İçeriğe geç

The Healer (HyunLix)

Bölüm 1 · 6 dk okuma

The Healer (HyunLix)

Bölüm 1

{1} The Healer

İyi Okumalar 🦋 _____________ Güneş kavurucu sıcağını, kuru ve çatlak toprağa vuruyordu. Sanki toprağa karşı kini vardı ve onu kendi sıcağıyla kavurup toza çevirmeden duramayacak gibiydi. İki Sovyet yapımı UAZ'ın önünde, bu sıcak güneşin altında dizilmişti askerler. Hava koşullarını bilmedikleri için tamamen kalın asker üniforması ile gelmişlerdi ve hepsi sıcaktan bayılmak üzerelerdi. Hyunjin, onun emri üzerine dizilen askerlerin önünde bir sağa gidiyor, bir sola gidiyor konuşmasına nasıl başlayacağını bilmiyordu. Tim olarak büyük bir yanlış yaptıkları için ceza olarak buraya gönderilmişlerdi. Hepsi bu duruma sinirli olsa da Hyunjin daha da sinirliydi. Çünkü o ve askerleri yanlış yapmamıştı ona göre. Komutan Hwang derin bir nefes alarak etrafına bakındı. Laos şehir merkezindelerdi ama bir elin parmağını geçmeyecek kadar dükkan vardı ve neredeyse hiç insan yoktu. Helikopter ile buraya bırakılmışlardı ve özel araçla gideceklerdi koruma kampı alanına. Lakin şehir merkezi böyleyse, orası ne haldedir diye düşünemiyordu bile. H: "Ne kadar süre burada görevde olacağız bilmiyorum ama" Sonunda Komutanın sesi duyulduğunda herkes sıcak havaya inat başını dik bir şekilde kaldırmıştı. H: "Görev, görevdir asker! Kazasız belasız atlatalım!" "Emredersiniz Komutanım!" Beş asker de aynı anda komutanlarını onaylamışlardı. Hyunjin tam arabalara üçer üçer binmeleri için emir verecekti ki sessiz ve boş sokağın başında duyduğu sesle elini belindeki silaha atarak arkasına döndü. "Yardım edin!" Hyunjin arkasındaki askerlere durması için el işareti yaparken uzaktan onlara taraf koşan kişiye bakıyordu. Hızla koşan kişinin ne söylediğini anlayamıyordu ama telaş içinde olduğu her halinden belliydi. "Yardım edin lütfen bir yere yetişmem gerekiyor" Normal giyinimli, uzun sarı saçlı kişi kolları arasında sıkıca tuttuğu çantasıyla tim'e doğru giderek daha da yaklaşıyordu ama onun söylediği şeyleri kimse anlamıyordu. "Yardım.. beni söylediğim yere götürürseniz parasını vereceğim." Karşısındaki kişilerin asker olduğunu bilen sarışın korkmadan onlardan yardım istiyordu. Ama altı kişi de ona anlamaz bir şekilde bakıyordu. Nefes nefese kalan beden çantasını sırtına atarak elini karnına sardı ve fazla koştuğu için ağrıyan karnını bastırdı. Hyunjin, sarışının karşısında dimdik dikilerek gözlerinin içine baktı. Ne söylediğini anlayabilseydi belki yardım edebilirdi. Bir süre nefeslenen bedeni daha izledikten sonra arkasını dönerek askerlerine baktı. H: "Üçer üçer arabalara binin. Kamp alanına gidelim" Askerler başlarını onaylar anlamda sallayıp harekete geçmişlerdi ama Hyunjin'in arkasında duran beden duyduğu Korece cümleden sonra öylece nefessiz kalmıştı. Komutan Hwang da arabaya binmek için adım attığında sırtında hissettiği dokunuşla hemen aniden arkasına döndü. F: "Koreli misiniz?" Hyunjin de az önce anlamadığı dilde konuşan bedenin korece konuştuğunu duyduğunda şaşırmıştı. Başını onaylar anlamda usulca salladığında Felix'in gözleri bariz bir şekilde dolmuştu. F: "Kamp alanına yetişmem gerekiyor. Lütfen beni oraya bırakın." Hyunjin şaşırdığını belli etmemeye çalışarak öylece durdu. Ne de olsa başka bir ülkede olan kimseye inanamazdı. Önceliği ekibinin güvenliğiydi. H: "Askeri araca binemezsiniz" Felix sırtındaki çantasını hızlıca indirerek içini açtı ve yorgunluktan titreyen elleriyle içinde bir şeyler aramaya çalıştı. Sonunda aradığı şeyi bulduğunda derin bir nefes alarak elindeki kartı uzun boylu komutana uzattı. F: "Kamp alanının doktoru, aynı zamanda yöneticisiyim. Oraya yetiştirin beni, ben de askeri doktor sayılırım" Hyunjin küçük ve titreyen eller tarafından tutulan kartı, kaşlarını çatarak eline aldı ve inceledi. Lee Felix.. gerçekten buraya gönderilmiş yetkili doktordu. Hyunjin başını onaylar anlamda sallayarak kartı sarışına uzattı ve onun elinde tuttuğu çantayı alarak içini kurcaladı. Birkaç ilaçtan başka hiçbir şey olmadığına emin olduktan sonra çantayı yere bıraktı ve hızlı nefesler alan doktora baktı. H: "Ellerinizi havaya kaldırın. Üzerinizi arayacağım" Felix hemen başını onaylar anlamda sallayarak ellerini yukarı kaldırdı. Bir an önce kamp alanına yetişmeliydi. Bir an önce bu ilaçları oraya yetiştirmeliydi... Hyunjin, bir askeri personele göre fazlasıyla ince ve zarif olan bedeni dikkatli bir şekilde aradıktan ve güvenli olduğundan emin olduktan sonra başını onaylar anlamda salladı ve yerde duran çantayı alarak kendi sırtına astı. H: "Kampın korunması için görevli askerler bizleriz. Biz de oraya gidiyoruz" Felix başını onaylar anlamda salladı. Konuşamıyordu. Aklının ucundan dahi geçmemişti onlara yardım gönderilmesi. Şu an mutluydu ama bunu saklama konusunda gayet başarılıydı. Hyunjin'in yönlendirmesi ile arabaya binen Felix hızlıca kampa ulaşacağı için rahatlamıştı. İyileştirmesi gereken küçük bir can vardı... Tam kırılıp dökülmüş yollara uygun olan araç onları kısa sürede kampa yetiştirmişti. Hyunjin arabanın camından dışarı doğru baktı. Fazlasıyla çok çadır ve bu çadırların etrafında güvenli bölgeyi simgeleyen demirden örülmüş çitler vardı. İnsanlar sürekli bir işle meşgul, bir o tarafa bir bu tarafa koşuyorlardı. Şehir merkezinin çok boş olma nedeni korunmaya ihtiyacı olan insanların hepsinin burada toplanmasıydı. Araba durduğunda Felix kucakladığı çantasını sıkıca tutarak hızlıca arabadan indi. Ve küçük revir olarak ona verilen hastane çadırının içine girdi. Bu çadır diğer çadırlardan daha büyük ve daha çok odası vardı. Hastaların tutulduğu odaya doğru koşarak nefes nefese bir şekilde çantasını boş yatağa bıraktı ve içinden ihtiyacı olan ilacı aldı. Aceleci bir şekilde eline eldiven giyinerek küçük bir şırınga aldı ve kapsülün içindeki sıvıyı şırıngaya çekti. Şırınganın içindeki havayı da çıkardığına emin olarak yatakta yorgana sarılıp uyuyan küçük bedene doğru adımladı. F: "Küçük tavşanım" Çocuğu korkutmayacak şekilde üzerini açarak ateşler içinde yatan bedenin alnını okşadı. Ateşi fazla olduğu için uyuyordu. Bu yüzden bunu fırsat olarak değerlendirerek kıyafetinin kolunu sıyırdı ve küçük eli tuttu. Kolu o kadar incecik ve küçüktü ki, çocuklara iğne yaparken istemsizce geriliyordu. Damarın üzerini temizleyerek iğneyi dikkatlice sıkıca tuttuğu deriye geçirdi ve yavaşça yaptı iğneyi. "Acıyor" F: "Çikolata vereceğim geçecek" Küçük olanın kısık sesini duyduğunda iğneyi çekerek ona tatlı bir rüşvet sundu. Ateşler içinde yanan beden ise sanki hiçbir şey olmamış gibi hemen gülümsedi. Bu ilacı alabilmek için şehir merkezine gitmişti yoldan şansına bir araba çevirerek. Dönerken de askerlerle karşılaşması büyük bir şanstı. Zamanımda yetişmişti buraya. O askerlere de teşekkür etmeliydi ve sonunda artık güvende olacaklardı.. H: "Askeri üs nerede?" Felix arkasında duyduğu sesle irkilerek arkasına döndü ve az önce ona yardım eden yakışıklı askere baktı. F: "Askeri üs? Burada mı? Dalga mı geçiyorsun?" Hyunjin kaşlarını çatarak onunla alaycı bir şekilde konuşan sarışına doğru yaklaştı ve dibinde dikilerek kendisinden kısa olan bedene baktı. H: "Dalga geçecek en son kişi bile değilim" F: "Buraya geldiysen, böyle bir yerde askeri üs olmayacağını da bilmen gerekir" H: "Bana bak doktor, neyi bilip bilmediğimi sen sorgulayamazsın" Felix sinirli bir şekilde sıktığı elini kaldırarak işaret parmağını önünde dikilen askerin göğsüne bastırdı. F: "Asıl sen burada biz doğru düzgün yiyecek bile bulamazken, askeri üs olup olmadığını soramazsın" Bu sefer parmağını değil komple elini askerin göğsüne bastırarak onu geri itmeye çalıştı. Çocuğun önünde bunları konuşmak istemiyordu. Ama gücü bir askere kafa tutacak kadar da çok değildi. F: "Buraya aylardır yardım gönderilmesini talep ediyorum. Ve gönderdikleri ilk yardım daha kamp hakkında hiçbir şey bilmiyor" ____________________ Sürekli didişen HyunLix mi? 😋 Yeni fic saldım zırtolar. Sizce nasıl başladık iyi mi? İzlediğim tüm asker&doktot dizilerini/filimlerini bu kitapta birleştireceğim 💃 Siz bu bölümü okurlen ben 17. Bölümü yazıyor olacağım. Yazar olmanın avantajları 🤫 İtalic yazı stilinde yazılan tüm konuşmalar Laoca yapılan konuşmalardır. Lee Felix, kampın baş sorumlu doktoru, aynı zamanda yöneticisi. Uzmanlık alanı enfeksiyon hastalıkları. Yaş 25 Kim Seungmin, kampa yeni gelen gönüllü doktor. uzmanlık alanı Çocuk hastalıkları ve psikoloji. Yaş 24 Hwang Hyunjin, tim komutanı strateji ve operasyon yönetiminde uzman. Biraz kuralcı ve sert olsa da aslında yumuşacık kalbi var 🤔. Yaş 28 Bang Chan, timin teknik lider yardımcısı aynı zamanda koordinasyon uzmanı. Kısaca telsizler, rota planlaması, harita, coğrafı bilgiler hepsi onda. Yaş 28 Seo Changbin, ağır silah uzmanı 😋😋 baskın sırasında hep ön safta. Güçlü ve korumacı birisi. Yaş 27 Lee Minho, sessiz, sinsi, çokbilmiş birisi olduğu için keşif, izsürme ve gizli görev uzmanı. Aynı zamanda Cerrahi asistanlık bilgisi olduğu için zor durumlarda tim'de ilk yardım yapan kişi. Yaş 28 Han Jisung, bomba imhası uzmanı. Her şeye panik birisi ama konu bomba olunca ondan iyisi yok sldösldöslmcd. Yaş 27 Yang Jeongin, tim'in en küçüğü olduğu için ve en son katıldığı için ona "çaylak" diyorlar. Ama profesyonel bir keskin nişancı. Yaş 24

Bölüm sonu

10 yorum