⚓⚓⚓
1717
Karayip Denizi
Nassau, Bahamalar
Deniz, merhameti olmayanları severdi.
Nassau Limanı ise onların yuvasıydı.
Kanundan kaçanlar, darağacından kurtulanlar, katiller, denizciler ve korsanlar... Hepsi aynı sokaklarda dolaşıyor, aynı rom fıçılarından içiyor, aynı karanlık gökyüzünün altında yeni bir yağmanın hayalini kuruyordu.
Ve o gün, kaderinden kaçan on sekiz yaşındaki bir kız da bu limana doğru yürüyordu.
Evelyn Whitmore, çok güzel bir genç kızdı. Lakin küçüklükten beri yüzü hiç gülmemişti. Şiddet bağımlısı demirci bir baba ve küçüklükten beri ona yapmadığı eziyet bırakmayan üvey anne...
Evelyn evden kaçmasaydı onu yaşlı bir adama az bir para karşılığında satacaklardı. Evelyn'in özgür ve asi ruhu buna izin vermemişti ama.
Evden hiçbirşey almadan çıkmış ve geceyi kuytu bir sokakta geçirmişti.
Aç ve susuzdu ama alışkındı.
O evde sanki karnı doyuyordu. Ağzına üç lokma atsa ikisi boğazına dizilir, su içmeye kalksa elinden alınırdı.
Babasının işi vardı ama sarhoş olmaktan onu yapamayıp eve yemek almayınca Evelyn işleri devralmıştı. 14 yaşından beri demircide babasının yanında çalışmış, çoğu erkekten daha çok kas yapmıştı. Simsiyah gece gibi kara saçları vardı. Keza gözleri de öyle.
Artık kendine bir çözüm bulmalıydı. Zaten düşünüyordu ama bir çözüm bulamamıştı. Kadınlara iş yoktu, olsa bile erkeklerin alt mevkinde ezilirdi. Kötü işlere girmek zorunda kalırdı.
O sırada saklandığı yerin önünden iki kişi yavaş yavaş geçmekteydi. Birisi sarhoştu, diğeri ise onu sürüklercesine yürütüyordu.
" KUZGUNLAR gemiye alım yapıyorlarmış. Bir korsan olarak oraya girip köşeden dönebilirim. " Dedi sarhoş olan ve iğrenç bir kahkaha attı.
Evelyn'in gözleri parladı. Aklına müthiş bir fikir gelmişti.
" Sen bu haldeyken karının korsan olması daha olası dostum. Ölü bir domuzdan farkın yok. " Dedi ayık olan.
Onlar uzaklaşırken ise duyduğu son söz, " Yarın kesinlikle o gemide bir korsan olarak yer alacağım. " Bu olmuştu.
Evelyn hızla kafasında ölçtü biçti. Bir süre o gemide çalışabilirdi. Zaten kılıç kullanmasını da biliyordu.
Tek sorun: kadın olmasıydı.
Evelyn sinsice gülümsedi.
" Bu iş düşündüğümden de zor olabilir ama senin halledemeyeceğin şey yok Evelyn. "
⚓⚓⚓
Evelyn gizlice zenginlerin konakladığı yere girmişti. Bir gölge gibi üst kata kadar süzüldü. Bir kapının açılma sesini duyunca soldaki koridora gizlendi.
Bir kadın bir erkek kahkaha atarak odadan çıkmıştı.
" Bana eşlik etmene hiç gerek yoktu Sebastian, kendim gidebilirim. " Dedi kadın.
Adam ise kadının ağzına düşercesine,
" Çok az bir yol var zaten, bak kapıyı bile kilitlemedim, gidelim artık. " Dedi.
İkisi gözden kaybolurken Evelyn yüzündeki gülümseme ile hızlıca odanın önüne geldi. Etrafı kontrol etti. Kimse yoktu.
Hızla odaya kendini attı.
Yatak darmadağındı. Evelyn yüzünü buruşturup kusmamak için kendini tuttu. Hızla adamın dolabını açtı. Dolaba kıyafet poşetini boşaltmadan koymuştu. Onu aldı. Sonra yerdeki şey dikkatini çekti. Bu bir korseydi. Kadın giderken almamıştı. Göğüslerini saklamak için çok iyi bir yöntemdi.
Hızla onu da aldı. Geldiği gibi odadan çıkıp koridorda süzülürken gelen ayak sesleri ile hızlandı ve gölgelerin arasında kayboldu.
Şimdi ihtiyacı olan ise sadece erkeklerin kullandığı takma saçtı.
⚓⚓⚓
Gün doğmuş, insanlar işlerine gider olmuştu. Tabi işleri varsa.
Bu geceyi de sokakta geçiren Evelyn, geceden beri limanı gözetliyor, alım yapılacak saati bekliyordu.
Saçlarında siyah bir peruk vardı. Evelyn'in yüz hatları Keskin olduğundan bir kadın yumuşaklığı dahi yoktu yüzünde.
Korseyi sonuna kadar sıkmıştı. Göğüsleri belli bile olmuyordu. Giydiği erkek kıyafetleri pahalıydı ama onu tam bir beyefendi gibi göstermişti.
Tek sıkıntısı o korsanların bu beyefendi görünümlü kadını gemiye alıp almayacaklarıydı.
Ufukta büyük bir gemi göründü. Evelyn limanda bekliyordu. Gemi limana varmadan demir attı ve biraz zaman sonra bir tekne çıkarttı. Onun gibi birkaç erkek daha toplanmıştı yanına. Dün geceki sarhoş adam da onlara dahildi.
Tekne limana geldiğinde üç kişi tekneden indi. Birisi diğerlerinden iriydi. Diğer ikisinin cüssesi ise aynıydı.
" Kuzgunlara katılmaya hak kazanan kim olacak bakalım. " Diye mırıldandı üçünden cılız olanı. Diğer ikisi ona ters bakış attı.
İri olan bağırdı. " Kılıç kullanamayan, halat bağlayamayan kaybolsun! Biz eğitmek için tayfa almıyoruz. "
Evelyn halat bağlamayı belki biraz(!) az biliyordu ama olsundu. Daha iyi yapabilirdi.
Aradan birkaç kişi giderken iri olan tekrardan, " Kendi aranızda kılıçlarınızı dövüştürün,kazananlar yani hayatta kalanlar kuzgunlara girer. " Dedi.
Evelyn ne olduğunu anlamadı. Kılıcı bile yoktu. Üzerine doğru koşan kılıçlı adama bakakaldı.
Kılıç ona az kalsın saplanacakken atik bir hareketle yana kaydı ve adamın eline vurdu. Kılıcı düşen adam napacağını bilemedi. Evelyn hızla Kılıcı aldı ve usta bir hareketle adama küçük bir yara verdi. Şuan adam öldürmek için hazır değildi. Karşısındaki adam şuan korsan bile olmadığından onun için masumdu.
Ve Evelyn masumlara zarar vermemeye yemin etmişti dün gece.
Biraz kılıçlar dövüştükten sonra Evelyn adamı bayılttı.
10 kişiden yalnızca 3 kişi kazanmıştı.
İri olan adam üçünü yanına aldı ve tek tek süzdü.
Evelyn onları tebrik edeceğini falan düşünmüştü. Fakat tahmin etmediği tek şey korsanların kalplerinin yıllar önce lanetlenircesine buz tutmuş olmasıydı.
" Tekneye binin. " Dedi adam emredercesine.
Ve Evelyn limandan ayrılırken arkasına bile bakmadı.
Güneş tepeye çıkarken yaklaştı gemiyi inceledi.
" THE RAVEN QUEEN "
Olduğunu öğrendi geminin adının.
Kuzgunların Kraliçesi...
Ve bayrakları. Siyahtı her borsanın bayrağı gibi. Ama üstündeki simge, civar gemilere tehlikeli diye bağırıyordu adeta.
Bir kuzgun vardı, ağzında ise kılıç tutuyordu ve kılıçtan kan damlıyordu.
Evelyn ürperdi.
Bir diğer adıyla Eli.
Gemiye yaklaştıklarında geminin ucunda bir adam göründü. Boyu epey uzundu. Elleri arkada sert ve dik bir ifade ile tekneye bakıyordu. Simsiyah saçları, kuzguni karası gözleri, sakalsız ama bıyıklı yüzü...
Kafasında ise siyah bir bandana vardı. Üstü komple siyahtı. Omuzları geniş ve kaslıydı.
Ve gemi artık tam önlerindeydi.
Aşağıya tırmanmaları için ip attılar. Tek tek güverteye çıktılar. Evelyn, oldukça tedirgindi, tek hatasında balıklara yem olurdu. Sert bir yüz kuşandı.
Yanındaki iki kişiyle beraber güvertenin ortasına getirtirdiklerinde Evelyn sayma imkanı buldu.
9 kişiydiler. Yanındaki iki kişiyle 11.
Ve onlara doğru gelen o adam ile beraber 12.
Evelyn tam 12 erkeğin içindeydi. İşi düşündüğünden de zordu.
" Ben Kaptan Silas Magnus Crowe.
Kuzgunlara girdiyseniz benim kurallarına uyacaksınız. Yoksa sizin her birinizi sayısız parçaya böler her parçanızı balıklarıma yem ederim. " Dedi. Sesi donuk ve sertti. Gözleri ise hepsinde tek tek gezmişti.
Kaptan Crowe, yanındaki adama döndü. " Owen, Kurallarımı onlara tek tek anlat. Diğer tayfa da duymuş olsun. " Dedi. Sonra arkasını döndü ve içeri girdi.
Owen denen adam onun yardımcısı olmalıydı, ileri çıktı ve aynı sert bakışlarla konuştu.
" Kurallar Net!
-Emir iki kez verilmez.
- Hırsızlık yapan denize atılır.
- korkaklık affedilmez.
- tayfayı satanın, yarı yolda bırakanın cezası kesinlikle ölümdür.
-gemide kavga edenler kırbaçlanır.
-Ganimetten çalanın eli kesilmez ama artık ganimetten hak sahibi olamaz ve tüm mal varlığı elinden alınır. "
Evelyn kuralları duyunca rahat bir nefes verdi
.
O kadar da zor değildi.
Owen, kaptanın gittiği yere gidince sanki herkes derin bir nefes verdi.
Ve yeni gelenlerle tanışma fırsatı buldular.