Kulüp evine döndüklerinde hava çoktan kararmıştı.
Bahçedeki ışıklar yanmış, verandadan yükselen müzik gecenin sessizliğini çoktan bozmuştu. Günün yorgunluğu yerini alışılmış bir hareketliliğe bırakmıştı.
Daven ve Raven demir kapıdan içeri girdiklerinde Marco çoktan haberin peşine düşmüştü.
"Bavaria Club'da bu gece parti varmış."
Daven yürümeyi bırakmadı.
"Sonra?"
Marco verandanın korkuluğuna yaslandı.
"Sonrası şu: Gidiyoruz."
Ethan kahkahasını bastırmaya çalışarak araya girdi.
"Bir geceliğine şu kulüp evinden çıkalım. İçeriz, biraz takılırız. Sabah yine buradayız."
Daven ceketini çıkarıp sandalyeye bıraktı.
Birkaç saniye düşündü.
Son günlerde kulüp evinin duvarları arasında gereğinden fazla zaman geçirmişlerdi. Üstelik sürekli aynı yüzleri görmek, aynı konuşmaları yapmak ve her köşede aynı gerilimi taşımak insanı yoruyordu.
"Tamam."
Marco'nun yüzü anında aydınlandı.
"İşte bunu duymak istiyordum."
Logan uzaktan başını kaldırdı.
"Arabalarla mı?"
Daven anahtarlarını elinde çevirdi.
"Motorlarla."
Bahçede birkaç kişi aynı anda hareketlendi.
Motorların hazırlanması uzun sürmedi.
Kısa süre sonra kulüp evinin önünde birkaç motor yan yana dizilmişti. Motorların metal aksamlarına vuran sarı ışıklar, gecenin içinde keskin çizgiler oluşturuyordu.
Daven kaskını takarken Raven yanına geldi.
"Sen önden git."
Daven ona baktı.
"Niye?"
Raven kaskının kayışını düzeltti.
"Ben bir yere uğrayacağım."
"Nereye?"
Raven birkaç saniye sustu.
"Departmana."
Daven'ın bakışları hafifçe değişti.
"Ne işin var orada?"
"Calista'yı alacağım."
Daven'ın yüzünde hiçbir ifade oluşmadı.
Ama eli, kaskının kayışını bağlarken bir an durdu.
Raven bunu fark etti.
Yine de hiçbir şey söylemedi.
"Sonra Bavaria Club'a geçeriz," dedi.
Daven motoruna bindi.
"Tamam."
Motorlar çalıştı.
Kulüp evinin önündeki sessizlik bir anda motor sesleriyle parçalandı.
Birer birer yola çıktılar.
Şehrin ışıkları geride kalırken konvoy sahil yoluna doğru ilerledi.
Daven önde gidiyordu.
Raven birkaç motor gerisindeydi.
Bir süre sonra iki yolun ayrıldığı kavşağa geldiklerinde Raven elini kaldırdı.
Daven yavaşladı.
Raven yanına yanaştı.
"Buradan ayrılıyorum."
Daven başını salladı.
"Sonra görüşürüz."
Raven kısa bir selam verdi.
İki motor farklı yönlere döndü.
Daven ve diğerleri Bavaria club'a doğru devam ederken Raven'ın yolu Los Cielos Police Department'a uzandı.
Gece, iki ayrı hikâyeyi birbirinden ayırmıştı.
Ama ikisinin de gideceği yerde aynı insanın adı vardı.
Calista.
Raven departmanın önüne geldiğinde saat ilerlemişti.
Motorunu park etti.
Kaskını çıkarmadan önce binanın girişine baktı.
İçeride hâlâ ışıklar yanıyordu.
Calista birkaç dakika sonra dışarı çıktığında üzerinde üniforması vardı.
Elinde küçük bir çanta taşıyordu.
Raven'ı görünce yüzünde tanıdık bir gülümseme belirdi.
"Gerçekten geldin."
Raven kaskını ona uzattı.
"Söz verdim."
Calista kaskı aldı.
"Partiye mi gidiyoruz?"
"Partiye."
Calista birkaç saniye motora baktı.
Sonra arkasına geçti.
Kollarını Raven'ın beline doladı.
Raven motoru çalıştırdı.
Departmanın ışıkları arkalarında kalırken Calista başını Raven'ın omzunun üzerinden uzattı.
Bir süre sadece yolun sesini dinledi.
Sonra sessizliği bozdu.
"Daven nasıl?"
Raven'ın ağzının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.
"İyi."
"Her zamanki gibi mi?"
"Her zamanki gibi."
Calista başını hafifçe Raven'ın omzuna yasladı.
"Mesafeli."
Raven cevap vermedi.
Calista devam etti.
"Bugün de öyleydi."
Motor sahil yolunda ilerlerken rüzgâr saçlarının birkaç telini yüzüne savurdu.
"Ben onun yanında ne söyleyeceğimi bilemiyorum."
Raven gözlerini yoldan ayırmadı.
"Sen genelde ne söyleyeceğini bilirsin."
"Onun yanında değil."
Kısa bir sessizlik oldu.
Calista kelimelerini seçmeye çalışıyordu.
"Bakışları garip."
Raven'ın yüzünde hiçbir şey değişmedi.
"Nasıl?"
"Bazen bana bakıyor gibi geliyor."
"Sonra?"
"Sonra hiçbir şey olmamış gibi davranıyor."
Raven sessiz kaldı.
Calista hafifçe iç çekti.
"Belki de ben yanlış anlıyorum."
Raven'ın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Bunu söylemedi.
Çünkü ikisinin de birbirine karşı kayıtsız olmadığını anlamak için fazla dikkatli olmaya gerek yoktu.
Daven'ın bakışları...
Calista'nın onu düşünürken değişen sesi...
Ama Raven hiçbir şey söylemedi.
Çocukluğundan beri bildiği iki insanın arasındaki şeyi zorlamak istemiyordu.
Bazı şeyler söylenmeden önce kendi yolunu bulmalıydı.
Calista tekrar konuştu.
"Onunla ilgili bir şey var."
Raven kaşını hafifçe kaldırdı.
"Ne gibi?"
"Bilmiyorum."
Calista birkaç saniye sustu.
"Yanındayken sanki sürekli bir duvar var."
Raven'ın bakışları yola sabitlendi.
"Belki duvarı aşmanı bekliyordur."
Calista güldü.
"Sen Daven'ı tanımıyorsun."
Raven'ın gülümsemesi biraz daha belirginleşti.
"Belki de sandığından daha iyi tanıyorum."
Calista cevap vermedi.
Motor gecenin içinde ilerlemeye devam etti.
Uzakta şehrin ışıkları görünmeye başlamıştı.
Bavaria Club'ın bulunduğu bölgeye yaklaşıyorlardı.
Calista'nın aklında ise parti yoktu.
Daven vardı.
Adamın sessizliği...
Mesafesi...
Ve buna rağmen gözlerinde yakaladığını düşündüğü o kısa anlar.
Belki gerçekten hiçbir anlamı yoktu.
Belki de vardı.
Raven ise bütün bunları duyuyor, hiçbir şey söylemiyordu.
Çünkü bazı gerçekler, başkalarının ağzından duyulduğunda değerini kaybederdi.
İkisinin de bunu kendi başına fark etmesi gerekiyordu.
Raven bir süre daha ilerledikten sonra aynadan Calista'ya baktı.
Üzerindeki üniforma, nereye gittiklerini düşündüğünde fazlasıyla sırıtıyordu.
Calista da aynı şeyi fark etmiş olacak ki başını kaldırıp kendi kıyafetlerine baktı.
"Ben böyle gidemem."
Raven'ın sesi kaskın ardından geldi.
"Ben de onu düşünüyordum."
"Ne yapacağız?"
Raven yolun ilerisindeki ışıklara baktı.
"Bir yer bulacağız."
Birkaç dakika sonra ana caddeden ayrıldılar.
Gece açık birkaç dükkânın bulunduğu küçük bir alışveriş sokağına girdiler. Raven motoru kaldırımın kenarına çekti.
Karşılarında hâlâ ışıkları yanan küçük bir kadın giyim mağazası vardı.
Calista motordan indi.
"Şaka yapıyorsun."
Raven kaskını çıkardı.
"Hayır."
Calista mağazanın vitrinine baktı.
"Benim alışveriş yapacak vaktim yok."
"On dakikan var."
"On dakika mı?"
"On beş."
Calista istemsizce güldü.
"Sen gerçekten değişmemişsin."
"Sen de hâlâ fazla konuşuyorsun."
Calista ona ters ters baktı ama birkaç saniye sonra mağazanın kapısına yöneldi.
Raven dışarıda kaldı.
İçerideki ışıklar Calista'nın siluetini camın ardından belli belirsiz gösteriyordu.
Birkaç dakika sonra perde kenarından eliyle bir elbise çıkarıp kendisine gösterdi.
Raven başını iki yana salladı.
Calista başka bir şey aldı.
Bu kez Raven başını onaylar gibi salladı.
Calista gözlerini devirdi.
Sonunda mağazanın kapısı açıldı.
Calista elinde küçük bir poşetle dışarı çıktı.
"Tamam."
Raven poşete baktı.
"Bu kadar mı?"
"Bu kadar."
"İyi."
Calista başını eğip üniformasına baktı.
"Şimdi nerede değiştireceğim?"
Raven çevreye baktı.
"Şurada küçük bir kafe var."
Kafenin tuvaletlerini işaret etti.
"Orada üstünü değiştirebilirsin."
Calista başını salladı.
"Bekle."
Raven motorun yanında kaldı.
Calista birkaç dakika sonra geri döndüğünde artık polis üniforması üzerinde değildi.
Saçlarını da gevşetmişti.
Gecenin serin havasıyla birlikte yüzündeki resmi ifade de kaybolmuş gibiydi.
Raven ona baktı.
"İşte şimdi partiye gidilebilir."
Calista kollarını iki yana açtı.
"Polis memuru Calista artık görev dışında."
Raven güldü.
"Sonunda."
Calista kaskını aldı ve motorun arkasına geçti.
Bu kez daha rahat oturdu.
Raven motoru çalıştırdı.
Bavaria Club'a doğru yeniden yola çıktıklarında Calista'nın aklındaki tek şey parti değildi.
Daven'ın yüzü hâlâ zihninin bir köşesindeydi.
Ve ne kadar inkâr etmeye çalışsa da...
Onu yeniden görecek olma düşüncesi, gecenin geri kalanını düşündüğünden çok daha ilginç hâle getiriyordu.