İçeriğe geç

The Hunter Demons

Bölüm 3 · 8 dk okuma

The Hunter Demons

Bölüm 3

Yeni bir başlangıç

Dremplek:

— ...(Gözlerini yavaşça aralar)

— Burası neresi?

— Hastanede miyim?

​Bir anda kapıdan gri saçlı siyah gözlü biri kapıdan içeri girer:

— Ooo, uyanmışsın! Hemen burada bekle!

​Diyerek kapıdan aceleyle dışarı koşturur.

​Dremplek:

— He-hey, dur biraz...

​Diyerek hızla ayağa kalkmaya çalışır; ancak aniden başı döner, yere serilir ve hemen ardından tekrar bayılır.

Dremplek:

...(Gözlerini yavaşça aralar)

​Yatağın kenarında dikilen iki silüet netleştiğinde, gözleri açıldı. Biri, az önce gördüğü o gri saçlı gençti; diğeri ise tahminen otuzlu yaşlarına yakın, sarı saçları ve parlayan sarı gözleriyle dikkat çeken, son derece yakışıklı bir adamdı.

Sarı saçlı adam:

— Uyanmışsın.

​Dremplek:

— Nerdeyim ben?

​Sarı saçlı adam:

— Tok-

​Araya aniden turuncu saçlı genç girer ve heyecanla bağırmaya başlar:

— Tokyo Lanet ve İblis Mühürleme Okulu'ndasın!!

​Sol elini beline koyup sağ elinin baş parmağıyla kendini göstererek :

— Benim adım Akira Kurogane!

—Yanımdaki bu yakışıklı beyefendi ise–

​Tam o sırada kafasına yukarıdan gelen sert bir yumruk yer!

​Sarı saçlı adam (kafasını tutarak sinirle):

— Bir daha sözümü kesersen götüne şapalağı korum, tamam mı!!

Akira Kurogane:

— Ahh, acıdı ama!

— Ne vuruyorsun be!

​Sarı saçlı adam derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalışırken, elini alnına götürdü ve yeniden Dremplek'e döndü.

​Sarı saçlı adam:

— Neyse... Adım Keisuke Kurokawa , seni buraya getiren ve o lanetin elinden son anda kurtaran biziz. Kendini nasıl hissediyorsun? Vücudun hâlâ dökülüyor olmalı.

​Dremplek:

— O yaratık... Nozomi...

​Gözlerinin önünde beliren o korkunç anıla birlikte nefesi kesildi, yatakta doğrulmaya çalıştı ama kaburgalarındaki sızı dayanılmaz bir boyuttaydı.

Dremplek sızlanarak:

—Her yerim ağrıyo.

Akira kurogane:

—Normal, 1aydır komadasın nasıl olsa.

Dremplek:

—NE! 1 aymı.

​keisuke Kurokawa:

— Dinlenmene bak. Henüz iyileşmiş sayılmazsın. Daha sonra konuşmamız gereken çok şey var.

Dremplek, kısık ve zayıf bir sesle:

— Nozomi... Nozomi nerede?

​Keisuke Kurokawa:

— O kolu kopmuş çocuğu diyorsan, maalesef lanet onunla beraber kaçtı.

​Dremplek:

— NE? Laneti öldüremediniz mi?

​Keisuke Kurokawa:

— Dinle; o lanet, 2016 Shibuya saldırısındaki lanetlerden biriydi.

​Dremplek:

— Harbî mi??

​Keisuke Kurokawa:

— Lanetin adı Nuigurumi, halk içinde karabasan olarak da anılır. Çoğu vakada kurbanını delirtene kadar musallat olur ama fiziksel saldırılarına rastlanmamıştır. Siz, fiziksel olarak saldırıya uğrayan ilk vakasınız.

Keisuke Kurokawa, kollarını birbirine bağlayıp hafifçe öne doğru eğildi:

​— Dinle, yani anlıyorum, intikam almak istiyorsun ama o lanet bayağı güçlü.

​Dremplek, aşağıya bakarak:

​— Hayır, aslında gerek yok... Ben de diğer insanlar gibi normal bir vakayım zaten.

​Keisuke Kurokawa:

​— Anlıyorum.

​Derken, içeriye gri ve gümüş karışımı uzun saçları olan, büyük siyah renkte gözler, göz altlarında hafif torbalar bulunan bir kız çıkar.

Hikaru Kagetsu:

— Uyanmışsın, kendimi tanıtayım. Benim adım Hikaru Kagetsu, senin adın ne?

​Dremplek:

— Benim adım Dremplek.

​Hikaru:

— Eee, soyadın yok mu?

​Dremplek, bir an duraksar ve biraz utangaç şekilde başını kaşıyıp hafif gülerek:

— Eheheh, yok.

​Hikaru Kagetsu:

— Kimliğin nerede?

​Akira Kurogane:

— Masadaki çantada olması lazım.

​Hikaru hemen masaya atılıp çantayı karıştırmaya başlar. Kimliği bulur, bulduktan sonra yüzünü kimliğe yaklaştırarak:

— Aaa, harbi yok!

​Akira Kurogane:

— Harbî mi? Ben de bakayım.

​Hikaru:

— Her neyse... (Masadan ilaç çıkarır.) Al bunu, toparlanmanda yardımcı olur.

​Keisuke Kurokawa:

— Dremplek, bir süre okulda kalman gerek.

​Dremplek:

— Neden?

​Keisuke Kurokawa:

— Eee... (Evi paramparça oldu.)

Dremplek yavaşça ayağa kalkar:

​— Katana... Katanam nerede?

​Keisuke Kurokawa:

— O sapı dışı her yeri mavi olan desenli çift katanamı?

​Akira Kurogane (yüksek sesle):

— Onu taşımak için ne çektim haberin var mı!

​Keisuke Kurokawa:

— Abartma, alt tarafı kutuya koydun.

​Akira Kurogane:

— Katanayı aldığım an sanki bir şey beni emiyormuş gibi hissettim! Ve dehşet ağırdı. Dremplek, sen bunu nasıl taşıyorsun ya?

Dremplek:

— Katana benim değildiki.

​Akira Kurogane:

— Kimin peki? Kimindi?

​Dremplek:

— Abimindi...

​akira kurogane:

— Anlıyorum...

Keisuke Kurokawa:

— Her neyse, katanalar laboratuvarda.

​Bu cevabın ardından ekip vakit kaybetmeden katanaları almak üzere laboratuvara doğru yola çıkar.

Laboratuvarda birçok öğrenci toplanmıştır.

​Katsuro Kanade:

— Hey hey, bu katana elmastan mı yapılmış,

— yoksa bana mı öyle geliyor?

​Hikawaya Neiro:

— Vay be, mükemmel bir şeye benziyor! (Elini uzatır.)

​Katsuro Kanade:

— Hey, tehlikeli olabilir!

—Boşuna mı laboratuvara getirdiler oğlum.

​Hikawaya Neiro:

— Merak etme, zaten kılıfında. Buraya gelen çoğu katana sadece kılıfından çıkarılınca etkinleşir.

​Dediği anda katanayı tutar tutmaz eklemlerinde büyük bir acı hisseder.

​Hikawaya Neiro (büyük bir acıyla bağırarak):

— Aaaah!

​Yere düşer. Diğer öğrenciler hemen müdahale eder.

Keisuke Kurokawa:

— Hey, ne oluyor burada?

​Katsuro Kanade:

— Keisuke hocam? Eh, aptala dedim dokunma diye, dinlememenin sonuçlarına katlandı.

​Keisuke Kurokawa:

— Hemen onu hastaneye götürün ve anormal bir şey var mı diye kontrol ettirin!

​Der ve öğrenciler onu götürür.

​Dremplek:

— Hey Akira, bu lavuk niye The Boys'daki Black Noir'dan fırlama bir kostüm giyiyor?

​Akira Kurogane:

— Görevden geldi çünkü.

​Dremplek:

— Vayy be, şu donanımlara bir bak! Silah desen var, hançer desen var, bomba desen var...

​Keisuke Kurokawa:

— Katsuro, sen geldiğine göre Shinsiro da gelmiştir.

​Katsuro Kanade:

— Evet, ama açıkçası nerede bilmiyorum.

— Hm, yeni biri mi var aramızda?

—Selam, ben Katsuro Kanade.

​Dremplek:

— Selam, ben Dremplek.

​Katsuro Kanade:

— Eee, soyadın mı bu?

​Dremplek:

— İsmim.

​Katsuro Kanade:

— Soyadın ne?

​Dremplek (basit bir ses tonuyla):

— Yok.

​Katsuro Kanade şaşırmış şekilde:

— Heh?

​Elini beline alarak baş parmağıyla arkasındaki katanaları işaret eder:

— Ha bu arada hocam, arkamdaki garip katanalar da ne?

​Derken Dremplek yanından geçer. Katsuro şaşkınlıkla bakar; Dremplek kılıcı eline almaya doğru götürdüğünde...

​Katsuro Kanade (yüksek sesle):

— Hey, bekle!

​Dremplek ardına bakmadan o iki ağır katanayı zorlukla kavrayıp beline sokuşturur; zorla beline sıkıştırdıktan sonra arkasını dönüp ağır adımlarla uzaklaşmaya başlar.

Katsuro Kanade, şaşkın ve komik bir ifadeyle:

— Eee...

​Keisuke Kurokawa:

— Nereye gidiyorsun?

​Dremplek (arkasına bile bakmadan, düz bir sesle):

— Dışarı çıkacağım.

​Keisuke Kurokawa:

— Dur bakalım. Öyle cosplaydan çıkmış gibi elini kolunu sallaya sallaya dışarda katanayla gezemezsin. Sana iki seçenek sunuyorum:

Ya kılıcı bize verirsin ya da öğrencimiz olursun.

​Dremplek, bu ani soru karşısında şaşırarak bir an duraksar. Yavaşça Keisuke'nin yanına gelip agır haraketlerle katanayı eline zorla sokuşturarak(yine basit bir sesle):

— Kalsın, teşekkürler.

Keisuke acı içinde cılız ve biraz komik bir sesle (bağırır)

—Aaaahh!!

Ardından hızla katanayı yere fırlatır ve dremplek'in kafasına sert bir yumruk atarak

—Seçme hakkın yoktu!(bağırır)

Keisuke Kurokawa:

— Her neyse, kayıtlarını ben yaparım yarına kadar. O zamana kadar da Hikaru sana okulu göstersin.

​Hikaru Kagetsu (gözleri sonuna kadar açılıp şaşkınlıkla):

— Hah? Ben mi!

​Dremplek (kısık ve korkak bir sesle):

— Ya istemiyom...

Keisuke Kurokawa:

— Sus!

​Keisuke gittikten sonra Dremplek ile Hikaru yürümeye başlarlar.

​Hikaru:

— Şimdi burası koridor...

​Dremplek:

— Onu biliyorum!

​Hikaru:

— İşime karışma!

​(Hızlı geçişlerle)

— Bahçe... Konferans salonu... Kantin... Kahve... Havuz... Hastane... Değişik odalar... Spor salonu... Özel silah yerleri... Kıyafet yerleri... Terzi... Kostüm yapma yeri ve vb. yerleri anlattıktan sonra oturup dondurma yerler.

​Dremplek, meraklı bir şekilde sorar:

— Hey, Hikaru?

​Hikaru:

— Heh?

​Dremplek:

— Bu okuldaki amacımız ne?

​Hikaru:

— Amacımız mı? Ee, lanet öldürürüz, mühürlemeyi öğreniriz, savaşmayı öğreniriz, gücümüzü uyandırırız çeşitli teknikler ve bilgiler öğreniriz,mezun olup gücüne göre D'den SS+ arası kategoriye konulup güçlü bir savaşçı olup sirketlerden birinde savaşçı oluruz.

​Dremplek:

— Gücümüzü uyandırmak mı?

​Hikaru:

— Tabii ki, buradaki bazı istisnalar hariç her insan özel. Tabii güçlerine başta hakim olamıyorsunda zamanla alışırsın.

​Dremplek (cılız ve mızıkçı bir sesle):

— Bekle? Ben... Beni niye okula alıyorsunuz, ben normal bir insanım yapamam ki!

​Korkmuş, cılız bir sesle iki elini başına koyup sallayarak:

— Olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz olmaz... (devam eder)

​Hikaru:

— Olursun... (devam eder) Olursun diyorum ya! (devam eder)

​Hikaru, Dremplek'in başına sert bir yumruk atar.

​Hikaru:

— Olursun dedim!

​Dremplek:

— Ha? Nasıl olucakmışım, özel gücüm yok ki.

​Hikaru (içinden: dış görünüşündeki kasvetli havasına göre çok enerjik biri):

— Dinle, (dondurmayı Dremplek'e doğru kaldırarak) kimsenin taşıyamadığı bir çift katanayı taşıyorsun.İlla özel bir şeyin vardır

​Dremplek şaşırır:

— Ha, doğru...

​Hikaru:

— Ha bir de Keisuke hocam asla normal bir insanı gebersin diye okula sokturmaz.

Dremplek ayağa kalkar ve yanındaki odayı görür.

​Dremplek:

— Bu odada ne var?

​Hikaru:

— Orası mı? Orası mühürleme odası. Lanetler mühürlenir veya bilgi almak adına kontrollü şekilde serbest bırakılır ama orası tehlikelidir, o yüzden öğrencilerin girmesine izin verilmez. O yüzden oraya girme, tamam mı?

​Dremplek:

— Tamam.

​Hava kararmıştı, o yüzden Hikaru Dremplek'e kalacağı odayı gösterir.

​Dremplek:

— Kalacağım oda bu mu?

​Hikaru:

— Evet, nasıl?

​Dremplek:

— Eski evimden iyidir.

​Yan odanın kapısı açılır ve Akira çıkar.

​Akira:

— Vay, Dremplek, komşuyuz he!

​Dremplek:

— Evet...

EKSTRA SAHNE

okulun loş ve sessiz koridorlarının diğer ucunda...

​Keisuke Kurokawa elleri cebinde, dalgın bir şekilde yürümektedir. O sırada köşeden Hikaru görünür.

​Hikaru:

— Hey, Keisuke hocam!

​Keisuke Kurokawa:

— Merhaba, Hikaru.

​Hikaru:

— Dremplek hakkında ne planlıyorsun?

​Keisuke Kurokawa:

— Hah, bir şey planladığımı nereden çıkardın?

​Hikaru:

— Bilirsin sen; soai (lanet ve iblis avcılarına denir) olmak isteyen insanları bile o kadar kolay içeri almazsın.

​Keisuke Kurokawa (ciddileşen bir tonla):

— Hikaru, eğer Dremplek'i serbest bıraksaydım, büyük ihtimal o lanet peşini bırakmaz ve o çocuk oracıkta ölüp giderdi.

​Hikaru:

— Doğru... Ama başka sebebin daha olmalı.

​Keisuke Kurokawa (hafifçe sırıtarak):

— Tabii ki var. O, şu çift katanaya rahatça dokunabilen tek kişi. Muhtemelen içinde henüz fark etmediği devasa bir savaş potansiyeli var.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.