İçeriğe geç

The Element Group(Element Grubu)

Bölüm 21 · 5 dk okuma

The Element Group(Element Grubu)

Bölüm 21

Sonun Başlangıcı, Kart 1, 2, 3 ve 4. Ve

Dörtlü çıktıkları asansörlerinde beklerken her birinin kalbi hızla çarpıyordu. Ryo kararlıydı, Leo'nun kafası karışmıştı, Lex sinirliydi (ki bu onun için normal), Rose ise biraz korkuyordu ama yinede Ryo gibi kararlıydı. Orada ne varsa onunla savaşıcaklardı, o kesindi.

Lex'in sinirlenmenin sebebi şu Leo'nun "Yaşlı" dediği adam meğerse savaşıcakları adammış. Karşılaştığı adamın onunla ilgili dediğine göre muhtemelen bu iş kolay olmayacak gibi geliyordu ona. Buda kötüye işaretti.

Ryo'nun olduğu asansör yavaşça açıldı, diğerleri ile beraber. Ryo zemine adım attı, yada platform diyelim, ve attığı anda olduğu yerdeki zeminde küçük bir butona basıp yukarı çıkmaya başladı. Diğerlerindede öyle oldu tabii. 2 saniye sonra dörtlü birbirlerinin yanında platformdan aşağıya doğru iniyorlardı.

Ryo: "Sizin burda ne işiniz var?!"

Lex: "Onu ben size sorucaktim."

Rose: "İyide hepimiz aynı anda nasıl gelebiliriz ki buraya?"

Leo: "Eee- arkadaşlar-"

Ryo: "Tesadüf olacağını düşünmüyorum, muhtemelen asansörler aynı yere çıkıyordu."

Lex: "Haklısın, Belkide karşılaştığım kişi yalan soylemiyordu. Yukarıdaki adam eğer güçlü ise dördümüz buraya bilerek toplanmış olabiliriz."

Leo: ''Arkadaşlar iki saniye şuna-"

Ryo: "Nasıl yani, siz demi atanız ile karşılaştınız?"

Rose: "Atamızmı? Yo hayır, Benim karşılaştığım olan atam falan değildi, onların şuan binlerce yıl önce ölmesi gerekmiyor mu?"

Lex: "Evet, ama benimki ile Ryo'nunki öyleydi. Seninki Leo? Seninki-"

Leo: "İKİ SANİYE ARKANIZA BAKIN AQ"

Bunu dedikten sonra, Hepsi arkasına baktı ve o görüntü ile karşılaştılar. Platform durmuştu ve onun önünde kocaman bir platform daha vardı. Ortasında ise birisi duruyordu. Görünüşü çok gözükmüyordu ama bir adam olduğu kesindi. Sırtı dönüktü dörtlüye ve buda arkasındaki elleri gösteriyordu. Gerçi eller olarak sayılmazdı, çünkü kolları yoku, sadece yeşil bir ipe bağlanmış gibilerdi onları bekliyormuş gibi orada dururken.

Hepsi orada kalakaldı. Leo dışında önceden fark ettiği için. Bu adam Ryo dışında hepsine hasar vermişti. Rose, Lex ve Leo bu adamı baya iyi tanıyordu aslında. Bu kişi Rose'u Monroe Binasının derinliklerinde hapsetmişti, Leo'yu bir kere hapsetmişti, ve ona büyük bir iş çıkartmıştı gönderdiği şeylerle. Bazılarında Lex ve Leo beraberlerdi.

Harbuki Ryo, Bunlardan sonra haberi olmuştu. Ama Dinlediği hikayeden sonra, bu adamın gerçekte kim olduğunu öğrenmişti. O yüzden o bekledi önce Leo platformdan atlarken. Rose ve Lex arkasından geldi, yada koştular diyelim. Leo ilk hareketi yaparak adama atıldı ve 8 kere ateş etti tabancası ile. Ama adam hemen arkasına döndü ve kurşunlar ona yetişemeden arkasından bir el onu alıp yere devirdi. Rose ona ok fırlatırken Lex öne doğru atıldı.

silahını havaya kaldırdı ve adam Leo ile ilgilenirken ellerinden birini kesti, yada bir iki tanesini, ama adam Lex'e hiç acımamış gibi ona 5 tane yumruk attı ki, 3 tanesini geri savurabilmiş ve 2 tanesi onu duvara savurmaya yetmişti. He bu arada, Ryo hala platforman inmemişti bunlar olurken. Birşey düşünüyordu ve ona çok takılmıştı buraya geldiğinden beri. Etrafındaki çoğu şey sanki kendini bir oyundaymış gibi hissettiriyordu. Tabii bu olamazdı, kendisi yaşayan birisiydi değilmi?

Neyse Ryo burda öyle düşünurken Leo, Lex ve Rose elinde ne varsa adamı gebertmeye çalışıyorlardı. Tabii buda bayağı zordu ki adamın bir sürü eli olduğundan dolayı 3 kişi 1 kişi değilde 3 kişi 10 kişi gibiydi şuanda durumları.

Rose Ryo'nun orada durduğunu ve daha platformdan bile atlamadıgını anlayınca hemen ona seslendi.

"RYO!! LAN NİYE ORADA DURUYOSUN YARDİMİNA İHTİYACIMIZ VAR-"

Rose bunu söylerken Adamın ellerinden biri uzanıp onu kolundan yakalandı ve onu duvara çarpmaya başladı. Lex ve Leo ona yardım edebilirdi ama Rose Ryo ile konuşurken çoktan onlarda duvara çarpılmıştı. Leo çoktan bayılmıştı aşırı kan kaybından dolayı (Evet, Burası farklı bir dünya olabilir ama yinede kanıyorlar)

Lex silahını kullanarak Leonun etrafına bir kalkan açmıştı ama oda yavaşça kan kaybediyordu o yüzden bilincini kaybetmek üzereydi. Ve o yüzden biraz silik gözüküyordu kalkan. Rose eller tarafından duvara çarparken hala savaşmaya çalışıyordu ama sonunda pes etti bazı eller onu boğduktan sonra.

Ve Ryo, düşüncelerinden kendini ayırdığında o yokken neler olduğunu tam o anda gördü. İyi bir görüntü değildi, o kesin.

Kan. Hemde bayağı kan. Hepsi bir duvara kilitlenmiş öylece duruyorlardı. İkisi baygindı, Lex ile bayılmak üzereydi. Sanırım çokta açıklamama gerek yok. Özetlersek Adam arkadaşlarını yerle bir etmiş. Ryo bu sahneye dehşet ile baktı, korkudan titrememeye kendini zorladı. Bütün arkadaşları yere serilmiş, kan içinde duruyorlardı. Ve hepsi onun suçuydu, Eğer baştan o kapıyı acmasaydi arkadaşları şuanda olduğu durumda olmazdı.

Başını salladı. Hayır, bu yaşadıkları herşeyi kendisi çıkardı ve şuandada kendisi düzelecekti. O yüzden arkasindaki kılıcı çıkardı ve bütün öfkesini ona basarak adama atıldı. Adam Rose'u boğmakla uğraşırken Kılıcın sivri ucunu tüm gücüyle sırtına batırdı, adama hiç şans bırakmayacak bir hızla. Kılıç adamın vücudunu deldi geçti derinden, ve kılıçtan gelen beyaz bir ışık etrafını sarmaya başladı. Adam ne kadar hareket etmeye çalışsa o kadar acı çekiyordu. Sonunda Beyaz ışık heryeri sardı ve Ryo gözlerini kapamak zorunda kaldı ışıktan dolayı. Işık sönünce tekrar etrafına baktı, Adamın arkadaşlarına uyguladığı darbe ve hasarın yavaşça kaybolduğunu, yani iyileştiğini gördü.

adamdan geri kalan tek şey iki eline sığabilecek bir anahtardı, üstünde yeşil bir el sembolü vardı. Ryo yavaşça çömeldi ve anahtarı iki eliyle aldı, arkasını döndüğünde karşısına kocaman bir kapı çıktığını gördü, Üstünde mor bir spiral sembolü vardı. Ryo gitmeden önce Lex'le beraber Rose ve Leo'yu taşıdılar ve kapının içine attılar, sonra da bir kere daha platforma bakıp onlarda kapıdan geçtiler. Geçtikleri anda kapı kapandı ve herşey karanlığa büründü.

........

"Hah! Ben kazandım!"

Bir adam söyler, son kartını oyun tahtasına yapıştırken. Masada oturan öbür adam onu dinliyordu, elinde birçok kart vardı ve bakışı kaybetmekten hoşlanmış gibi gözükmüyordu.

"Şimdi bana o 200 lirayı vermek zorundasın Henry, Para benimdir."

"Ah tamam tamam, beni zor durumuma bıraktın. Ne hoş."

Kartlı adam(Henry) cebinden 200 lira çıkarıp adama uzattı. Adam neşeyle parayı kaptı ve geri cebine koydu. Ama oradan tam gidecekken Henry onu durduracak birşey söyledi:

"Hey, 2. tura varmısın?"

Bölüm sonu

1 yorum