İçeriğe geç

THE CAPSULE

Bölüm 1 · 5 dk okuma

THE CAPSULE

Bölüm 1

Uyanmak

— AFTER 500 YEARS —

Uzayın derinliklerindeki bir uzay mekiğinde 500 yıl önce büyük bir patlama gerçekleşti. İçinde 1800 yolcu taşıyan bu Uzay mekiği yakıtını kaybetmeye başlamıştı. İlk önce uzay mekiğinin motorları durdu, Uzay mekiği kontrolü kaptanda değildi artık. Mekik bir sağa bir sola sallanıyordu. Böyle giderken 1800 yolcu barındıran bu gemi bir astroid kuşağına doğru ilerliyordu. Meteorlar Mekiğin üzerine akın etmeye başlamıştı. 1800 yolcu da kapsüllerde taşınıyordu. Kapsüllerdeki İnsanlar anestezi ile Uyutulmuş, Uyandıklarında başka bir gezegende olacaklarını sanıyorlarlardı. Mekik artık Çalışamaz hale gelmişti. Ve bir meteorun onlara mekiğin orta tarafından çarpmasıyla Tüm kapsüller ateş içinde kaldı. Alevler içindeki mekik Parçalanarak uzayın farklı yerlerine dağılmaya başladı. Kapsüller basınca dayanıklı olmadıkları için İnsanları dışarı attı. Fakat bir kapsülün içinde hala bir insan vardı. Anestezi etkisini sürdürüyordu ve bu uyandırılmadıkça çok uzun süreli baygınlılığa sebep olabilirdi. 500 yıl sonraya kadar. Kapsülü sonunda bir gezegene ulaşabilmişti. Ve iniş sesiyle anestezi etkisi Kaybetmişti. Kap içinde bulunan insan yavaş yavaş gözlerini kırpıştırarak uyanmaya başladı. Ateşe dayanıklı yerlerinde erime vardı. Adam gözlerini açtığında ellerini yüzüne doğru götürdü ama ellerinin kan içinde kaldığını gördü. Adam çok büyük yaralanmıştı fakat hala yaşıyordu. Diğer kapsüllerden dışarı atılan insanlar lam bazıları o gezegene ulaşmışlardı. Cansız bedenleri gezegenin üzerinde duruyordu. Adam ilk başta kapsülden dışarı çıkmak istedi. Ama kapsül asla kapağını açmadı. Belki de kapsül bozulmuştu. Kapsülünün içerisindeki hava gitgide tüketiyordu. Adam kapsüle dışarıdaki hava miktarını taramasını söyledi. Dışarıdaki hava solunabilirdi. Adam ne kadar güç sarf etse de kapsülün kapağı açılmıyordu en sonunda adamın aklına kapsülündeki pencere geldi. Pencereden dışarı baktığında bir sürü cansız beden gördü ve çok korktu. Kapsüle “ Emin misin dışarıdaki hava solunabilir mi? ” Diye sordu. Kapsül yanıtladı “ Evet ”. Adam kapsülle bir kez daha sordu “ O zaman oradaki insanlar neden baygın “ kapsül baygın değiller dedi. Adam korku içinde titremeye başlamıştı. Kapsülle Bu kez şöyle sordu Peki insanlar hayatta mı kapsül Hayır Diye yanıtladı. Adam dışarıdaki hava solunabilirse neden hayatta değiller diye sordu. Kapsül büyük bir patlama nedeniyle hayatlarını kaybettiler diye sevap verdi. Adam Kapsülün içinde 500 yıl baygındı ve böylece tüm havayı tüketmişti. Kapsül çok zekiydi ve neler yaşadığını hatırlaya biliyordu. Adam patlamayı sorduğunda patlamayı Sanki o anda yaşanıyormuş gibi anlattı. Adam hala nasıl hayatta olduğunu sormadı bile. O kadar telaşlanmıştı ki, Çünkü o kapsülün içinde ailesiyle gidiyordu. Adam başka hayatta kalan kişi var mı diye sorduğunda kapsül hayır cevabını verdi. Adam o patlamadan sağ kurtulan tek kişiydi. Sırayla ilk yardım çantası olduğunu, çıkmak isterse de bir Baltanın olduğunu söyledi. Yerlerini bildirdi. Ama ilk önce ilk yardım çantasıyla Yaralı olan yerlerine pansuman yaptı. Sonra da baltayı alıp camı kırmaya başladı. Kapsülden dışarı çıkmayı başarmıştı. Fakat yiyeceğe ihtiyacı vardı. Ve su da çok önemli bir ihtiyaçtı. O yüzden kapsülden çok uzaklaşmadı ve kapsüldeki yiyecekleri aldı. Yayan Olarak ilerlemeye başladı. Hangi gezegende olduğunu bilmiyordu, bu hiç bulunmamış bir gezegende Olabilirdi. O yüzden çok temkinli davranıyordu. Bu gezegenin yeşil bir tabakası vardı. ılık bir havası vardı. Çok fazla bitki türü vardı ama adam hayvan görememişti. Adamın adı Peynir’di. Evet çok garip bir isim. Peynir gezegenin üzerinde ormana benzer bir yere gelmişti. Orada çok garip bir yaratık görmüştü. dişleri kendinden bile büyüktü Peynir bu yarattığı görünce çok korkmuştu. Hemen kapsüle geri geri dönmek istedi. Ama o fark etmeden kapsülden çok uzaklaşmıştı bu yüzden artık kapsülün yolunu hatırlamıyordum bacakları tir tir titriyordu ne yapacağını bilmiyordu o büyük yara mı olacaktı ah ne kadar kötü bir rüya ya rüya değilse. İhtimal vardı ama bunları gerçekten yaşıyor olamazdı değil mi gelelim peynirin gördüğü yaratığı yepyeni kocaman bir yaratıktı dişleri peynirin boyunun iki katııydı zürafalardan bize uzundu fakat elleri çok minişte daha önce hiçbir insanın basmadığı bir gezegen ve orada garip bir canlılarla baş başa kalmıştı peynir kurtulabilecek miydi Yoksa orada kalacak mıydı? peynir bunları düşünürken içi ürperdi. Peynirin bulunduğu yerde her tarafta ağaçlar vardı ve kocaman yaratıklar toprağın üzeri o yaratıkların ayak izleriyle katldı sarmaşıklar garip bitkiler ne kadar da korkunç hapsedilmişti sanki. Hayatında böyle bir şey görmeyenmayacağını sanıyordum. Aman bunları bir kenara bırakalım peynir ne yapacaktı koca yem mi olacaktı? Bunun için gerçekten kötü bir son. Ama bu sorunu değiştirebilir. Görünce hemen oradaki bir ağacın arkasına saklandı yaratığın yaptığı şeyleri izledi ve yaratığın oradaki validen uzaklaşmasını peynir uzaklaştığını sandığında ağacın arkasından başını çıkardı ama ne görsün o yaratıktan bir sürü var peynirin bacakları artık daha güçlü titriyordu. Buradan kurtulamayacağını sanıyorlar artık umudunu yitirmek üzereydi son umudu kalmışken buna bir kurtarış mı desek yoksa bir ölüm ilanı mı desek bilemiyorum havada kanatları acayip fazla büyük mavi ve turuncu renk renklerinde gagası üçgene benzer bir yaratık Uçuyordu. hiç evrenindeki kuşları benzemiyordu onun aksine daha büyük daha yırtıcıydı ama bu seferkinin dişleri biraz daha küçüktü peynir tam havaya bakmış o yırtıcı kuş gelip peyniri kıyafetinden yakaladı ve havaya doğru yükseldi peynir acayip fazla korkmuştu çığlık oturuyordu onu kimse duymaması rağmen tepiniyor bağırıyordu en sonunda uçan yaratık bu tepelerine dayanamayarak yere bıraktım şanslıydı ki bir Çallı’nın üzerine düştü peynir az önce ne yaşadığına dair hiçbir fikri yoktu nefes nefese kalmıştı. Koca ormanda böyle bir şart şaşırtıcı. Peynir olandan sonra zar zor ayağa kalktı. Yürümemek istiyordu acayip fazla korkmuştu düşünsenize havalarda uçuyorsunuz bir anda göklerden yere bırakılıyorsunuz ve bir çoğunun üzerine düşüyorsunuz hem de o uçan varlık sizi tam büyük yaratıcı Yaratıkları yanından alıyor Ve göklerde süzülmeye başlıyor. Vallahi yaşandıktan sonra yola devam edemedisının üzerine uyumayı denedi ama uyuyamadı öyle büyük yaratıklar ve uçan Yaratıklar öylece yanlarından geçip gitmeyecekti onun üzerine peyniri yatmadan önce bir barınak oluşturmayı denedi. Büyük yapraklardan ağaçların altına bir ev inşa etti ama başına geleceklerden habersizdi o ev o kadar sağlam mıydı güvenli miydi korunaklı mıydı ve onun bu geceyi sağ çıkabilmesini sağlayacak mıydı???

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.