İçeriğe geç

The Boy is Mine

Bölüm 12 · 4 dk okuma

The Boy is Mine

Bölüm 12

12 💋

Hoslin’in önüne vardığımızda saat 22.30 u biraz geçmişti. Siyah spor arabamı Valeye bıraktım ve kızlarla girişe ilerledik. Dört kız kapının önünde kimliklerimizi verirken binanın duvarına yaslanmış telefonla konuşan Yeonjun’u fark ettim.

Onu görmek içimi kıpraştırdı. Bir süredir görüşmediğimiz ve son konuşmamızda da güzelce laf yediğim için asla selam vermezdim ama ona cilveli bir selam verip karşılık olarak o neşeli çekici bakışını almak çok isterdim.

Tabii böyle bir şey yapmazdım.

Kızların da onu fark etmemesi için Yeonjun’u görebilecekleri yönde dikilerek ve konuştukları konuyu dinliyormuş gibi yaptım.

Şansımıza tam o anda Taehyun’un arabası arkamızdaki yolda duraksadı. Taehyun, Soobin, Beomgyu ve Kai’yi bıtaktıktan sonra park etmek için uzaklaşırken arabadan inen üçlü büyük bir curcuna kopardılar.

Tüm suç Kai’deydi. Ne vardı bu kadar yaygara çıkaracak bilmiyorum ama sevgili arkadaşım Ahri de aynı sevgi yumağı haliyle çocukları selamlayınca sırada arkamıza girdiler.

Soobin’le yazıştığımız için aralarından süzülüp yanıma gelirken bakışları beni baştan aşağı güzelce süzdü ve utangaç diyebileceğim ama samimiyetini de özlediğim bir tebessümle selam verdi.

Üzerinde ilk kez gördüğüm siyah eskitme bir deri ceket vardı. Bu onu zaten olduğundan daha da kalıplı göstermişti ve baya havalı görünüyordu.

Ben de onun beğenisine karşılık bakışlarımı hazırlamıştım ki gerilerden Yeonjun’un Soobin’e seslenen sesi duyuldu.

Dikkatim tamamen ona kaydı. Sessizce yanımıza gelmesini bekledim. Ona bakmıyormuş gibi görünmek için fazla hipnoz olmuştum. O da aynı şekilde aramızdaki gergin bakışları daha bir artıracak ifadesiz yüzüyle bize yaklaştı.

Soobin nasıl göründüğümü incelerken soft bir beğeni hissetmiştim ya Yeonjun da bu hep tam tersiydi. Bakışlarıyla tüm vücuduma dokunuyordu sanki.

Nefes alışım hızlandı istemsizce. O elini kaldırıp Soobin’e selam verirken gerilen ifademi görmemesi için bakışlarımı arkadaşlarıma çevirdim.

Onu görmek geçen haftaki hislerimin dirilmesine sebep olmuştu. İç sesim isyandaydı.

Soobin’le olmama engel olacak tek bir açık eylemde bulunmamasına rağmen sadece onunla olmamı isteyemezdi. Her şeye sahip olabilirdi ama bana değil.

En azından bu tavırla.

İfademi toparladım. Aynı üstünlük taslayan düz bakışları takınarak Yeonjun’a döndüm.

Gözlerimiz buluştuğunda büyük bir patlama yaşanabilirdi her an.

Bana bakmayı sürdürürken üzerine kahretsin ki maskülenliğin en karşı koyulamaz seviyesinde oturan beyaz, dikey ince çizgili gömleğinin yukarı topladığı kollarını düzeltiyordu.

Bense başımı dikleştirip kollarımı birbirine dolamış halde aynı karşı koyan ifadeyle ona bakıyordum.

Soobin aramızdaki gerginliği fark edip bir şeyler sormaya başlamasa sabaha kadar böyle dikilirdik muhtemelen.

“Kimliklerinizi aldınız değil mi?”

💋

İçerisi henüz dolmamıştı. Ahşap ve mermerin ağırlıklı olduğu kolonlu, yüksek tavanlı bir mekandı. Ses akustiği güzeldi. Kulağınızda yankılanmadığı için konuşulan şeyler anlaşılır seviyedeydi.

İçerilere ilerledik ve kızlarla köşe koltuklu bir yer bulduk. Uzun köşe koltuğun diğer kısmındaki kız erkek karışık grup bizi oynadıkları bir oyuna davet ettiler fakat hiç sosyalleşecek havamda değildim.

Bir süre sonra daha sakin bir yer bulabilir miyiz diye bakınmak ve lavoboya gitmek için ayaklandım. Kızlar bardakları diklemeye başlamışlardı bile.

Koridora ulaşmak üzereyken yan masamızdaki gruptan bir çocuk kolumu tuttu. Ardımı döndüğümde gözünden sarhoşluk akan ifadesiyle bir şeyler zırvaladı.

“Tanışmak ister misin güzellik?”

Aniden yüzümü kaplayan gerginlikle yan bir gülüş attım ona.

“Hayır.”

Kolumu bırakması için diğer elimden yardım aldım ve onu geri ittirdim. Yüzüne karşı güzel bir küfür savurdum.

Bu tipler en kötüleriydi. Sülük karakterlerden nefret ediyordum. Yeonjun’un yüzüme bakmadığı o sinir krizi geçirten anları yeğlerdim.

Tahammül seviyem yerle bir olmuş halde yeniden kolumu kavrayan ellerine tırnaklarımı geçirdim ve bacağına çizmelerimle bir tane geçirdim.

Çocuk savrulup geri sekerken arkadaş grubunun masadan kalktığını ve aralarından birinin koşarak yaklaştığını gördüm. Çocuğa yapışık arkadaşını işaret ederek tiksinti dolu ifademle konuştum.

“Terbiyesiz arkadaşını al götür şuradan yoksa güvenliğe derdini anlatır.”

Çocuk mahçup ifadesiyle birkaç kez eğilip özür diledikten sonra yeri boylamış sarhoşluktan mahvolan arkadaşının koluna girdi.

İkili yaşamaya alışık olduğum geçmiş anılarımdan birini canlandırarak çıkışa doğru ilerlerken göz devirip ardımı döndüm.

Bir adım dahi atamadan az daha birine çarpıyordum. Ellerimi pardon demek üzere kaldırmışken Soobin’in karşımda kıkırdadığını gördüm.

Ben de sinirlerim bozulmuş halde gülüşüne karşılık verdim.

“Üf ya…”

Bir elimi şakağıma götürüp az önceki olayı ima ederek açıkladım.

“… Böyle gerizekalılar hep buluyor beni.”

Soobin alnına düşmüş siyah saçlarını bir eliyle geriye tararken gamzeleri hala bana tebessüm ediyordu.

“ Bazı insanlar ışıltılarının bedelini ödemek zorundadır.”

Pekii yakışıklı!

Ona iltifatını beğendiğimi belirten bir bakış atarak tebessüm ettim.

“ Nasıl konuşacağını biliyorsun gerçekten.”

Yine o yarı utangaç bakış belirdi yüzünde ve şekilli dudakları yukarı kıvrıldı. Tatlı bir sesle bilmişlik taslar gibi yaparak uzun parmaklarını ceketinin yakasına götürüp bir kere yukarı çekti ve bıraktı.

Ben işte der gibi bir tavırdı bu. Onda biraz askıda duran bir ifade olsa da komikti.

Minik bir gülücük saçtıktan sonra lavoboya giden tarafa ilerlemeye başlarken sordum.

“Siz ne taraftasınız?”

“Arka taraftayız ama Kai size yakın olma konusunda pek bir ısrarcı. Yer var mı diye bakmaya gidiyordum.”

Aklıma az önce yanımızdan kalkan grup gelince ifadem aydınlandı.

“Hemen yanımız boşaltı az önce. Kapılmadıysa git kızlara söyle, yeri tutarlar . Ahri bayılır bu fikre.”

Dudaklarını birbirine bastırıp başıyla sözlerimi onayladı. Ardını dönmeden önce bir şey söyleyecekmiş gibi uzun bir süre bana baktı ama sonra vazgeçip yoluna devam etti.

💋

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

13. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.