İyi Okumalar 🦋 _______________ J; "Tamam artık bitti" Hyunjin'in bedeni duyduklarıyla gevşedi ama bu rahatlama saniyeler sonra öfkeye dönüştü. Birkaç iri adım atarak Felix'in yanına geldi, kolundan tutup küçük bedeni tek hamlede ayağa kaldırdı. H: "Sen ne yaptığını sanıyorsun? Askerler güvenliği kontrol etmeden buraya çıkman yasaktı!" Komutan, doktorun yüzüne nefesini çarparak bağırdığında Felix dişlerini sıkarak kolunu sert bir şekilde çekti ve Hyunjin'in sıkı tutuşundan kurtuldu. F: "Ben buranın doktoruyum, Hyunjin. Bu kamp benim sorumluluğumda. Merak ettiğim bir şeye bakmak için senden izin almak zorunda değilim!" H: "Hayatını tehlikeye atarak mı? Bir sandık yüzünden ölebilirdin!" F: "Ölmedim!" Hyunjin başını geriye doğru atarak burnundan derin bir nefes soludu. Gözleri sinirden parlıyordu ve Jisung komutanının bu bakışlarını çok iyi bildiği için yerde duran çantasını sırtlayarak oradan sessizce tüydü. H: "Orada yaşadığın korkuyu unuttun mu? Ben unutmadım Felix! Ben, sen oradayken yaşadığım korkuyu unutmadım!" Sesi eskisine nazaran daha yüksek çıkmıştı. Öyle ki yakın çevrede olan herkes duyabilirdi. Ama Felix Hyunjin'in dibinde olmasına rağmen sanki komutanın dediklerini duyamıyordu. Hyunjin de daha yeni farkına varmıştı dediklerinin ama geri adım da atmak istemiyordu. Dediği her şeyde haklıydı. F: "Bana bir şey olacak diye korkmana gerek yok komutan" Uzun beden, ağzından kaçırdıkları yüzünden doktora alay konusu olacağının farkına Felix'in yan bir şekilde sırıtarak konuşmasından varmıştı zaten. Hyunjin'in cevap vermediğini gören Felix daha da sırıtarak alt dudağını ısırdı. Mimiklerini kontrol edemiyordu duydukları yüzünden. Ama komutanın bakışları ısrılan dudaklarına kaydığında bu sefer öylece kaskatı kesilip kalan taraf Felix, sırıtan taraf ise Hyunjin olmuştu. Uzun beden bir an olsun gözlerini parlak, kiraz dudaklardan almıyordu. Felix'in farketmesinden korkmuyor, aksine onun farketmesi için daha da çok bakıyordu. Yan bir şekilde sırıtarak karşısında dikilen bedene doğru bir adım attığında Felix tekrardan nefesini tuttu. Başını yukarı kaldırarak, yakışıklı surata bakarak kalakalmıştı. Ve şimdi farkına varmıştı ki Hyunjin'in ona bu kadar yaklaşması, ölmek üzere olmaktan daha hızlı attırıyordu kalbini. Komutan şaşkın bıraktığı civcive bir adım daha attığında bu sefer Felix de refleks olarak bir adım geriye doğru atmıştı. H: "Bir adım daha geri atarsan az önce seni çıkardığımız mayına tekrar basacaksın" Sarışın beden gözlerini sonuna kadar açarak kollarını iki yana doğru açtı ve küçük bir çığlık eşliğinde kendisini ileri doğru, Hyunjin'in kollarına attı. Komutan, kollarına doğru atılan bedeni memnuniyetle tutarak onu daha çok kendisine doğru çekti ve tereddüt etmeden kollarını beline sardı. Felix, bunu bilerek yapmamıştı. O anki korkuyla kendisini mayından uzaklaştırmaya çalışmıştı ama ne yaptığını farkettiğinde de geri adım atmak istemedi. Aksine başını usulca komutanın göğsüne yaslayarak onun kokusunu ciğerlerine çekti. Hyunjin'in üzerindeki yelek ve yeleğin içindeki teçhizatlar yüzünden başı pek de rahat bir yerde değildi ama beline sarılı olan kollar ona yetiyordu. Hyunjin'in her bir parmağının sıcaklığını bel oyuntusunda hissediyordu. Sanki üzerinde hiç kıyafet yoktu ve sıcak parmaklar tenine temas ediyordu. Uzun beden gülümseyerek başını önüne eğdi ve göğsüne yaslı olan küçük kafaya baktı. Gerçekten kedi gibi şirin gözüküyordu. Başını biraz daha eğerek burnunu uçuşan sarı tutamlara yaklaştırdı ve doktorun tatlı kokusunu içine çekti. Onca tozun, dumanın, pas ve tahta kokusunun arasında ilaç gibi gelmişti kollarındaki bedenin tatlı kokusu. IN: "Komutanım alt kat tem-" Felix duyduğu ses yüzünden ellerini Hyunjin'in beline bastırarak kendisini itmeye, onun kollarından uzaklaştırmaya çalıştı ama komutan sülük gibi yapışmıştı resmen. Onu sıkıca tutan kolların arasından sıyrılmak adına durmadan çırpınırken Hyunjin ateş fışkıran gözleriyle merdivenlerde donup kalan bedene baktı. H: "Tekrar arama yapın!" IN: "Emredersiniz komutanım!" Jeongin saniyeler içinde oradan kaybolduğunda Felix hala çırpınarak çıkmaya çalışıyordu onu kafesleyen kolların arasından. Çırpınmanın yeterli olmadığını anladığında ellerini komutanın geniş omuzlarına kaldırarka onları yumruklamaya çalıştı ama bu Hyunjin'i daha da gülümsetmekten başka bir işe yaramıyordu. F: "Bıraksana sapık!" Hyunjin aldığı iftira yüzünden kollarını daha da sıkıştırarak ellerini Felix'in beline daha sert bastırdı ve bu sefer onu tamamen kendisine doğru çekerek alt taraflarını da birleştirdi. Yanaklarına pompalanan kan yüzünden küçük olanın elleri öylece düşmüştü. Kıpırdamaz bir şekilde durup kaldı. H: "Şöyle iki dakika dur sarılalım" Felix, Hyunjin'in göremeyeceğine emin olduğu için gözlerini devirerek dizini tek hamlede, sert bir şekilde kaldırdı ve komutanın bacak arasına sapladı acımadan. Hyunjin acı yüzünden gözlerini sıkıca kapatıp, dişlerinin arasından inlemişti. Felix de bu boşluğu kendisine fırsat bilerek onu tutan kolların arasından sıyrılarak uzaklaştı. F: "Sana, bana sarılma yetkisini kim verdi?" Felix, üzerinden toz temizlermişçesine elini kıyafetlerinin üzerinde gezindirdi. Komutan ise öylece ikibüklüm olmuş bir şekilde alt dudağını ısırarak sarışına bakıyordu. H: "Dikkatli ol doktor, çünkü oyun daha yeni başlıyor" Küçük beden umursamaz bir şekilde çocuk gibi omzularını kaldırdı ve dikkatle çıktığı merdivenleri umursamaz bir şekilde ikişer ikişer inerek oradan uzaklaştı. Hyunjin ise belini dikleştirerek ellerini belindeki kemere yasladı ve ağzı kulaklarına varacak kadar gülümsedi. İnce bel hatlarını hala parmak uçlarında hissediyordu. Ve gerçekten de oyun onlar için daha yeni başlamıştı... J: "Heh gel gel burada" Jisung, Minho'yu kolundan tutarak çekiştire çekiştire üst kata çıkarıyordu. Üst kata ulaşan bedenler kendi kendine sırıtan komutanlarının orada olduğunu gördüklerinde ikisi de aynı anda ellerini alınlarına yaslayarak selam verdiler. Hyunjin ise şizofren insanlar gibi gülümsemeye devam ederek başını salladı ve yüz mimiklerini bozmadan merdivenleri indi. Komutanlarının neden bu halde olduğunu bilmeyen ikili birbirlerine baktıktan sonra umursamaz bir şekilde ellerini havada sallamışlardı. J: "Bak işte burada mayın" Jisung, eli ile yarısı kırılmış tahta parçasını işaret ettiğinde Minho, ellerini beline yerleştirerek Jisung'un gösterdiği yete baktı. M: "Tamam işte halletmişsin. Benden ne istiyorsun?" Jisung kaşlarını kaldırarak korkunç bir şekilde gülümseyerek omzuyla Minho'nun omzuna vurdu. J: "Basmanı" Minho, bu sırıtışı tanıdığı için şaşırmamıştı zaten. Başını "sen iflah olmazsın" anlamında sallayarak derin bir nefes aldı. M: "Nasıl yani?" J: "Nasıl yanisi mi var! Atla işte mayının üstüne bakalım çalışıyor mu çalışmıyor mu diye. Bence çalışmıyor sence?" Minho da Jisung'u taklit ederek aynı onun gibi gülümsemeye çalıştı. Tabii ki atlayacaktı. Bu atladığı ilk mayın değildi. Jisung ona bunu defalarca yaptırmıştı ve her seferinde korkmadan bombalara atlıyordu. Çünkü emin olduğu tek şey vardı o da sincap suratlının onu asla tehlikeye atmayacağıydı. Jisung emin değilse Minho'nun o mayına bir milim bile yaklaşmasına izin vermezdi. Bu yüzden ona güvenen beden umursamaz bir şekilde önce mayının üzerine bastı sonra ise hiç beklemeden "klik" sesini duyduktan sonra ayağını geri çekti. Ne bir patlama vardı, ne de en küçüğünden bir tehlike. Sadece derin anlamlarla birbirine bakan gözler vardı. Ve bir de cesaret edilip söylenemeyen sözler... __________________ MinSung gelmiş hoş gelmişşş 🫢 Bu arada HyunLix elleşmeye başlamış. Bunun sonu hayır değil.
Bölüm 11
{11} Oyun daha yeni başlıyor
24 yorum
oha deli minsung
M:Tamam işte halletmişsin. Benden ne istiyorsun. J:Basmanı.
Şizofren huncin çok tatlııı
Minoş o bomba patlarsa görürsün
Bu dokunuşlar
Hiiiç hayır değil
jis i yerimm
bence jis yalap hap şaptada mayın taklidi yapcak minhoya ki üstüne bassın
Chanmin gelirmii yazarımm
Minsung yine fırlama olmuş yeeeyy
OHA MİNSUNGA BAK
OAOAOAOOAOA MINHO BENİM SEVGİLİME GÜVENDİĞİM GİBİ GÜVENİYOR JISUNG'A ABİ ÇOK TATLI
SONRSKI BOLUM VATANA MILLETE SQKSO 😍🙏🏿YBBBBBBB
Beni gözleriyle sevsin istiyorum: minsung 🫠
Beni gözleriyle sevsin istiyorum: minsung 🫠
Eyes don't lie ❤️🔥
Minsung tahminen ne zaman resmen olur Yazar Hanım yaa
Minsung tahminen ne zaman resmen olur Yazar Hanım yaa
Özlemişim be minsung umu böyle görmeye
Özlemişim be minsung umu böyle görmeye








