İçeriğe geç

the chosen one | minsung & omegaverse

Bölüm 21 · 7 dk okuma

the chosen one | minsung & omegaverse

Bölüm 21

20

Jisung açık kalmış perdeden giren güneş ışınlarıyla gözünü açtığında suratını hafifçe buruşturmuştu. Geçirdikleri kaos dolu geceden sonra ne zaman uyuyakaldığını bile hatırlamıyordu.

Felix ile ikisi gece Seungmin'i sakinleştirmiş, saçlarını okşayarak uyumasını sağlamışlardı. Betanın böylesine yıkıldığını görmek Jisung'u da ister istemez sarsmıştı. Odaya geldiğindeyse Minno daha gelmemişti. Onu beklerken uyuyakalmış olmalıydı.

Başını yasladığı alfanın göğsünden kaldırırken uyanmaması için gayret ediyordu. Güneş yeni doğmuş olmalıydı.

Kral Minho bir süredir Kuzey yüzünden endişeliydi. Jisung'a pek yansıtmamaya çalışsa da omega anlıyordu. Bazen alfa, eşini uyuyor sandığında içini döküyordu ve omega da onun rahat hissetmesi için uyuyor taklidi yapıyordu. En azından Minho'nun biraz olsun içini dökebiliyor olması bile Jisung için önemliydi.

Eşinin kaşları çatılı yüzüne bakarken iç çekerek gülümsedi. İşaret parmağını hafifçe iki kaşının arasına bastırdığında Minho'nun da huzursuz yüz ifadesi düzelmişti. Birkaç dakika daha eşini izledikten sonra sessizce yataktan kalkıp üstünü değiştirdi. Mutfak çalışanları kahvaltı için hazırlık yapmaya başlamış olmalıydı ve Jisung her şey eksiksiz olsun istediği için kontrol etmek istiyordu.

Minho yokluğunu hissedip rahatsız olmasın diye odayı fesleğen kokusuyla doldurup yavaşça odadan çıktı. Mutfağa inmeden önce adımlarını Seungmin'in odasına çevirmişti. Kapıyı tıklattığında ses gelmese de kapıyı araladı. Koca yatağın içinde iki büklüm şekilde sırtı kapıya dönük betayı görmek Jisung'un iç çekmesine sebep olmuştu. Kral Minho'nun Komutan Bang ile konuşmasının işe yaramış olmasını umut ediyordu.

Arkadaşının üstünü örttükten sonra saçlarının arasına bir öpücük kondurup odadan çıkmıştı. Bu sefer adımları mutfağı bulurken oradan oraya koşturan çalışanlar Omega Kralın içeri girmesiyle işlerini bırakıp selam vermişlerdi. Jisung iki elini birden gerek yok anlamında salladı.

"Lütfen rahatsız olmayın, devam edin. Yapabileceğim bir şey var mı?"

Her ne kadar çalışanlar reddetse de Jisung en azından patatesleri soyabileceğini söyleyerek yıkanıp sepete koyulmuş patatesleri önüne çekti. Saray mutfağı şaşılmayacak derecede büyüktü. Kimseyi rahatsız etmemek için köşeye koyulmuş masaya ilerleyip sandalyelerden birisine çöktü. Uzun süre yalnız yaşadığı için eli becerikliydi. Bu yüzden kendisinden beklenilmeyecek hızla patatesleri soyuyor, bazen de çalışanları iyice tanımak adına onlarla birkaç kelimelik de olsa iletişim kuruyordu.

Her ne kadar dikkatli olsa da parmağında yer alan küçük bir kesikten sonra aşçıbaşı yalvararak onu mutfaktan çıkarmıştı. Kral Minho omegasına zarar geldiğini öğrenirse ortalığı birbirine katardı. Jisung her ne kadar bir şey olmayacağını söylese de onları da zor durumda bırakmamak için çıkmıştı. Boş boş sarayın içinde dolaşırken koridorda karşılaştığı alfayla duraksadı.

"Günaydın omegam."

Alfanın kullandığı sahiplik eki iki kaşının şaşkınlıkla havaya kalkmasına sebep olduğunda birkaç saniye duraksadı. Minho ile konuşamasa da eşinin böylesine rahatısz olduğu, Seungmin'in de kötülediği birisiyle yakınlık kuracak değildi.

"Kralım diyecektiniz sanırım Lord Kyungjin."

Lordum demek bile içinden gelmezken Jisung yine de kabalık olmaması için zorla gülümsemeye çalıştı. Alfa Kyungjin ise umursuyor gibi görünmüyordu. Omuz silkerek, "Kusura bakmayın Kralım, ağız alışkanlığı."

Kyungjin'in bahanesi içinde göz devirme isteği uyandırsa da daha fazla muhattap olmamak adına önemli değil dermişçesine kafa sallamıştı. Minho'ya bakmak için alfanın yanından geçecekken koluna dolanan parmaklarla kaşları çatıldı. Bakışları kendi yüzünde dolaşan lordun gözleriyle buluştu gözleri.

"Misafirinize böyle mi davranacaksınız Kralım? Size hiç yakıştırmadım. Eski Kraliçe olsa eminim bu durumu ayıplardı."

"Anlayamadım?" Jisung'un ses tonu sertleşirken kolundaki tutuştan kurtulmak için de kendisini geri çekmişti.

"Açıkçası sizden daha iyi bir ev sahipliği beklerdim. Kahvaltı hazırlanana kadar saray bahçesini gezdirseniz güzel olmaz mıydı?"

Bir an için neye cevap vereceğini şaşırdı. Omegalığına laf gelmesine mi kızmalıydı, misafirlerini doğru düzgün ağırlayamadığının söylenmesine mi karşı çıkmalıydı bilemedi. Yine de karşısındaki adam eşinin kuzeniydi. Her ne kadar alfası da hoşnut olmamış olsa da Jisung bir Lordun ağzına sakız olmak istemiyordu. Birkaç saniye duraksadıktan sonra hafifçe eğilip doğruldu.

"Beklediğiniz misafirperverlikle karşılaşmadığınız için saray halkı adına üzgün olduğumu belirtmek isterim Lord Kyungjin. Kahvaltıya kadar size bahçede eşlik edeyim."

Jisung yolu göstermek için önden ilerlerken Kyungjin'in görmeyeceğini bilerek göz devirmişti. Leydi Chaeryoung ne kadar iyiyse Lord Kyungjin bir o kadar çekilmez birisiydi. Omega bunu daha yirmi dört saat geçmeden anlamıştı.

Kendisine olan davranışları da bunu kanıtlar nitelikteydi.

"Minho ile anlaşabiliyor musunuz? Malum, bu evlilik isteğin dışında gerçekleşti."

Jisung yandan bir bakış atıp saray bahçesine adımlamıştı. "Size yanlış bilgi iletilmiş sanırım Lordum, bu evlilik benim isteğim doğrultusunda gerçekleşti."

Kyungjin'in kaşları çatılırken aralarındaki iki adımlık mesafeyi kapatıp Jisung'un yanında yerini almıştı. "Nasıl yani?"

Jisung bakışlarını birkaç gün önce ektiği fidanların üstünden çekmezken adımlarını hızlandırıp çiçeklerin yanına çöktü. Köşeye bıraktığı bahçe eldivenlerini ellerine geçirirken alfa kaşları çatık hâlde ondan cevap bekliyor, ne yaptığını anlamaya çalışıyordu.

"Kral Minho'nun kolumdan zorla tutup evlenmeye zorladığını mı sanıyorsunuz? Elbette isteyip istemediğim sordu, ben de mutlulukla kabul ettim. Bu evlilik içerisinde sevgi barındırıyor Lordum, merak etmeyin." Sinir bozukluğuyla kıkırdadıktan sonra yeni ektiği çiçeklerin toprağını havalandırmak için hafifçe toprağı eşeledi.

Lord Kyungjin ise sessizleşmişti. Ortamdaki sessizlik Jisung'a iyi hissettirse de işini bitirip ayaklandığı sırada burnuna dolan feromon kokusu suratını buruşturmasına sebep olmuştu. Kollarını çaprazlayıp kendisine bakan alfaya dikti gözlerini. "Feromonlarınızı kontrol edebillir misiniz? Bir omega için fazla rahatsız ediciler açıkçası."

Sahte bir gülümsemeyle eldivenleri çıkararırken yoğunlaşan koku kaşlarını çatmasına sebep olmuştu. Dudaklarını araladığı sırada bahçede yankılanan ses susmasına sebep oldu.

"Jisung!"

Kral Minho sinirli olduğu belli olan sert adımlarıyla yanlarına yaklaşırken Jisung onu ilk defa bu kadar sinirli görüyordu. Aslında omega zehirlendiği zaman Alfa Minho yine böylesine sinirliydi fakat Jisung o hâlini görmediği için bilmiyordu.

"Kralım?"

"Odaya git, geleceğim Jisung."

Omega gördüğü muameleye anlam veremezken şaşkınlıkla açılmış gözleriyle alfasına bakıyordu. Bu tavrı hak edecek hiçbir şey yapmadığı hâlde Minho'nun neden bu kadar sinirli olduğunu anlayamıyordu. Ne yapacağını bilemez halde öylece dururken Minho'nun sert surat ifadesine bakıyordu. Hafifçe kafasını sallayıp iki alfanın da yanından ayrılırken mühür yeri sızlıyordu.

Eşinin bu konuda mantıklı bir açıklaması olduğuna emindi, bu yüzden bekleyecekti.

Saat hâlâ erken olduğu için ortalıkta çalışanlar ve muhafızlar dışında pek kimse yoktu. Yatak odasına girdiğinde dağınık yatağa bakıp iç çekti. Hizmetlileri beklemeden yatağı düzeltirken eşinin odayı hafiften dolduran feromonlarını solumak iyi geliyordu. Kendisinin fesleğen kokusu da hissediliyordu. Alfanın neden böyle yaptığına, ona neden böylesine sert bir ses tonu kullandığını ne kadar düşünürse düşünsün anlayamıyordu.

Minho'nun yastığını düzelttiği sırada odanın kapısı açılında hızlıca doğrulmuştu. "Minho?"

"Jisung, ne işin vardı Kyungjin'in yanında?"

Jisung anlam veremediği cümleyle kaşlarını çattı. "Misafir olarak ağırladığımız lordun yanında ne işim olduğunu mu soruyorsun?"

Minho sakinleşmek için elleriyle yüzünü sıvazlayıp derin bir nefes verdi. Sinirinin kontolü ele almasına izin vermemeye çalışıyordu fakat burnuna çalınan kokuyla farkında olduğu şey istemsiz engel oluyordu.

"Köpek gibi seni işaretlemeye kalkışmış Jisung, bunu fark edemeyecek kadar dalgın mıydın?"

Duyduklarıyla omega gerçek anlamda kalakalırken dudakları hafifçe aralanmıştı. Kyungjin'in ona omegam demesinden zaten iyi niyetli birisi olmadığını anlamıştı ki yakın davranmak bir yana dursun alfayı sürekli tersliyordu. Ama aldığı mide bulandırıcı kokunun işaretleme amaçlı olduğunu gerçekten fark etmemişti. Basit bir üstünlük kurma çabası olduğunu düşünmüştü.

İşaretleme olayı mühür kadar etkili olmasa da hakimiyet altına almak gibi bir anlama çıkabiliyordu. Minho şu an sakin bile duruyordu.

"Kokun beni de kurdumu da rahatsız ediyor şu an Jisung."

Minho'nun ruhsuz sesi kulaklarına ulaştığında Jisung tüylerinin diken diken olduğunu hissetti. Gözleri hafifçe sulanırken bakışlarını kaçırdı.

"Ben, farkında değildim. Duş alayım."

Savsak adımları odanın içindeki banyoya ilerlediğinde odaya yayılmış kokudan kurtulmak isteyen Minho da kırarcasına camları açmıştı. Jisung'a yansıtmak istemese de bir orduyu tek başına devirecek kadar öfke ve kin doluydu.

Yaka paça zindana götürdüğü alfaya bakmak için odadan çıkarken Jisung sıcak su dolu küvette bacaklarını kendisine çekmiş, çenesini de kollarıyla sardığı dizlerine yaslamıştı. Ne düşüneceğini bilemez hâlde karşısındaki duvara boş bakışlar atarken ofladı. Olaydan bağımsız üstünde gereksiz bir duygusallık vardı. Kızgınlığı yaklaşmış olmalıydı.

"Önce o alfayı öldüreceğim, sonra da benden rahatsız olduğunu söylediğin için seni döveceğim Minho."

Kendi kendine söylendiği sırada aklına tekrar Minho'nun boş bakışları gelirken dolan gözlerine lanet okuyup alnını yasladı bu sefer dizlerine. Minho'nun kurduğu cümleyi hangi amaçla kurduğunu bildiği hâlde mantığını bir kenara bırakmıştı. Eşinin boş bakışlarını hazmedemiyordu. Ekstra duygusal hissederken birkaç damla gözyaşının yanaklarından süzülüp titreyen dudaklarına bulaşmasına izin verdi. Karnına giren ağrıyla bacaklarına doladığı kollarının baskısını arttırırken ağlaması da şiddetlenmişti.

O sırada Seungmin ile konuşmak için onun odasına adımlayan Komutan Bang hışımla yanından geçen Kralına selam bile verememişti. Bir sorun olduğunu fark eder etmez konuşma işini sonraya bırakıp Minho'nun peşine düştüğünde Minho onu umursamıyordu.

"Bana bunu yapamazsın Minho!"

"Sana bunu yapmak için üç yıl geç kaldım zaten pezevenk!"

Minho'nun sinirli sesi zindanda yankı yaptığında Kyungjin sessizleşmişti. Onun suskunluğuna karşı Minho tıslayarak lordun içinde olduğu hücrenin kapısını sertçe açıp alfanın yakasına yapıştı.

"Ne sanıyordun, Felix'i rahatsız ettiğini fark etmediğimi mi? Hyunjin seni öldürmek istediğinde izin vermeliydim."

İlk defa duyduğu olayla Chan'ın kaşları çatılırken Minho tuttuğu bedeni duvara çarptı. "Buraya gelmene neden izin verdiğimi sanıyorsun? Sana bir şans verdim, ya yaşamayı seçecektin ya ölmeyi. Sen diri diri gömülmeyi seçtin Kyungjin."

Kyungjin çırıpınıp yakasındaki elleri itmeye çalışırken Minho onu yere doğru savurmuştu. Boş bakışlarını varlığını fark ettiği Chan'a çevirdi.

"Hyunjin'i çağır ve beklediği anın geldiğini söyle."

buraya yazar notu bırakmıyorum ama umarım severek okuyorsunuzdur trong>

Bölüm sonu

8 yorum