İyi okumalar...
"Anladım müdür bey"Bakışlarımı müdürle konuşan anneme çevirdim.
Evet dün müdür Anneme yarın okula gelmenizi istiyorum demişti.
Annemde her zamanki gibi kalbul etmişti. Hayır yani arkadaş insan nezaketen işim var der. Bu kadın da o yoktu.
Annem okuldan eve gidince ne yaptığımı sorsa da ben oklava ile dayak yemek istemedigim için cevap vermeyerek kendimi efelerin evine atmıştım.
Şimdi ise gelip ne yaptığımı öğrenmişti.
"Bakın ben kızınızı gerçekten çok seviyorum aynı zamanda çok saygılı bir öğrencidir de" Müdürün kurduğu cümleyle etrafıma baktım. Annem dışında velinin olmadığını gördüm.
Etrafıma bakmasaydım inanacaktım he! Bana mı demişti lan o onları.
Müdürün beni bu kadar çok sevdiğini bilmezdim. Vay be neymişim de haberim yokmuş.
Annem bana umutsuz vakaymışım gibi baktığında ona kızının nasıl birisi olduğunu gör imasıyla bakıyordum.
Müdüre baktığında
" Ben onu nasıl insan edeceğimi biliyorum siz hiç merak etmeyin müdür bey"
He he inandık,tamam.
Müdür başını olumlu anlamda salladı. Annem yerinden doğrularak
"Artık eve gitsem iyi olacak malum evde de işler var" Dedi
Sonunda bir evi olduğu aklına gelmişti.
" Tabi tabi kusura bakmayın sizi de yorduk buraya kadar"Şaskınlıkla müdüre baktım bu adam ne ara bu kıvama gelmişti.Ne kadar centilmen bir erkek.
Müdüre bakarak
" Görüşürüz hocam" dedim.
Sevimli bir şekilde bana baktığında ne kadar yapmacık olduğunu düşündüm şahsen normalde olsa beni kışkışlardı.
Annem ile müdürün odasından çıkmış bahçede yürüyorduk. Etrafımızdaki insanlar da bize bakıyorlardı çünkü annem beni azarlıyordu.
" Kapı kırmak ne ya, hoca boş derste tahtanın kullanılmasına izin vermemesine rağmen şarkı açmak ne kızım sen beni delirtecek misin"
Başını olumsuz anlamda iki yana salladı. Kaşlarını çatarak sağ profilinden bana baktı. Küçük emrahlığımı konuşturup ben de ona şirin şirin baktım.
"Ama ben sana ne yapacağımı biliyorum " Bıkkınlıkla başımı bahçeye çevirdiğimde Efe hayırsızı ile göz göze geldim.
Bayağı bildiğiniz üstüme gülüyordu.
Baş parmağımı kaldırıp dudağımı oynatarak bekle sen bekle dedim.
Elimde olsa bir kaşık suda hiç düşünmeden boğarım dediğiniz birini mi arıyorsunuz? Size zahmet olmasın ben size Efeyi getiririm yanında pramasyon olarak sizden para da almam bakın gerçekten almam çok ciddiyim.
Annem ne tarafa baktığımı gördü. Mümkünmüş gibi çatık olan kaşları daha da çatıldı.
" Efenin annesine de söyleyeceğim bir hafta görüşmeyeceksiniz Efe ile"
Dediği şeyle gözlerimi büyüterek ona baktım.
" Anne bana ciddi olduğunu söyleme"
Kendinden emin bakışları hala yerindeydi.Yok benim akıl sağlığı gitti,kaçtı
Keşke çocuk olsaydım hayallerini bir kenara atma vakti gelmişti.
" Anne çocuk muyum ben Allah aşkına 18 yaşındayım şu anda lise değil üniversite öğrencisi olmam gerekiyor ama sen beni bir yıl geç gönderdiğin için olamıyorum farkında mısın "
Evet Efe'nin annesi ile benim annem Efe ile beni okula bir yıl geç göndermiştiler.
" Kendi ağzınla söylüyorsun ama ona göre davranmıyorsun ben de sen nasıl davranıyorsan öyle davranıyorum bunda bir şey yok kızım "
Ciddi olmazsın diyen bakışlarımı yerlerine yerleştirip anneme tip tip baktım.
" Seninle daha evde görüşeceğiz hadi oyalama beni" Kadına bak sen gel iki saattir çan çan çene yap sonra ben oyalamış olayım. Bu kadını müdürle fazla mı muhattap ettim ben diyerek düşündüm.
İnanmaz bir sekilde işaret parmağımla kendimi gösterdim.
" Ben mi seni oyalıyorum..." İnanmaz bir şekilde gözlerimi büyüttüm işaret parmağımı göğsüme bastırarak
" Ben" Tekrarladığım şeyle annem yapmacık bir şekilde dudaklarını büzüştürerek
" Evet,sen" Dedi. Ne demiş büyük atalar. Anneden gelen şey hazine malıdır. İstemeye istemeye onu başımla onayladım.
Kapıya geldiğimizde güvenlik görevlisi olan Ertan abiye baş selamı verdim.
Annemi kapıdan dışarıya bıraktığımda. Müdür bu sefer de okuldan kaçtığını düşünmesin diye içeri geri girdim.
Ertan abinin içinde oturduğu kulübeye yaklaşıp
" Pışşştt"Ertan abinin telefondaki bakışları beni buldu.
" Ne oldu " Dedi
" Sakız var mı? " Başını olumsuz anlamda iki yana salladıktan sonra konuşmaya başladı.
" Müdürün kesin emri var vermemi istemiyor" Yemin ederim bu müdürü adam tutturup dövdüresim geliyor.
Başımı ertan abi ile konuşmamı sağlayan pencereden içeri soktum.
Sesimi kısarak konuşmaya başladım.
" Şimdi müdür bizi nerden görecek be Ertan abi, sen ver ben evden getirdim derim"
Yalandan kimse ölmezdi sonuçta.
Vermek ve vermemek arasında gidip gelirken şirin şirin sırıttım.
En sonunda pes edip verdiğinde zafer kazanmış gibi yerimde zıpladım.
" Sağ ol Ertan abi" diyerek ona teşekür ettikten sonra sınıfa ilerledim. Tenefüs bitmiş içeri zili çalmak üzereydi.
Koridorda yürürken sınıfın kapısına kadar geldim ve içeri girdim.
Ders şinasi hocayaydı şinasi hoca da biyoloji hocasıydı.
İçeri girer girmez yüzüme sıçratılan suyla irkildim.Refleksle gözlerimi kapattım. Hangi davarın yaptığına bakmak için tek gözümü açtım baktım birde ne göreyim bu davar Efeymiş.
Hayvan şişeyin kapağının delmiş şişeye de su doldurmuş yüzüme sıkıyordu.
" Hayvan " Sinirle üzerime gülen Efeye baktım.
Allahtan çantamda kapağı delinmiş içine de su doldurulmuş bir tane şişe vardı. Eeee tedbirli olmak önemliydi.
Hemen çantama koşarak sağ köşesinden şişeyi aldım ve Efeye doğrultum üzerindeki kazak ıslanırken o da beni ıslatıyordu.
Tahtaya doğru ilerlediğimde o da arkamdan sinsi sinsi geliyordu.
İkimizde ıp ıslak olmuştuk.
" Yeter " Bağırsam da beni umursamadı elindeki şişe bitmek üzereyken artık sıkılamayacak duruma geldiğini gördüm. Tabi gelişi güzel sallarsa böyle olurdu.
Benim elimdeki su yarısına bile gelmemişti. Şimdi o korkmalıydı
Pencereye doğru kaçtığını gördüğümde
" Şimdi sen naneyi yemedin mi?" Diyerek sordum ve şişeyi sıktım.
Emre eliyle yüzünü kapatırken ben onu ıslatmak için hazırlamıştım.
Üzerine doğru sıktığımda yana doğru kaçtı.Şişeyi o yöne doğru tuttuğumda sınıf defterinin ıslandını görmem ile ağzım kocaman açıldı.
Elimdeki şişeyi yere atarak masaya doğru koştum. Allah kahretsin ıslanmıştı. Sayfalarını açıp baktığımda Allaha sükür onların kuru olduğunu gördüm.
Hocanın en son kaldığı sayfayı açarak orada bıraktım. Allaha duğa etmeye başlarken
Kahkaha sesi duymam ile başımı kaldırıp Efeye baktım.
" Komik mi lan" Beni başıyla onayladığında tam üzerine yürüyecekken içeriye şinasi hoca giriş yaptı. Efe ile bana bakarken konuşmaya başladı.
" Ne bu hal çocuklar hayvanat bahçesinden mi çıktınız?" Sorduğu soruyla Efeye baktım o da bana baktı. Birden halimize gülemeye başlayınca Efenin de güldüğünü gördüm.
Hoca ruh hastası görmüş gibi baktı.
" Hadi hadi yerinize"Şinasi hocanın Kalın sesini duymamızla doğrulduk.
Efe yerine giderken ben yere attığım şiseyi gidip çöpe attım ve Efenin yanına ilerledim.
Hoca sınıf defterine yazı yazarken yüreğim ağzıma gelmek üzereydi.
Neyse ki imzalayıp kapatmadan yanına koydu.
Efenin önümüzde oturan barışı dürterek kaş göz yaptığını gördüm.
Ne yapmaya çalıştıklarını anlamaya çalışırken Barış ıslık çalarak ayağa kalktı.
Ne oluyor lan! Katliam falan mı var?
Onunla birlikte efe de kalkınca ben de kalkmak zorunda kaldım. Çünkü Efe kolumu tutarak beni de kaldırdı.
Hayır yani arakadaş bensiz bir şey yapamıyor muydu? Gerçi o da haklı beyin olmayınca yapacak pek te bir şey kalmıyordu.
" Ne oluyor oğlum" Efe bana sus işareti yaptı.
" Sadece izle" Diyen Barışa anlamaz gözlerle baktım.
Bunlar benden gizli birşeyler çeviriyorlardı ama ne? Efe bize bakan sınıf halkına Kalkın işareti yaparak elini salladı.
Tüm sınıf Benim durumumdayken şaşkın şekilde anlamaz gözlerle efeyle barışa baktılar.Bir süre sonra onlar da ayağa kalktılar.
Bakışlarım hocaya kaydığımda ne yapmaya çalıştığımızı anlamaya çalışıyordu. Ahhh bir ben de bilsem ne yapmaya çalıştığımızı...
" Emrinizdeyiz Hocam" Diyerek bağıran efeyle barışa uzaylayız hocam demişler gibi baktım.
Ne yapıyordu lan bunlar?
Neyse ben de katılayım bari
" Bugünki dersimize tam takır
geldik yapacağınız ders için sabırsızlanıyoruz hocam"
Hoca vay anasını ben neymişim der gibi bana baktı.
Hocaya bakaraken sahte göz yaşlarımı sildim.
" Sizinle yanmaya hazırız hocam " Emelin sesini duymamla ona dönerek
" Afferin kız " Dedim. Emel sırıtarak bana bakıyordu. "Bir şey değil " dedi
" Sizinle ölmeye hazırız " Sesini duyduğum Ecede benim gibi sahte göz yaşlarını sildi.
" Siiiz siiiz siz ki bizim kaderr ortağımız" Mehmetin ağlamaklı ve kekeliyerek çıkan sesiyle gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
" Sizinle ders işlemek, ağaca konan a
bir kuşu dalgalanan denizde gezen martıyı izlemek gibi,zamanın nasıl aktığını anlayamıyoruz "
Tüm sınıfın ağzından Ooooooo nidası yükselince onlara eyvallah der gibi baktım.
" Adamı övdün mü gömdün mü hiç anlamadım" Metenin sesini duymamla ona döndüm.
" Gömmeye çalıştım ama övdüm galiba" dedim
" Duygulandırıyorsunuz beni gözlerim yaşarıyor çocuklar" Bakışlarım şinasi hocaya kaydı. Ellindeki peçeteyle burnunu sildiğini gördüm.
Ohhh bu gidişle bu ders kaynardı.
Bir süre tüm sınıf şinasi hocayı izledi.
Adam harbiden salya sümük ağlamaya başlamıştı.
" Ağlamayın hocam bizi de ağlatacaksınız" Sahte göz yaşlarımı silerek kurduğum cümleyle efenin güldüğünü hissettim.
" Bozma lan it" Bana gülerek bakan Efeye çirkefçe bağırdım.
Şinasi hoca burnundaki peçeteyi burnunda tutmaya devam ederek sınıftan çıktığında. Sabahtan beri tuttuğum gülmemi dışarı saldım.
Tüm sınıf bunu bekliyormuş gibi b
bana katıldılar.
"Flaş Flaş Falş habere hoş geldiniz bugünkü haberimiz Sümüklü Peçete Şinasi" Emre elinde tuttuğu kalemliği mikrofan yapmış haber bültenine başlamıştı.
Kahkahalarımı durdurarak onu dinlemeye başladım.
"Sümüklü peçete şinasi peçtesinden kopamıyor" Efenin kekeliyerek kurduğu cümleyle tekrardan kahkahalara boğulduk.
" Bu derste boş" Elleriyle genişce sıraya yayılan Efeyle ben de başımı masaya gömdüm.
♤♤♤
" Ne gündü ama" Sol profiliyle bana bakan Efeyi başımla onayladım.
" Allahtan sınıf defteri mevzusundan yırttık" Bu sefer de o beni başıyla onayladı.
" Eve gitmeden önce huzur evine gitsek iyi olur" Efenin kaşları çatıldı.
" Eve gidip üzerimizi değiştirdikten sonra gideriz" Dedi
Aynen kardeşim gideriz annemde öyle diyordu kadın bana seninle konuşmamam için yasak kattı sen daha uyu.
" Senin haberin yok dimi" Gözünü kırparak "Neyden" Dedi.
" Annem bir hafta seninle görüşmeme daha doğrusu evden dışarı çıkmama izin vermiyeceğini söyledi" Dedim.
" Offff " Yanaklarını şişirerek ofladığında dönüp ona baktım.
" Annen ve kuralları " Bunu diyen Efeye haylaz bir sırıtış ile baktım.
" Sence ben o kurallara uyar mıyım?"
Onun da yüzünde benimkine benzeyen sırıtış oluştu.
Huzur evinin bahçesinde yürüyorduk. Bazı neneler ve dedeler bahçesinde oturuyordu kimisinin ailesi yanında kimisinin ise gelirler umuduyla gözleri yolda. Anlamadıkları veya görmezden geldikleri şey ise beklenenlerin hiçbir zaman gelmeyeceği olduğuydu
İçeriye ilerledik.
Oturma odası gibi olan yer bizi karşılarken etrafa baktım. Efe'nin pamuk teyzesi oturmuş birşeyler örüyordu.
Bu kadının benden ne kadar nefret ettiğini bir ben bir de rabbim biliyordu.
Pamuk teyze başını kaldırdığında Efeyi gördü.
" Bu kadın bana hasta" Efe'nin Kulağıma Eğilip kurduğu cümleyle gülümsedim.
Elimi kaldırarak pamuk teyzeye el salladım. Bana ters ters bakarak bakışlarını tekrardan Efe'ye çevirdi.
Oha lan beni Efe'den kıskanıyordu.
Pamuk teyzenin bu haline hafifçe tebessüm ettim.
" Pamuk teyze beni kıyma gibi doğrayıp yemeden ben gideyim gençliğimin baharlarındayım daha ölmek istemiyorum "
Efenin dudaklarının kenarı hafif kıvrılırdı. Pamuk nenenin yanına gitti.
Kadın resmen beni bakışlarıyla yedi.
Yukarıya doğru Yaşar dedeyin yanına ilerlemeye başladım.Koridorda yürürken yaşar amcaya bakan bakıcıyla göz göze geldim.
Kadının yanına doğru ilerledim.
Sırtı bana dönük olduğu için elimle onu arkadan dürttüm.Yüzünü bana çevirdi.Bir süre anlamaz gözlerle bana baktı.Beni hatırladığında da yüzünde gülücük oluştu.
" Merhaba Efsun " Hafif tebessümle bana baktı. Ben de aynı şekilde baktım ve lafı uzatmadan konuştum
" Durumu nasıl" Dudaklarını büzdü çaresizce etrafına baktı.
" Ne sen sor ne ben söyleyeyim hiç bir ilerleme yok" Dudaklarını dişlemeye başladım. Bu adam neden yaşamak istemiyordu.
Hayat kısaydı ölümlü bir dünyadaydık. Bu dünyayı yaşamayı bilecektin. Sonuçta bir kere geliyoruz dünyaya değil mi?
" Yemek yemedi değil mi?" Başını olumsuz şekilde iki yana salladı.
" Aşağıda oturup bahçede de gezmedi değil mi?" Acı bir tebbesüm oluştu dudağında
" Evet " Dedi
" Peki anladım, görüşürüz" Başıyla beni onaylayıp işiyle ilgilenmeye devam etti.
Bende yanından geçerek Yaşar dedenin odasının kapısını çaldım. Yaşar dede buraya geldim geleli iki kere gördüğüm yaşlı bir adamdı. Birinci gelişimde benimle konuşmada da ikinci gelişimde hikaye okumuştum. Hikaye okuduğumda her ne kadar beni dinlememiş gibi davransa da dinlediğini biliyordum.
Gir sesi gelmemişti. Herzamanki gibi
Kapıyı açarak içeri girdim.
Yaşar amcanın sırtı bana dönük oturduğu küçük koltuktan dışarıyı izliyordu. Yanına oturarak bende izlemeye başladım.
Güneş bulutların arkasına saklanmıştı.Yaşar dedeye baktım. Yüzündeki acıları gördüm.Geçmişin
Yaralarının kaybolmaya yüz tutmak üzere olduğunu gördüm.
" Güneşi sever misin?" Sorduğum soruyu duyduğunu biliyordum ama bana cavap vermiyordu. Adam resmen hayata küsmüştü.
"Ben severim Hatta..." Lafımı bölen Yaşar dedenin sert sesi oldu.
" Senin sevip sevmemen beni ilgilendirmiyor, anlatsan da dinlemem çeneni boşuna yorma" Yüzüne baktım. İstifimi bozmadan gülümsedim.
" Olsun ben gene de anlatayım" Başını belli belirsiz salladı.
" Sen bilirsin" dedi
" Ben Küçükken güneşin bir şeyden korktuğunu o yüzden bulutlara saklandığını bulutların onu koruduğunu düşünürdüm"Gözümü kapatarak kurduğum bu cümleden sonra gözlerimi açtım. Beni dikkatli bir şekilde dinleyen Yaşar dedeye baktım.
Sözde beni dinlenmeyecekti. Yaşar dede ona baktığımı görünce bakışlarını üzerimden çekti. Gözlerini yüzüm hariç her yerde gezdirdi.
Bu haline istemsizce güldüm.
" Sence de korkuyormudur" Sorduğum soruya her zamanki gibi cevap vermedi.
" Peki, cevap verme" Gözleri bana kaysa da direkt geri çekiyordu.
" Sana son bir şey söyleyip gideceğim" Bana bakmıyordu bile ifadesizce dışarıyı izliyordu. Ne kadar bakmasa da beni dinlediğini biliyordum.
" Gözler yalan söylemez" Dediğim şeyle bana baktı gözleri benim üzerimdeydi.
" Hı birdeee" dedim tatlı tatlı sırıtarak bu kadar drama yeterdi ama değil mi?
" Bir dahaki sefere buraya geldiğimde seni aşağıda oturma odasında oturuyor bir şekilde görmezsem geldiğim gibi geri giderim" Kaşlarını çatarak
" O zaman gelmezsen daha iyi olur çünkü ben aşağı falan inmeyeceğim"
Hafifçe sırıttım.
" Ben genede geleceğim" Bir şey demedi umursamaz bakışlarını tekrardan dışarıya çevirdi.
Bir şey demeden dışarı çıktım.
Aşağı indim. Efeye seslenerek yanıma gelmesi için işaret yaptım.
Şahsen oraya gidip pamuk sultanla uğraşamayacaktım. Efe yaptığım el hareketiyle Pamuk teyzenin tonton yanaklarından öperek yanıma geldi.
" Nasıl senin tonton" dedim
" İyi, senin huysuz ihtiyar nasıl " Kaşlarım çatıldı.
" Ona huysuz deme!" Diyerek çemkirdim.
Benimle uğraşmak istemiyor olacak ki tamam tamam der gibi başını salladı.
Konuşa konuşa Mahalleye kadar varmıştık. Efenin evi bizim evin biraz daha gerisindeydi ama benimle birlikte eve yürüyordu.
Evimin önüne geldiğimizde
" Sonra görüşürüz lan tirreekk" Diyerek Efenin ensesine vurdum.
" Ne vuruyorsun kızım " Ona dilimi çıkartarak eve doğru koştum. Olduğu yerde başını olumsuz anlamda iki yana salladı.
Eve girip çıkmak için yaptırdığım anahtarı kapının deliğine sokarak kapıyı açtım.
Kendimi içeri atar atmaz
" ANNNEEE" Diyerek seslendim
Annemden ses gelmedi. Salona giderek orda mı diye bakmak istedim ama orada yoktu. Mutfağa giderek oraya baktığımda bana sırtını çevirmiş elindeki sebzelerle salata yaptığını gördüm.
" Ne oooo bugün beni kapılarda karşılamak yok mu?" Dudağımı büktüm.
" Hoş geldin" Kaşlarım çatıldı. Yanına giderek "Bana tirip mi atıyorsun?" Diyerek sordum. "Hayır " dedi. Yok anlamıştım normalde olsa böyle yapmaz yanağımdan makas alırdı. Elimle çenesini turarak yüzünü yüzüme çevirdim.
Annemin ağzından inleme kaçtığında çenesindeki elimi elektirik çarpmış gibi geri çektim.Ne olmuştu ki?
Yüzüne baktım. Ama morarmış bir surat beklemediğim için ağzım açık kaldı.
" Anne" Yüzünü görmüş olmama rahmen benden saklıyordu.
"Ne oldu sana? " konuşmak için dudaklarını araladığında Bana yalanlar uyandıracağını anladım.
" Doğruyu söyle anne!" Uyarı dolu sesimi duyduğunda ne diyeceğini bilmiyor gibi bakıyordu konuşmama devam ettim. "Tek bir soru tek bir cevap" Dedim. Ellerimle yüzünü nazik bir şekilde avuçladım."Sana bunu kim yaptı "
Dudaklarından tek bir kelime çıktı. Çıkan kelime sinirlerimi daha çok germeye yetmişti.
" Baban " dedi.
Sonunu yazarken bir gerilmedim değil he! Bölümü nasıl buldunuz????


