İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 23 · 6 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 23

{23} Bana gel

İyi Okumalar 🦋

_____________

"Bir kaşık daha bebeğim"

Felix annesinin ona uzattığı kaşıktan uzaklaşarak yüzünü buruşturdu ve başını hayır anlamında salladı. Annesi onun için kızarmış tavuk ve kimchi yapmıştı ve onları severek yemişti zaten. Şimdi yosun çorbasını içmek istemiyordu.

F: "Gerçekten çok doydum anne"

Annesinin yüzü düştüğünde Felix de dudaklarını büzerek annesine baktı. Hemen ardından çok yediği için şişen karnını patpatladı.

F: "Anne baksana 2 kilo aldım resmen!"

Bayan Lee kendisini tutamayarak hafif şişmiş karnını patpatlayan oğluna güldü ve yumuşak saçlarını karıştırdı. Elinde tuttuğu çorba kasesini tepsiye bıraktıktan sonra doktorun verdiği ilacı ve suyu uzattı oğluna.

Felix ise hemen ilacı ağzına atarak, acı tadın dilinin üzerinde kalmaması için bir bardak suyu içti. Bardağı annesine uzatarak elini kendi alnına yasladı.

F: "Düştü değil mi artık ateşim?"

Bayan Lee de elini bebeğinin alnına yaslayarak gülümsedi ve başını onaylar anlamda salladı.

"Geçti küçük kurdum"

Felix rahat bir nefes alarak annesi gibi gülümsedi ve yatakta kıpraşarak geriye doğru çekilip sırtını yatağın başlığına yasladı.

Hala ona gerçekmiş gibi gelmiyordu çünkü karnında bir bebek varmış gibi hissetmiyordu. Hep hamile olursa hissedeceğini düşünmüştü.

Ama hiçbir belirti hissetmeyip bu bilgiyi aniden hastayken duymak onu sarsmıştı. Şimdi Hyunjin'i kırdığını düşünüyordu, bunu her düşündüğünde de ağlayası geliyordu.

Küçüğünün dudaklarının büzüldüğünü gören Hyesu, yatakta oğluna yaklaşarak Felix'in kucağındaki elini tuttu ve onun dikkatini üzerine çekti.

"Bir sorun mu var Felix?"

Omega, dolu gözlerini kırpıştırarak annesinin şefkatli yüz ifadesine baktı. O bakışlar bile ona her şeyin yoluna gireceğini söylüyordu.

Hyesu'nun aklında ne kadar binlerce düşünceler, omuzlarında ne kadar ağır yükler olsa da oğluna güven vermeyi, onun kalbini ferah tutmayı her zaman başarıyordu.

F: "Hyunjin'e kötü mü davrandım?"

Bayan Lee bir eliyle Felix'in küçük elini tutarken diğer eliyle çilli, yumuşak yanağı okşuyordu.

"Bir şey yapmadın ki bebeğim, yalnız kaldığınızda konuşup çözeceğinize eminim"

Felix de içten içe öyle düşünüyordu, bunu annesinden duymak onu daha da rahatlatıyordu. Şimdi küçük olan dört gözle bekliyordu alfasının gelmesini.

...

Hyunjin yaktığı sigarayı dudaklarına doğru götürerek derin bir nefes çekti ciğerlerine. Öyle ki çektiği zehirli duman bile ona Omegasının beyaz yasemin kokusunu anımsatıyordu.

Hava tamamen karanlık olduğu için durduğu balkondan hiçbir manzara gözükmüyordu. Zaten istediği şey manzara da değildi, beyninde olayları tartmaya çalışıyordu.

Felix hamileliği boyunca pişman olursa Hyunjin kendisini asla affetmezdi. Alfa'nın tek isteği omegasının mutlu olmasıydı.

İlk günden elini tutan Felix, o an elini Hyunjin'in elinden çektiğinde alfa için dünya durmuştu zaten. Felix'in yanına gittiğinde, onun durumunu gördüğünde kendine kızacağını biliyordu.

Ama Felix'in heyecanla onu beklediğinden, yaptığı şeyden pişman olduğundan haberi yoktu.

Çektiği dumanı üfler üflemez yine sigarayı dudaklarına yaklaştırıp kirli bir nefes daha çekti. Şu an burnunu omegasının boynuna gömüp mis kokusunu ciğerlerine çekmek için her şeyini verirdi.

O kadar dalıp gitmişti ki düşüncelerine arkadan annesinin balkona çıktığını bile hissetmemişti. Omzuna çöken annesinin elinin ağırlığıyla aceleyle arkasına döndü.

Birbirine tıpatıp benzeyen gözler kesiştiğinde Alfa panikle elindeki sigarayı balkonun kenarına bastırıp söndürdükten sonra bahçeye fırlattı.

"Baban seni balkonda sigarayla görmüş, bana gelip bakmamı söyledi"

Hyunjin ciğerlerinde kalan kirli dumanı başını havaya kaldırarak üfledi ve annesine baktı. Onun kızacağını biliyordu. En son ne zaman sigara içmişti hatırlamıyordu bile.

Ama bazen insan kendisine zarar vererek kurtuluyordu karmaşık düşüncelerden. Bu da her zaman Hyunjin için sorumluluklardan kaçınma şekli olmuştur.

H: "Kızmayacak mısın?"

Kraliçe Yeji elini zarifçe oğlunun sırtında gezindirdi.

"Artık kızamayacağım kadar büyüdün sanırım hm? Baba oldun"

Hyunjin başını önüne eğerek burukça gülümsedi ve başını salladı. Baba olmuştu, bunu ilk duyduğunda kalbi heyecanla çırpınmıştı ama artık içindeki burukluk daha baskındı.

H: "Felix.. istemiyor sanırım"

Alfanın sesi titrediğinde annesi de kalbinin sızladığını hissetti. İki genç de zor bir dönemden geçiyorlardı ama konuşup, birbirlerinin yanında oldukları sürece hiçbir zorluk olmayacağının farkında değillerdi.

"Eminim kafası karışıktır. Kimse sevdiği adamdan olan, kendi canından olan bebeği istemiyor olamaz"

Hyunjin iç geçirerek başını salladı. Annesine güvenmek, onun sözlerine inanmak istiyordu. Oğlunun hala üzgün olduğunu gören Yeji de derin bir nefes aldı.

"Evlendikten sonra babana ilk söylediğim şey neydi biliyor musun?"

Alfa gözlerini annesinin gözlerine dikti. Onlardan pek fazla gençlik hikayeleri duymuyordu ama duyduğu şeyler de onu hep mutlu ediyordu.

"Zor bir dönemden geçtiğinde alkol veya sigaraya sığınmak yerine bana gel dedim, sevginin onlardan daha güçlü olduğuna eminim"

Hyunjin kocaman gülümseyerek başını salladı. Zaten şu an omegası için içi gidiyordu, kokusu burnunda tütüyordu ama onun buruk yüz ifadesini görmeye hazır değildi.

...

Felix bir kez daha sinsi kediler gibi yavaşça yatakta döndü. Çünkü zorla annesini, onun yanında kalmaya ikna etmişti. Şimdi çok kıpırdayarak onu uyandırmak istemiyordu.

Dakikalarca süren yalvarışlarından sonra annesi için hazırlanan odada annesinin yanına kıvrılıp uyumaya çalışıyordu ama gözüne uyku girmediği için durmadan yatakta dönüyordu.

Akşamdan beri Hyunjin'in odaya gelmesini beklemişti. Alfasının gelmediği her dakika kalbindeki ağırlık daha da artmıştı. En sonunda onun gelmeyeceğini anladığında ise anılarla dolu odada kalmak onu sıktığı için annesiyle kalmak için yalvarmıştı.

Ama şimdi de uyuyamıyordu aklı hala Hyunjin'in yanındaydı. İlk başta işi olduğunu, meşgul olduğunu sanmıştı ama sonra ne kadar meşgul olsa da eğer gelmek isterse yanına geleceğini biliyordu.

Artık her şey bitmişti. Hyunjin'in üzerine düşen krallığını korumak için Felix'ten çocuk yapmaktı. Ve bunu yapmıştı. Artık omega'nın yanında olmasını gerektirecek bir durum yoktu.

Felix, düşüncelerinin ağır bastığını farkettiğinde neredeyse nefessiz kalmak üzereydi. Derin bir nefes alarak yatakta doğruldu ve annesini uyandırmamaya özen göstererek sessizce kalktı yataktan.

Madem Hyunjin gelmiyordu kendisi onu arayıp bulacaktı. Gerekirse yaptıkları yüzünden gücü yettiği kadar onu dövmeye bile hazırdı.

Sessizce odadan çıktıktan sonra, sinirli ve sert adımlar atarak mumlarla aydınlatılmış koridorda yürüdü.

İki aydır saraydaydı ama bildiği tek yer yemek odası ve kendi kaldığı odaydı. Kocaman sarayın içinde nereye bakacağını bile bilmiyordu. Hyunjin'i nerede arayacağını, ona nasıl ulaşacağını.

Güvenle, başladığı adımları giderek yavaşlıyordu. Çünkü düz koridorun sonuna gelmişti ve buradan gidecek başka bir yer yoktu.

Çaresizliğin verdiği hisle gözleri dolarken küçük ellerini yumruk yaparak sıktı ağlamamak için. Burnunu çekerek omuzlarını dikleştirdi. Bildiği tek bir yer olsa bile oraya bakacak, gerekirse sabaha kadar sarayın içinde gezinecekti.

Koridoru dönerek kendi odasının olduğu koridora geçti ve merdivenleri kullanarak bir kat daha çıktı. Hyunjin eğer odalarında değilse, aşağı inip karşısına çıkan ilk kişiye soracaktı nerede olduğunu. Anca öyle bulabilirdi alfasını.

Gece saatin geç olmasını da hesaba katarak içten içe emindi Hyunjin'in odada olduğuna, ya da öyle olduğuna kendisini inandırmak istiyordu.

Odaya yaklaştıkça içgüdüsel olarak adımlarını da hızlandırdı. Kalbi hızlıca atmaya başlamıştı bile. Alfasına ne kadar kızgın olsa da onu fazlasıyla özlemişti.

Odalarının önünde durduğunda hemen zaman kaybetmeden kapıyı açarak aceleci adımlarla içeri girdi. Boncuk gözleri odanın her bir köşesinde gezinip eşini ararken kalbi her geçen saniye daha da hızlanıyordu.

Yatak, resim alanı, çalışma masası.. parlak gözleri karanlık olan odanın her bir köşesini inceledi. Ama aradığı kişiyi bulamadığında omuzları düştü.

Gecenin bu saatinde Hyunjin odada da değilse neredeydi. Daha fazla gözlerinde tutamadığı yaşlar usulca yanağından aktığında adımlarını geri çevirdi ve heyecanla girdiği odadan hayal kırıklığına uğrayarak çıktı.

Sarayın her köşesini gezip, alfasını bulmaya çalışacaktı. Gerekirse ağlayarak, gerekirse sabaha kadar onu arayarak.

O sırada Hyunjin, saçlarından damlayan su damlacıklarını elindeki havluyla kurutmaya çalışarak banyodan çıktı ve boş odada gezindirdi bakışlarını....

Ancak...

___________________

Mal Hyunjin. Şimdi bu Fefi çıkıp sarayda seni aramasın mı? Sonra hamiş diye başı dönüp merdivenlerden yuvarlanmasın mı? Sonra çocuğu düşürmesin mi?

Şaka.

Belki de değil.

Bölüm sonu

64 yorum