İyi okumalar
Bazen keşke çocuk kalsaydım diyorum. Çocukken ne yaparsam çocuk diyip geçerlerdi. Ama şimdi her yaptığım şey hayatımı tetikliyordu.
Hayır yani ne bu siz gençsiniz ayakları anlamıyordum ki? Yani tamam genç olabiliriz ama bu birazcık bile olsa eğlenmeyeceğiz demek degildi.
Sonuçta hepimiz eğlenmeyi severiz öyle değil mi?
Başımı kaldırıp etrafıma baktım.
İki çocuğun birbirine sinirle baktığını gördüm. dokuzuncu sınıf öğrencisi oldukları belliydi.
" Ne o lan siz niye burdasınız?" Soruyu sormamla birbirlerini öldürecekmiş gibi bakan çocukların bakışları bana döndü.
" Ona sor " Bunu diyen siyah saçlı kara gözlü bir çocuktu. Başımı bu çocuğun tam zıttı olan sarışın çocuğa çevirdim.
" Benim sevdiğim kıza göz dikti" Bunu duymamla başımı tekrardan siyah saçlı olana çevirdim. Vay ırz düşmanı
" Senin sevdiğin kız olsa ne yazar kız beni sevdikten sonra" Bir saniye hacı O zaman işler değişir aga çocuk net,yürekli konuştu.
Kızda doğru kişiyi seçmiş ama he çocukta yakışıklılık var desen vardı. Tamam sarışın olan çocuk da yakışıklıydı ama siyah daha iyiydi.
" Siz bu olay yüzünden mu bu hapishane kapılarına düştünüz"
Dediğim şeyle sarışın çocuk sırıtarak beni onaylasa da siyah olan bir şey demedi.
Siyahlıya ters bir bakış attım. Onunda bana aynı şekilde baktığını görünce dil çıkarıp sarışına döndüm.
Konuşmak için dudaklarını araladı.
" Sen neden düştün bu hapishane kapılarına " Bunu soran sarışın çocuktu. Siyaha ters bir bakış attıp sarışına baktım. Derin bir nefes alarak konuşmaya başladım.
" Hiç ya pek bir şey değil benimkisi
kapıyı kırdım sadece" Dediğim şeyle çocukların gözleri büyürken ben de dertli derli başımı salladım. Aheyy Aheyy
Müdür odasının kapısının açılma sesini duydum.Ve müdürle göz göze geldik. Adam beni gördüğü gibi derin bir nefes aldı.
Valla hocam merak etmeyin ben de meraklı degilim buraya gelmeye. Hem bu sefer suçum da yoktu ki hepsi sizin suçunuz dönemin başından beri kapının bozuk olduğunu söyleyip durduk ama siz yapmadınız.
" İçeri geçin " Müdürün sesini duymamla bakışlarımı keskinleştirdim. Ve emin adımlarla içeriye yürüdüm.
Yanımdaki kader mahkumlarına baktığımda sarışın olanın başının yere eğik olduğunu siyahlının ise onun tersine başını dik tutarak müdüre meydan okur gibi baktığını gördüm.
Terbiyesiz.
" Ooooo müdürüm nasılsınız dünden sonra" Müdürün gözü bana kaysa da bir şey demeyerek tekrardan çocuklara döndü.
İnsan bir iyiyim der. Utan utan bir de okumuş müdür olmuşsun.
"Oğlum bu kaçıncı kız meselesi için yanıma gelişiniz, hayır anlamıyorum ki kız kıtlığına mı girdiniz " Müdürün sesiyle tekrardan çocukara bakıp
" Çık çık çık" Başımı olumsuz anlamda salladığımda müdürün bana attığı olumsuz bakışları görünce boğazımı temizleyip önüme döndüm.
" Benim olanı rahat bıraksın " dedi siyahlı.
" Hiiii, saygısız biz sizin yaşınızdayken sevgili ne bilmezdik be utanın utanın"
siyahıyla döndüm bana tip tip bakıyordu. Ne var oğlum bakışı atarken bir gözümü kırpıp sağ elimi gelişi güzel salladım.
Sert bir nefes sesi işittiğimde müdüre döndüm. Adam domatese dönmüştü.
Ellimle ağzıma fermuar çekiyormuş gibi yaptım ve suçlu bir çocuk gibi önüme döndüm.
" Bana bakın bir kere daha bu konu için sizi burada görmeyeceğim anlaşıldı mı?" Müdürün sesiyle sarışın olan başını başını salladı.
Siyahlı her zamanki umursamaz bakışlarıyla müdüre bakıyordu.
" Şimdi çıkın dışarı" Siyahli sarışını beklemeden dışarı çıktığında sarı kafa arkasından bakarak göz devirdi.
Göz göze geldiğimizde bana göz kırpıp o da dışarı çıktı.
" Şimdi gelelim sana Efsun hanım "
Müdürün sesini duymamla bakışlarımı ona çevirdim.
" Gelelim müdürüm" Meydan okuyan bakışlarımı gördüğü zaman başını iki yana olumsuz bir sekilde salladı.
" Kızım sen neyin peşindesin,normal öğrenciler gibi okula gidip gelemiyor musun?"
Yok vallahi hayatımın bir günü sizden azar yemeden geçmiyor.
" Kapı kırmak ne kızım?" Bana sorduğu soruyla ona sizce o kapı niye kırıldı imasını veren bir bakış attım.
" Hocam ama biz size kapının kırık olduğunu söyledik yaptırmazsanız böyle olur" Dediğim şeyle müdür hızlı adımlarla bilgisayara gitti.
Ekranda yaklaşık iki dakika onaylandıktan sonra
" Gel bak hatanı sen gör." dedi.
Yanına ilerleyip bana doğrulttuğu ekrana baktım. Bir iki saniye boş koridoru izledim.Sonra Efe ile kendimi gördüm. Sınıfa doğru yürüyorduk. Kapının önüne geldigimdizde ise Kapıya ayağımla tekme attığım zamanki dakikayı görmemle içimden küfür ettim.
Müdür videoyu dondurdu. alttan alttan müdüre bakmaya başladım.
" Şimdi ne diyeceksin bakalım?"
Susacağımı falan mı sanıyordu?
Tabiki de susmayacaktım.Kendime belirlediğim kurallardan olan haksız bile olsan kendini savun tesadüfen sen haklı çıkabilirsi kuralını devereye soktum.
" Ama hocam fena mı olmuş? Ben o kapıya tekme atmasaydım o kapı bu gün gene düşecekti. Duğa edelim ki birinin üstüne düşmedi "
Sen ciddimisin der gibi baktı bana
Omzumu silktiğimde
" Sen o kapıya tekme atmasaydın o kapı düşmezdi Efsun" Müdüre Çok kötü bir şey söylemiş gibi baktım. Ne oldugunu anlamamış olacak ki "NE OLDU KIZIM" dedi telaşla
" Hocam siz Allahın işine mi karışıyorsunuz..." Dediğim şeyle müdür de bana hortlak görmüş gibi baktı. çık cık cık Ayıp ayıp şimdi çarpılıp başıma kalacaksın.
" Hiç yakıştıramadım hocam" Dudaklarımı bükerek başımı iki kere olumsuz anlamda salladım.
Müdür telaşla başını iki yana salladı.
" Estafurullah..." Bana baktı "Ben öyle demek istemedim sen beni yanlış anladın" dedi
Uyyy açıklamada yaparmış müdür gibi müdür be!
" Ben de öyle düşünmüştüm" Müdür bey tam ağzını açıp konuşacaktı ki kapının tıklatılma sesiyle kapıya doğru döndük.
Gelen kişi müdür yardımcısı idi.
Tekrardan müdüre baktım. Konuşmak için dudaklarını araladı.
"Bu seferlik seni affediyorum ve annene bir şey demiyorum " Bunu derken müdür yardımcısı da konuşmamızın bitmesini bekliyordu.
" Eyvallah müdürümmm" Dedikten sonra hem müdüre hem de yardımcısına baş selamı verip dışarı çıkmak için doğruldum.
Adımımı kapıdan dışarı atar atmaz zil çaldı. En azından ingilizce deri bitmişti ve şimdiki ders de boştu.
Sınıfa yönlenen adımlarımı ters yönü olan bahçeye çevirdim.Kantine doğru giderek bir banka yerleştim.
Çok zaman geçmeden Efeyle gözlerimiz kesişti. Direkt yanıma yürümeye başladı.
" İyi fırça yedin mi müdürden" Ona bıkkın bir sekilde baktım.
"Arkdaş değip bağrımıza bastık ayıp be!"Bana sırıtarak bakıyordu. Yüzümü ekşiterek onu taklit ettiğimde uzanıp işaret ve orta parmağının arasına burnumu aldı.
" Yaaa bıraksana" Beni bırakması için çemkirsem de boşunaydı hayvanın bırakacağı falan yoktu.
İlla zoru kullanacaktım yani.
Elimi kaldırıp karnına vurduğumda acıyla bağırdı. Ben burnumu tutarken o bankta iki büklüm olmuş yüzü çatılmış bir şekilde karnını tutuyordu.
" Burnumu sıkmandan nefret ediyorum" Dediğim şeyle bana bakmaya çalışsa da karnı buna engel oluyordu.
Zilin çalmasıyla Efeyi orada bırakıp sınıfa gidiyordum. Ama birden at kuyruğumdan çekilmemle çığlık attım.
Arkamı dönüp baktığımda Efe salağıyla göz göze geldim.
" Karşılıksız kalacağını falan mı sanmıştın?" Yapmacık bir şekilde dudaklarını büzdüğünde yüzüne bir tane patlatmak icin devreye ellerim girmişti ama refleksleri benim kadar iyi olamasa da iyiydi. Ve ellerimi daha yanağına deymeden tuttu.
Yanaklarımı şişirerek ofladım. Ellerinden kurtuluncada onu beklemeden yürümeye başladım.
Sınıfa girdiğimde cam kenarına geçerek oturdum. Efe odunu da yanıma geçerek oturdu.
Ders boştu. Boş dersin ne anlama geldiğini her kez bilirdi.
Akıllı tahtaya doğru yürüdüm. Aslında boş derste tahta açmak yasak idi ama kurallar çiğnemek için vardı öyle değil mi
Tahtadan şarkı açacaktım. Ama açmadan önce sınıfa söyle bir baktım ve
" Bu şarkı sizi başkası için bıraktığı kızlara gitsin" Kızlara bakaraken bunu söylediğimde tüm kızlar beni alkışladı.
Başımı cevirerek erkeklere baktım.
" Bu şarki sizi beğenmeyip bırakıp gittiği erkeğe gitsin" Tüm erkekler beni alkışlarken Efe ne açacağımı tahmin etmiş gibi sırıttı. İnternete girerek
ACAYİP HAYVANLARA BENZİRSEEN
yazdım
Sevdigim nakarat yerlerine denk getirerek dinlemeye başladık.
Cinlere şeytanlara benziyirsen
Cinlere şeytanlara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
Aaa bu ne kafiyedir açıp gelmişsen
Gözlerin gene od saçıp gelmişsen
Sanki cehhennemden kaçıp gelmişsen
" Hadi hep beraber" Bağırışımı duydukları gibi benimle beraber şarkıyı bağırmaya başladılar.
Develere hortlaklara benziyirsen
Develere hortlaklara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
Şarkının üç cümlesini atlayıp tekrardan sevdiğim yere getirdim.
Armudu isyanlara benziyirsen
Armudu isyanlara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
Şarkıyı bağırarak söylemeye devam ettiğimizde. Sırada oturan Efeye ters bir bakış attıp yanına gittim.
" Hadi kalk kalk oturmaya mı geldik?" Diyerek sordum.
Bana cevap vermesini beklemden tahtanın o tarafa götürdüm. Sınıftakilere söyle bir bakıp
" Hadi arkadaşlar sizsiz olamaz" Hepsi bunu bekliyormuş gibi yerlerinden kalkarak yanımıza geldiler.
Elimi Efenin boynuna attım hepimiz bu şekilde cember oluşturup zıplarken şarkıyı da devam ettirdik.
51 ekranlara benziyirsen
51 ekarnlara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
Şarkı devam ederken en sevdiğim nakarat kısmına gelince.
" Bakın şimdi bu kısıma bayılıyorum"
Dedim
Yüz kiloya yakın parazlaşmışsan
Kartlaşmışsan çok yaramazlaşmışsen
Saç kalmayıp başında dazlaşmışsen
Kapaksız kazanlara benziyirsen
Kapaksız kazanlara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
Acayip hayvanlara...
Şarkıyı söylerken kapının birden açılmasıyla şarkı ağzımıza tıkıldı.
Müdür sinirli bir şekilde bize bakıyordu. Gözlerimiz keştiginde sinsice sırıttım.
Elliyle alnında olşan terleri silerken ben kapı için hesap verirken tamir edilen kapıyı kapatıp sınıfa girdi.
" Bu kimin başının altından çıktı dememe gerek olduğunu sanmıyorum" Bana bakarken söylediği bu cümleyle ben de etrafıma baktım.
Evet fikir benim başımın altından çıktı.Çünkü böyle dahice fikirler anca bana yakışır dememek için kendimi zor tuttum.
Etrafa attığım bakışları kestim. Boğazımı temizleyerek müdüre döndüm. Ne tesadüfse o da bana bakıyordu.
" Senin başının altından çıktı değil mi?" Ne kadar da iyi tanıyordu beni.
" Hocam beni bu kadar iyi tanıdığınızı bilmiyordum" Dediğim seyle Efenin gülmek üzere olduğunu gördüm. Onu elimle dürterek sus işareti yaptım ama susmadı. Onun gülüşü beni de güldürürken
Müdürün sinirli sesini duydum.
" Bakalım annenin yanında da bu şekilde güle bilecek misin?"
Efenin kulağıma eğilerek
" Şimdi bittin sen" Dediğini duydum.
