
[Alternatif Başlık: Silahlarınızı kapın, Çünku bugün buradan topukluyoruz!]
Ryo, Lex, Leo ve Rose birbirleriyle korku dolu bakışlar attılar. Leo hariç. Bunu kimin yaptığını tahmin edebiliyordu, emin olmasada. Bütün oklar onu gösteriyordu zaten. Şu amca. "O yaşlı moruk varya...kesin bunların hepsini bizim tuzağa düşmemiz için yaptı. Baştan sona kadar..." Diye sayıcakti Leo içinden binbir kere ama Lex'in dediği şey kendisini düşüncelerinden ayırdı.
Lex: "Ya neden bizim hep başımıza birşeyler geliyo aq-"
Ryo: "Haklısın. Doğrusu normal hayatta bile bir sürü şey yaşadık. Hiçbiri normal değildi. En azından bana göre."
4düde değişik ve kritik olaylara karışmıştı, bu kesindi. Ryo taşların üzerinden geçmiş, Neon şehrinde Rose'u bulmuştu. Rose ise oradan bir şekilde kurtulunca karşılaşmışlardı. Leoya gelince o zaten yaşadığını yaşamıştı ve göreceğini görmüştü artık. Lex ve Leo şuana kadar en çok yaratıkla karşılaşmış ikiliydi grubun içinde. Onlara göre hayat bitmeyen maceralarla doluydu. Neyse bu ikisi sohbet ederken asıl kaçma planını Rose yapıyordu. Bunu adam gelmeden yapıcak, ve onu sessizce yapicaktı. Elinde sadece bir ok vardı. Yayı olmadığı için bunu muhtemelen kullanamicağını biliyordu ama aklında ondan başka bir fikir vardı.
Oldukları yer biraz dar(yani kafes dardı) ama Rose Birkaç tane küçük odun parçacığı bulabilmişti. Bunları nerden buldu dicekseniz eğer, bu kafesi kim yaptıysa içine taş ve odun koymuştu altındaki kısmına ki ağırlık yapıp düşebilsin. Normalde bu taşlar kafesin altında olduğu için Rose en az 7 tane odun parçacığını zar zor çıkarabilmişti. Tabii bunu altlarındaki kontrol panelinde olan adamdan gizliyerek yaptı. Peki asıl planı neydi?
Rose'un asıl planı adam gittikten sonra bu küçük odunları birleştirerek el yapımı bir yay yapacaktı. Ondan sonrada o ile oku tam bütün kafesleri açacak düğmeye doğru tutturacaktı ki buradan kurtulabilsinler. Ama asıl 2 tane problem vardı.
1: Odun parçacıkları vardı ama, elinde onları birleştirecek bir madde yoktu.
2: Kontrol panelimin orda attığı oku engelliyecek bir sürü güvenlik sistemi vardı. Onları kapatması gerekecekti.
Diğerlerine sorsamiydi ki? Ama adam duyabilirdi. Şuanda arkasını dönmüştü ama bu onları duyamiyacağı anlamına gelmiyordu. Bunu belki sessizce söyleyebilirdi.
"Ryo" diye fısıldadı ona.
Ryo: "Efm"
Rose: "Yanında ip varmı?"
Ryo: "Varda nie-"
Rose: "Lazım."
Ryo: "he tmm."
Ryo bir ip parçacığını Rose'a doğru attı. Rose onu tam zamanında tuttu. Artık odun parçalarını birleştirmek için birşeyi vardı. Diğerleri hala konuşurken gizlice odun parçalarını birleştirdi. Geri kalan iple yayın çekme ipini koydu. İşte, şimdilik kullanacak bir yayı vardı en azından. Oku dikkatlice aldı ve yaya yerleştirdi. El işlerinde yetenekliydi, bu yüzden tam oturdu ok. Şimdi sadece birşey kalmıştı:
Güvenlik kalkanlarını atlatmak. Kontrol panelinde bir sürü bariyere benziyen dikdörtgensi şekiller vardı ve bunlar orayı koruyordu.
Bunun için diğerlerinden yardım istemeleri gerekicekti. Leo ve Lex. Neden? çünkü onun ve Ryo'nun bir silahı yoktu, alınmışlardı ellerinden. Ama Leo ve Lex buraya yanlışlıkla gelmişti ve silahları hala onlarla birlikteydi. Şimdi şey diyeceğinizi tahmin ediyorum: Eğer Leo ve Lex'de baştan beri silah varsa neden kafeslerinden kaçmak için onları kullanmadıklar?
Çünkü zaten demişlerdi öyle kaçmayı ama kafesler açılmamıştı yada kırılmamıştı. Heralde sağlam maddeden yapmışlardı, kim bilir? Sadece şu kontrol panelindeki düğmeye basarlarsa kafeslerden kurtulabileceklerdi. O yüzden Rose onlara doğru seslendi:
"Hey Leo, Lex, bı yardım etsenize."
İkisi ona doğru döndü.
Leo: "Ne hakkında?"
Lex: "Şu kaçış planını dio mal."
Leo: "He- e o zaman nasıl yardım edebiliriz?"
Rose: "Senin şu silah varya onla şu bariyerleri kirsana. Birşey denicem."
Leo: "İyide zaten ben onu denedim olmuo-"
Lex: "Aklımda benimde birşey var. Sen bi ateş et."
Leo: "Ok o zaman"
Leo 5 kere ateş etti bariyerlere doğru. Lex kurşunları tam hedefine ulaşmadan silahı ile itti ve daha çok hızlanıp daha çok enerji verdi. Bu şekilde güçlü bir ses kopup bariyerler kırıldı. Bunu adam duymuş olmalıydı ki adım sesleri hızlandı.
Lex: "ROSE ŞİMDİ!"
Rose oku tam düğmenin oraya fırlattı. O sırada zaman yavaşlamış gibi geldi Ryo'ya. Rose'un attığı ok biraz fazla hedefe gelicek gibi görünmüyordu. Eğer yanlış nişan alırlarsa o zaman tabutlarina erken girebileceklerdi.
Ama zaman tekrar hızlanmaya başladığında Ryo fark etti ki ok tam da düğmeye bastı. Bi titreşimle kafesler yavaşça aşağıya inmeye başladı. Lex ve Leo kapıları açıldığı anda atladılar dışarı. Ryo ve Roseda arkalarından geldi.
"HEY!! NASIL-" Adam koşarak gelmişti ama artık çok geçti. Ryo, Rose, Leo ve Lex silahlarını almış bir şekilde adama bakıyorlardı.
"Ee- Bunu konuşarak çözebiliriz arkadaşlar-" diye endişeli şekilde söze başlayacaktı ki Leonun dediği son bir sözle durdu.
Leo: "Ne derler bilirsin, Yaşlıların zamanını gençler öldürürürmüş. Ama ne yazık ki biz senin hattını tamamen kesicez pislik."
Buradaki yerden sonrasında napicaklarini bilirsin, tabiki adamı beraber dövdüler.
[...son yaklaşıyor. Ama-]
--> [Devam Edecek.]