İçeriğe geç

Tetikteki Yemin

Bölüm 11 · 3 dk okuma

Tetikteki Yemin

Bölüm 11

~ Tesadüflerin Ardında ~

Calista birkaç saniye daha Raven'ın yanında kaldı.

Çocukluk yıllarından kalma o rahatlık, aralarındaki mesafeyi yılların hiç değiştirmediğini gösteriyordu. Konuşurken birbirlerine yaklaşmaları, yarım kalan cümleleri tamamlamaları, arada bir eski bir anıyı hatırlayıp aynı anda gülmeleri...

Daven bütün bunları sessizce izliyordu.

Raven'ın yanında gördüğü Calista, az önce kaldırımın ortasında megafonla emir veren polis memurundan oldukça farklıydı.

Daha rahat.

Daha genç.

Ve nedense daha dikkat çekici.

Daven bunu fark ettiği anda bakışlarını denize çevirdi.

Bunun üzerinde düşünmek istemiyordu.

Zaten düşünmemesi gereken yeterince şey vardı.

Cebindeki fotoğraf...

Ve onu günlerdir, belki de haftalardır izleyen insanlar.

Bunların yanında bir polis memurunun kendisinde merak uyandırması gereksizdi.

Ama gözleri, istemeden de olsa, tekrar Calista'ya döndü.

Kadın Raven'a bir şey anlatıyordu.

Gülerken başını hafifçe geriye atmıştı.

Daven birkaç saniye baktıktan sonra yeniden önüne döndü.

Raven bunu fark etmiş miydi, bilmiyordu.

Fark ettiyse bile söylemeyecekti.

En azından şimdilik.

Güneş iyice alçalmış, iskelenin üzerine akşamın serinliği çökmeye başlamıştı. İnsanların sesi hâlâ çevrede yankılanıyor, uzaktan teknelerin motorları duyuluyordu.

Calista'nın telsizi cızırdadı.

Gülümsemesi yavaşça kayboldu.

Görevine geri dönmesi gerektiğini hatırlamıştı.

Telsize kısa bir cevap verdi ve ardından Raven'a döndü.

"Gitmem gerekiyor."

Raven başını salladı.

"Sonra görüşürüz."

Calista'nın yüzünde yeniden sıcak bir gülümseme belirdi.

"Bu sefer gerçekten."

Raven güldü.

"Tamam."

Calista bir an durdu.

Sonra sanki aklına yeni gelmiş gibi ekledi:

"Bu arada, bugün dokuzda çıkıyorum."

Daven'ın bakışları denizdeydi.

Fakat dikkatinin tamamı artık onlardaydı.

"Dokuzdan sonra departmanda olurum," diye devam etti Calista. "İstersen oraya gelirsin. Ya da haber ver, ben çıkarım."

Raven başıyla onayladı.

"Tamam. Haberleşiriz."

Daven hiçbir şey söylemedi.

Sadece kahvesinin boş bardağını elinde çevirdi.

Dokuz.

Kelime zihninde sessizce yer etti.

Calista'nın bundan haberi yoktu.

Olmaması da gerekiyordu.

Onun Raven'la konuştuğunu dinlerken yüzünde en ufak bir değişiklik göstermedi. Sanki konuşulan şeyin kendisi için hiçbir anlamı yokmuş gibi duruyordu.

Calista ona baktığında ise Daven'ın yüzündeki o soğuk ifade yine yerindeydi.

"Sen de görüşürsün herhalde."

Daven gözlerini ona çevirdi.

"Belki."

Tek kelime.

Ne fazla sıcak ne de soğuk.

Calista birkaç saniye onu inceledi.

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Soğuk Nevale."

Daven cevap vermedi.

Calista arkasını dönüp partnerinin yanına doğru yürüdü.

Birkaç adım sonra yeniden dönerek Raven'a el salladı.

Raven karşılık verdi.

Daven ise yalnızca başını hafifçe eğdi.

Polis aracı hareket ettiğinde Raven uzun süre arkasından baktı.

"Çocukluğumuzdan beri tanırım onu," dedi.

Daven yürümeye devam etti.

"Anlaşılıyor."

Raven onun yanına yetişti.

"İyi kızdır."

Daven'ın yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.

"Polis."

Raven güldü.

"Polis olması iyi kız olmadığı anlamına gelmez."

Daven cevap vermedi.

İskelenin kenarındaki korkuluklara doğru yürüdü.

Deniz artık koyu bir renge bürünmüştü.

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Sonra Raven, Daven'a yan gözle baktı.

"Sen onu hatırlamıyorsun, değil mi?"

Daven birkaç saniye düşündü.

"Hatırlamam gereken biri miydi?"

Raven gülümsedi.

"Çocukken birkaç kez karşılaşmıştınız."

Daven'ın kaşları hafifçe çatıldı.

"Hatırlamıyorum."

"Zaten o da seni hatırlamıyor."

Daven'ın bakışları bir an Raven'a döndü.

Sonra tekrar denize çevrildi.

İçinde anlam veremediği küçük bir rahatsızlık oluştu.

Neden olduğunu kendisi bile bilmiyordu.

Belki de yalnızca meraktı.

Başka bir şey değil.

Akşam tamamen çöktüğünde iki adam iskeleden ayrıldı.

Charger'ın kapıları kapanırken Daven son kez geriye baktı.

Uzakta polis aracının kırmızı ışıkları bir sokağın köşesinde kayboluyordu.

Daven birkaç saniye daha baktı.

Sonra araca bindi.

Motor çalıştı.

Raven yolcu koltuğuna oturduğunda Daven çoktan yola çıkmıştı.

Los Cielos'un ışıkları camlardan akıp giderken Daven'ın zihni başka bir yerdeydi.

Saat dokuz.

Departman.

Raven'ın çocukluk arkadaşı.

Ve cebindeki fotoğraf.

Birbirinden tamamen bağımsız görünen üç şey.

Belki de değildi.

Daven bunu henüz bilmiyordu.

Ama hayatında öğrendiği bir şey vardı:

Bazı tesadüfler fazla kusursuzdu.

Ve bazı karşılaşmalar...

Gerçekten tesadüf değildi.

Aynı saatlerde Calista karakolun otoparkına girdi.

Partneri araçtan inerken kapıyı kapattı.

Calista birkaç saniye yerinde kaldı.

Aklında hâlâ iskeledeki karşılaşma vardı.

Raven'ın değişmeyen gülüşü.

Çocukluk anıları.

Ve Daven.

Özellikle Daven.

Adamın neredeyse hiç konuşmaması garip şekilde dikkatini çekmişti.

Bir insan nasıl bu kadar mesafeli olabilirdi?

Calista istemsizce gülümsedi.

Sonra başını iki yana salladı.

Bunu düşünmenin bile saçma olduğunu düşündü.

Üniformasının yakasını düzeltti.

Telsizini kontrol etti.

Ve görevine geri döndü.

İskelede birkaç saat önce yaşanan karşılaşmanın, üç insanın hayatında küçük bir an olmaktan çıkıp çok daha büyük bir hikâyenin başlangıcı olduğunu ise henüz hiçbiri bilmiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.