"Hayatınızın bir noktasında, size durmanızı söyleyecekler. İşte tam o anda devam etmeniz oldukça önemli..."
- Celestia J. Swan
———
"Bakmayı kes."
Gözlerimi diktiğim, öfkeyle bakmaya devam ettiğim çapulcular az ileride eğlenirken, bana da Severus ile oturmak düşmüştü. Neden mi? Çünkü lanet bir şapkayı başıma geçirip Slytherin olduğumu söylemesine ve hayatımın kalanını da mahvetmesine izin vermişlerdi. Pekala, aslında Slytherin olmaktan son derece memnundum. Tabii içerisindeki mankafalar olmasa daha iyi olabilirdi.
"Bakmıyorum."
Diye çıkıştım Severus'a. Lanet şapka yüzünden bok gibi geçen okul yıllarımın 3. senesindeydik. Tam da aynı yerde oturmuş, asıl eğlenceli olan masayı inceliyordum.
"Üç saniyedir bakıyorsun."
Gözlerimi kapattım bir kaç saniyeliğine. İçimden üçe kadar sayabilmiştim yalnızca. Gözlerimi tekrar açtığımda, bir kaç masa ötemde oturan Lily ile göz göze gelmiştim. Elini yanağına koymuş, başını hafifçe yana eğmiş bana gülümsüyordu. Bu kızın gülümsemesi bile beni bitiriyordu. Yanımda sallanan el ile başımı yana çevirdim.
"Sana bakmıyor Severus, umutlanma."
Tam ayağa kalkmış masadan uzaklaşacakken bana doğru gelen James'i görmemle etrafı kısaca kolaçan ettim. Hayatımın geçirdiğim hiçbir kısmında, bu çocuk kadar salak birini daha görmemiştim. Masaya bıraktığı kapalı not ile gözlerim büyüdü. Refleks olarak elimi alnıma vuracakken kendime engel olup önce masadaki notu aldım.
"Ne?"
Duyduğum ses ile işaret parmağımı Severus'un iğrenç dudaklarına götürüp susmasını işaret ettim.
"Sakın tek bir kelime bile etme."
Severus elimi öfkeyle ittirmiş ve ben masayı terk edip James'in peşinden koridora ilerlerken arkamdan bağırmıştı.
"James'den neden gizli notlar alıyorsun sen?"
———
Yaklaşık yarım saat sonra, aynı notta yazdığı gibi koridordaki, James ile gizli mekanımıza gelmiştim. Duvara yaslanmış, etrafa bakınırken bir yandan da saatimi kontrol ediyordum. Bu çocuk yine geç kalmıştı. İç çektim ve gitmeye hazırlandığım sırada arkamdan birinin gelip kolunu boynuma atmasıyla sarsıldım.
"Sana bir teklifim var."
"Reddediyorum."
"Sirius ile ilgili."
Gözlerim anında kısılmış, başım yavaşça kolu omzumda sırıtarak bana bakan James'e dönmüştü. Amacı neydi bilmiyordum ama beni zayıf noktamdan vurması hiç hoş değildi. Elimi saçımdan geçirip hafifçe gülümsedim.
"Dinliyorum, sevgili vaftiz kardeşim."
"Abim demek istedin sanırım?"
"Şansını zorlama."
Artık ikimiz de birbirimize gözlerimiz kısılmış bir şekilde bakıyorduk. Aramızda neredeyse hiç yaş farkı olmamasına rağmen James kendisini bir anda benim abim ilan etmişti.
"Pekala, anlaşma şu; sen bana Lily'den bilgi toplayacaksın bende sana Sirius'tan."
"Kurallar?"
"Vaftiz olduğumuzu bilmeyecekler. Hiçbir şey. Bilmeyecekler."
Kural kısmı aramızda ufak bir şeydi ama bunun haricinde gerçekten de fikir içime sinmişti. İlk defa böyle bir şeyin olmasının verdiği heyecanla dudaklarımı ıslattım ve serçe parmağımı kaldırdım.
"Anlaştık!"
Aynı şekilde o da serçe parmağını kaldırdığında ve baş parmaklarımızla bu sözü mühürlediğimizde içime garip bir his oturmuştu. Kötü bir şeyler olacağını hissediyordum. James bunu hissetmiş olmalı ki sırıtışı büyüdü. Tek kaşını kaldırdı ve yüzüme doğru yaklaştı.
"En kötü ne olabilir ki?"
"Ah Tanrı aşkına sus Jamie."
Yüzümü buruşturup kolunun altından çıktım ve Slytherin ortak salonuna doğru yürümeye başladım.
"Ayrıca bir daha bana gizli notlar verme. Vaftiz kardeş olduğumuzu anlayacaklar aptal."