de artık normal vücut ısısını geçeli çok olmuştu.
Chan'ın hızına yetişmek adına, Seungmin dudaklarını aralayarak büyüğünün üst dudağına tutundu.
Lakin genç kaplanın hateketleri o kadar hızlıydı ki, durmadan Chan'ın dudakları, Seungmin'in dudaklarının arasından kayıp gidiyordu.
Bu duruma son vermek için Chan tek elini küçüğünün beline, diğer elini ise onun başının arkasına bastırarak, onu vücuduna tamamen yapıştırmıştı.
Hissettiği yakın temas yüzünden Seungmin'in mırıldanmaları Chan'ın dudakları arasında kaybolmuştu.
Nefessiz kaldığı için büyüğünün ensesindeki saçları çekiştirdi Seungmin. Ama Chan aksine onun alt dudağından uzaklaşarak, üst dudağını dudakları arasına alarak sesli bir şekilde öpmeye devam etti.
S: "Mmhh"
Seungmin tekrar zevkle mırıldandığında, Chan onun sırtında duran elini biraz daha bastırmış ve alt vücutlarının temas etmesini sağlamıştı.
Bu duygu ve nefessiz kalmak küçük olanı fazlasıyla bozguna uğrattığı için, Seungmin ellerini Chan'ın omzlarına bastırarak onu kendisinden uzaklaştırmıştı.
Sonunda dudakları sesli bir şekilde ayrıldığında Seungmin gözlerini açmadan dudaklarını aralayarak derin nefesler almaya çalıştı.
C: "Birazcık daha"
Chan resmen istekle mırıldanmıştı. Ama küçük olanın nefessiz kaldığının daha yeni farkındaydı. Alt dudağını pişmanlıkla ısırarak alnını usulca Seungmin'in alnına yasladı.
S: "Öküz! Biraz nazik olsana!"
Sonunda nefesleri düzene girdiği için Seungmin'in dudakları tekrar harekrte geçmişti. Ama gözleri için aynısını söyleyemezdik.
İlk öpücüğünü hiç de nazik olmayan bir kaplana kaptıran Seungmin, utançtan hala gözlerini açamıyordu.
C: "Özür dilerim"
Chan, azarlanmış bir çocuk gibi özür dilediğinde, Seungmin alnındaki sıcak temastan cesaret alarak gözlerini usulca açtı.
Tam tekrar büyüğünü azarlamak için konuşacaktı ki burnuna dolan yanık kokusuyla, Chan'ı iterek uzaklaştırmış ve hemen ocağın altını kapatmıştı.
S: "Yandı"
...
Neyse ki sulu yemek olduğundan, çok yanmadan ve gece aç kalmadan kurtarmayı başarmışlardı. Şimdi ise Chan'ın isteği üzerine tepeye çıkmışlardı gecenin soğuğunda.
Seungmin, üzerindeki hırkasına biraz daha sarılarak, taşın üzerinde oturan Chan'a baktı. Büyüğünün sırtı ona dönük olduğu için daha rahat izliyordu.
Yoksa hala hissettiği utanç yüzünden doğru düzgün yüzüne bakamıyordu bile. Dudaklarını aralayarak sıcak nefesinin buhar olarak çıkmasını sağlamıştı.
Yaklaşık bir aydır, hergün bu tepeye geliyorlardı belki başka bir kaplana ulaşabilmek adına ama hiçbir ilerleme yoktu.
Chan, yavaş yavaş umudunu kaybetmenin eşiğine gelse de Seungmin için her şey yeni başlıyordu. Sijae de yıllarca uğraşmıştı. Bu yüzden eğer birilerine ulaşmak istiyorlarsa bunun kolay olmayacağını biliyordu.
Chan'ın omzuları düştüğünde, Seungmin yine hiçbir işaret olmadığını anlamıştı. Olduğu yerde dikilmeyi bırakarak yavaşça taşın üzerinde oturan bedene yaklaştı.
Chan, taşın üzerinde oturmuş, kasabanın en yüksek tepesinde ayaklarını uçuruma doğru sallıyordu. Bu manzara istemsizce Eta'nın tüylerini diken diken etmişti.
Ama yine de geri adım atmak yerine, elini Chan'ın omzuna koyarak oradan destek almış ve onun yanına oturarak, büyüğüne iyice sokulmuştu.
Deminden beri kalın hırkasına ne kadar sarılsa da bir türlü ısınamıyordu. Ama şimdi Chan'ın sıcacık bedenine yaklaşmak tüm vücudunu ısıtmıştı.
Mavi gözlü kaplan, küçüğünün bu hareketine gülümseyerek elini onun omzuna sarmış ve biraz daha kendisine doğru çekmişti.
C: "Ellerin kıpkırmızı olmuş"
Seungmin daha şimdi farkına varmıştı, soğuktan kırmızı olan ellerini. Tam hırkasının altına sokarak ısıtmaya çalışacaktı ki, Chan, büyük eliyle, Seungmin'in iki küçük elini de kavramış ve sıcacık teniyle ısıtmaya çalışmıştı.
Eta, önce büyüğünün eline sığan iki eline baktı, sonra ise bakışlarını çekingen bir şekilde Chan'ın mavi gözlerine çıkardı.
S: "Yarın yine geliriz, diğer gün de geliriz, ondan sonraki gün de. Birine ulaşana kadar her gün geliriz."
Chan, onun bu dediklerine gülümseyerek başını onaylar anlamda salladı. Umutları tükenmiş olsa bile pes etmeyecekti elbet.
C: "Şu an için hiçbir kaplanın varlığını hissedemiyorum"
Eta, yüzünü düşürmemeye çalışarak, sıcak bedene biraz daha sokuldu. İçinde garip bir şekilde umut vardı ve buna inanıyordu.
S: "Nasıl bir şey ki bu? Sinyal falan mı gönderiyorsunuz"
Chan, onun bu masum sorusuna gülümseyerek başını hayır anlamında salladı. Bir süre sessizce düşündü ona bunu nasıl açıklar diye. Sonra ise konuşmaya başladı.
C: "Sürü bağı gibi düşün. Tüm düşüncelerini durduruyorsun, odağın sadece sana ulaşacak birilerini bulmak veya onların varlığını hissetmek oluyor"
S: "Sadece kaplanlar mı yapa biliyor?"
Seungmin merakla sorusunu sorduğunda, Chan başını onun meraklı suratına doğru biraz daha eğerek, sanki başkasının duymasına izin vermeyerek fısıldadı.
C: "Yeterince odaklanırsan sen de yapa bilirsin"
Eta, gözlerini sonuna kadar açarak beklemeden ve düşünmeden hemen başını onaylar anlamda salladı. Tabi ki bunun nasıl bir duygu olduğunu tatmak istiyordu.
C: "Gözlerini kapat ve beyninde hiçbir düşüncenin dolanmasına izin verme. Her şey durduğunda koca bir boşlukta, beyninin içinde sürüklendiğini hissedeceksin. O zaman neye, kime ulaşmak istiyorsan sadece onu düşün ve tüm enerjini ona yönet"
Seungmin başını onaylar anlamda sallayarak aceleyle gözlerini kapattı. Bir kurt olarak bunu ilk denemede yapması imkansızdı. Ama şu an onun ellerini tutan Chan ve geçmişin bağı ona yardım ediyordu.
Gözlerini sıkıca kapatarak, binlerce sesin ve düşüncenin susmasıma izin verdi. Ne kadar tamamen boşluğa sürüklenmek istese de düşünceler istemsizce kayıp gidiyordu.
Sanki hepsini birer birer kendi elleriyle temizlemiş bir şekilde kendisini kastı. Ve o an istediği tek şey olan şeyi düşündü.
Eğer hala hayatta kalanlar varsa, onlara, beyaz Kaplanlara ulaşmak istedi. Kalbinde Chan'a olan duygularını serbest bırakarak sadece onu düşündü.
Ne kadar bir şeyler yapmaya çalışsa da sadece yapabildiği tek şey kalbinin ritmini değiştirmeyi başarmaktı.
Tuttuğu düşüncelerini serbest bırakarak gözlerini usulca açtı ve ona bakan mavi gözlere dikti bakışlarını.
S: "İşe yaramadı sanırım"
Küçük olan hayal kırıklığına uğramış olsa bile, Chan ondan aldığı enerjiyi hissetmişti. Bir kurt duygularını bu şekilde kontrol edemezdi belki ama..
Kaplan kanıyla kutsanmış biri için bu farklıydı...
___________________
AHEY AHEY AHEYY
ZURNANIN PIRT DEDİĞİ YER. BURASI DAHA ZORTA ÇOK VAR 😮💨

