İçeriğe geç

THE RAVEN QUEEN

Bölüm 3 · 6 dk okuma

THE RAVEN QUEEN

Bölüm 3

3.BÖLÜM: İLK EMİR

⚓⚓⚓

Deniz, korkuyu koklayabilirdi.

Güneş henüz ufkun gerisinden yükselirken, Karayip Denizi çelik kadar sakin görünüyordu. Ancak bu sessizlik, deneyimli denizcilerin en çok çekindiği sessizlikti.

The RAVEN QUEEN , rüzgârı arkasına almış, masmavi suların üzerinde ağır ama kararlı adımlarla ilerliyordu. Her çıtırtı, her dalga, her esen rüzgâr geminin eski tahtalarına yılların hikâyelerini fısıldıyordu.

Evelyn, ya da bu gemideki adıyla Eli, üçüncü gününe uyanmıştı.

Ellerindeki ip yanıkları henüz kabuk bağlamamış, kollarındaki ağrı ise dinmemişti. Buna rağmen şikâyet etmeye cesaret edemiyordu. Çünkü bu gemide acıdan yakınanların sesi değil, denize düşenlerin çığlığı duyulurdu.

Kuzgunlar arasında hayatta kalmanın tek bir kuralı vardı:

Zayıflığını kimseye gösterme.

Ve Evelyn, sahip olduğu en büyük sırrın ne zayıflığı ne de acemiliği olduğunu herkesten iyi biliyordu.

Owen Frost elleri arkasında ağır ağır tayfaların önünde yürüdü.

Herkese görev dağılımı yapıyordu.

Aşçı ve gözcü hariç tabiki. Onların görevleri zaten belliydi.

Kimisi yerleri silerken kimisi halatları toplayacaktı. Evelyn kendisine verilecek olan görevi merak ederken Owen ona döndü.

" Yeni çocuk. "

Evelyn tedirginlik ve heyecanla doldu.

" Buyrun. "

" Sen direğe çıkıp yelken halatlarını kontrol edeceksin. "

Herkes çok olmuştu. Geminin içinde bile düz yürüyemeyen, midesi sürekli kalkan ve alay konusu olan bu genç nasıl yapacaktı bu işi.

İlk geldiği gün onunla dalga geçen adam yine alayla güldü ve dalga geçti.

Adı Fınn olan bu adam oldukça alaycıydı ve kendini komik sanıyordu.

" Yapabileceğinden emin miyiz peki? " Dedi ve gür bir kahkaha patlattı. Ona birkaç kişi sessizce eşlik ederken Evelyn'in sert bakışları onu buldu.

Öyle keskin, öyle sert bakmıştı ki herkes anında kesti gülmeyi.

" Gereksiz şakaların anlamı yok. Emir ikiletilmez. Herkes işinin başına! " Dedi Owen.

Herkes işinin başına geçerken Evelyn içinden söylene söylene direğe gidiyordu. Fınn denen adama acayip sinir olmuştu. Gece onu öldürüp denize atsa kimin haberi olurdu ki?

Kulağa harika geliyordu ama sakin olmalıydı. İlerleyen zamanlarda çaresine bakardı elbet.

Gözcü Brody Evelyn'e nasıl tırmanması gerektiğini gösterdi. Evelyn hızla tırmanırken bu işin oldukça kolay olduğunu düşündü. Fakat bu düşünce uzun sürmedi. Halatları kontrol için daha yukarı tırmandığı anda ayağı birden kaydı ve kendini metrelerce yüksekten düşerken buldu.

Aşağıda herkes nefesini tutmuştu. Gözcü Brody son anda elini uzatarak Evelyn'i kolundan yakaladı.

" Kraliyet sarayına giderken yolunu kaybedip buraya mı düştün dostum? Bu salaklığının başka açıklaması olamaz çünkü. " Dedi Brody.

Evelyn korktuğunu belli etmeyerek alayla sırıttı.

" Bişey olmaz bana. " Demekten başka hiçbir şey yapamadı.

Halatları kontrol edip aşağı indi Evelyn. Kalbi hâlâ ağzında atıyordu.

Gözcü Brody biraz zaman sonra gür bir sesle bağırdı.

" Yelken Sancak tarafında! "

Tüm kargaşa sustu sanki. Sancak tarafına dönen bakışlar bir gemiyi gördü. Kaptan Silas ve Owen geminin ucuna vardığına Gözcü Brody elindeki dürbünü Silas'a uzattı.

Herşeye hazırlıklı olarak topçular, Fınn, Patrick ve Elias topların başına geçtiler. Toplar doluydu. Hazırdı. Sadece kaptanın emriyle ateşlenmesi gerekiyordu.

Evelyn ise belindeki kılıca baktı. Olası bir durumda hiç acımadan düşmanın kafasını başından koparacaktı.

Kaptan Silas, dürbünle baktığı kadarıyla gemiyi gördü ve inceledi. Korsan gemisi değildi. Aksine, küçük bir ticaret gemisiydi. İçinde kadın ve çocuklar vardı.

Owen, " Emriniz kaptan? " Dedi.

Silas ise " Geçmelerine izin verin. " Dedi.

Owen kaptanın bu lafıyla o geminin bir ticaret gemisi olduğunu ve kadınların, çocukların içinde olduğunu anladı.

Evelyn ve yeni gelenler şaşkın şaşkın duruyordu. Ne olduğunu anlamamıştı. Gemiler yan yana geçerken Evelyn gördü.

O geminin korsan gemisi olmadığını ve kadınların, çocukların olduğunu...

Gözlerini Silas'a çevirdi Evelyn.

Acımasız Korsan Silas Magnus Crowe, nasıl olurdu da taştan kalbinde onlara merhamet etmişti?

Biraz süre sonra gözcü Brody tekrar bağırdı. Silas dürbün ile gemiye baktı.

Gemi bir İspanyol tacına aitti. Şeker ve gümüş taşıyordu. Kadın ve çocuk olmadığına göre ganimet elde edilebilirdi.

" Sancak tarafından yaklaş. " Dedi Silas. Owen, dümenin başına geçerek sancak tarafına yaklaştı.

Evelyn Arthur'un yanındaydı. Henüz top atışı yapılmamıştı.

" Neden bekliyoruz? " Dedi.

Arthur, " Kaptan, gemiyi sağlam ele geçirmek istiyor. " Dedi.

Gemiler birbirine oldukça yaklaştı. Silas elinde Kılıcı ile en uçtaydı.

Geminin bayrağını görenlerden birkaç tanesi denize atlamış, kaçmaya çalışmışlardı. Kalanlar ise Silas'ı görünce dönüp kalmıştı.

Tayfadan Briggs ve Angus ellerindeki kancayı yan taraftaki gemiye attı.

Gemiler yan yana gelince savaş çanları çaldı sanki.

Korsanlar karşı gemiye atlarken Evelyn de onlara katılmak için hareketlendi.

" Yeni çocuk! " Diyen ses ile durdu.

Kaptan Silas gözlerini ona dikmişti.

" Sana savaş izni yok! Halatları sabitle ve yaralıları Arthur'a taşı. " Dedi Kaptan. Ardından diğer gemiye atladı. Evelyn donup kalmıştı. Herkesin ölüm emrini veren o adama bakakaldı.

" Bir süre böyle olacak Eli. Güçsüz olduğundan değil. Yeni olduğundan. "

Dedi Arthur.

Evelyn önemsemeyerek halatları sabitlemeye çalıştı. Karşı gemiden gelen kılıç sesleri ve acı iniltilere kulak asmadı.

O sırada karşı gemiden bir top atıldı. Sarsıntının etkisi ile iki geminin arasında kılıç sallayan Fınn dengesini koruyamadı. Evelyn ona yakın olduğundan kolundan kavradı onu. Kendine çekerek kurtardı. Düşman onlara kılıç sallarken Evelyn kılıcını çıkardı ve tek hamlede onu deşerek denize düşürdü.

Evelyn ilk cinayetini işlemişti. Masumlara kıymam demişti. Ama bu gemideysen herşeyi yapabilirdin. Herşeyi göze alabilirdin.

Kılıcından damlayan kana bakakaldı.

Eli titredi bir an. " Bu sen değilsin Evelyn " Dedi içinden.

Arthur onun arkasından bağırdı.

" Eli! Donma! Yardım et! "

Evelyn kendine gelerek bu olayı atlatmaya çalıştı. Biliyordu, ilkti ama son olmayacaktı. Alışması lazımdı.

Fınn, Evelyn'e şokla bakakaldı. Başından beri alay ettiği çocuk onu kurtarmıştı.

Tüm bu olanları görmüştü Silas. Yeni çocuğun aslında işe yaradığını da..

Birkaç kişi yaralanmıştı, onun haricinde yüklü bir ganimet elde edilmişti.

Evelyn yaralıları Arthur'a taşımıştı.

Sadece taşımakla kalmamış, yaralarını sarmakta yardımcı olmuştu.

" Bu gemideki tayfalar borçlarını asla unutmaz. " Dedi Arthur. Evelyn öyle olduğunu sanmıyordu ama zaman gösterecekti.

⚓⚓⚓

Akşam olmuştu. Yemekler yenmişti. Biraz sonra Kaptan ganimetten pay dağıtımı yapacaktı.

Herkes bir köşedeyken Silas, Evelyn'e baktı. Evelyn yine denize dalgın dalgın bakıyordu.

Sonra Owen'a, " Yeni çocuk... " Dedi.

Owen, " Efendim? " Derken anlamamıştı.

" Bugün korkmadı. " Dedi Silas. Evelyn'den bahsediyordu. Yeni gelen diğer ikisi sadece kenardan izlemeyi seçmiş yaralı bile taşımamıştı.

Ama Eli..

Owen başını evet anlamında sallarken Silas, pay dağıtımı için ganimetlerin başına geçti.

Herkese eşit olacak şekilde pay dağıtırken yeni gelenlere pay vermedi.

O sırada yeni gelenlerden Richard öne çıkarak, o kadar gürültünün içinde,

" Bende hakkımı istiyorum " Dedi.

Ve tüm sesler sustu. Evelyn bile gözlerini kapatarak içinden

" Gerizekalı " Demişti.

Kaptan Silas ise onu şöyle bir süzdü.

" Neden hak istiyorsun? "

" Bizde savaştık. "

Yalan söylüyordu. Köşede beklemişlerdi.

" Adın ne? "

" Richard "

Kaptan ona ölümcül bir şekilde baktı ve " Artık yok. " Dedi. Yeni gelenler anlamamıştı ama diğerleri gayet normal birşey gibi ellerindeki ganimetlerini saymaya devam ettiler.

Kaptan Silas bir anda kılıcını çekti ve Richard'ın kafasını yerinden kopardı.

Evelyn çığlık atıp kaçmak istedi. Barbarlar diye bağırmak istedi.

Ama hiçbirşey yapamadı.

Çünkü buna, buraya mecburdu.

İçinde babasına ve üvey annesine lanetler okudu. Buraya onlar yüzünden düşmüştü.

Kaptan Silas onun yalanını anladığı anda sonu Richard'dan farksız olmayacaktı...

Tam o anda gözcü Brody tepeden bağırdı.

" Kaptan! Ufukta siyah yelken! "

İşte asıl çarpışma şimdi başlıyordu.

Silas yerdeki cesedi umursamadan üstünden atladı ve geminin ucuna yürüdü. Evelyn'in yanında geçerken göz göze gelmişlerdi. Evelyn'in gözlerindeki korkuyu ve ateşi görmüş, nedenini anlamamıştı lakin.

Eline dürbün aldı Silas ve gemiyi inceledi.

Evelyn ise Silas'ı.

Sonra Silas'ın yüzündeki ifadenin değişimine ilk kez şahit oldu. Ölüm, kan, intikam. Hepsi vardı.

" Bizim sular

ımızda... " Dedi Silas.

Sessizlik.

" Başka bir korsan. "

Ve o andan sonra savaş çanları onlar için çaldı.

Çünkü herkes biliyordu.

Silas Magnus Crowe, kendi denizini kimseyle paylaşmazdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.