3 hafta geçmişti. O büyük olayın ardından az da olsa toparlanmıştı herkes. Prens Ivan ise artık Kral Ivan olmuştu. Tahtın varisi ve en büyük olarak hak ettiği tahttaydı.
Deborah, Kral Ivan'ın emri ile taht salonundaydı.
"Lord Dwight, ne durumda?"
"Gittikçe kötüleşiyor, artık iki kelime edecek gücü bile kalmadı."
Ivan'ın ne kadar çok üzüldüğü yüzünden bariz anlaşılıyordu.
"Eğer sana da uyarsa, babana bir şey olduğunda cenazesini ben yaptırmak istiyorum. Hak ettiği bir şekilde."
"Bana uyup uymamasının bir önemi yok, yüce kralımız bunu arzu etmişse öyle olması gerekir."
"Hayır hayır, o senin baban sonuçta."
"Siz de kulu olduğum kralımsınız."
"Deborah..."
"Siz nasıl buyurursanız öyle olsun."
"Teşekkür ederim, Lord Dwight benim de manevi babam gibi. Ona olan sevgim saygım çok eşsizdir. Umarım ki kötü bir şey olmaz ama hali de ortada..."
"Babam bugün yarın ölecek, bu kaçınılmaz bir gerçek."
"Ben her zaman yanındayım."
"Bunu duymak çok güzel.."
Ivan gülümseyip eli ile kapıyı gösterdi.
"İşlerine dönebilirsin."
Kapıdan tam çıktığında Prenses Rachael ile karşılaştı. Utancından yüzü kızaran prenses hızlı bir açıklama mecburiyetinde hissetti.
"Ben abimi görmeye gelmiştim ama içeride senin olduğunu söylediler ben de kapıda bekliyordum."
"Prensesim, size karşı en ufak kuşkum bile yok."
Rahatlamış bir şekilde nefes alan prenses gitmek üzere olan askeri durdurdu.
"Deborah."
"Buyrun?"
"Beni Lord Dwight'ın yanına götürür müsün?"
"Elbette."
Birlikte sakin ve yavaş adımlarla saraydan çıkıp kısa bir yürüme mesafesinden sonra küçük klübe tarzı bir eve gelmişlerdi.
Rachael önden girip etrafa bakındı. Yıkık dökük soğuk ve eski bir kulübede yaşıyor olmalarına çok şaşırdı. Özellikle de Lord ve kızının...
İçeriden gelen ağır ve şiddetli öksürük sesi ile hemen odaya girdi. Deborah ise kolunu prensesin önüne uzattı.
"Yaklaşmayın prensesim hasta olabilirsiniz."
Rachael yavaşça kolunu indirip gülümsedi.
"Sorun yok."
Lord'a yaklaşıp yatağının boş kısmına oturdu ve elini tuttu.
"Lordum."
"Prensesim..."
O kadar zorlukla konuşuyordu ki Rachael dolan gözleri ile gülümsedi.
"Zaman ne kadar da hızlı akıyor. Daha dün gibi hatırlıyorum, Lilia ve Hanry ile bahçede oynarken daha yağmur yağmadan hissetip başımın üstünde kalkanınızı tutuşunuzu...Beni zararsız, en ufak bir yağmur damlasından bile korurdunuz."
Lord Dwight'ın gözlerinden damla düşünce Rachael kolunun iç kısmından mendilini çıkarıp yaşları sildi.
" Hayatımda sizi hiç ağlarken görmemiştim.. "
" Ben de...sizi..."
Rachael bu lafın üzerine dolan gözlerini tutamayıp ağlamaya başladı. Başını lordun göğsüne koydu.
"Bugüne kadar anne ve babama dost, bana ve kardeşlerime baba figürü gibi olduğunuz için teşekkür ederim. Umarım sizi üzmemiş yormamışızdır.."
Dwight zorla da olsa konuştu.
"Ben sizlerden razıyım Prensesim, umarım bugüne kadarki görevimi en layığı ile yapmışımdır."
"Biz de sizden razıyız Lordum.."
Rachael kafasını kaldırıp tuttu eli daha da sıktı, son kez gözlerinin içine bakıp mendilini Lord'un eline sıkıştırdı. Deborah gözleri dolsa bile ses etmeden onları izliyordu. Prenses ayaklanıp dışarıya çıkınca peşinden çıktı.
Rachael o kadar üzülmüştü ki elini bir ağaca yaslayıp ağlamaya devam etti.
"Prensesim..."
Deborah ne yapacağını bilmiyordu. Yanında dikilip eli ile göz yaşlarını silince Rachael ona sarıldı.
"Babam konusunda bu kadar hassas olduğunuzu bilmiyordum."
Prenses konuşmamayı tercih edip sessizce sarılmaya devam etti.
******
Tam 5 gün sonra ise herkesin istemediği haber sarayda yayılmıştı.
"Lord Dwight öldü!"
Aynı gün içinde Ivan arzuladığı o mükemmel cenaze törenini yapmış hatta üstüne Lord'un tabutunu kardeşleri Dylan, Darren, Hanry ve Lord'un kızı Deborah ile taşımıştı.
Hak ettiği şekilde öbür tarafa uğurlanan o mükemmel adam için 1 hafta içinde prenses Rachael tarafından bir heykel yaptırılmış ve talim alanının tam ortasına diktirilmişti.
Fakat ne kadar yaslara boğulunsa da ölenle ölünmeyen bu dünyada bazı şeyler beklemeye gelmiyordu.
Deborah harika bir tören eşliğinde babasının rütbesine atanmıştı. Artık tüm kraliyetim güvenliği ve kraliyet ordusunun sorumluluğu onun omuzlarındaydı. O artık Lord Deborah olarak anılacaktı.
Bu durum ise en çok Ishtar'ı mutlu etmişti. Artık elindeki güç daha da büyümüş kuvvetlenmişti. Ivan ise Deborah'a sonsuz güveniyor ve hep yanında tutuyordu..
Ishtar için mükemmel bir planın ilk adımlarını kurmanın vakti gelmişti.
Tahminine göre 1 aydan kısa bir süre sonra..
Ivan devrinin de sonu gelecekti..
