İçeriğe geç

THE RAVEN QUEEN

Bölüm 9 · 7 dk okuma

THE RAVEN QUEEN

Bölüm 9

9.BÖLÜM: ATEŞ VE BARUT

⚓⚓⚓

EVELYN WİTHMORE

Korkuyordum.

Korkmamak mümkün değildi ki..

Etrafımızda en az 10 tane iri ve kılıçlı adam varken, bu mümkün değildi.

Neden bizim etrafımızı sarmışlardı, nereden burayı bulmuşlardı bilmiyordum ama tek bildiğim bu şeyin Kaptan ve Owen 'ın sürekli karşılaştığı bir manzara olduğuydu.

" Tanışmak bu güne kalmış demek ki Kaptan. " Dedi, Kaptan Silas'a kılıç çeken adam.

Kaptan Silas ise oldukça rahat bir şekilde dudağının kenarıyla alaycı bir gülüş sundu.

" Senin için öyle olabilir Ashcroft. " Dedi Kaptan Silas. Bu isim bana bir yerden tanıdık geliyordu.

" Sen daha 2 yaşında annenin sütünü emerken ben o sırasa abinin gemisini karayiplerin dibine gömüyordum."

Kaptan'ın söylediği sözler Owen'ı hafifçe güldürürken karşıda ki adam sinirlendi.

" Haddini aşıyorsun Silas. "

" Büyüklerine saygılı olmayı abin sana öğretmedi mi? "

Adam iyiden iyiye morarırken nedensizce eğlenmiştim. Kaptan baya iyi alay ediyordu.

" Konuşmaya devam et. Az sonra konuşacak bir ağzın olmayacak. "

Dedi karşıdaki.

Kaptan Silas hızla kılıcını çekip ona doğrultan kılıca savurdu. Benim elim de hazırda olduğundan kılıcımı çektim ve ortaya daldım.

Korkuyordum ama korkmak şuan hiçbir şeye fayda etmeyecekti. Ağlayıp zırlayarak bir yere varamazdım. Hayatım boyunca bunu kafama vura vura öğrenmiştim zaten.

Kaptanın laf dalaşı yaptığı adam köşede duruyor, sinirle emirler yağdırıyordu.

Ben ise iki kişiyle dövüşüyordum.

Birisinin baltası vardı ve acımadan savuruyordu. Bir darbesinden eğilerek kurtuldum. Diğeri onun kadar güçlü ve atik değildi. Kilolu ve sersem bir tipti. Onu alt etmek kolay olmuştu. Kılıcımla onu deşmiş ve tekrar bir katil olmuştum.

Pardon. Korsan olmuştum.

Baltası olan adam, baltayı bana savurdu ama kılıcımla karşılık verdim. Bu bir hataydı çünkü kılıç yere savrulmuştu.

Artık savunmasız sayılırdım ama yumruklarım vardı. Ne kadar işe yarayabilirse.

Adam iğrenç bir kahkaha atarak üstüme yürümeye başladı. Etrafıma bakacak vaktim bile yoktu. Hızla kafamda ölçtüm biçim. Bu adamı yemezsem bu adam beni kıyır kıyır yerdi.

Takla atarak dibinde bittim. Ne olduğunu anlamayan adam baltasını kaldırmaya çalıştı ama nafileydi. Boyum da yetmiyordu ki.

Aklıma gelen başka bir fikirle adamın üstüne atladım.

" Ne yapıyorsun! İn üstümden. " Diyen adamla sinsice sırıttım. Sırtına binmiş, kafasına yumruğumla vuruyordum.

Ölmezdi belki ama bayılması muhtemeldi.

" Yeni çocuk baya kendini aştı. " Dedi Owen. Sesi keyifli çıkmıştı. Yüzünü göremiyordum.

Üstüne çıktığım adam baltayı kendine savuramayacağı için elinden atmış, elleriyle bana vurmaya çalışıyordu.

Baya da vurmuştum kel kafasına ama adamda tık yoktu.

" Bir bayılamadın koca domuz! " Diye bağırdım en son.

Yorulmuştum be.

Hâlâ kılıç sesleri yükselirken adam geri geri giderek beni evin duvarına çarptı. Sırtım sanki kopmuş gibi olmuştu.

En son dayanamayarak adamın boynuna kolumu doladım.

" Seni öldürmek değil de bayıltmak istemiştim ama sen istedin bunu " Diye mırıldandım. Kolumun altındaki boynunu iyice sıkmıştım. Adam kolumu boynundan itmeye çalışıyordu ama nafileydi. Gözüm dönmüş gibiydi.

En sonunda adam titreyerek yere çöktüğünde ölümünün yakın olduğunu anladım. Yapamazdım ama yapmıştım.

Kendime şaşırmamak gerekiyordı.

En sonunda koca domuz ellerimin arasında öldü.

Biraz afalladım önce. Ellerine baktım. Artık kılıcımda değildi kan. Ellerimdeydi de.

Evelyn WİTHMORE, masum ve özgür ruhlu bir kadındı.

Eli ise bir korsan, katil ve kurtuluş sanarak kendini bir gemiye tutsak eden o kişiydi.

İkisi de bendim ama sanki Evelyn artık bedenimden uzaklaşıyor gibiydi.

" Eli! Dikkat et! " Diyen sesi duydum. Owen bağırmıştı ama çok geçti. Yana kaydım hızla ama kolumda sırtımın koluma yakın kısmında bir sızı hissettim.

Kendimi az önce öldürdüğüm adamın yanına sırt üstü düşerken buldum. Gördüğüm son şey ise bana kılıcını dokunduran adamı lime lime eden Kaptan Silas ve yanında yanıma çöken bir adet Owen oldu.

Gerisi ise sanki zifiri karanlıktı.

⚓⚓⚓

İLAHİ BAKIŞ AÇISI

Evelyn yerde kanlar içinde yatıyordu. Owen yanına çökmüş ve yarasına bakmıştı. Yara o kadar derin değildi ama hemen yardım edilmesi lazımdı.

Çok kan akıyordu.

Düşmanların hepsi ölmüştü. Kaptan Silas, hayatta kalan tek düşmana yürüdü.

Dorian Ashcroft 'un kardeşi, Peter Ashcroft...

Peter köşeye sıkışmış bir halde son çare kılıcına sığındı. Her zorluktan bir çaresini bulur kurtulurdu.

Tanrı bu sefer de onu kurtarmalıydı.

Hızla Silas'ın üstüne atıldı. Silas ise öfkeliydi.

" Tayfama dokunmaya nasıl cesaret ettiniz? " Dedi oldukça soğuk ve sert bir ifade ile.

" Ben yapmadım. " Dedi Peter.

" Senin adamındı. "

Peter söyleyecek söz bulamazken Silas tek kılıç darbesiyle onun kılıcını düşürdü.

" Senin gibi bir pisliği temizlemek abine yapacağım ilk ve son hediyem olsun. "

Ve Silas onu tek eliyle tuttu ve kılıcını ona sapladı. Kılıcın bir ucu diğer tarafından çıkarken Peter'in gözleri büyümüş, ağzından oluk oluk kan akmıştı.

Silas onu bir fıçı gibi köşeye atarken arkasını döndü ve yaralı olan Evelyn'e yürüdü. Owen yaraya baskı yapıyordu.

Silas kılıcını yerine sokarak Evelyn'e eğildi ve onu kucağına aldı.

Owen şaşkındı. Silas ona dönmeden,

" Sen tayfanın yanına git. " Demişti.

Owen, " Ama Eli'nin yaras-" Diyordu ki Silas'ın tek bir bakışı ile sustu.

Kaptan Silas kestirme yollardan ve tenha sokaklardan geçerek gemiye ulaştı. Şimdi Doktor Arthur'un gelip Eli'nin gerçek kimliğini öğrenmesini istemiyordu. Tayfa onu bir kadın olarak gemide istemeyecek ve Silas'a olan saygıları sarsılacaktı.

Kaptan olarak bunu kabul edemezdi.

Gemiye geldikleri anda kızı kamarasına götürdü. Arthur'un odasınan gerekli ilaç ve malzemeleri aldı. Kamaraya geri döndüğünde acele etmeliydi. Kızın üstündekileri tek tek çıkardı. Gözlerini bedeninde gezdirmeden kızı yüz üstü yatırdı ve sırtındaki yarayı kontrol etti. Önce temiz bir bez ve suyla temizledi. O kadar da derin değildi ama mikrop kapma ihtimali vardı. Önce orayı dağlaması gerekiyordu. Kamarasındaki demir tenekeye ateşi yaktı ve hançeri ısınması için oraya koydu. Evelyn'in kafasındaki peruğu çıkarttı Silas. Kızın simsiyah saçları dağınık bir topuz halinde ensesine döküldü.

Kaptan bir süre ona bakmış, unursamazca önüne dönmüştü.

Bu kadına sürekli iyilik yapmak onu geriyordu. Ama yapacak birşeyi yoktu. Onu bu gemiye aldıysa, koruması altına almış da sayılırdı. Bu onu ilk kurtarışı olmayacaktı belki.

Hançer ısınmış, kırmızı bir hal almıştı.

Silas hançeri ilk başta sertçe bastırmayı düşündü ama yüzüne bakınca elı havada asılı kaldı. Canı acıyıp yüksek çığlıklar atma olasılığı yüksekti. Bu yüzden bundan vazgeçti ve yavaşça hançeri yaraya bastırdı. Yara derin değildi ama uzundu.

Kızın ağzından acıyla dolu iniltiler çıkıyordu. Silas o her acıyla inlediğinde duraksıyor, ne yapacağını düşünüyordu. Evelyn baygındı ama hissediyordu.

Bir kadın ellerinin altında acıyla ağlamamalıydı.

Nihayet sağlama işlemi bittiğinde kızın yüzüne baktı. Gözyaşları yan dönmüş yüzünde yer edinmiş, kirpiklerinden gözyaşları yavaş yavaş yoluna giriyordu. Kızın alnı boncuk boncuk ter olmuştu.

Silas kızın üstünü soymuş, alt tarafını soyma gereği duymamıştı.

Yarayı güzelce sarıp sarmaladı Silas. Bu gece Evelyn için zor geçecekti. Ateşler içinde yanacak olan kadının başında durmak ise Silas'a kalmıştı.

Bir çarşaf getirerek kızın üstünü örttü. Saçlarına dokunmak istemese de kız baya terlemiş, saçlar yüzünden daha da terliyordu. Kızın tokasını çıkardı ve saçlarını sıkıca toplamaya çalıştı.

Bunu yaparken yüzünde oldukça ciddi ve önemli bir ifade vardı. Sanki minik bir kadının saçlarını topluyor gibi değil de korsan leşlerini topluyor gibiydi.

Eline aldığı ıslak bezle kızın alnındaki terleri sildi. O sırada ateşi olduğunu fark etti. Bezi alnında bıraktı.

Yaklaşık gece yarısına kadar kızla uğraşmıştı Silas. Bundan hiç memnun değildi. Aksine kendine kızıyordu bu kızı gemiye aldığı için.

Sadece kadın olduğu için, gideceği yerlerde bir başına tutunamayacağı için birşey yapmıyordu. Fakat gemide olan zorlukları ona göstermek istemiş, her işi vermişti.

Kız ise sağlam çıkmıştı. Sert bakışlar atmış olsa da ağzını açmadan işini halletmişti.

Fakat bu yaralanma işi olmamıştı.

Kız bir gün ölüp gidecekti.

Kaptan ise gemisinde bir kadın öldüğü için tekrar azap çekecekti.

Kaptan Silas derin düşüncelere dalmışken gelen acıyla karışık sesle o tarafa döndü. Evelyn uyanmıştı ve ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Kaptan onun yanına giderken Evelyn etrafına bakındı ve panikle doğrulmaya çalıştı. Üstünde hiçbirşey olmadığını anlayınca çarşafı göğsüne bastırdı ve dehşetle oturur hale geldi. Sırtındaki tarifsiz acının yerini dehşet almıştı.

Kaptan ona yaklaşmıştı. Fark etmeden haddinden fazla.

Evelyn irkilerek yan tarafına dönünce burun buruna geldiler.

Ve o an bir şey oldu.

Kaptan Silas, ilk kez bir kadının gözlerinin içine 10 saniyeden fazla baktı. Bu bir devrimdi.

Evelyn ise öylece kalakalmıştı. Ne olduğunu anlamaya yönelik düşünceler değil de Kaptan'ın bakışlarına yönelik düşünceler sarmıştı kızın beynini.

Aralarında incecik bir çarşaf varken konuşmak zordu ama kendini zorladı Evelyn.

" Benim burada ne işim var? "

" Yaralandın yabancı. "

" Yaralandım mı? "

" Evet. Benim gemimde olmaman gerektiğini bu şekilde

öğrenmiş oldun. "

Evelyn, konunun dönüp dolaşıp tekrar buraya geldiğini görünce göz devirdi.

" Sıkılmadın mı bu konuşmadan Kaptan. "

" Çizgiyi aşıyorsun. "

" Çizgiyi aşmamam için hiçbir sebep göremiyorum. "

Silas gözlerini kızın yüzünde gezdirdi. Kendinden emin konuşması, dik bakışları...

Eli'yken onun yüzüne dahi bakmayan kadın, Evelyn olunca oldukça cüretkar oluyordu.

" Benim gemimde duruyorsun Yabancı. İstesem seni bu limanda bırakırım. "

" Ama istemiyorsun. "

" Nerden biliyorsun? "

Evelyn, kaptanın yüzünde bakışlarını gezdirdi. Dudaklarında fazla oyalandı lakin.

Ne oluyordu bu gece ikisi de bilmiyordu ama Evelyn'e kesin ateş vurmuştu.

Silas ise o ateşin sınırlarında barutla dolaşıyordu. Elinde barut olduğunun farkında değildi.

" Gözleriniz Kaptan, tutsak bir kadını gemisinden atacak kadar gaddar bakmıyor. "

⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓⚓

BÖLÜM

SONU

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.